SANAL MASADA GERÇEK KAYIPLAR

EĞİTİM 16.05.2026 - 10:54, Güncelleme: 16.05.2026 - 10:54
 

SANAL MASADA GERÇEK KAYIPLAR

Şehrin biraz dışında, birbirine benzeyen apartman bloklarının arasında yaşayan bir genç vardı ve kimsenin dışarıdan bakınca fark etmediği o sıradan hayatın içinde aslında her gün biraz daha sessizleşen, biraz daha içine kapanan, biraz daha kendi düşüncelerinin ağırlığı altında ezilen bir ruh taşımaya başlamıştı.
SANAL MASADA GERÇEK KAYIPLAR Zeynep METÇAN | İstanbul  Okuldan eve döndüğünde ilk yaptığı şey çantasını bir kenara atmak değil, telefonunu eline almak oluyordu çünkü gerçek dünyanın yoruculuğundan kaçmanın en kolay yolu artık ekranın içine sığınmaktı ve o ekran ona bir yandan sonsuz bir eğlence, bir yandan da hiç bitmeyen bir boşluk sunuyordu. Başta her şey masumdu, birkaç oyun, birkaç video, birkaç arkadaş sohbeti derken zamanla bu dünya büyüdü ve gerçek hayatın yerini almaya başladı çünkü insan bazen fark etmeden alışır ve alıştığı şeyin onu nasıl değiştirdiğini ancak kaybetmeye başladığında anlar. Bir gün bir arkadaşının önerisiyle küçük bir bahis sitesine girdiğinde bunun sadece eğlence olduğunu düşünmüştü, birkaç dakika içinde kazanılan küçük bir para ona kolay yoldan elde edilen bir şeyin heyecanını hissettirmişti ve o an fark etmediği şey, aslında o heyecanın yavaş yavaş bir bağımlılığın ilk kapısını araladığıydı. Zaman geçtikçe kaybettiği her paranın ardından yeniden denemek istedi çünkü insan kaybettiklerini geri alma fikrine tutunur ve bu tutunma çoğu zaman onu daha derin bir boşluğa sürükler ve o genç de artık sadece kazanmak için değil, kaybettiğini unutmak için o ekranın başına oturur olmuştu. Evde kimse onun içindeki bu değişimi hemen fark etmedi çünkü gençler çoğu zaman acılarını sessizlikle gizler ve aileler de çoğu zaman bu sessizliği normal bir ergenlik hali sanır ama aslında sessizlik bazen en yüksek yardım çağrısıdır. Bir süre sonra arkadaş çevresi değişti, yeni insanlar, yeni alışkanlıklar, yeni kaçış yolları hayatına girdi ve bu yolların bazıları ona kısa süreli unutulma hissi verdi ama her unutma aslında daha büyük bir yüzleşmeyi geciktiriyordu çünkü uyuşturucu ya da benzeri maddeler sadece bedeni değil, insanın kendine olan bağını da zayıflatır. Günler birbirini kovalarken o genç artık derslere odaklanamayan, uyku düzeni bozulan, ailesiyle konuşmayan ve sürekli yalnız kalmayı tercih eden birine dönüşmüştü ve en tehlikelisi de bunun bir çöküş olduğunu kendine bile itiraf edememesiydi. Bir