Sitemap: [baseurl]/sitemap.xml
Net Haberler
Net Haberler
Yağmur
İstanbul · 16°C
Bizi Takip Edin
30 Ekim 2026 - 11:38

Hoca Görünümlü Kişiler Ne Zaman Denetlenecek? Uzmanlardan Dinî İstismar ve Toplumsal Çürüme Uyarısı

Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş: “Din adına konuşmak, yalnızca bir unvan taşımakla olmaz. Toplumu ayrıştıran, insanları birbirine düşüren ve dinî değerleri istismar eden söylemlere karşı hukuk çerçevesinde etkili mücadele yürütülmelidir.”

0 Okunma 0 Paylaşım
Hoca Görünümlü Kişiler Ne Zaman Denetlenecek? Uzmanlardan Dinî İstismar ve Toplumsal Çürüme Uyarısı

“DİN ADINA KONUŞAN HERKES TOPLUMSAL SORUMLULUĞUNU BİLMELİDİR”

Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş, televizyon ekranlarında ve sosyal medya platformlarında dinî otorite görüntüsü altında yapılan açıklamaların toplumsal etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dinî bilgilerin geniş kitlelere ulaştırılmasının önemli bir sorumluluk gerektirdiğini belirten Akkuş, özellikle bilgiye dayanmayan, kışkırtıcı, ayrıştırıcı ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren söylemlerin dikkatle ele alınması gerektiğini ifade etti.

Günümüzde dijital medyanın milyonlarca insana ulaşma gücüne sahip olduğunu vurgulayan Akkuş, dinî konularda açıklama yapan kişilerin kullandıkları dilin ve verdikleri mesajların bireylerin düşünce dünyasını, aile ilişkilerini ve toplumsal davranışlarını etkileyebildiğine dikkat çekti.

Akkuş, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün en önemli meselelerden biri, dinî bilginin hangi kaynaklara dayandırıldığı ve nasıl aktarıldığıdır. Bir kişinin kendisini hoca, âlim veya dinî otorite olarak tanıtması, söylediği her sözün doğru olduğu anlamına gelmez. Din adına konuşmak; bilgi, ahlak, sorumluluk ve samimiyet gerektirir. Özellikle geniş kitlelere hitap eden kişilerin sözlerinin toplumsal sonuçlarını hesaba katması zorunludur.”

TOPLUMSAL ÇÜRÜME VE SOSYAL SORUNLAR BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİ

Toplumda yaşanan aile içi çatışmalar, boşanma süreçleri, şiddet olayları, çocukların okul devamsızlıkları, akran zorbalığı, trafikteki tahammülsüzlük ve kişiler arası iletişim sorunlarının giderek daha fazla tartışıldığını belirten Akkuş, bu problemlerin tek bir nedene indirgenemeyeceğini ifade etti.

Ekonomik güçlükler, aile yapısındaki değişimler, psikososyal destek hizmetlerine erişim, dijital medya kullanımı ve toplumsal değerlerin aktarılması gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akkuş, dinî söylemlerin de bu geniş çerçevede ele alınmasının önemini vurguladı.

“Toplumda yaşanan her olumsuzluğu dinî söylemlere bağlamak bilimsel açıdan doğru değildir. Ancak din adına konuşan bazı kişilerin ayrıştırıcı, aşağılayıcı ve düşmanlaştırıcı ifadeler kullanmasının da görmezden gelinmesi mümkün değildir. İnsanları birbirine düşüren, aile bağlarını zedeleyen ve farklı düşünenleri hedef hâline getiren bir dil, toplumsal barışa hizmet etmez. Dinî değerlerin insanlara kazandırması gereken temel ilkeler adalet, merhamet, hakkaniyet, dürüstlük ve sorumluluktur.”

DİNÎ TARTIŞMALARDA HAKARET VE KIŞKIRTICI DİLE TEPKİ

Akkuş, dinî çevreler arasında yaşanan tartışmaların zaman zaman kişisel hakaretlere, karşılıklı suçlamalara ve kitleleri karşı karşıya getiren söylemlere dönüşmesinin ciddi bir toplumsal sorun oluşturduğunu belirtti.

