Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.

Sultan Şeyh Bedir Karahan

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. 1901 yılında Kayseri iline bağlı Sarız ilçesinin Çavdar köyünde dünyaya gelmiştir. Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin ecdadı aslen Orta Asya’dan Anadoluya göçen “Müezzinoğulları” Türk boyundandır. Gülümsemesi tebessüm şeklinde olurdu. Tevazu sahibi güzel bir insandı. Tebessüm ettiği zaman etrafı muhabbet kaplar, tüm dertler unutulurdu.

Şeyh Bedir Karahan (K.S.)

Çok ağlar, az konuşurdu. Nemli bakışları etrafa feyiz saçardı. Zamanının Kutbu olan Sultan Şeyh Bedir Karahan K.S. Efendi, bu vazifesi dolayısıyla birçok iller gezmiş, örnek yaşantısı güzel ahlakı ve keskin nazarlarıyla birçok insanı İrşad edip tarikat yolunu onlara göstermiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., 32 sene Mürşid’i Kamil vazifesini yürüttükten sonra 14 Ağustos 1983 tarihinde Kayseri İlinin Pınarbaşı ilçesinde dünyasını değişmiştir ve Hakka kavuşmuştur. (Mevla Himmetlerine nail eylesin. AMİN.)

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Şeceresi

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin ecdadı aslen Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen Türk boylarındandır. Kendisine soyadlarının neden “Karahan” olduğu sorulduğunda “Bizim soyumuz tarihteki ilk Müslüman Türk devleti Karahanlılar’dan geliyor. Bundan dolayı soyadımız ‘Karahan’ dır.’‘ cevabını vermiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin kabilesinin ise Müezzinoğulları olarak bilinmektedir. Kabilenin Müezinoğulları olarak adlandırılması, Orta Asya’da İslam’ın tebliğ edildiği dönemlere dayandırılmaktadır. Riyavete göre Hz. Muhammed sav.’in neslinden bir müezzin Türklere İslam’ı tebliğ gayesiyle Orta Asya’ya gelmiş ve burada evlenerek kalmıştır. İşte bu zatın soyundan da Müezzinoğulları gelmiştir. Bedir Karahan Efendi’ye “Seyitlik” hem bu soydan hem de annesinin Ehlibeyt’ ten olması sebebiyle gelmektedir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin büyük dedesi Şeyh Mehmed adıyla maruf zamanın kamil mürşitlerindendir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., bir sohbetinde; kendisinin, soyundan gelen on üçüncü mürşit olduğunu söylemiştir. Bu durumda Peygamber Efendimiz’den bu yana soydan her asırda bir mürşit gelmiş olmaktadır.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin babası İbrahim (İbiş) Efendi çevresinde İbiş ağa diye tanınan, sofrası herkeze açık, hanesinde birçok yolcunun ikamet ettiği gönül zengini asil bir zattır. İbrahim Efendi üç kardeşiyle birlikte kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Bu hususu Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. şöyle nakletmektedir;”Babam İbiş Efendi ve diğer üç kardeşi Hasan, Hüseyin ve Keşef Kurtuluş Savaşı’na gittiler. Bunlardan HÜseyin ve Keşef seferberlik’ ten hiç gelmediler. Yıllar sonra babası İbiş Efendi’nin ise hastalanarak sivas’ta bir hastaneye yatırıldığı askeriye tarafından bize bildirildi. Babamın Sivas’ta olduğunu öğrenince kendisini almak için Sivas’a gittim. Hastaneden çıktıktan sonra alıp Kevenli’ye getirdim.” Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin babası İbiş Efendi ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. Ancak kabri Kevenli köyünde bulunmaktadır.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Tahsil Hayatı