öğretmeni bir gün onun gözlerindeki boşluğu fark ettiğinde basit bir soru sordu ve o soru aslında her şeyi değiştirecek kadar güçlüydü çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey büyük konuşmalar değil, doğru zamanda sorulan küçük bir sorudur. O soru üzerine ilk defa içindeki yükü birine anlatmaya çalıştı ve anlattıkça fark etti ki yalnız değilmiş ama yalnızlık hissi gerçek bir durumdan çok, paylaşılmayan duyguların büyüttüğü bir yanılsamaymış. Bir zamanlar sokaklarda top oynayarak büyüyen, düşüp kalkmayı arkadaşlığın içinde öğrenen, hayal kurarken gözlerinin içi parlayan çocukların yerini şimdi karanlık ekran ışıkları altında sessizce kaybolan, konuşmaktan çok içine kapanan, anlaşılmadığını düşündükçe dijital dünyanın sahte sığınaklarına kaçan bir gençlik aldı ve ne acıdır ki bu kayboluş çoğu zaman bir çığlık kadar gürültülü değil, aksine kimsenin fark etmediği ağır bir sessizlik kadar derin yaşanıyor. Bu hikâye aslında tek bir gence ait değil çünkü aynı sokaklarda, aynı evlerde, aynı ekranların ışığında benzer hikâyeler sessizce yaşanıyor ve her biri biraz daha görünmez oldukça toplum da bu sessiz çöküşe biraz daha alışıyor. Eskiden kumarbaz denildiğinde akla yetişkin insanlar gelirdi. Şimdi ise gece kulaklığını takıp ailesi uyurken telefon ekranında bahis oranı takip eden liseliler var. “Bir kere oynadım”, “Sadece eğlencesine”, “Herkes yapıyor” diye başlayan cümlelerin sonu çoğu zaman sessiz bir bağımlılığa çıkıyor. Çünkü dijital kumar, insana kaybettiğini unutturup kazanma ihtimalini sürekli canlı tutan psikolojik bir tuzak üzerine kurulu. Oysa çözüm çok uzaklarda değil, daha çok dinlemekte, daha çok anlamaya çalışmakta ve gençleri sadece uyarmakta değil, onların dünyasına gerçekten girebilmekte saklı çünkü bir insanı karanlıktan çıkaran şey çoğu zaman ona gösterilen ışıktan çok, yanında yürüyen bir eldir. Bir genç hayata tutunacak gerçek bir neden bulamazsa, onu uyuşturan her sahte kaçış zamanla daha cazip görünmeye başlayacaktır ve bizler yalnızca sonuçlara bakıp şikâyet ederken sessizce kaybolan bir neslin ardından çok geç kalmış cümleler kuracağız. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Şehrin biraz dışında, birbirine benzeyen apartman bloklarının arasında yaşayan bir genç vardı ve kimsenin dışarıdan bakınca fark etmediği o sıradan hayatın içinde aslında her gün biraz daha sessizleşen, biraz daha içine kapanan, biraz daha kendi düşüncelerinin ağırlığı altında ezilen bir ruh taşımaya başlamıştı.

