TREND OLMAK MI, İZ BIRAKMAK MI?
TREND OLMAK MI, İZ BIRAKMAK MI?
Bir zamanlar insanlar hatırlanmak isterdi. Şimdi ise görünmek istiyorlar.
Eskiden bir insanın değeri, sustuğunda geride bıraktığı boşlukla ölçülürdü; bugün ise ne kadar gürültü çıkarabildiğiyle… Ve çağın en büyük yanılsaması da tam burada başlıyor zaten, sesini yükseltenin gerçekten duyulduğunu sanması. Oysa insan bazen en çok, sessiz kaldığında iz bırakır.
Bugün sosyal medya dediğimiz o devasa dijital meydanda herkes aynı anda konuşuyor, herkes bir şey anlatıyor, herkes görünmeye çalışıyor. Fakat garip bir biçimde kimse birbirine gerçekten değmiyor, parmaklarımız ekranlara temas ediyor ama ruhlarımız birbirine ulaşmıyor. Çünkü artık mesele ne söylediğin değil; kaç saniyede tüketildiğin. Bir cümle düşünülerek okunmuyor artık, bir duygu hissedilerek yaşanmıyor, bir insan tanınmıyor, sadece hızlıca kaydırılıyor.
Ve modern çağın insanı, kendi değerini görünürlüğüyle ölçmeye başladığından beri, içindeki derinliği yavaş yavaş kaybediyor.
Çünkü trend olmak başka şeydir, iz bırakmak başka. Trend olan şeyler kalabalık üretir, iz bırakan şeyler ise hafıza. Trend olan içerikler insanı birkaç saniyeliğine oyalar, iz bırakan cümleler ise yıllar sonra bile insanın içine ansızın düşer.
Bazen bir şarkıda, bazen eski bir sokakta, bazen de gecenin yarısı durduk yere akla gelen tek bir kelimede… Çünkü gerçek etki, anlık değildir, yavaş işler, sessiz büyür ve insanın içine yerleşir.
Bugün milyonlarca insan aynı anda görünür olmak için çırpınıyor, herkes aynı algoritmanın önüne biraz daha çıkabilmek için daha fazla konuşuyor, daha fazla tepki veriyor, daha fazla öfkeleniyor. Çünkü dijital düzen sakin insanı sevmez, sessizliği ödüllendirmez, derinliği sabır gerektirdiği için geri plana iter.
Algoritmalar artık karakterimizi değil, reflekslerimizi besliyor.
Bu yüzden en çok bağıran kazanıyor sanılıyor, en sert konuşan güçlü kabul ediliyor, en hızlı tepki veren “gündem” oluyor. Fakat insanlık tarihi bize başka bir şey söylüyor; gürültü çabuk büyür ama çabuk unutulur ve asıl kalanlar sessizce yer edenlerdir.
Bugün kaç kişi dünün sosyal medya fenomenlerini hatırlıyor? Kaç “viral” içerik gerçekten insan hayatına dokundu? Kaç popüler cümle yıllar sonra hâlâ anlam taşıyacak? Ama bir Sabahattin Ali cümlesi hâlâ içimizi sızlatıyor.
Bir Edip Cansever dizesi hâlâ insanın içine oturuyor.
Bazı şarkılar yıllar geçse de ilk yarayı koruyor. Çünkü onlar trend olmadı sadece; iz bıraktı. İz bırakmak emek ister, derinlik ister, yavaşlık ister ve en önemlisi de samimiyet ister.
Fakat çağımız samimiyetten çok performansı ödüllendiriyor. İnsanlar artık hissetmekten çok hissetmiş gibi görünmeye çalışıyor. Üzülmek bile bazen içerik hâline geliyor. Bir acının gerçek olup olmadığını değil, kaç etkileşim aldığını konuşuyoruz artık.
“Bir insanın değeri, geride bıraktığı izlerle ölçülür.”
Albert Schweitzer
Belki de bu yüzden bu kadar yorgunuz. Çünkü sürekli görünmeye çalışan insan, bir süre sonra kendi iç sesini duyamaz hâle geliyor. Kendini başkalarının bakışında arayan herkes, en sonunda aynasını kaybediyor. Oysa insan bazen geri çekildiğinde çoğalır.
Her şeyini sergilemeyen insanların hâlâ gizemi vardır. Her cümlesini tüketmeyen insanların hâlâ ağırlığı… Ve belki de bu yüzden gerçekten derin insanlar, hiçbir zaman kalabalığın en ortasında duranlar değildir. Onlar daha çok; az konuşup çok hissettirenlerdir. Çünkü iz bırakan insanlar bağırmaz, insanların içine yerleşir.
Bugün dünyanın en büyük yalnızlığı da burada saklı aslında. Bu kadar görünür olup bu kadar hissedilmemek… Bu kadar konuşulup bu kadar anlaşılmamak…
“İnsanlar söylediklerinizi unutabilir, yaptıklarınızı unutabilir; ama onlara hissettirdiklerinizi asla unutmaz.” Maya Angelou
Belki de çağımızın en büyük trajedisi, herkesin birbirine ulaşabildiği hâlde kimsenin kimseye dokunamıyor oluşu.
Ve insan bir noktadan sonra şunu anlıyor, trend olmak kalabalığın hafızasına girer, iz bırakmak ise insanın kalbine.
Birinin ömrü birkaç saattir.
Diğeri bazen bir ömür sürer.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.