Babası İbiş efendi, Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.nin henüz küçükken dine düşkünlüğü görünce ilim tahsili için medreseye göndermiştir. İlk olarak Pınarbaşı’nda bir müddet Kur’an tahsiline devam eden Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., hocaları tarafından çok başarılı bulunmuş ve daha ileri seviyede eğitim ve öğretim alması için Kayseri’de bir medreseye gönderilmiştir. Kayseri’de hocası Şeyh Bedreddin Efendi’den hadis, fıkıh, tefsir, arapça gibi dini tasavvufi dersleri tahsil etmiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nin çok kabiliyetli, zeki ve arif bir talebe olduğunu fark eden hocası Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. ona ilk defa tasavvuf ve tarikattan bahsederek; “Evladım, senin muhakkak bir mürşide intisap etmen gerekir.” demiştir. Bu vesileyle Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. Şeyh Baki Hoca isminde bir Allah dostuna gider ve bir müddet kendisinden tasarruf ederek tarik talibine başlar ancak, Şeyh Baki Hoca Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nın kendisindeki manen derin farklılığı anlar ki, şöyle der; ”Bedir evladım sen çok nurlu ve çok maneviyatlı birisin. Ben sana yetemiyor ve derinliğine anlam veremiyorum. Senin nasibin ve kısmetin bende değil. Kaldı ki, benimle birlikte olduğun zamanlar bile benimle değil, dünyasını değiştirmiş olan ve hiç görmediğim kendi şeyhimle (Mevlânâ Muhammed Necmeddin-i Kübra) bile tasarruf edebiliyorsun. Çok başka hallerin var. Bu nedenle evladım, sana ben yetemiyorum” deyip, Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nın kendisini tekrar Şeyh Bedrettin Efendiye yönlendirir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. Şeyh Bedreddin Efendiye geri döner. Şeyh Bedreddin Efendi Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. ile bir müddet seyr-i sulük eder ve daha sonra da Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘na fayda sağlayacak ilmin kendisinde olmadığını anlar. Bu nedenle de ilim tahsili için bir tanıdığı vasıtasıyla birlikte Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘ı Mısır’a göndermiştir. Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nin Mısır’da bir yıla yakın bir zaman kaldığı ve burada ki tahsilini hızlandırılmış şekli ile tamamlayıp döndüğü bilinmektedir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., Mısır’dan döndükten sonra Malatya’nın Hekimhan ilçesinde dört yıl askerlik yapmıştır. Askerlik görevinden sonra tekrar Kevenli köyüne dönmüştür. Sultan Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., tarikat yoluna girmesiyle birlikte sürdürdüğü ticaretini bırakmış ve kazandığı tüm maddiyat kazanımlarını Allah cc. yolunda ve hizmet amaçlı kullanmıştır. Kendisine neden ticarete devam etmediği sorulduğunda; “Mürşidimden ders alıp da tarikata girince gönlümde ilahi aşk tecelli etti. Allahu teala’nın aşkını tadınca da gönlüm dünyadan tamamen geçti. Anladım ki dünya boş, bir oyun ve oyalanmadan ibaret. Bundan sonra Allah yolunda çalıştım. İşleri de kendi haline bıraktım. Allah’ın verdiği kadar rızkımız oldu” şeklinde cevap verdiği aktarılışmıştır.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Evsafı ve Güzel Ahlakı

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. uzuna yakın orta boylu, buğday benizli, omuzları geniş bir zat idi. Keskin nazarları vardır. Elinden tuttuğu kişiler nazar ve feyzine dayanamayıp düşer, bayılırlardı. Başı sağ tarafa hafif eğikti. Hayatının son on yılında ise sakalları iyice beyazlamıştı. İbadete çok düşkündü. Namaza ehemmiyet verir, çokça Kur’an okurdu. Sünnete uyma hususunda titizlik gösterirdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., elinde tesbih, sürekli sessiz zikir halindeydi. Delail-i hayrat ve Fethiye Evradı/Evrad-ı Fethiye okuduğu günlük virtleriydi. Çok gülmezdi. Bir şeye güldüğü ya da tebessüm ettiği zaman peşinden hemen gözyaşı döker, ağlardı.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., az konuşur, az yer, az uyurdu. Konuştuğunda hayır konuşur, sükuntunda ise sürekli murakabe ve rabıta ile meşgul olurdu. Tevazu sahibiydi. Herkesle oturur, herkesle konuşur, insanların, müşküllerin yardımcı olurdu.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nın Maneviyat Derinliği

