ŞEHİT ANALARININ DESTANI

GÜNDEM 08.03.2026 - 17:42, Güncelleme: 08.03.2026 - 17:42
 

ŞEHİT ANALARININ DESTANI

Ve 8 Mart… Dünya bugün kadınları konuşuyor. Çiçekler veriliyor, güzel sözler söyleniyor, mesajlar paylaşılıyor. Ancak bu topraklarda 8 Mart’ın anlamı bazen bir çiçekten, bir kutlamadan çok daha derindir. Çünkü bu ülkenin tarihinde bazı kadınlar vardır ki, onların hayatı yalnızca bir günle anlatılamayacak kadar büyük bir fedakârlığın adıdır.
Zeynep Merçan Bu kadınlar; evlatlarını yalnızca büyüten anneler değil, onları bir gün vatan uğruna toprağa uğurlayabilecek kadar yüce bir yüreğe sahip annelerdir. Bundan tam 33 yıl önce, bir anne yaşamının en ağır sınavlarından birini verdi: Şehit Astsubay Namık Ayhan Akbaba. Vatan toprakları için canını feda eden binlerce şehidimizden biri… Bir evlat, bu vatanın bayrağı yere düşmesin diye canını feda etti ve o günden sonra bir annenin kalbinde hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Binlerce annenin yüreğinde olduğu gibi… Fakat bazı acılar insanı yalnızca kırmaz; aynı zamanda büyütür, olgunlaştırır ve bir davaya dönüştürür. İşte o annelerden biri, İstanbul Şehit Anaları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Pakize Akbaba. Şüphesiz bir anne için evlat, dünyanın en kıymetli emanetidir. Onun ilk adımını görmek, ilk sözünü duymak ve hayatının her anına tanıklık etmek… Bir annenin bütün dünyası çoğu zaman bir çocuğun gülüşünde saklıdır, takdir edersiniz ki. Ama bazı anneler vardır ki, o gülüşü bir gün vatan toprağına emanet etmek zorunda kalır. Ve işte o an, tam da o an zaman bir annenin kalbinde başka türlü akmaya başlar. Acı çok büyüktür, eksiklik çok büyüktür. Fakat o anneler, gözyaşlarını bir gururun arkasına saklamayı öğrenirler. Çünkü bilirler ki; evlatlarının adı artık yalnızca bir evin içinde değil, bir milletin hafızasında yaşamaktadır. Pakize Akbaba da tam 33 yıldır bu ağır ama onurlu yükü taşıyan annelerden biridir. O yalnızca kendi acısını yaşamayı seçmemiştir. Tam tersine, aynı kaderi paylaşan diğer şehit anneleriyle omuz omuza durmuş, onların sesi olmuş, onların yüreğini anlamış ve bir dayanışmanın kapısını aralamıştır. Çünkü şehit anneleri birbirlerinin gözlerine baktığında kelimelere ihtiyaç duymazlar. Aynı kaderi yaşamış insanların kurduğu o sessiz bağ, her şeyden daha güçlüdür. Bu yüzden yıllardır bir araya gelirler. Birbirlerine güç verirler. Acılarını değil, metanetlerini paylaşırlar. Türk tarihi incelendiğinde, şehit annelerinin fedakârlığı sadece bugünün değil, asırlar boyunca Yüce Türk Milleti’nin kaderini şekillendiren en büyük güçlerden biri olmuştur. Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan günümüze kadar nice anne, evladını vatan için uğurlarken gözyaşını içine akıtmış, ama başını hiçbir zaman eğmemiştir. Çanakkale’de cepheye giden oğluna “Vatan sağ olsun” diyerek mendil sallayan Anadolu anaları; Kurtuluş Savaşı’nda sırtında cephane taşırken evladını kaybeden ama yürümeye devam eden kadınlar… Hepsi aynı destanın kahramanlarıdır. Bu yüzden Türk Milleti’nde şehit annesi olmak, yalnızca büyük bir acının değil; aynı zamanda büyük bir onurun ve vakarın da adıdır. Çünkü bu toprakların tarihi, yalnız kahraman evlatların değil, o kahramanları yetiştiren yüce annelerin de tarihidir. Şehit annelerinin dili farklıdır: Onların dili sabrın dilidir. Onların dili vakarın dilidir. Ve her şeyden önce onların dili mükemmel bir vatan sevgisinin dilidir. Bugün Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi’nde, Şube Başkanı Mehmet Akar, Başkan Yardımcısı Volkan Şimşek ve Örgütlenme Komisyonu Üyesi Ayhan Özyürek tarafından gerçekleştirilen plaket takdimi işte bu yüzden sadece bir teşekkür değildir. Bu plaket; Bir annenin yüreğine yazılmış tarihe saygıdır. Bir evladın kanıyla yazılmış bağımsızlığa minnettarlıktır. Bir milletin, fedakârlığın karşısında duyduğu derin vefanın ifadesidir. Çünkü bazı anneler yalnız kendi çocuklarını büyütmez. Onlar aynı zamanda bir milletin vicdanını da büyütür. Bugün Pakize Akbaba’ya uzatılan bu plaket, aslında yalnızca bir anneye değil; bu ülkenin bütün eli öpülesi şehit annelerine uzatılmış bir saygı duruşudur. Bu ülkenin sokaklarında özgürce yürüyebiliyorsak, şanlı Türk Bayrağımız gökyüzünde dalgalanıyorsa ve çocuklarımız yarınlara umutla bakabiliyorsa… Bunun ardında nice annelerin sabrı, gözyaşı ve dimdik duran yüreği vardır. Ve o yüreğin adı bazen Pakize Akbaba olur, bazen adı bilinmeyen başka binlerce şehit annesi… Ve hepsinin hikâyesi aynı cümlede birleşir: Vatan sevgisi, bir annenin yüreğinde en ağır ama en onurlu emanettir. Bugün verilen plaket bir metal parçasından ibaret değildir; bir milletin minnettarlığını simgeler. Çünkü bazı anneler vardır ki, onların kalbinde zaten dünyanın hiçbir ödülüyle ölçülemeyecek bir onur taşınır: Şehit annesi olmak. Ve bu büyük fedakârlığın karşısında bu milletin söyleyebileceği en anlamlı sözlerden biri, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz ifadesidir: “Şehit anaları! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır ve huzur içindedirler. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Bu söz, yalnızca bir teselli değil; aynı zamanda bir milletin şehitlerine ve onların annelerine verdiği ebedî sözün ifadesidir. Bugün ve her zaman… Bu millet, o yüreğin önünde saygıyla eğilmeye devam edecektir. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Zeynep Merçan
Ve 8 Mart… Dünya bugün kadınları konuşuyor. Çiçekler veriliyor, güzel sözler söyleniyor, mesajlar paylaşılıyor. Ancak bu topraklarda 8 Mart’ın anlamı bazen bir çiçekten, bir kutlamadan çok daha derindir. Çünkü bu ülkenin tarihinde bazı kadınlar vardır ki, onların hayatı yalnızca bir günle anlatılamayacak kadar büyük bir fedakârlığın adıdır.

