Net Haberler
Net Haberler
Yağmur
İstanbul · 20°C
Bizi Takip Edin
14 Eylül 2026 - 22:29

İKLİM KRİZİNDE GENÇLER

Geleceğin Mirasçıları Değil, Bugünün Çözüm Ortakları

0 Okunma 0 Paylaşım
İKLİM KRİZİNDE GENÇLER

İKLİM KRİZİNDE GENÇLER

Geleceğin Mirasçıları Değil, Bugünün Çözüm Ortakları

Bir gün gençler bize şu soruyu sorabilir:

“İklimin değiştiğini biliyordunuz. Peki bizim geleceğimiz için ne yaptınız?”

Belki de iklim krizini anlatan yüzlerce sayfalık rapordan daha ağır bir sorudur bu.

Çünkü iklim krizi artık gelecekte yaşanabilecek uzak bir ihtimal değil; suyumuzdan toprağımıza, tarımdan sağlığa, şehirlerden ekonomiye kadar hayatın hemen her alanını etkileyen küresel bir gerçekliktir.

Fakat bu krizin en büyük yükünü, oluşmasında en az payı bulunan kuşaklardan biri taşıyacak:

Bugünün gençleri.

Bu nedenle gençleri iklim meselesinde yalnızca bilinçlendirilmesi gereken bir hedef kitle olarak görmek yeterli değildir.

Onları çözümün tasarımcısı, araştırmacısı, girişimcisi, teknoloji geliştiricisi ve karar ortağı hâline getirmek zorundayız.

Çünkü gençler geleceğin mirasçıları olmanın ötesinde, bugünün çözüm ortaklarıdır.

MESELE YALNIZCA SICAKLIKLARIN ARTMASI DEĞİL

İklim krizini bazen yalnızca sıcaklıkların yükselmesi üzerinden konuşuyoruz.

Oysa mesele çok daha büyük.

Su kaynaklarının azalması…

Kuraklık…

Gıda güvenliği…

Orman yangınları…

Aşırı hava olayları…

Tarım alanlarının baskı altında kalması…

Biyoçeşitlilik kaybı…

Enerji ihtiyacı…

Göç hareketleri…

Kentlerin dayanıklılığı…

Ve bütün bunların insan sağlığı, ekonomi ve sosyal hayat üzerindeki etkileri…

İklim krizi yalnızca bir çevre meselesi değildir.

Aynı zamanda kalkınma, sağlık, ekonomi, teknoloji, sosyal adalet ve gelecek meselesidir.

Dolayısıyla çözümü de yalnızca çevre politikalarının içerisinde arayamayız.

GENÇLERE KORKUYU DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETME GÜCÜNÜ VERMELİYİZ

Gençlere sürekli karamsar gelecek senaryoları anlatmanın tek başına çözüm olduğuna inanmıyorum.

“Dünya ısınıyor.”

“Su azalıyor.”

“Kuraklık geliyor.”

“Geleceğimiz tehlikede.”

Bunları bilmeleri elbette önemlidir.

Fakat ardından çok daha önemli bir cümle gelmelidir:

“Sen bu sorunun çözümünde ne üretebilirsin?”

İşte iklim eğitimindeki temel dönüşüm burada başlamalıdır.

Genç yalnızca iklim krizini öğrenmemeli;

problemi analiz etmeli,

veri toplamalı,

proje geliştirmeli,

teknoloji üretmeli,

sosyal girişim kurmalı,

yerel çözüm tasarlamalı

ve geliştirdiği çözümün etkisini ölçebilmelidir.

Böylece iklim farkındalığından iklim girişimciliğine geçebiliriz.

HER GENÇ BİR İKLİM ÇÖZÜMÜ GELİŞTİREBİLİR

Bir lise öğrencisi okulundaki su tüketimini azaltacak bir sistem tasarlayabilir.

Bir üniversite öğrencisi yapay zekâ ile su kayıplarını analiz eden bir uygulama geliştirebilir.