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nin çok keskin nazarları vardı, çok cezbeli idiler. Elinden tuttuğu kişiler tesirine dayanamaz, cezbelenir düşerlerdi. Herkese haline göre nasihat verir, kimseyi dışlamazdı. Cömert idi, hanesi ve sofrası her zaman misafire açıktı. Kendisine kim Allah yolunda çalışır diye sorulduğunda; “cömert olana, sofrası açık olana” derdi. Dünya kaygısı taşımaz, rızık konusunda Allah’a tevekkül ederdi. Keşif ve kerametleri aşikardı. Fakat bunlar iradesiyle değil, Allah’ın lütfu olarak görülürdü. Az ama öz konuşurdu. Kendisi ile konuşanları sabır ile dinlerdi. Konuştuğu Hak’tan, gördüğü Hak’tan işittiği Hak’tan idi. Doğru bildiği, hak bildiği konularda sözünü hiç kimseden esirgemezdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. öyle ki, kendisini gören etrafındaki tüm insanlar feyzinden cezbeye gelir ve dair bayılırlardı. Bu sebepten dolayı uzun zamanlar kendisini, köyü Kırgeçit’teki dergahına yakın bulunan bir mağarada saklamak zorunda bırakmıştır. Ancak manevi büyükler zuhurat aleminde kendisine, ”topluma karışmalısın ve insanları davet ederek onların ilmen ve fikren senden faydalanmasını sağlamalısın…” demiş, bu nedenle de mağaradaki yaşamına son verip tekrar toplum içine çıkmak zorunda kalmış ve irşad vazifesine böylelikle başlamıştır.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., çevresindeki küskünleri, aralarında kan davası olan aileleri barıştırır, daima halkın huzuru için çaba gösterirdi. İnsanlara yardımcı olur, kendisine işi düşenlerin işlerini muhakkak hallederdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., çocukları çok severdi. Cebinde her zaman şeker ve bozuk para bulundurur, yanına gelen çocuklara verirdi. Bu sebeple onu gören çocuklar hemen yanına koşarlar, elini öperlerdi.”

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., Tebessüm ettiğinde adeta etrafı muhabbet kaplar, tüm dertler kederler unutulurdu. Celallendiğinde ise yüzü farklı bir hal alır, iki kaşını ortasındaki şah damarı kalkardı ve bu açıkça görünürdü. Göğsünden kalp atışları belli olurdu. Gölgesi çok ağır, vakar sahibi biriydi. Onun gören herkes saygı göstermekten kendini alamazdı.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. kendi nefsi için kimseyi incitmez, Allah için olan meselelerde ise kimseye taviz göstermez, sadece hakkı gözetirdi. Uyku ile uyanık hali birbirine çok yakındı. Kalbi hiç uyumaz sürekli zikrederdi. Bir defasında sağ tarafına hafif yaslanmış bir halde iken mübarek dillerinden bir iki kelam dökülmüştü. O an orada bulunanlara bir şey konuştum mu diye sormuş, yanındakiler de peygamber efendimiz ile ilgili bir şeyler söylediniz dediklerinde; “Evladım, farkında değilim. Peygamber Efendimiz bir şey sordu da ona cevap verdim“ demiştir. Bu halinden anlaşılmıştır ki, aynı anda ‘Tayy-ı mekan‘ ile atmosfer değiştirmiş ve mana aleminde yolculuk yaparak sevgililer sevgilisine (Hz. Muhammed SAV.) gidip dönmüştür.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Hassasiyetleri