Zeynep Merçan

Bu kadınlar; evlatlarını yalnızca büyüten anneler değil, onları bir gün vatan uğruna toprağa uğurlayabilecek kadar yüce bir yüreğe sahip annelerdir.

Bundan tam 33 yıl önce, bir anne yaşamının en ağır sınavlarından birini verdi: Şehit Astsubay Namık Ayhan Akbaba. Vatan toprakları için canını feda eden binlerce şehidimizden biri… Bir evlat, bu vatanın bayrağı yere düşmesin diye canını feda etti ve o günden sonra bir annenin kalbinde hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Binlerce annenin yüreğinde olduğu gibi…

Fakat bazı acılar insanı yalnızca kırmaz; aynı zamanda büyütür, olgunlaştırır ve bir davaya dönüştürür. İşte o annelerden biri, İstanbul Şehit Anaları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Pakize Akbaba.

Şüphesiz bir anne için evlat, dünyanın en kıymetli emanetidir. Onun ilk adımını görmek, ilk sözünü duymak ve hayatının her anına tanıklık etmek… Bir annenin bütün dünyası çoğu zaman bir çocuğun gülüşünde saklıdır, takdir edersiniz ki.

Ama bazı anneler vardır ki, o gülüşü bir gün vatan toprağına emanet etmek zorunda kalır. Ve işte o an, tam da o an zaman bir annenin kalbinde başka türlü akmaya başlar. Acı çok büyüktür, eksiklik çok büyüktür. Fakat o anneler, gözyaşlarını bir gururun arkasına saklamayı öğrenirler. Çünkü bilirler ki; evlatlarının adı artık yalnızca bir evin içinde değil, bir milletin hafızasında yaşamaktadır.

