Nuşin KAZAK: Gönül Köprülerini Kurbanla Kurmak, Paylaşmanın ve İyiliğin Hakikati

DİNİ HABERLER 27.05.2026 - 14:08, Güncelleme: 27.05.2026 - 14:13
 

Nuşin KAZAK: Gönül Köprülerini Kurbanla Kurmak, Paylaşmanın ve İyiliğin Hakikati

​Zaman akıp giderken, ruhumuzu arındıran, bizi birbirimize yakınlaştıran ve toplumsal dayanışmanın en saf halini yaşatan mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz.
Gönül Köprülerini Kurbanla Kurmak: Paylaşmanın ve İyiliğin Hakikati NUŞİN KAZAK | İzmir Bayramlar, sadece takvim yapraklarındaki tatil günleri değil; kırgınlıkların onarıldığı, ellerin kenetlendiği, sofraların ve gönüllerin ardına kadar açıldığı muazzam zaman dilimleridir. Bu bayramın özünde ise çok derin bir teslimiyet, fedakarlık ve en önemlisi "paylaşma" ahlakı yatar. ​Ancak kurban ibadetini sadece şekli bir ritüel olarak görmemek, onun bize fısıldadığı toplumsal mesajı doğru okumak gerekir. Kurban, kelime anlamıyla "yakınlaşmak" demektir. Kulun Yaradan’ına yakınlaşması, insanın ise insana el uzatmasıdır. İşte bu yakınlaşmanın en somut nişanesi, kurban etinin hakkıyla, adaletle ve nezaketle dağıtılmasıdır. ​Kurban Etinin Hakkı Nasıl Verilir? ​Peki, kurban etini hakkıyla dağıtmak, iyilik ve hayrı layıkıyla işlemek nasıl olur? ​Geleneklerimizde ve inancımızda kurban etinin üçe bölünmesi esastır: Bir pay ev halkına, bir pay ziyarete gelen eşe dosta ve en önemli olan üçüncü pay ise evine hiç et girmeyen, ihtiyaç sahibi yetimlere, öksüzlere ve darda kalanlara... ​Bu dağıtımı yaparken şu hassasiyetleri göz önünde bulundurmak, ibadetin ruhunu taçlandırır: ​Gönül Kırmadan, İncitmeden Vermek: İyilik yaparken asıl olan, alan elin veren eli görmemesi, muhtaç durumdaki kardeşimizin izzet-i nefsinin korunmasıdır. Kapı kapı gezerken gösterişten uzak, bir lütuf sunar gibi değil, zaten onun hakkı olanı teslim eder gibi bir zarafetle hareket edilmelidir. ​En Güzel Payı Ayırmak: Kendimize layık görmediğimiz, yağlı ya da sert kısımları değil; etin en güzel, en besleyici yerlerini ihtiyaç sahiplerine ayırmak hayrın kalitesini belirler. İyilik, infak ettiğin şeyin niteliğiyle değer kazanır. ​Gerçek İhtiyaç Sahiplerini Bulmak: Sadece en yakınımızdakilere değil; mahallemizin görünmeyen köşelerinde sessizce yaşayan, durumunu kimseye açamayan, çocuklarının boynunu bükük bırakmak istemeyen o vakur aileleri arayıp bulmak bizim insani ve vicdani borcumuzdur. ​Bayramı Bir İyilik Seferberliğine Dönüştürmek ​Bugün dünyada ve çevremizde sevgiye, şefkate ve bir parça dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Kurban Bayramı, bencil duygulardan sıyrılıp "ben" yerine "biz" diyebilmek için büyük bir fırsattır. Sadece et dağıtmakla kalmayıp; yetimlerin başını okşamak, yaşlılarımızın hayır duasını almak, hastaları ziyaret etmek ve yardımlaşma dernekleri aracılığıyla iyiliği daha geniş kitlelere ulaştırmak bayramın bereketini katlayacaktır. ​Unutmayalım ki, kesilen kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; O'na ulaşacak olan yalnızca bizim takvamız, samimiyetimiz ve kalbimizdeki iyilik niyetidir. ​Bu bayramda da sofralarımızdan ziyade gönüllerimizi büyütelim. Paylaştıkça eksilen değil, çoğalan bir ömrün neferleri olalım. Evlerinizden huzur, sofralarınızdan bereket, yüreğinizden merhamet eksik olmasın.
​Zaman akıp giderken, ruhumuzu arındıran, bizi birbirimize yakınlaştıran ve toplumsal dayanışmanın en saf halini yaşatan mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz.