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. giyimine dikkat eder, temizliğe çok önem verirdi. Büyük bir manevi ağırlığı vardı. Huzurunda konuşamaz, yanına yaklaşmakta tereddüt ederdik. Konuştuğunda sesindeki yumuşaklığı duyunca kalpler sakinler, sevenleri huzur duyardı. Tebessümü ise etrafındaki herkesi mutlu etmeye yeterdi. Yanında ne kadar kalınsa da nazarına kimse doyamazdı. Onun huzurundayken Mekke’deki Beytullah kokusu ve tadı alınırdı. Onu gördüğünde ihvanların kalp çarpıntısından nefesleri kesilirdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., Etrafındakilerle karşılıklı sohbet eder, gönüllerine hitap ederdi. Resmi davranmazdı, candandı. Bu da insanları çok cezbederdi. Hal-ahvali sorduğunda;”size malumdur, siz bilirsiniz efendim!” diyenlere;”Bize Allah bildirmezse bilmeyiz evladım.” derdi. ”Allah’ı bulduğunuz zaman cehennem size cennet olur”. şeklinde derin ilimlere girerdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin bir seveni-yakını anlatıyor…

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., nin müritlerinden manen haberi olurdu. Evde veya başka bir yerde iken birden kalbimiz yanar, mürşidimiz gözümüzün önüne gelirdi. Hemen yanına gittiğimizde görürdük ki kalben bizi çağırmış. Aramızda ki bu manevi Tel/Bağ ile haberleşirdik. Mürşidimiz Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin sadece ihvanlarında değil, dünyadan hatta yerdeki karıncadan bile haberi olurdu. Çünkü o zamanının ve cihanın kutbu idi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. çok konuşmazdı. Konuştuğu zaman da çok net konuşurdu. Önemli konuları üç defa tekrarlardı. Dini konularda gereksiz çekişmelere kızardı. Bir defasında huzurunda bir konu tartışılıyordu.O sırada kendisi de sessizce Delail-i hayrat okuyordu.Birden doğrularak kitabı kapattı ve bakışlarını cemaate yönelterek; “Oğlum, bilmiyorsanız itiraz etmeyin. Bilmediğiniz konuda itiraz şeytandandır.” buyurdu.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., Hiddetlendiğinde göğsü ileri geri gider gelirdi. Tebessümü ise gönülleri feyiz saçardı. İstikamet üzere daim olmaya çok önem verirdi. ”Müridin dinini istikrarlı yaşaması lazımdır.” derdi. Bir hal zuhur ettiğinde dinde aşırıya gitmeyi ve sonra da bu hali kaybedince de dinin emirlerini terk etmeyi sevmez, hatta kızardı. Evladım;”Gösteriş, gurur, benlik insanı helake götürür. Müridin asıl gayesi Allah’ın rızası olmalıdır. Müridin bu istikamette çalışması lazımdır.” derdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. doğru, emin ve güvenilir bir insandı. Sözünde durur, ahdinden hiç dönmezdi. Haya sahibi ve engin gönüllü idi.Kendisine yapılan iltifatlara ehemmiyet vermez;”Sefil Bedir, Allah’a kul olsun yeter.” derdi. Kıymeti dünyadan göçünce anlaşıldı. Başkalarının noksan ve ayıplarıyla uğraşılmasını sevmezdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., Bu hususla alakalı olarak “Dedikodu etmeyin, yalan söylemeyin, başkalarının aleyhine atmayın, devlet ve milleti sevin, namazı kılın ve dersinize devam edin. Sizin yerinize ben yanarım.” derdi.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., özellikle de; vatan, bayrak, devlet ve millet sevgisi sonsuzdu. Allah için yaratılmışların tümünü severdi. İlim ehliyle sohbetten hoşlanır ve onları bazı konularda; “O bildiğiniz öyle değil, onun hakikati şöyle.” diye düzeltirdi. Sözü yerinde kullanır, gerektiğinde hiç esirgemezdi. ”Yufka yüreklerle yalçın dağlar aşılmaz.” dediği hala hatırımdadır. Öyle ki, devlet erkanından Merhum Adnan Menderes, Merhum Necmettin Erbakan ve Merhum Alpraslan Türkeş gibi hükümet büyükleri kendisini ziyaret etmiş ve dualarından istifade etmiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., zikir olarak en çok ‘TEHVİD ZİKRİ‘ni çekerdi. Bizlere seherde ve sabah namazından sonra tevhit zikri yaptırırdı. Az konuşurdu. Sükut halinde sürekli zikrettiğini görürdük.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin İcazeti

