BDU ULUSLARARASI DİPLOMATLAR BİRLİĞİ İLE SİVİL DİPLOMASİ VE İŞ DANYASI DERNEĞİ KURUCU BAŞKANI MUSA KARADEMİR, 9 MAYIS AVRUPA GÜNÜ NEDENİYLE ORTAK BİR MESAJ YAYINLADI
BDU ULUSLARARASI DİPLOMATLAR BİRLİĞİ İLE SİVİL DİPLOMASİ VE İŞ DANYASI DERNEĞİ KURUCU BAŞKANI MUSA KARADEMİR, 9 MAYIS AVRUPA GÜNÜ NEDENİYLE ORTAK BİR MESAJ YAYINLADI
Avrupa Birliği’nin temellerini atan SchumanDeklarasyonu’nun üzerinden 76 yıl geçti. Tüm dünyayı etkileyen İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden inşa edilen Avrupa, bir daha savaşmayacak şekilde oluşturulan “değerler manzumesi” ile Avrupa Birliği gibi eşi benzeri olmayan uluslararüstü bir oluşum meydana getirdi. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, eşitlik, adalet gibi temel değerler üzerinde, dil, din, ırk farklılıkları gözetmeksizin hoşgörü kültürüyle bütünleşen Avrupa ülkeleri barış ve refah içerisinde ilerlemiştir.
9 Mayıs Avrupa Günü, yalnızca Avrupa genelinde barış, dayanışma, demokrasi ve ortak kalkınmanın bir sembolü olmakla kalmayıp, aynı zamanda ülkeler arası işbirliğinin güçlendirilmesi, ekonomik entegrasyon ve ortak bir geleceğin inşası açısından da önemli bir dönüm noktasıdır.
Bugün 9 Mayıs Avrupa Günü ancak AB’nin kuruluş felsefesinden uzaklaştığını görmekteyiz. Son yıllarda genişleme politikaları, göç yönetimi, enerji güvenliği, ekonomik kırılganlıklar, küresel güç dengeleri, savaşlar, savunma politikaları karşısında AB, stratejik bir yön arayışı içerisindedir.
AB’nin kendi içinde yaşadığı çelişkiler ve uyumsuzluklar, Birliğin normatif değerler eksenli bir yapıdan giderek jeopolitik bir aktöre dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum, AB’nin kendi kuruluş ilkeleri ve değerleriyle yeniden yüzleşmek zorunda olduğu kritik bir döneme işaret etmektedir.

Bu süreçte Türkiye’ye yönelik yaklaşım ise maalesef çoğu zaman siyasi çifte standartlar, geciken müzakere süreçleri ve stratejik vizyon eksikliği ile şekillenmiştir.
Türkiye, onlarca yıldır AB’ye tam üyelik hedefini sürdüren, Avrupa’nın güvenliği, ekonomisi, enerji arzı, göç yönetimi ve bölgesel istikrarı açısından vazgeçilmez bir ülkedir. Ancak buna rağmen üyelik müzakerelerinin siyasi gerekçelerle fiilen durdurulmuş olması, AB’nin kapsayıcılık, eşitlik ve ortaklık ilkeleri açısından ciddi şekilde sorgulanmasına neden olmaktadır.
Gelinen noktada, AB’nin Türkiye’ye yalnızca bir “göç tamponu” ya da “pazar ortağı” yaklaşımıyla bakması sürdürülebilir değildir. Türkiye-AB ilişkileri; karşılıklı çıkarlar kadar, karşılıklı saygı ve eşit ortaklık anlayışı üzerine yeniden inşa edilmelidir.
Özellikle Gümrük Birliği’nin mevcut yapısı artık günümüz ekonomik gerçeklerini karşılamaktan uzaktır. Türkiye’nin karar alma mekanizmalarında yer almadan AB’nin ticaret anlaşmalarından doğrudan etkilenmesi, mevcut sistemin adil olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık yalnızca ekonomik değil, siyasi güvenin yeniden tesis edilmesi açısından da stratejik bir zorunluluktur.
AB’nin geleceği; Türkiye gibi güçlü bölgesel aktörü dışlayarak değil, kapsayıcı ve vizyoner bir ortaklık anlayışıyla şekillenebilir. Türkiye’nin tam üyelik perspektifinin sürekli ertelenmesi, yalnızca Türkiye açısından değil, Avrupa’nın küresel etkinliği açısından da önemli bir kayıptır.
9 Mayıs Avrupa Günü vesilesiyle söylemek gerekir ki: AB’nin kısa vadeli siyasi yaklaşımlar yerine, ortak tarih, ortak güvenlik ve ortak gelecek anlayışıyla, Türkiye ile ilişkilerini yeniden değerlendirmesi ve tam üyelik sürecini samimi, adil ve stratejik bir zeminde canlandırmasıdır.
Daha güçlü bir barış, diplomasi, ekonomik işbirliği ve diyalog için Türkiye ile AB arasında yapıcı, dengeli ve geleceğe yönelik ilişkiler kurulmasını bekliyoruz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.