SANAL MASADA GERÇEK KAYIPLAR

Zeynep METÇAN | İstanbul 

Okuldan eve döndüğünde ilk yaptığı şey çantasını bir kenara atmak değil, telefonunu eline almak oluyordu çünkü gerçek dünyanın yoruculuğundan kaçmanın en kolay yolu artık ekranın içine sığınmaktı ve o ekran ona bir yandan sonsuz bir eğlence, bir yandan da hiç bitmeyen bir boşluk sunuyordu.
Başta her şey masumdu, birkaç oyun, birkaç video, birkaç arkadaş sohbeti derken zamanla bu dünya büyüdü ve gerçek hayatın yerini almaya başladı çünkü insan bazen fark etmeden alışır ve alıştığı şeyin onu nasıl değiştirdiğini ancak kaybetmeye başladığında anlar.

Bir gün bir arkadaşının önerisiyle küçük bir bahis sitesine girdiğinde bunun sadece eğlence olduğunu düşünmüştü, birkaç dakika içinde kazanılan küçük bir para ona kolay yoldan elde edilen bir şeyin heyecanını hissettirmişti ve o an fark etmediği şey, aslında o heyecanın yavaş yavaş bir bağımlılığın ilk kapısını araladığıydı.

Zaman geçtikçe kaybettiği her paranın ardından yeniden denemek istedi çünkü insan kaybettiklerini geri alma fikrine tutunur ve bu tutunma çoğu zaman onu daha derin bir boşluğa sürükler ve o genç de artık sadece kazanmak için değil, kaybettiğini unutmak için o ekranın başına oturur olmuştu.
Evde kimse onun içindeki bu değişimi hemen fark etmedi çünkü gençler çoğu zaman acılarını sessizlikle gizler ve aileler de çoğu zaman bu sessizliği normal bir ergenlik hali sanır ama aslında sessizlik bazen en yüksek yardım çağrısıdır.

Bir süre sonra arkadaş çevresi değişti, yeni insanlar, yeni alışkanlıklar, yeni kaçış yolları hayatına girdi ve bu yolların bazıları ona kısa süreli unutulma hissi verdi ama her unutma aslında daha büyük bir yüzleşmeyi geciktiriyordu çünkü uyuşturucu ya da benzeri maddeler sadece bedeni değil, insanın kendine olan bağını da zayıflatır.

Günler birbirini kovalarken o genç artık derslere odaklanamayan, uyku düzeni bozulan, ailesiyle konuşmayan ve sürekli yalnız kalmayı tercih eden birine dönüşmüştü ve en tehlikelisi de bunun bir çöküş olduğunu kendine bile itiraf edememesiydi.

Bir öğretmeni bir gün onun gözlerindeki boşluğu fark ettiğinde basit bir soru sordu ve o soru aslında her şeyi değiştirecek kadar güçlüydü çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey büyük konuşmalar değil, doğru zamanda sorulan küçük bir sorudur. O soru üzerine ilk defa içindeki yükü birine anlatmaya çalıştı ve anlattıkça fark etti ki yalnız değilmiş ama yalnızlık hissi gerçek bir durumdan çok, paylaşılmayan duyguların büyüttüğü bir yanılsamaymış.

Bir zamanlar sokaklarda top oynayarak büyüyen, düşüp kalkmayı arkadaşlığın içinde öğrenen, hayal kurarken gözlerinin içi parlayan çocukların yerini şimdi karanlık ekran ışıkları altında sessizce kaybolan, konuşmaktan çok içine kapanan, anlaşılmadığını düşündükçe dijital dünyanın sahte sığınaklarına kaçan bir gençlik aldı ve ne acıdır ki bu kayboluş çoğu zaman bir çığlık kadar gürültülü değil, aksine kimsenin fark etmediği ağır bir sessizlik kadar derin yaşanıyor.

Bu hikâye aslında tek bir gence ait değil çünkü aynı sokaklarda, aynı evlerde, aynı ekranların ışığında benzer hikâyeler sessizce yaşanıyor ve her biri biraz daha görünmez oldukça toplum da bu sessiz çöküşe biraz daha alışıyor.

Eskiden kumarbaz denildiğinde akla yetişkin insanlar gelirdi. Şimdi ise gece kulaklığını takıp ailesi uyurken telefon ekranında bahis oranı takip eden liseliler var. “Bir kere oynadım”, “Sadece eğlencesine”, “Herkes yapıyor” diye başlayan cümlelerin sonu çoğu zaman sessiz bir bağımlılığa çıkıyor. Çünkü dijital kumar, insana kaybettiğini unutturup kazanma ihtimalini sürekli canlı tutan psikolojik bir tuzak üzerine kurulu.

Oysa çözüm çok uzaklarda değil, daha çok dinlemekte, daha çok anlamaya çalışmakta ve gençleri sadece uyarmakta değil, onların dünyasına gerçekten girebilmekte saklı çünkü bir insanı karanlıktan çıkaran şey çoğu zaman ona gösterilen ışıktan çok, yanında yürüyen bir eldir.

Bir genç hayata tutunacak gerçek bir neden bulamazsa, onu uyuşturan her sahte kaçış zamanla daha cazip görünmeye başlayacaktır ve bizler yalnızca sonuçlara bakıp şikâyet ederken sessizce kaybolan bir neslin ardından çok geç kalmış cümleler kuracağız.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.