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., hayatta iken ihvanından hiç kimseye vekillik vermemiş, o zamanlar henüz çok küçük yaşlarda olan ve kendisini kamuoyunda ‘Muhammed Bedir Karahan’ diye tanıtan torunu, ‘Gökhan Karahan (ARAP) ‘ın ileride yerini doldurabileceğini çeşitli vesilerle yakınlarına söylemiştir.

ANCAK; torun Gökhan Karahan (ARAP), kitlesel-toplumsal ve bilimsel-ilimsel anlamda irşad edebilme donanım-kapasitesi ile manevi anlamdaki destur-düstur’a sahip olmadan gençliğinin vermiş olduğu heyecana kapılarak nefsine uymuş ve çok aceleci davranmış. Bu hal üzere de, dedesi Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’ın bizzat kendisine icazet verdiğini beyan etmek suretiyle tarikat yolunun teyammülsel adabına ve geleneksel erkanına uygun olmayan bir vaziyet almış ve şeyliğini açıklamak suretiyle mürşitlik yoluna girmiştir. Tüm bu yaşananlar nezdinde-nihayetinde dedesi olan Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin çok büyük emeklerle günümüze dek taşıdığı ve toplumca mukaddes kabul edilen ‘Ruhaniyyeti yolu‘na bağlı tarik’a-camiasındaki ihvan-ihvaneler arasında bölünmelere neden olmuştur.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘ın torunu Gökhan Karahan (ARAP), her ne kadar gençlik heyecanı ile şeyh-mürşitlik dünyasına sevhen girse de, islam dinine sağladığı fayda ile yaptığı gayretli programlar ile bu kutlu yola verdiği tüm samimi emekler, görmezden gelinemez. Bu zamanda böylesi bir önemli misyonu omzuna yükleyerek layıkıyla taşıyabilmek ve bu zor sorumluluğu da sürdürmek asla kolay değildir. Dua ve temenni odur ki kendisinin ayağına taş bile değmemesidir.” (AMİN.)

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., Öyle ki bu konuda birçok söylentiler meydana gelmiş ve halen de gelmekte. Üstelik Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. o dönemde henüz hayatta olmasına rağmen bu davranışlar gerçekleşmiştir.

”Kimileri doğrudan, kimileri de mânâdan kendilerine tarikat şeyhliği hatta mürşitliği verildiğinin beyanında bulunmuşlardır. Kimileri görevliyim, Kimileri Vekilim demiş, Kimileri ise Halifeyim diye açıklamalarda bulunmuş…”

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘ da söz konusu bu ihtilaf ve çelişkilerden dolayı yanlışlara yönelik gidişe dur demek için artık bir basın açıklaması yapmak zorunda kalmış. Tabii ki o yıllarda yapılan bu açıklama o dönemin teknolojik şartlarının ve koşullarının elverdiği ses kayıtları ile ancak gündeme getirebilmişler.

İlgili kayıtlardan sadece bir tanesini paylaşıyoruz sizlerle. Ses kaydını dinleyenler de anlayacaklardır ki tüm yetkiler Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.)‘ de. Ses kaydında Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. bunu çok net bir şekilde beyan etmiştir. Özelliklede açıklamanın içinde geçen, “Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.) için, ”O’nu benden daha ileri tutarak kendisine hürmet edin” şeklindeki detay da, artık;’Nakşibendi, Kadir-i, Rufa-i ve diğer tarik yolarının kendinden sonraki tek vazifelisi, görev ve yetkilisi tamamen Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.)‘da olduğu netlik kazanmıştır. (Allah himmetlerine nail eylesin. Amin.)