Bir genç girişimci tarımda daha az su kullanan teknoloji üzerinde çalışabilir.

Bir mühendislik öğrencisi atık malzemeleri yeni ürünlere dönüştürebilir.

Bir psikoloji öğrencisi iklim kaygısının gençler üzerindeki etkisini araştırabilir.

Bir iletişim öğrencisi toplumun davranış değişikliğini destekleyen yeni kampanyalar geliştirebilir.

Bir tasarım öğrencisi döngüsel ekonomiye uygun ürünler üretebilir.

Bir sosyal bilimci iklim krizinin dezavantajlı gruplar üzerindeki etkisini inceleyebilir.

Çünkü iklim meselesi yalnızca çevre mühendislerinin konusu değildir.

Her disiplinin ve her gencin çözümün içerisinde bir yeri vardır.

YEŞİL DÖNÜŞÜM AYNI ZAMANDA BİR GENÇLİK POLİTİKASIDIR

Önümüzdeki yıllarda yeşil dönüşüm yeni meslekleri, becerileri ve girişimcilik alanlarını daha da önemli hâle getirecek.

Yenilenebilir enerji…

Akıllı tarım…

Su teknolojileri…

Atık yönetimi…

Döngüsel ekonomi…

Sürdürülebilir mimari…

Karbon yönetimi…

İklim teknolojileri…

Yeşil finans…

Biyoekonomi…

Kurakçıl peyzaj…

Yeni nesil gıda sistemleri…

Bunların her biri aynı zamanda gençler için yeni bir istihdam ve girişimcilik alanıdır.

Dolayısıyla iklim politikası ile gençlik politikasını birbirinden ayrı düşünemeyiz.

Bugünün gençlerini yeşil becerilerle buluşturmak, yarının ekonomisine insan kaynağı yetiştirmektir.

ÜNİVERSİTELER KAMPÜSTEN ŞEHRE AÇILMALI

İklim krizinde üniversitelere de büyük sorumluluk düşüyor.

Üniversite yalnızca iklim değişikliğini anlatan derslerin verildiği bir yer olmamalıdır.

Aynı zamanda çözümlerin geliştirildiği bir yaşam laboratuvarına dönüşmelidir.

Enerji tüketiminden su yönetimine…

Sıfır atıktan sürdürülebilir ulaşıma…

Yeşil alanlardan gıda israfına kadar kampüsün kendisi gençlerin proje geliştirebildiği bir uygulama alanı olabilir.

Daha sonra başarılı çözümler mahallelere, ilçelere ve şehirlere taşınabilir.

Ben üniversite-toplum iş birliğinin iklim alanında büyük bir potansiyel taşıdığına inanıyorum.

Kampüste geliştirilen fikir, şehrin çözümüne dönüşebilir.

İKLİM İÇİN BEŞLİ İŞ BİRLİĞİ

İklim krizi hiçbir kurumun tek başına çözebileceği bir mesele değildir.

Bu nedenle gençleri merkeze alan güçlü bir iş birliği modeline ihtiyacımız var:

KAMU + ÜNİVERSİTE + SİVİL TOPLUM + ÖZEL SEKTÖR + GENÇLER

Kamu, politika ve koordinasyon kapasitesini;

üniversite, bilimsel bilgi ve araştırmayı;

sivil toplum, saha deneyimi ve gönüllülüğü;

özel sektör, teknoloji, yatırım ve girişimcilik gücünü;

gençler ise yaratıcılıklarını, enerjilerini ve gelecek perspektiflerini aynı masaya taşımalıdır.

Ama burada önemli bir ayrıntı var:

Gençleri masaya yalnızca dinleyici olarak çağırmamalıyız.

Onlara o masada karar ve üretim alanı açmalıyız.

İSTANBUL GENÇ İKLİM İNOVASYON LABORATUVARI OLABİLİR

İstanbul bu yaklaşım için büyük bir potansiyele sahiptir.

39 ilçenin her biri farklı bir iklim ve sürdürülebilirlik problemine çözüm geliştirilen bir pilot alan olarak düşünülebilir.

