UZMANLARDAN UYARI! SOSYAL MEDYA ÇOK KONTROLSÜZ, DENETİM GEREKLİ…
UZMANLARDAN UYARI! SOSYAL MEDYA ÇOK KONTROLSÜZ, DENETİM GEREKLİ…
UZMANLARDAN UYARI !
SOSYAL MEDYA ÇOK KONTROLSÜZ, DENETİM GEREKLİ
Çağın Rönesansı diye nitelendirilen internet teknolojisinin kontrol mekanizmasının kısıtlılığı ve yer yer içerik özelliğinden kaynaklı imkansızlığı, ilgili devrimin kendi içinde koca koca handikaplarını, bir başka ifade ile olumsuz yanlarının ortaya çıkarıyor.

Bu olumsuzluklardan en belirgin ve tehlikeli olanları hiç şüphesiz sanal dünyadan elde edilen, emeksiz, zahmetsiz, haksız kazanç ve bu kazancın bilhassa gençler hatta ilk okul düzeyindeki çocuklar için ciddi cazip yönünün olması. Birinci tehlike, hem otorite, hem iş dünyası, hem ticari döngü için büyük bir tehlike ve ne yazık ki yer yer kontrolü zor.

İkincisi ise daha çok küçük yaşlardaki bireylerin yaşama ilişkin algılarında var olacak yanlış düşünme şekli.

Uzmanlar konuya dair görüşlerini aşağıda tek tek dile getirmekle birlikte hepsinin ortak kanaati sosyal medyanın çok kontrolsüz bir hal aldığı ve orantılı bir denetimin mutlaka gerekli olduğudur.
Hukukçu Prof.Dr.Seyithan Deliduman:

Günümüzde sosyal medya ortamında başta hayasızca hareketler olmak üzere çok fazla sayıda suç işlendiğini, sanal kumar ve bahisler oynatıldığını, sosyal medya fenomenlerinin bazılarının davranışlarının suça teşvik mahiyetinde olduğunu ve bunların yürürlükteki kanunlara göre aslında suç teşkil ettiğini ifade etti. Prof. Deliduman ayrıca basın savcılıklarının sayısının son derece yetersiz olduğunu bu yüzden de etkin bir denetimin yapılamadığını söyledi.
Deliduman, sözlerini şöyle tamamladı; “Mesela TCK’da m. 225’te Hayasızca Hareketlerin cezası 6 aydan başlıyor. Hiç uygulandığını duydunuz mu? Yani şunu demek istiyoruz; kanunlar uygulansın ve adil bir uygulama ile söz konusu ihlallerin önüne geçilsin.”
Dijital İletişim Uzmanı Akademisyen Tuba Işık,

Sanal ortamdan haksız kazanç elde eden, kültür seviyesini geliştirmeden sadece ekonomik dünyasını yukarıya çeken, hem de toplumun gözü önünde yer yer takip edilen bireyler gelişmemiş kültür dışı duruşlarından ötürü bütün takipçiler için yer yer ayrı tehlikedir.
Paranın insana verdiği sınırsız özgürlük fikri ! Çok paranın kazanılması ve değersizliğinin sıradanlaşması yine bu hazır, emeksiz ve haksız kazancın bir başka handikapı
Çocukların bir takım kitle iletişim araçları vasıtasıyla, sanal ortamdan kazanılan paralar, nasıl kazandıkları gibi bilgilere ulaşmaları, hayallerine giden yolun bu dünyadan geçtiği fikrini onlara benimsetir. Bu ise, hele de dar gelirli ailelerin çocukları için büyük bir tehlikedir. Zira sanal dünyaya bulaşan daha iradesini kullanma yetisinden muaf çocuk, farklı sanal ortamlarda her çeşit insan modeliyle karşılaşabilir. Ve içinde taşıdığı bu zaaf onu yanlışa kolaylıkla sürükleyebilir.
HAZIR, KOLAY, HIZLI VE ÇOK PARA KAZANMAK YOLUNDAKİ DEĞERSİZLİK
Gençler, bilhassa Z kuşağı dünyaya geldikleri sanal ortamdan kaynaklı, daha az zorluk seven, daha çok hazır ve hızlı hareket eden bir yapıya sahip. Hal böyleyken, bir kısmı için hazır, hızlı, kolay ve uğraştırmayan kazanç cazip. Bu ise yer yer değersiz davranışların yer aldığı video, klip, paylaşımlarla daha mümkün. Sıradan ve normal bir tarz internet kullanıcısı tarafından çok ilgi çekmeyeceği için tıklanması düşük olacak ve çok kazanç getirmeyecektir. Gayri ahlaki tarz ve tutumlar daha fazla ilgi çekeceği için daha fazla değersizlik, marjinallik, asi bir tutum daha fazla kazanç anlamına gelebilir bir gencin zihninde.
Edebiyat yazarı Mehmet Memdoğlu,

