"Rızayı Kaybettiren İki Tuzak: Kıyas ve Şikayet"
DİNİ HABERLER
31.08.2025 - 17:19, Güncelleme:
31.08.2025 - 21:35
"Rızayı Kaybettiren İki Tuzak: Kıyas ve Şikayet"
Modern dünyada sosyal medya, tüketim kültürü ve başarı hikayeleri, bireyleri sürekli başkalarıyla kıyaslama ve şikayet etme tuzağına düşürüyor.
"Rızayı Kaybettiren İki Tuzak: Kıyas ve Şikayet"
Modern dünyada sosyal medya, tüketim kültürü ve başarı hikayeleri, bireyleri sürekli başkalarıyla kıyaslama ve şikayet etme tuzağına düşürüyor. Ancak, bu alışkanlıklar sadece bireysel huzuru bozmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal bağları da zedeliyor. İslami, kişisel ve sosyolojik açılardan bakıldığında, kıyas ve mızmızlanma, Allah’ın takdirine rıza göstermemenin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor. Subhan olan Allah, eksik sıfırlardan münezzehtir. Bizi yoktan var eden Yüceler Yücesi Allah’ın bize takdir ettiklerine karşı itiraz etmek, nefsani bir davranış olarak karşımıza çıkıyor.
Peki, bu durumun ne kadar farkındayız?
İşte bu modern tuzakların derinlemesine analizi.
>Net haberler - Nuran Kırlak<
Kişisel Huzurun Önündeki Engel
Kendimizi başkalarıyla kıyasladığımızda, çoğu zaman nefsimizin sesine kulak veriyoruz. Başkasının sahip olduğu makam, mevki ya da zenginliklere imrenirken, Allah’ın bizim için takdir ettiğinin hikmetini göz ardı ediyoruz. Belki o imrendiğimiz durumun zamanı henüz gelmemiştir ya da Allah bizi o yolda görmek istemiyordur. Dahası, kıyasladığımız bireylerin o noktaya ulaşmak için neler yaşadığını, hangi fedakârlıkları yaptığını bilmiyoruz. Twitter’da bir kullanıcı, “Başkasının hayatına bakıp imrenmek, Allah’ın bize çizdiği yolu küçümsemektir” diyerek bu gerçeği vurguluyor ve binlerce beğeni alıyor.
Şikayet etmek de benzer şekilde bireyi tatminsizliğe sürüklüyor. Psikolog yorumlarında “Sürekli mızmızlanmak, kişinin kendi potansiyelini görmesini engeller. Şükür, huzurun kapısını açar” diyor. Kişisel huzur, sahip olduklarımıza odaklanmak ve Allah’ın takdirine güvenmekle mümkün. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak yerine, içimize dönerek kendi yolumuzu keşfetmeliyiz.
>Allah’ın Takdirine Rıza ve Şükür<
İslami öğretiler, kıyas ve şikayetin Allah’ın takdirine karşı bir itiraz olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kur’an-ı Kerim’de, “Şükrederseniz nimetlerimi artırırım, nankörlük ederseniz azabım çetindir” (İbrahim Suresi, 7) ayeti, şükrün önemini vurguluyor. Hz. Muhammed (SAV) ise, “Kendinizden aşağıdakilere bakın ki, Allah’ın nimetlerini küçümsemeyesiniz” hadisiyle kıyaslamanın zararlarına dikkat çekiyor. Twitter’da bir kullanıcı, “Allah’ın rızasına teslim olmak, her kapıyı açar” diyerek bu ilkeyi hatırlatıyor ve yüzlerce paylaşım alıyor.
Allah, kimi bireyleri mevki, makam ve zenginlikle imtihan ederken, kimi zaman da yoklukla sınar. Bütün zenginliklerin sahibi Allah’tır ve verdiği imkanları bireylerin nasıl değerlendirdiği, imtihanın bir parçasıdır. Twitter’da bir başka paylaşımda, “Zenginlik de yoksulluk da bir imtihandır. Önemli olan, Allah’ın verdiğine razı olmaktır” denilerek bu gerçeğe vurgu yapılıyor. Şikayet etmek, Allah’ın takdirine karşı nefsani bir isyan olarak görülüyor. Oysa rıza ve şükür, bireyi manevi huzura ulaştırıyor.