Gönül Köprülerini Kurbanla Kurmak: Paylaşmanın ve İyiliğin Hakikati

NUŞİN KAZAK | İzmir

Bayramlar, sadece takvim yapraklarındaki tatil günleri değil; kırgınlıkların onarıldığı, ellerin kenetlendiği, sofraların ve gönüllerin ardına kadar açıldığı muazzam zaman dilimleridir. Bu bayramın özünde ise çok derin bir teslimiyet, fedakarlık ve en önemlisi "paylaşma" ahlakı yatar.
​Ancak kurban ibadetini sadece şekli bir ritüel olarak görmemek, onun bize fısıldadığı toplumsal mesajı doğru okumak gerekir. Kurban, kelime anlamıyla "yakınlaşmak" demektir. Kulun Yaradan’ına yakınlaşması, insanın ise insana el uzatmasıdır. İşte bu yakınlaşmanın en somut nişanesi, kurban etinin hakkıyla, adaletle ve nezaketle dağıtılmasıdır.
​Kurban Etinin Hakkı Nasıl Verilir?
​Peki, kurban etini hakkıyla dağıtmak, iyilik ve hayrı layıkıyla işlemek nasıl olur?
​Geleneklerimizde ve inancımızda kurban etinin üçe bölünmesi esastır: Bir pay ev halkına, bir pay ziyarete gelen eşe dosta ve en önemli olan üçüncü pay ise evine hiç et girmeyen, ihtiyaç sahibi yetimlere, öksüzlere ve darda kalanlara...
​Bu dağıtımı yaparken şu hassasiyetleri göz önünde bulundurmak, ibadetin ruhunu taçlandırır:
​Gönül Kırmadan, İncitmeden Vermek: İyilik yaparken asıl olan, alan elin veren eli görmemesi, muhtaç durumdaki kardeşimizin izzet-i nefsinin korunmasıdır. Kapı kapı gezerken gösterişten uzak, bir lütuf sunar gibi değil, zaten onun hakkı olanı teslim eder gibi bir zarafetle hareket edilmelidir.
​En Güzel Payı Ayırmak: Kendimize layık görmediğimiz, yağlı ya da sert kısımları değil; etin en güzel, en besleyici yerlerini ihtiyaç sahiplerine ayırmak hayrın kalitesini belirler. İyilik, infak ettiğin şeyin niteliğiyle değer kazanır.
​Gerçek İhtiyaç Sahiplerini Bulmak: Sadece en yakınımızdakilere değil; mahallemizin görünmeyen köşelerinde sessizce yaşayan, durumunu kimseye açamayan, çocuklarının boynunu bükük bırakmak istemeyen o vakur aileleri arayıp bulmak bizim insani ve vicdani borcumuzdur.
​Bayramı Bir İyilik Seferberliğine Dönüştürmek
​Bugün dünyada ve çevremizde sevgiye, şefkate ve bir parça dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Kurban Bayramı, bencil duygulardan sıyrılıp "ben" yerine "biz" diyebilmek için büyük bir fırsattır. Sadece et dağıtmakla kalmayıp; yetimlerin başını okşamak, yaşlılarımızın hayır duasını almak, hastaları ziyaret etmek ve yardımlaşma dernekleri aracılığıyla iyiliği daha geniş kitlelere ulaştırmak bayramın bereketini katlayacaktır.
​Unutmayalım ki, kesilen kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; O'na ulaşacak olan yalnızca bizim takvamız, samimiyetimiz ve kalbimizdeki iyilik niyetidir.
​Bu bayramda da sofralarımızdan ziyade gönüllerimizi büyütelim. Paylaştıkça eksilen değil, çoğalan bir ömrün neferleri olalım. Evlerinizden huzur, sofralarınızdan bereket, yüreğinizden merhamet eksik olmasın.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.