Özgür AKKUŞ: Sessizce Tükenen Öğretmenler

EĞİTİM 03.03.2026 - 23:32, Güncelleme: 03.03.2026 - 23:32
 

Özgür AKKUŞ: Sessizce Tükenen Öğretmenler

26 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Bu mesleğe severek başladım. Ama son 10 yıldır gerçekten çok zorlanıyorum.
Çocukları seviyorum, öğrencilerimi seviyorum. Benim de ergen bir çocuğum var, zamanın değiştiğinin farkındayım. Ama artık sınıflar çok kalabalık. 40-50 kişilik sınıfta ders anlatmaya çalışıyoruz. Bu sistem bu çocuklara da bize de yetmiyor. Eskiden bir öğretmenin sözü daha etkiliydi. Şimdi biraz uyarı yapsak hemen idareye şikâyet ediliyoruz. Aileler kapıda yol keser gibi konuşuyor. “Çocuğuma dokunamazsın” diyorlar. Disiplin sağlamak neredeyse imkânsız hale geldi. Parası olan çocuğunu özele gönderiyor. 15-20 kişilik sınıflarda okuyorlar. Geriye kalan çocuklar devlet okullarında kalabalık sınıflarda eğitim almaya çalışıyor. Eşitlik diyoruz ama şartlar eşit değil. Bazen dersten çıktığımda stresten titriyorum. Bazı sınıflara ayağım gitmiyor bile; sanki beni aslanların önüne atıyorlar gibi geriliyorum. Kendime kızıyorum, “Niye bu mesleği seçtin?” diye. Ama ben de insanım. Yoruldum. Çok yoruldum. Emekli olmak istesem olamıyorum. 58 yaşı beklemeliyim. Maddi şartlar da izin vermiyor; geçim derdi boynumuzu büküyor. Sıkışmış hissediyorum. Sesimizi de duyan yok. Çocukları hâlâ seviyorum. Bir şeyler yapmak istiyorum. Ama artık şunu fark ediyorum: Her gün biraz daha eksiliyorum. Bir zamanlar sınıfa umutla giren o öğretmenden, şimdi sadece ayakta kalmaya çalışan biri kaldı. Sevgi var, niyet var, emek var… Ama insan, destek görmeden bu kadar yükü sonsuza kadar taşıyamıyor. Ve ben artık yalnızca yorulmuyorum; içimden eksile eksile ayakta durmaya çalışıyorum.       Özgür Akkuş
26 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Bu mesleğe severek başladım. Ama son 10 yıldır gerçekten çok zorlanıyorum.


Çocukları seviyorum, öğrencilerimi seviyorum. Benim de ergen bir çocuğum var, zamanın değiştiğinin farkındayım. Ama artık sınıflar çok kalabalık. 40-50 kişilik sınıfta ders anlatmaya çalışıyoruz. Bu sistem bu çocuklara da bize de yetmiyor.
Eskiden bir öğretmenin sözü daha etkiliydi. Şimdi biraz uyarı yapsak hemen idareye şikâyet ediliyoruz. Aileler kapıda yol keser gibi konuşuyor. “Çocuğuma dokunamazsın” diyorlar. Disiplin sağlamak neredeyse imkânsız hale geldi.
Parası olan çocuğunu özele gönderiyor. 15-20 kişilik sınıflarda okuyorlar. Geriye kalan çocuklar devlet okullarında kalabalık sınıflarda eğitim almaya çalışıyor. Eşitlik diyoruz ama şartlar eşit değil.
Bazen dersten çıktığımda stresten titriyorum. Bazı sınıflara ayağım gitmiyor bile; sanki beni aslanların önüne atıyorlar gibi geriliyorum. Kendime kızıyorum, “Niye bu mesleği seçtin?” diye. Ama ben de insanım. Yoruldum. Çok yoruldum.
Emekli olmak istesem olamıyorum. 58 yaşı beklemeliyim. Maddi şartlar da izin vermiyor; geçim derdi boynumuzu büküyor. Sıkışmış hissediyorum. Sesimizi de duyan yok.
Çocukları hâlâ seviyorum. Bir şeyler yapmak istiyorum. Ama artık şunu fark ediyorum:
Her gün biraz daha eksiliyorum.
Bir zamanlar sınıfa umutla giren o öğretmenden,
şimdi sadece ayakta kalmaya çalışan biri kaldı.
Sevgi var, niyet var, emek var…
Ama insan, destek görmeden bu kadar yükü sonsuza kadar taşıyamıyor.
Ve ben artık yalnızca yorulmuyorum;
içimden eksile eksile ayakta durmaya çalışıyorum.

      Özgür Akkuş

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.