>Tüketim Kültürü ve Toplumsal Mutsuzluk<
Sosyolojik olarak, kıyas ve şikayet, modern tüketim kültürünün bir ürünü. Sosyal medya, reklamlar ve popüler kültür, bireylere sürekli “daha fazlasını” istemeyi dayatıyor. Bu, kıskançlık, güvensizlik ve yabancılaşmayı körüklüyor. Araştırmalar, sosyal medyanın kıyaslama kültürünü artırarak depresyon ve intihar oranlarını yükselttiğini gösteriyor. Twitter’da bir kullanıcı “Modern toplum, refah artsa da mutsuzluğu büyütüyor. Çünkü herkes birbirine bakıp eksikliğini hissediyor” diyor.
Bireylerin dar kalıplar içindeki istek ve arzuları, onları tatminsizliğe sürüklüyor. Oysa kâinatın yegâne sahibi Allah’ın rızasına göre davranmak, hayal edilemeyecek güzellikleri ve huzuru beraberinde getiriyor. Twitter’da bir kullanıcı, “Kendi isteklerimizle değil, Allah’ın bize çizdiği yolda huzur buluruz” diyerek bu fikri destekliyor. Sosyologlar, bu döngüyü kırmak için manevi değerlerin ve toplumsal farkındalığın artırılmasını öneriyor.
>Kendini başkalarıyla kıyaslama ve şikayet etme, Allah’ın takdirine rıza göstermemenin bir yansıması. İslami öğretiler, şükür ve rıza ile huzurun kapılarını açarken, sosyolojik analizler, tüketim kültürünün bu alışkanlıkları körüklediğini ortaya koyuyor. Peki, işin aslı bireysel arzularımızın peşinde koşmak mı, yoksa Allah’ın rızasına teslim olup hayal edemeyeceğimiz güzellikleri bulmak mı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Sosyal medyanın kıyas kültüründeki rolü nedir? Deneyimlerinizi yorumlarda paylaşın,
Ahde Vefa Platformu Başkanı Nuran Kırlak
Modern dünyada sosyal medya, tüketim kültürü ve başarı hikayeleri, bireyleri sürekli başkalarıyla kıyaslama ve şikayet etme tuzağına düşürüyor.
"Rızayı Kaybettiren İki Tuzak: Kıyas ve Şikayet"
Modern dünyada sosyal medya, tüketim kültürü ve başarı hikayeleri, bireyleri sürekli başkalarıyla kıyaslama ve şikayet etme tuzağına düşürüyor. Ancak, bu alışkanlıklar sadece bireysel huzuru bozmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal bağları da zedeliyor. İslami, kişisel ve sosyolojik açılardan bakıldığında, kıyas ve mızmızlanma, Allah’ın takdirine rıza göstermemenin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor. Subhan olan Allah, eksik sıfırlardan münezzehtir. Bizi yoktan var eden Yüceler Yücesi Allah’ın bize takdir ettiklerine karşı itiraz etmek, nefsani bir davranış olarak karşımıza çıkıyor.
Peki, bu durumun ne kadar farkındayız?
İşte bu modern tuzakların derinlemesine analizi.
>Net haberler - Nuran Kırlak<
Kişisel Huzurun Önündeki Engel
Kendimizi başkalarıyla kıyasladığımızda, çoğu zaman nefsimizin sesine kulak veriyoruz. Başkasının sahip olduğu makam, mevki ya da zenginliklere imrenirken, Allah’ın bizim için takdir ettiğinin hikmetini göz ardı ediyoruz. Belki o imrendiğimiz durumun zamanı henüz gelmemiştir ya da Allah bizi o yolda görmek istemiyordur. Dahası, kıyasladığımız bireylerin o noktaya ulaşmak için neler yaşadığını, hangi fedakârlıkları yaptığını bilmiyoruz. Twitter’da bir kullanıcı, “Başkasının hayatına bakıp imrenmek, Allah’ın bize çizdiği yolu küçümsemektir” diyerek bu gerçeği vurguluyor ve binlerce beğeni alıyor.
