Seyithan Deliduman: Geciken Adalet, Toplumsal Güveni Aşındırır
Seyithan Deliduman: Geciken Adalet, Toplumsal Güveni Aşındırır
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in uzun süren yargılamalara ilişkin yaptığı açıklamalar, aslında toplumun yıllardır dile getirdiği önemli bir sorunun devletin en üst hukuk yönetimi tarafından açık biçimde kabul edildiğini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Özellikle boşanma ve kira tahliye davalarının yıllarca sonuçlanmaması yalnızca teknik bir yargı sorunu değil, doğrudan doğruya bir hak ihlali meselesidir.
Geciken Adalet, Toplumsal Güveni Aşındırır
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Çünkü adaletin temel şartlarından biri, hukuki uyuşmazlıkların makul sürede çözüme kavuşturulmasıdır. Bir davanın yıllarca sürmesi, çoğu zaman verilen kararın etkisini de zayıflatmaktadır. Nitekim hukuk tarihinde sıkça ifade edilen “geciken adalet, adalet değildir” sözü tam da bu gerçeğe işaret etmektedir.
Bugün vatandaşların yargıya yönelik en büyük serzenişlerinden biri, haklı olup olmadığını öğrenmek için yıllarca beklemek zorunda kalmalarıdır. Özellikle aile hukukunda yaşanan gecikmeler, taraflar üzerinde yalnızca hukuki değil, psikolojik ve sosyolojik yıkımlar da oluşturmaktadır. Bitmiş bir evliliğin yıllarca devam eden dava dosyaları içinde sürüncemede bırakılması, çoğu zaman tarafların hayatını adeta askıya almaktadır. Çocuklar ise bu sürecin en ağır mağdurları haline gelmektedir.
Benzer şekilde kira tahliye davalarında yaşanan gecikmeler de toplumdaki ekonomik gerilimi artırmaktadır. Ev sahibi mülkiyet hakkını kullanamadığını düşünmekte, kiracı ise sürekli dava baskısı altında yaşamaktadır. Özellikle büyükşehirlerde derinleşen konut krizinin yargısal süreçlerle daha da ağır hale geldiği görülmektedir.
Oysa adil yargılanma hakkı yalnızca bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılanmayı ifade etmez. Aynı zamanda makul sürede karar verilmesini de kapsar. Bu husus hem Anayasal güvence altındadır hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında açık biçimde vurgulanmaktadır. Uzun süren yargılamalar, bireyin devlete ve hukuk sistemine duyduğu güveni zedelemektedir.
Elbette mesele yalnızca hâkim sayısını artırmakla çözülebilecek kadar basit değildir. Bilirkişilik sisteminden usul hükümlerine, istinaf süreçlerinden dijital altyapıya kadar çok yönlü bir reform ihtiyacı bulunmaktadır. Özellikle teknolojinin sunduğu imkânlardan daha etkin yararlanılması, yapay zekâ destekli hukuki analiz sistemlerinin geliştirilmesi ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının güçlendirilmesi artık bir tercih değil zorunluluktur.
Kuşkusuz hızlı yargılama adına savunma hakkının zedelenmesi de kabul edilemez. Ancak gereksiz usul işlemleri, yıllarca ertelenen duruşmalar ve formalizmin adaletin önüne geçmesi de hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Esas olan; hem adil hem makul sürede işleyen bir yargı düzeninin kurulabilmesidir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu soruna dikkat çekmesi, yargı sisteminde yeni bir dönüşüm iradesinin işareti olarak değerlendirilmelidir. Çünkü vatandaş artık yalnızca karar değil, zamanında karar istemektedir. Devletin gücü yalnızca kanun yapmakla değil, o kanunları etkili ve gecikmeksizin uygulayabilmekle ölçülür.
Unutulmamalıdır ki;
adaletin geciktiği yerde yalnızca davalar uzamaz, toplumun hukuka olan inancı da yavaş yavaş aşınır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.