Gençlerden ekipler oluşturulabilir.

Üniversiteler mentorluk verebilir.

Kamu kurumları gerçek sorun alanlarını gençlerle paylaşabilir.

Şirketler teknoloji, veri ve finansman desteği sağlayabilir.

Sivil toplum kuruluşları uygulama sahasını güçlendirebilir.

Gençler ise İstanbul için çözümler geliştirebilir.

Su…

Atık…

Enerji…

Gıda…

Ulaşım…

Yeşil alan…

Kuraklık…

Afet dayanıklılığı…

Her başlık ayrı bir Genç İklim İnovasyon Laboratuvarı olabilir.

Başarılı pilotlar ölçülür, modellenir ve farklı ilçelere yaygınlaştırılır.

Neden İstanbul’da geliştirilen bir gençlik iklim modeli daha sonra Türkiye’nin 81 iline, ardından dünyanın farklı şehirlerine taşınmasın?

İKLİM ADALETİ KUŞAKLAR ARASI ADALETTİR

İklim krizinin belki de en önemli etik boyutlarından biri budur.

Bugün aldığımız kararların sonuçlarını yalnızca biz yaşamayacağız.

Henüz doğmamış çocuklar da yaşayacak.

Bugün tükettiğimiz su…

Kirlettiğimiz toprak…

Koruduğumuz ya da kaybettiğimiz orman…

Kurduğumuz şehir…

Tercih ettiğimiz enerji sistemi…

Aslında gelecek kuşaklara bıraktığımız dünyanın parçalarıdır.

Bu nedenle sürdürülebilirlik yalnızca teknik bir kavram değildir.

Bir neslin diğer nesle karşı sorumluluğudur.

Biz dünyayı çocuklarımızdan miras almıyoruz belki; ama onlara nasıl bir dünya bırakacağımıza bugün karar veriyoruz.

GELECEĞİ GENÇLERE BIRAKMAYALIM; GENÇLERLE BİRLİKTE KURALIM

Gençler için sık sık;

“Gelecek sizin.”

diyoruz.

Belki bu cümleyi değiştirmeliyiz.

Çünkü gençlere sorunlarla dolu bir dünyayı bırakıp “Gelecek sizin.” demek yeterli değildir.

Asıl söylememiz gereken şudur:

“Geleceği birlikte kuralım.”

Onlara temiz bir dünya bırakmak kadar, o dünyayı dönüştürebilecek bilgi, yetkinlik, teknoloji ve karar alanlarını da bırakmalıyız.

Bir gencin iklim krizine karşı geliştirdiği küçük bir fikir;

bir okulun davranışını değiştirebilir.

Bir mahallenin sorununu çözebilir.

Bir şehrin modeline dönüşebilir.

Bir ülkenin politikasını etkileyebilir.

Ve belki bir gün dünyaya örnek olabilir.

Bu nedenle iklim krizinde gençlere yalnızca bir gelecek borçlu değiliz.

Onlara bugünden söz, sorumluluk ve çözüm üretme alanı borçluyuz.

Çünkü iklim krizinin karşısındaki en büyük gücümüz yalnızca teknoloji değildir.

Bilgiyle donanmış, değerleriyle yön bulan ve çözüm üretme cesaretine sahip genç beyinlerdir.

Bir gün gençler bize;

“İklimin değiştiğini biliyordunuz. Bizim geleceğimiz için ne yaptınız?”

diye sorduklarında vereceğimiz en güzel cevap şu olsun:

“Sizin adınıza karar vermedik. Sizinle birlikte çalıştık; bilimi, teknolojiyi ve değerlerimizi buluşturarak geleceği birlikte kurduk.”

İşte o zaman yalnızca iklim krizine karşı mücadele etmiş olmayacağız.

Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmanın sorumluluğunu da yerine getirmiş olacağız.

Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar
Üsküdar Üniversitesi
Genç Beyinler Akademisi Direktörü
Toplumsal Katkı Koordinatörü

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!