Sessizlerin sesi olmayı hatırlatan gün 4 Nisan!
Sessizlerin sesi olmayı hatırlatan gün 4 Nisan!
Nisan’ın sabahı, şehrin gürültüsünün henüz tam anlamıyla uyanmadığı o ince vakitte, kaldırımların kenarında sessizce kıvrılmış bir canlının gözlerine ilişen ilk ışıkla birlikte, insan olmanın ne demek olduğunu yeniden düşünmeye çağıran derin bir sızı gibi doğar içimize; çünkü 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü, yalnızca bir farkındalık günü değil, aynı zamanda vicdanın susmaması gerektiğini haykıran görünmez bir çağrıdır.
4 Nisan… Sessizlerin sesi olmayı hatırlatan bir gün.
Zeynep MERTÇAN | İstanbul
Bu çağrı, kimi zaman yağmur altında ıslanmış tüylerin arasından titreyen bir bakışta, kimi zaman soğuk bir gecede bir apartman boşluğuna sığınmaya çalışan ürkek adımlarda, kimi zaman da çöplerin arasında karnını doyurmaya çalışan bir yaşamın onurunda yankılanır; ve bizler, modern hayatın hızına kapılıp giderken, aslında her gün gözlerimizin önünden geçen bu sessiz hikâyelerin ne kadarını gerçekten görüp ne kadarını görmezden geldiğimizi fark etmeden yaşarız.
Oysa bir şehrin gerçek medeniyeti, yüksek binalarında, geniş caddelerinde ya da parlak vitrinlerinde değil; en savunmasız canlılarına gösterdiği şefkatte saklıdır ve bu şefkat, çoğu zaman büyük sözlerle değil, küçük ama anlamı derin dokunuşlarla var olur: bir kap suyun kenara bırakılışında, bir parça yemeğin paylaşılmasında, korkuyla yaklaşan bir canlının güvenebileceği bir bakışta…
Çünkü hayvanlar, bizden ne fazlasını ister ne de eksisini; onlar yalnızca yaşamayı, korkmadan yürümeyi, acı çekmeden var olmayı isterler ve bu istek, aslında insanın kendi varoluşuyla kurduğu en saf bağlardan biridir; zira bir canlının yaşam hakkına duyulan saygı, insanın kendi insanlığına duyduğu saygının en açık göstergesidir.
Belki de en acı olan, onların bize olan güvenini çoğu zaman bizlerin kırmasıdır; çünkü bir zamanlar sevgiyle yaklaştıkları ellerden zarar gören, bir zamanlar sıcak bir yuva hayali kurarken sokağa terk edilen o masum varlıklar, yine de insanı sevmekten vazgeçmezler ve işte tam da bu yüzden, onların affediciliği bizim utancımız, sadakatleri ise bizim sınavımız olur.
Bu yüzden 4 Nisan, yalnızca bir hatırlama değil, aynı zamanda bir yüzleşme günüdür; görmezden geldiklerimizle, sustuklarımızla, “ben ne yapabilirim ki” diyerek geri çekildiğimiz anlarla yüzleşme… ve belki de bu yüzleşmenin ardından, çok küçük görünen ama aslında bir hayatı değiştirebilecek kadar büyük adımlar atma günüdür.
Çünkü dünya, büyük değişimlerle değil, küçük iyiliklerin birikimiyle dönüşür; ve bir gün, bir sokak köşesinde susuz kalmış bir hayvan için bırakılan su kabı, sadece onun hayatını değil, o an insanlığın kaybolmaya yüz tutmuş tarafını da kurtarır.
Unutulmamalıdır ki;
bir hayvanın gözlerinde korku yerine güveni görmek,
bir şehrin en büyük başarısıdır.
Okuduğunuz için teşekkür ederim,
Zeynep Merçan
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.