Seyithan Deliduman Eleştiri Ahlakı: İnsanı Değil, Yanlışı Hedef Almak
Seyithan Deliduman Eleştiri Ahlakı: İnsanı Değil, Yanlışı Hedef Almak
Toplum hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri eleştiridir. Eleştirinin olmadığı yerde gelişim zayıflar, yanlışlar büyür ve hakikat çoğu zaman görünmez hale gelir. Ancak eleştiri yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, eleştirinin insanı yok etmeye değil, yanlışı düzeltmeye yönelik olmasıdır. Ne yazık ki günümüzde bu hassas çizginin giderek kaybolduğunu görmekteyiz.
Eleştiri Ahlakı: İnsanı Değil, Yanlışı Hedef Almak
Prof.Dr. Seyithan Deliduman
Toplum hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri eleştiridir. Eleştirinin olmadığı yerde gelişim zayıflar, yanlışlar büyür ve hakikat çoğu zaman görünmez hale gelir. Ancak eleştiri yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, eleştirinin insanı yok etmeye değil, yanlışı düzeltmeye yönelik olmasıdır. Ne yazık ki günümüzde bu hassas çizginin giderek kaybolduğunu görmekteyiz.
Özellikle sosyal medya çağında insanlar çoğu zaman bir davranışı eleştirmekle yetinmemekte, doğrudan kişinin özel hayatını, geçmişini, şahsi kusurlarını ve zayıf yönlerini gündeme taşımaktadır. Oysa medeni ve ahlaklı bir eleştiride esas olan, kişinin şahsiyetini hedef almak değil; ortaya koyduğu yanlış davranışı değerlendirmektir.
Bir insanın fikri yanlış olabilir, davranışı hatalı olabilir, topluma zarar veren bir söylem ortaya koymuş olabilir. Bunlar elbette eleştirilebilir. Hatta toplumsal düzen açısından bazı yanlışların güçlü şekilde eleştirilmesi de gereklidir. Ancak eleştiri yapılırken kişinin şahsi günahlarını, özel hayatını veya kişisel zaaflarını ortaya dökmek; çoğu zaman haklı eleştiriyi dahi haksız hale getirmektedir.
Velev ki kişi “şâribü’l-leyli ve’n-nehâr” olsun… Yani gece gündüz hata içerisinde yaşayan biri olsun… Buna rağmen insanlara düşen ilk görev, onun bütün kusurlarını teşhir ederek kişiliğini parçalamak değildir. Çünkü ahlak, yalnızca doğru insanlara gösterilen bir nezaket değil; hata yapan insana karşı da ölçüyü koruyabilme erdemidir.
Eleştiride amaç intikam değil, ıslah olmalıdır. Eğer yapılan eleştiri kişiyi tamamen aşağılamaya, toplum önünde küçük düşürmeye ve itibarsızlaştırmaya dönüşüyorsa, artık orada yapıcı eleştiriden değil; yıkıcı bir teşhir anlayışından söz etmek gerekir.
Kadim medeniyetimizde “ayıp örtmek” önemli bir ahlaki ilke olarak kabul edilmiştir. Çünkü insanların kusurlarını yaymak toplumu düzeltmez; aksine kin, öfke ve güvensizlik üretir. İnsanlar birbirinin açığını aramaya başladığında sosyal hayat sertleşir, samimiyet azalır ve toplum giderek daha kırılgan hale gelir.
Bugün dijital dünyada birkaç saniyelik görüntülerle insanlar yargılanmakta, özel hayatlar milyonların önüne taşınmakta ve adeta toplumsal infaz yapılmaktadır. Oysa hukukta olduğu gibi ahlakta da ölçülülük esastır. Bir yanlış davranışı eleştirirken bile insan onurunu koruyabilmek gerekir.
Unutulmamalıdır ki herkes hata yapabilir. Bugün eleştirilen kişinin yerine yarın başkası, hatta eleştiren kişinin kendisi geçebilir. Bu nedenle insanlara karşı kibirle değil, vicdanla yaklaşmak gerekir.
Netice itibarıyla; yanlış davranışlar elbette eleştirilmelidir. Ancak eleştiri yapılırken kişinin şahsi kusurları, özel hayatı ve kişisel zaafları değil; yalnızca yanlış davranışın kendisi hedef alınmalıdır. Çünkü gerçek ahlak, insanı tamamen yok etmeden yanlışı düzeltebilmektir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.