Seyithan Deliduman: Medeniyetin Kalbi Alarm Veriyor

DİNİ HABERLER 26.05.2026 - 21:40, Güncelleme: 26.05.2026 - 21:40
 

Seyithan Deliduman: Medeniyetin Kalbi Alarm Veriyor

Aileyi Kaybedersek Geleceği de Kaybederiz
Medeniyetin Kalbi Alarm Veriyor Aileyi Kaybedersek Geleceği de Kaybederiz Prof. Dr. Seyithan Deliduman Bir dönem “Aile kurumu tehlike altında” deniliyordu… Sonra “Sessizce çöken aile” uyarıları yapıldı… Fakat bugün gelinen noktada, bu ifadeler yaşanan büyük kırılmayı anlatmaya yetmemektedir. Çünkü mesele artık yalnızca bir çözülme süreci değildir. Aile kurumu bugün sistematik biçimde aşındırılmakta ve toplumun gözü önünde ağır bir kuşatma altında tutulmaktadır. Oysa aile; sadece aynı çatı altında yaşayan bireylerin oluşturduğu hukuki bir birliktelik değildir. Aile, sevginin, saygının, sadakatin, merhametin ve sorumluluğun öğrenildiği ilk mekteptir. Devletin temeli hukuk olabilir; ancak toplumun gerçek temeli ailedir. Ne var ki modern süreç içerisinde aileyi ayakta tutan değerler giderek zayıflatılmaktadır. Sadakat değersizleştirilmekte, mahremiyet teşhir kültürü içinde tüketilmekte, fedakârlık ise çağ dışı bir yük gibi sunulmaktadır. İnsanlar birlikte yaşamanın sorumluluğundan uzaklaştırılarak yalnız ama konforlu bir hayat anlayışına yönlendirilmektedir. Bu dönüşümde özellikle gündüz kuşağı programlarının etkisini görmezden gelmek mümkün değildir. Aile mahremiyeti reyting uğruna ekranlara taşınmakta, insan onurunu zedeleyen içerikler sıradanlaştırılmakta, ihanetler, çatışmalar ve yozlaşma olağan davranış biçimleri gibi sunulmaktadır. Oysa medya yalnızca bir eğlence aracı değildir; toplumsal zihni şekillendiren güçlü bir etkidir. Sürekli maruz kalınan içerikler zamanla toplumun değer algısını değiştirmektedir. Bugün artan boşanmalar, yalnızlaşan bireyler, aile içi iletişimsizlik, çocukların gelişiminde yaşanan sorunlar ve toplumsal yabancılaşma sadece ekonomik sebeplerle açıklanamaz. Bu tablo aynı zamanda ciddi bir değer aşınmasının sonucudur. Çünkü bir toplum aileyi kaybetmeye başladığında önce huzurunu, sonra güvenini, en sonunda ise geleceğini kaybeder. Bugün tartışılması gereken temel mesele; reyting ya da sınırsız özgürlük anlayışı değil, insanı ve toplumu ayakta tutan değerlerin nasıl korunacağıdır. Zira aile sadece bir sosyal kurum değildir. Aile, medeniyetin kalbidir. Ve eğer bu gidişe karşı hâlâ etkili adımlar atılmazsa, yakın gelecekte artık korunması gereken bir aile kurumundan söz etmek bile mümkün olmayabilir.
Aileyi Kaybedersek Geleceği de Kaybederiz

Medeniyetin Kalbi Alarm Veriyor

Aileyi Kaybedersek Geleceği de Kaybederiz

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Bir dönem “Aile kurumu tehlike altında” deniliyordu…
Sonra “Sessizce çöken aile” uyarıları yapıldı…

Fakat bugün gelinen noktada, bu ifadeler yaşanan büyük kırılmayı anlatmaya yetmemektedir.

Çünkü mesele artık yalnızca bir çözülme süreci değildir. Aile kurumu bugün sistematik biçimde aşındırılmakta ve toplumun gözü önünde ağır bir kuşatma altında tutulmaktadır.

Oysa aile; sadece aynı çatı altında yaşayan bireylerin oluşturduğu hukuki bir birliktelik değildir. Aile, sevginin, saygının, sadakatin, merhametin ve sorumluluğun öğrenildiği ilk mekteptir. Devletin temeli hukuk olabilir; ancak toplumun gerçek temeli ailedir.

Ne var ki modern süreç içerisinde aileyi ayakta tutan değerler giderek zayıflatılmaktadır. Sadakat değersizleştirilmekte, mahremiyet teşhir kültürü içinde tüketilmekte, fedakârlık ise çağ dışı bir yük gibi sunulmaktadır. İnsanlar birlikte yaşamanın sorumluluğundan uzaklaştırılarak yalnız ama konforlu bir hayat anlayışına yönlendirilmektedir.

Bu dönüşümde özellikle gündüz kuşağı programlarının etkisini görmezden gelmek mümkün değildir. Aile mahremiyeti reyting uğruna ekranlara taşınmakta, insan onurunu zedeleyen içerikler sıradanlaştırılmakta, ihanetler, çatışmalar ve yozlaşma olağan davranış biçimleri gibi sunulmaktadır.

Oysa medya yalnızca bir eğlence aracı değildir; toplumsal zihni şekillendiren güçlü bir etkidir. Sürekli maruz kalınan içerikler zamanla toplumun değer algısını değiştirmektedir.

Bugün artan boşanmalar, yalnızlaşan bireyler, aile içi iletişimsizlik, çocukların gelişiminde yaşanan sorunlar ve toplumsal yabancılaşma sadece ekonomik sebeplerle açıklanamaz. Bu tablo aynı zamanda ciddi bir değer aşınmasının sonucudur.

Çünkü bir toplum aileyi kaybetmeye başladığında önce huzurunu, sonra güvenini, en sonunda ise geleceğini kaybeder.

Bugün tartışılması gereken temel mesele; reyting ya da sınırsız özgürlük anlayışı değil, insanı ve toplumu ayakta tutan değerlerin nasıl korunacağıdır.

Zira aile sadece bir sosyal kurum değildir.
Aile, medeniyetin kalbidir.

Ve eğer bu gidişe karşı hâlâ etkili adımlar atılmazsa, yakın gelecekte artık korunması gereken bir aile kurumundan söz etmek bile mümkün olmayabilir.

Habere ifade bırak !
Avukat Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN
Avukat Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.