Yerinde, zamanında ve gerektiğinde kullanılmayan her şey zararlıdır. "Sanal bağımlılık" ülkemiz ve geleceğimiz olan gençlerimiz için tehlike arz etmektedir.
Bir çok ebeveyn -bilinçsizce- altı aylık çocuğa oyun oynaması için telefon ya da tablet vermekte. Toplumun temelini anne oluşturur.
Eğitimin ilk basamağının anne ve aile olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Sanal bağımlılığı "sanal terörizm" olarak görüp, değerlendirmez ve acil çözüm bulamazsak ülke olarak maalesef ki bir kuşağı kaybedebiliriz.
Söz yazarı Şaire Nilüfer Akıngül,

Her ne kadar çocuklarımızı korumaya çalışıyor olsak da er ya da geç bu alemle hemhal olacaklardır.
İyisi mi onlara iyiyi-kötüyü, eğriyi-doğruyu biz ebeveynler (özellikle anneler) öğretmeliyiz. Dikenleri bahçeden temizleyemiyor isek çocuklarımıza o bahçede dikenlere, çalılara, pıtraklara takılmadan yahut takıldığında ne gibi ve nasıl hamlelerle onlardan kurtulacaklarını öğretmeliyiz.
Ama maalesef Türkiye gerçeğinde aileler okula, okullar ise ailelere eğitimi yüklemeye çalışmaktadır. Ailelerin öncesinde sanal deneyimleri olmadıkları için bu konuda açıkçası bilgilendirilmeleri ve gerekirse devlet tarafından desteklenen eğitimlere tabii tutulmaları gerektiğini öngörüyorum.
Eğitimci Özgür Akkuş,

Biz yetişkinler de, çocuklar da, artık başımızı telefonlardan, tabletlerden bilgisayarlardan kaldıramaz olduk, hepimiz bir şekilde sosyal alanlarımızı, işimizi, ilgili olduğumuz hemen birçok şeyi; bu önemli kaynaktan, sosyal ağlardan faydalanarak ediniyoruz ve biz de aynı zamanda özellikle Facebook, YouTube ve Instagram ağlarında birer içerik üreticisiyiz. Fakat bu şekilde ilerlemek, maalesef gençler ve çocuklara çok da iyi gelmedi.
Özellikle YouTube'un, gençler ve çocuklar arasında yaygın olarak kullanılmaya başlaması tehlikeli bir hal aldı. Çocuklar ve gençler, YouTuber dedikleri kişilerin hayatına öykünüyor, onlarla sıkı bir bağ kurarak, onları kendilerine rol model olarak alıyorlar. Onlar gibi besleniyor, giyiniyor, yaşıyor, onlar gibi de para kazanmak istiyorlar. Böylece kendi hayat gerçeklerinden kopuşlar yaşınıyor. Öylece bir neslin gözlerimizin önünde heba olmasını izliyoruz. Anne, baba ve öğretmenlerinin kontrolünden çıkmış bir nesil, YouTube’lar elinde yetişiyor.
Çocuklarımız, gençlerimiz daha kendi ana dillerini doğru- düzgün konuşamaz hale geldi. Kendisini ifade edemeyen, kendi dünyası içinde karışık, kaoslu bir genç güruh hepimizi ürkütmeye başladı. YouTube videoları izleme yaşı 3' e düştü. Anneler bebeklerine mama yedirirken bile video izlettiriyor. Bu yüzden önce işe annelerden başlamalı, anneler YouTube' un kendi içinde geliştirdiği önlem sistemlerini uygulamalıdır, ekran kısıtlamasına gitmelidir. Okul başarısı düşen, sosyal yönü zayıf, ekran bağımlısı çocuklarımız için tüm ailelere, bu dönemi sağlıklı atlatmaları için, ergen psikoloğu veya uzman bir pedagog desteği almayı öneriyoruz.
Gençler ve çocuklarımızın bu platformlardan daha sağlıklı bir şekilde faydalanması için dijital etik ilkeleri çerçevesinde oluşturulan sistemleri daha işlevsel hale getirmeliyiz. Dijital etik kapsamında sorunların çözümüne geçilmesine ve en önemlisi dijital vatandaşlık becerilerinin topluma kazandırılmasına başlanmalıdır.
Eğitimci ve Kişisel Gelişimci Hazal Çelikdemir,

Doğru ve dengeli kullanılmayan bazı popüler sosyal medya uygulamaları olan “Youtube-TikTok-Snapchat-İnstagram- Facebook..vb” uygulamaları herkes tarafından yoğun kullanılması kişilerin hayatlarını olumsuz yönde etkilemektedir.
Özellikle “YouTube-TikTok”un kişinin benlik saygısına zarar verdiği, bilişsel gelişimi olumsuz etkilediği, paylaşımlarına gelen beğeni ve yorumların beyinlerdeki “ödül merkezini” harekete geçirdiği ve en ufak bir eleştirinin kullanıcıyı travmatize ettiği-psikolojik bunalımlar yaşattığı bilinen bir gerçektir.
Özellikle “YouTube ve Tiktok” kullanıcıları siber zorbalığa yani dijital kanallar aracılığıyla yapılan saldırılara-kişilik haklarına saygısız davranmalarına karşı savunmasız kalabilirler.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.