Prof. Dr. Ayhan'dan İsrail'in savaş politikası ve Üçüncü Dünya Savaşı değerlendirmesi
Prof. Dr. Ayhan'dan İsrail'in savaş politikası ve Üçüncü Dünya Savaşı değerlendirmesi
Prof. Dr. Ayhan'dan İsrail'in Savaş Politikası ve Üçüncü Dünya Savaşı Değerlendirmesi
Prof. Dr. Veysel Ayhan, İsrail'in 31 Temmuz'da Tahran'da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'ye yönelik suikast girişimini ele alarak, bu eylemin yalnızca Türkiye'de değil uluslararası kamuoyunda da büyük tepkiyle karşılandığını vurguladı. Haniye'nin Filistin davasının önemli liderleri arasında yer aldığını belirten Ayhan, İran'ın süikastı kınayarak sert tepkiler verdiğini ve İsrail'in bu saldırganlığıyla tüm Ortadoğu'yu savaşa sürüklemekte kararlı olduğunu belirtti.
Erdoğan'ın Caydırıcılık Politikası
Ayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'in Gazze, Lübnan ve Tahran'daki saldırılarına yönelik açıklamalarının, bölgesel istikrar ve güvenlik arayışı içinde olan Ortadoğu halkları için önemli bir mesaj olduğunu vurguladı. İsrail'in 7 Ekim'den sonra Gazze'de yürüttüğü soykırım politikasının, bölgedeki gerilimi tırmandırdığını ve Erdoğan'ın "bugün gözünü Lübnan'a dikenlerin yarın pis ellerini başka yerlere uzatmayacağının garantisi kim olabilir?" sözlerinin, İsrail'in saldırganlığının sınır tanımadığını gösterdiğini ifade etti.
Ayhan: Türkiye, İsrail'in Saldırılarına Karşı Tepkisini Ortaya Koydu
Ayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail saldırganlığının durdurulması için kararlı olduğunu ve bunun için "nasıl Karabağ'a girdiysek, nasıl Libya'ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız" açıklamasıyla güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz'ın Erdoğan'a yönelik saldırgan açıklamalarını sert bir dille eleştirdiğini ve Filistin'e yönelik soykırım politikalarına karşı mücadele kararlılığını vurguladığını ifade etti.
Ayhan'dan İsrail Savaş Politikası Değerlendirmesi
Prof. Dr. Veysel Ayhan, İsrail'in savaş yayma ve caydırıcılık politikasını değerlendirirken, Gazze saldırılarının ardından Lübnan-İsrail sınırında yaşanan çatışmaları ve İsrail'in Lübnan'da düzenlediği askeri operasyonları ele aldı. İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki saldırısı ve ardından Beyrut'a yönelik hava saldırıları, bölgedeki gerilimi tırmandırdı ve Lübnan'ın istikrar ve güvenlik arayışlarının Filistin meselesinden bağımsız olmadığını bir kez daha ortaya koydu.
Ayhan, İsrail'in Lübnan'ı işgal girişimini tarihi bir perspektiften ele alarak, 1967 Savaşı sonrası Filistin meselesinin Lübnan'daki iç çatışmaları nasıl derinleştirdiğini ve İsrail'in Lübnan'da "güvenli bölge" oluşturma çabalarının nasıl başarısız olduğunu açıkladı. Hizbullah'ın direnişi ve İsrail'in 2000'lerin başında Lübnan'dan çekilmesinin ardından 2006 yılında yaşanan savaşın, İsrail'in saldırganlığının bölgedeki istikrarsızlığı nasıl artırdığını vurguladı.
Ayhan, Türkiye'nin 2006 yılında İsrail'in Lübnan'ı işgaline karşı gösterdiği tepkiyi ve Türk askerinin Lübnan'a gönderilmesini ele alarak, Türkiye'nin bölgesel istikrar için aktif bir rol üstlendiğini belirtti. Türkiye'nin UNIFIL kapsamında Lübnan'da barış gücüne destek verdiğini ve bölgesel çatışmanın önlenmesi için çaba gösterdiğini vurguladı.
Ayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Temmuz 2024'teki açıklamalarını, Türkiye'nin Ortadoğu politikası çerçevesinde değerlendirerek, Erdoğan'ın açıklamalarının hem bölgesel çatışmayı engelleme hem de Türkiye-Suriye ilişkilerinde güven artıcı yansımaları olacağını belirtti.
Ayhan, İsrail'in Filistin, Lübnan ve Suriye'ye yönelik kapsamlı bir savaşa yönelme amacını göz ardı etmemek gerektiğini ve Türkiye'nin bu çatışmalara seyirci kalamayacağını vurguladı. İsrail saldırganlığının bölgedeki Sünni ülkelerde de ciddi kamuoyu tepkisine yol açtığını ve Arap liderlerinin pasif tutumlarının kamuoyunu rahatsız ettiğini belirtti.
Ayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın caydırıcı söylemlerinin Arap ülkelerinin istikrarına da katkı sağladığını ve Türkiye'nin bölgede bir İsrail oldu bittisine rıza göstermeyeceğini ifade etti.
Sonuç olarak, Ayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarını Ortadoğu'nun istikrar ve güvenlik arayışının bir sonucu olarak değerlendirerek, İsrail'in Batı ülkelerinden aldığı desteğe karşın bölge ülkelerinin tepkisini en üst seviyede dile getirmesinin İsrail saldırganlığının durdurulmasında hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bölge barışının inşasına yönelik Türkiye'nin izlediği politikalar çatışmanın derinleştirilmesini engelleme yönelik olmakla birlikte Netanyahu yönetiminin tüm kırmızı çizgileri aşma yönünde adım adım ilerlediğini not etmek gerekir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.