Pakize Akbaba da tam 33 yıldır bu ağır ama onurlu yükü taşıyan annelerden biridir. O yalnızca kendi acısını yaşamayı seçmemiştir. Tam tersine, aynı kaderi paylaşan diğer şehit anneleriyle omuz omuza durmuş, onların sesi olmuş, onların yüreğini anlamış ve bir dayanışmanın kapısını aralamıştır.

Çünkü şehit anneleri birbirlerinin gözlerine baktığında kelimelere ihtiyaç duymazlar. Aynı kaderi yaşamış insanların kurduğu o sessiz bağ, her şeyden daha güçlüdür. Bu yüzden yıllardır bir araya gelirler. Birbirlerine güç verirler. Acılarını değil, metanetlerini paylaşırlar.

Türk tarihi incelendiğinde, şehit annelerinin fedakârlığı sadece bugünün değil, asırlar boyunca Yüce Türk Milleti’nin kaderini şekillendiren en büyük güçlerden biri olmuştur. Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan günümüze kadar nice anne, evladını vatan için uğurlarken gözyaşını içine akıtmış, ama başını hiçbir zaman eğmemiştir. Çanakkale’de cepheye giden oğluna “Vatan sağ olsun” diyerek mendil sallayan Anadolu anaları; Kurtuluş Savaşı’nda sırtında cephane taşırken evladını kaybeden ama yürümeye devam eden kadınlar… Hepsi aynı destanın kahramanlarıdır.

Bu yüzden Türk Milleti’nde şehit annesi olmak, yalnızca büyük bir acının değil; aynı zamanda büyük bir onurun ve vakarın da adıdır. Çünkü bu toprakların tarihi, yalnız kahraman evlatların değil, o kahramanları yetiştiren yüce annelerin de tarihidir.

Şehit annelerinin dili farklıdır: Onların dili sabrın dilidir. Onların dili vakarın dilidir. Ve her şeyden önce onların dili mükemmel bir vatan sevgisinin dilidir.

Bugün Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi’nde, Şube Başkanı Mehmet Akar, Başkan Yardımcısı Volkan Şimşek ve Örgütlenme Komisyonu Üyesi Ayhan Özyürek tarafından gerçekleştirilen plaket takdimi işte bu yüzden sadece bir teşekkür değildir.

Bu plaket;

  • Bir annenin yüreğine yazılmış tarihe saygıdır.
  • Bir evladın kanıyla yazılmış bağımsızlığa minnettarlıktır.
  • Bir milletin, fedakârlığın karşısında duyduğu derin vefanın ifadesidir.

Çünkü bazı anneler yalnız kendi çocuklarını büyütmez. Onlar aynı zamanda bir milletin vicdanını da büyütür.

Bugün Pakize Akbaba’ya uzatılan bu plaket, aslında yalnızca bir anneye değil; bu ülkenin bütün eli öpülesi şehit annelerine uzatılmış bir saygı duruşudur.

Bu ülkenin sokaklarında özgürce yürüyebiliyorsak, şanlı Türk Bayrağımız gökyüzünde dalgalanıyorsa ve çocuklarımız yarınlara umutla bakabiliyorsa… Bunun ardında nice annelerin sabrı, gözyaşı ve dimdik duran yüreği vardır.

Ve o yüreğin adı bazen Pakize Akbaba olur, bazen adı bilinmeyen başka binlerce şehit annesi… Ve hepsinin hikâyesi aynı cümlede birleşir: Vatan sevgisi, bir annenin yüreğinde en ağır ama en onurlu emanettir.

Bugün verilen plaket bir metal parçasından ibaret değildir; bir milletin minnettarlığını simgeler. Çünkü bazı anneler vardır ki, onların kalbinde zaten dünyanın hiçbir ödülüyle ölçülemeyecek bir onur taşınır: Şehit annesi olmak.

Ve bu büyük fedakârlığın karşısında bu milletin söyleyebileceği en anlamlı sözlerden biri, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz ifadesidir:

“Şehit anaları! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır ve huzur içindedirler. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Bu söz, yalnızca bir teselli değil; aynı zamanda bir milletin şehitlerine ve onların annelerine verdiği ebedî sözün ifadesidir.

Bugün ve her zaman… Bu millet, o yüreğin önünde saygıyla eğilmeye devam edecektir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Zeynep Merçan

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.