SES KAYDINI DİNLEMEK İSTEYENLER… TIKLAYIN

”Düşünebilen akıl sahipleri anlayabilir ki, Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., kendinden önce veya sonra bir  görevlendirme, tayin, atama veya her hangi bir yetkilendirme verecek olsaydı eğer, yayınlanan ses kaydı örneğindeki gibi bir seslendirme daha yaparak zaten açıklama yapabilirdi.”

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. der ki; içinde bulunduğumuz konjonktür ve zaman itibari ile artık dergahlarda oturup mürit ve ihvan beklemek doğru değildir. Tüm mesele İslamiyet’e gönül vermek ve yüce dinimiz için bir asker gibi çalışmak ki; ”Yemeğini ekmek arası yapmak suretiyle elinde yiyerek sokaklarda insanlığı hakka davet etmek gerekmektedir. Çünkü, zaman çok yakındır.” Aksi taktirde Asr süresinde Mevlanın buyurduğu gibi “insanlar hüsrandadır ancak, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna” sırrına mazhariyet olamayız.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.) ile sürdürülebilir ilişkisi

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., ihvanlarına daima Allah’ın emir ve yasaklarına uymaları, istikametten ayrılmamaları hususunda nasihatlerde bulunmuş. İcazet konusunda ise de, yerine geçecek olan yeni mürşidi kamilin ancak tarikat adabının gereği ve özelliklede silsile-i sadat-zeheb‘in usulü ve erkanı üzere yalnızca Allah cc.’dan müsade ile verilebileceğini çok defa dile getirmiştir.

Bu kapsamda kendisinin tarikat bünyesindeki makamının ‘Kutbul Aktab‘ (Cihanı-evrenin iradesini sevk ve idare eden…) derecesinde olması münasebetiyle, dünyanın doğusun da (Türkiye-türki cumhuriyetleri) bizzat kendisi tasarrufta bulunmuş.

Evrenin Batısı’nda ise de, kamuoyunda ‘Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.)” (Efendi Baba) olarak bilinen, ‘Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.)‘ü bizzat görevlendirerek Almanya’nın Münih şehrine göndermek suretiyle ‘Güneş birgün batıdan doğacak…‘ hadisi şerifinin vuku bulmasını murad ile nazar eylemiş ve Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.)‘ün kalan yaşamının tamamını Almanya başta olmak üzere tüm batı ülkelerinde camilerin açılması ve ezanların okunması, zikir meclislerinin kurulması ve islamın yaygınlaştırılması konusunda çok büyük rol oynamıştır.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin, Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.) üzerinden Şeyh Mürşid Dr. Rashid İbrahim Haake K.S. ile tasarrufuna devam etmesi

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Nevşehirli Hacı Hüseyin Gümüş (K.S.) üzerinden başlatıp sürdürdüğü, manası çok derin ve anlamlı olan bu büyük adımın devamı ve sürdürülebilirliği bağlamında ise, Kamuoyunda ‘Şeyh Mürşid Dr. Rashid İbrahim Haake K.S.‘ olarak bilinen henüz 5 yaşında iken müslüman olma şerefine nail olan Alman asıllı ve şimdilerde de İsviçre’nin Basel şehrinde görevsel anlamdaki yaşamını sürdüren Uzman Klinik Psikolog Şeyh Mürşid Dr. Rashid İbrahim Haake K.S.‘ ve kendisi gibi sağlıkçı olan eşi Hacı Kadriye hanımefendi ile batı ülkeleri başta olmak üzere ve dünya genelindeki tasarrufunu halen devam ettirmektedir.