Şikayet etmek de benzer şekilde bireyi tatminsizliğe sürüklüyor. Psikolog yorumlarında “Sürekli mızmızlanmak, kişinin kendi potansiyelini görmesini engeller. Şükür, huzurun kapısını açar” diyor. Kişisel huzur, sahip olduklarımıza odaklanmak ve Allah’ın takdirine güvenmekle mümkün. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak yerine, içimize dönerek kendi yolumuzu keşfetmeliyiz.
>Allah’ın Takdirine Rıza ve Şükür<
İslami öğretiler, kıyas ve şikayetin Allah’ın takdirine karşı bir itiraz olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kur’an-ı Kerim’de, “Şükrederseniz nimetlerimi artırırım, nankörlük ederseniz azabım çetindir” (İbrahim Suresi, 7) ayeti, şükrün önemini vurguluyor. Hz. Muhammed (SAV) ise, “Kendinizden aşağıdakilere bakın ki, Allah’ın nimetlerini küçümsemeyesiniz” hadisiyle kıyaslamanın zararlarına dikkat çekiyor. Twitter’da bir kullanıcı, “Allah’ın rızasına teslim olmak, her kapıyı açar” diyerek bu ilkeyi hatırlatıyor ve yüzlerce paylaşım alıyor.
Allah, kimi bireyleri mevki, makam ve zenginlikle imtihan ederken, kimi zaman da yoklukla sınar. Bütün zenginliklerin sahibi Allah’tır ve verdiği imkanları bireylerin nasıl değerlendirdiği, imtihanın bir parçasıdır. Twitter’da bir başka paylaşımda, “Zenginlik de yoksulluk da bir imtihandır. Önemli olan, Allah’ın verdiğine razı olmaktır” denilerek bu gerçeğe vurgu yapılıyor. Şikayet etmek, Allah’ın takdirine karşı nefsani bir isyan olarak görülüyor. Oysa rıza ve şükür, bireyi manevi huzura ulaştırıyor.
>Tüketim Kültürü ve Toplumsal Mutsuzluk<
Sosyolojik olarak, kıyas ve şikayet, modern tüketim kültürünün bir ürünü. Sosyal medya, reklamlar ve popüler kültür, bireylere sürekli “daha fazlasını” istemeyi dayatıyor. Bu, kıskançlık, güvensizlik ve yabancılaşmayı körüklüyor. Araştırmalar, sosyal medyanın kıyaslama kültürünü artırarak depresyon ve intihar oranlarını yükselttiğini gösteriyor. Twitter’da bir kullanıcı “Modern toplum, refah artsa da mutsuzluğu büyütüyor. Çünkü herkes birbirine bakıp eksikliğini hissediyor” diyor.
Bireylerin dar kalıplar içindeki istek ve arzuları, onları tatminsizliğe sürüklüyor. Oysa kâinatın yegâne sahibi Allah’ın rızasına göre davranmak, hayal edilemeyecek güzellikleri ve huzuru beraberinde getiriyor. Twitter’da bir kullanıcı, “Kendi isteklerimizle değil, Allah’ın bize çizdiği yolda huzur buluruz” diyerek bu fikri destekliyor. Sosyologlar, bu döngüyü kırmak için manevi değerlerin ve toplumsal farkındalığın artırılmasını öneriyor.
>Kendini başkalarıyla kıyaslama ve şikayet etme, Allah’ın takdirine rıza göstermemenin bir yansıması. İslami öğretiler, şükür ve rıza ile huzurun kapılarını açarken, sosyolojik analizler, tüketim kültürünün bu alışkanlıkları körüklediğini ortaya koyuyor. Peki, işin aslı bireysel arzularımızın peşinde koşmak mı, yoksa Allah’ın rızasına teslim olup hayal edemeyeceğimiz güzellikleri bulmak mı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Sosyal medyanın kıyas kültüründeki rolü nedir? Deneyimlerinizi yorumlarda paylaşın,
Ahde Vefa Platformu Başkanı Nuran Kırlak
Net Haberler | En Son Dakika Haberler | Güncel ve Gündem Haberleri; Türkiye'nin Net Haberleri Net Haberler'de
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.