Özellikle sosyal medya üzerinden yayımlanan tartışmaların, aşağılayıcı ifadelerin ve karşılıklı reddiyelerin geniş kitlelere ulaştırılmasının toplumsal iletişim kültürünü olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Akkuş, bu durumun yalnızca tartışmanın taraflarını değil, onları takip eden gençleri ve çocukları da etkileyebileceğine dikkat çekti.

Akkuş, Kur’an-ı Kerim’in Hucurât suresinin 11 ve 12. ayetlerinde alay etme, kötü lakap takma, zan ve gıybet konusunda açık uyarılar bulunduğunu hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

“İnsanlara dinî bilgi aktardığını söyleyen kişiler, öncelikle kendi sözlerine ve davranışlarına dikkat etmelidir. Birbirini aşağılayan, kitleleri karşı karşıya getiren ve dinî meseleleri kişisel husumetlerin aracı hâline getiren bir anlayış topluma örnek olamaz. Dinî tartışmaların ölçüsü hakaret değil bilgi, öfke değil hikmet, düşmanlık değil ahlak olmalıdır.”

“AMAÇ İNSANLARI SUSTURMAK DEĞİL, DİNÎ İSTİSMARI ÖNLEMEKTİR”

Dinî içeriklerin yasaklanması ve dinî açıklamalarda bulunan kişilerin susturulması yönündeki tartışmalara da değinen Akkuş, çözümün düşünce ve inanç özgürlüğünü ortadan kaldırmak olmadığını vurguladı.

Hukuka uygun dinî açıklamaların ve eleştirel tartışmaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akkuş, buna karşılık tehdit, hakaret, dolandırıcılık, hedef gösterme ve şiddete teşvik gibi eylemlerin somut olayın özelliklerine göre yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Bizim meselemiz dinin kendisi veya insanların inançlarını ifade etmesi değildir. Asıl mesele, dinî değerlerin kişisel çıkarlar için kullanılması, insanların yanlış bilgilerle yönlendirilmesi ve dinî otorite görüntüsü altında toplumsal düşmanlığın körüklenmesidir. Hiç kimse sahip olduğunu iddia ettiği dinî unvanı hukukun ve toplumsal sorumluluğun üzerinde göremez.

Bu nedenle dinî içerik üreten kişilerin bilgi kaynaklarını açıkça ortaya koyması, medya kuruluşlarının sorumlu yayıncılık ilkelerine uyması ve dijital platformlarda hukuka aykırı içeriklerle etkili biçimde mücadele edilmesi önemlidir. Denetim, keyfî yasaklama şeklinde değil; hukuka, somut delillere ve temel haklara dayalı olarak yürütülmelidir.”

DİJİTAL MEDYADA DİNÎ BİLGİ KİRLİLİĞİNE KARŞI TOPLUMSAL BİLİNÇ ÇAĞRISI

Dijital medya okuryazarlığının önemine dikkat çeken Akkuş, vatandaşların sosyal medyada karşılaştıkları her dinî açıklamayı doğruluğu araştırılmadan kabul etmemesi gerektiğini belirtti. Dinî konularda güvenilir kaynaklara başvurulmasının, farklı görüşlerin karşılaştırılmasının ve uzmanlık iddialarının sorgulanmasının önemini vurguladı.

Akkuş, özellikle çocukların ve gençlerin sağlıklı bilgiye ulaşabilmesi için ailelere, eğitim kurumlarına, medya kuruluşlarına ve ilgili kamu kurumlarına önemli görevler düştüğünü ifade etti.

Sosyal hizmetler perspektifinden değerlendirildiğinde, toplumsal sorunlarla mücadelede yalnızca cezalandırıcı yaklaşımların yeterli olmayacağını belirten Akkuş; önleyici sosyal hizmetlerin, aile danışmanlığının, psikososyal desteğin, eğitim çalışmalarının ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren projelerin birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

 

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!