Bu sayede binlerce insan Müslüman olup İslamla şereflenmiştir. (ALLAH cc. onlardan razı olsun…)

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., özellikle birlik ve beraberlik konusunda oldukça hassasiyet üzeredir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., özellikle birlik ve beraberlik konusunda oldukça fazla nasihatleri vardır. İhvanlarının dergah ve yolun ruhuna sadık olmalarını ve bu yoldan ayrılmamalarını istemiştir. Dergahtan ve yolun ruhundan ayrılmayıp istikamet üzere çalışan ihvanlarının başka bir arayışa girmelerine gerek olmadığını söylemiştir. İhvanların ve sevenlerinin derslerine ve hatim sohbetlerine devam etmelerine istemiş ve dünyadan göçtükten sonra himmetinin daha fazla olacağını söylemiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., vefat etmeden çok kısa bir zaman önce kendisini ziyarete gelen ihvanlarına hitaben; “Evlatlar, bu son görüşmemiz, beni bu dünyada bir daha göremeyeceksiniz. İnşallah mahşerde beraber oluruz” temennisinde bulunda sonra; “Çok müride emek ettim, çok güzel ihvanlarım yetişti ama korkarım ki benden sonra kırk sahte şeyh çıkar. Bunlar sizi aldatmasın” buyurmuştur. Bu konuyla ilgili Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nin eşi Şerife Karahan’dan nakledilen bir hatıra ise şöyledir: Eşi Şerife Karahan, bir gün Bedir Karahan Efendi’ye; “Efendi, sen ahrete göçersen bu kadar mürit ne olacak?” diye sorduğunda, Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.; “Hanım, biz ahrete göçünce himmetimiz daha güçlü olur. Kılıç kınında çıkınca daha iyi vazife yapar. Bizler beden kınından çıkınca daha iyi vazife yapar. Müritlerim vefatımdan sonra kapısına bağlı olduğu müddetçe himmetim onların üzerine olur. Lakin benliğe düşenlere himmetim olmaz” demiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.’nin Vefatı

Olağan zuhurat ve kerametleri ile çevresindeki insanları hayretler içerisinde bırakan Sultan Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., 1901 yılında teşrif ettikleri dünya hayatından 14 Ağustos 1983’te ebedi hayata intikal-irtihal etmiştir.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S. hayatının son günlerinde çevresindeki tüm sevenlerine yönelik, doğruluktan; takva ve ihlastan ayrılmamaları hususunda sürekli nasihatte bulunarak onlara adeta ahrete intikal edeceğini imasında bulunmuştur.

Ağır hasta ve halsizlikten düşkün olmasına rağmen son zamanlarını hep Kur’an okuyarak geçirmiş olan Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., vefat edeceği gün kuşluk namazını kıldıktan sonra selam vermiş ve Kur’an okumak istemiş. Hastalığı dolayısıyla yanına bulunan çocukları; “Baba, artık yeter yoruldun” dediklerinde, “yok yavrum, biraz daha okuyayım” diyerek Kur’an okumaya devam etmiştir. Kur’an okumayı bitirip, orada bulunanlara dönerek; “Evlatlarım bizden birisi vefat etti” buyurmuş ve hemen akabinde salavat-ı şerife getirip ardından da kelime-i şahadet getirerek kendinden geçmiş.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S., bu hal üzere son nefesini vererek HAKK’ın rahmetine kavuşmuştur. 1983 yılı 14 Ağustos’ta öğle vakti vefat eden Efendi’nin cenazesi aynı gün sevenleri ve ihvanlarının katılımıyla defnedilmiştir. Yaz mevsimi olmasından ötürü aşırı sıcak olmasına rağmen defin sırasında birden bire yağmurun yağması onu sevenlerin üzüntü ve ağlamasına gökyüzünün rahmetle iştirak olarak yorumlanmıştır.

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘nin türbesi Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi kabristanlığındadır. Her sene Ağustos ayında yıldönümüne münhasır ihvanlarını manen ve zahiren misafir etmektedir. (Allah cc. himmetlerini tüm insanlığa nasip etsin. AMİN.)

Sultan Şeyh Bedir Karahan (Kutbul Aktab) K.S.‘ın Mevcut Tarikat Silsilesi

Peygamber efendimiz hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.)’den başlayarak silsile isimleri sırasıyla şöyledir;

1 – Hazret-i Muhammed Mustafâ (sallâllâhu aleyhi ve sellem)

2 – Hazret-i Ebû Bekir Sıddîk (radıyallâhu anh)

3 – Selmân-ı Fârisî (radıyallâhu anh)

4 – Kâsım Bin Muhammed (rahmetullâhi aleyh)

5 – Câfer-i Sâdık (rahmetullâhi aleyh)

6 – Bâyezîd-i Bistâmî (rahmetullâhi aleyh)

7 – Ebû’l-Hasan Harakānî (rahmetullâhi aleyh)

8 – Ebû Ali Fârmedî (rahmetullâhi aleyh)

9 – Yûsuf Hemedânî (rahmetullâhi aleyh)

10 – Ebu-l Abbas Hz. Hızır (aleyihisselam)

11– Abdülhâlık Gucdüvânî (rahmetullâhi aleyh)

12 – Muhammed Ârif Rîvgerî (rahmetullâhi aleyh)

13 – Mahmûd Encîrfağnevî (rahmetullâhi aleyh)

14 – Ali Râmîtenî (rahmetullâhi aleyh)

15 – Muhammed Baba Semmâsî (rahmetullâhi aleyh)

16 – Seyyid Emîr Külâl (rahmetullâhi aleyh)

17 – Bahâüddîn Şâh-ı Nakşibend (rahmetullâhi aleyh)

18 – Alâüddîn Attâr (rahmetullâhi aleyh)

19 – Yâkub-el Çerhî (rahmetullâhi aleyh)

20 – Ubeydullah-el Ahrâr (rahmetullâhi aleyh)

21 – Muhammed Ez-Zâhid (rahmetullâhi aleyh)

22 – Derviş Muhammed İmkenegî (rahmetullâhi aleyh)

23 – Hâcegî Muhammed Semerkandi (rahmetullâhi aleyh)

24 – Muhammed El-Bâkī Billâh (rahmetullâhi aleyh)

25 – İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî (rahmetullâhi aleyh)

26 – Muhammed Mâsûm Serhendî (rahmetullâhi aleyh)

27 – Muhammed Seyfüddîn Serhendî (rahmetullâhi aleyh)

28 – Seyyid Nûr Muhammed Bedâyûnî (rahmetullâhi aleyh)

29 – Mirzâ Mazhar Cân-ı Cânân (rahmetullâhi aleyh)

30 – Abdullah Dehlevî (rahmetullâhi aleyh)

31 – Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (rahmetullâhi aleyh)

32 – Mevlânâ Osman Siraceddin (rahmetullâhi aleyh)

33 – Mevlânâ Şeyh Ömer Ziyaüddin (rahmetullâhi aleyh)

34 – Mevlânâ Muhammed Necmeddin-i Kübra (rahmetullâhi aleyh)

35 – Şeyh Baki Hocaefendi (rahmetullâhi aleyh)

36 – Kutb-ul Aktab Şeyh Bedir Karahan (rahmetullâhi aleyh)

37 – Mevlânâ Şeyh Hüseyin Gümüş (rahmetullâhi aleyh)

38 – Şeyh Mürşid Rashid İbrahim Haake (rahmetullâhi aleyh)

SİLSİLEYİ KASİDE/İLAHİ OLARAK DİNLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

KAYNAK: TANER AKKUŞ

TARİKAT SİLSİLESİ – SİLSİLEYİ HALİDİYE – SİLSİLEYİ HALİDİYYE – SİLSİLEYİ ALİYE – SİLSİLE-İ SADAT – SİLSİLE-İ ZEHEB – SİLSİLE-İ SAADAT – ALTIN SİLSİLE – SİLSİLEYİ SAADAT – SİLSİLEYİ SADAT – SİLSİLE-İ ŞERİF – SİLSİLEYİ ŞERİF – SİLSİLE İsimleri

KAYNAK; TANER AKKUŞ