OKAN ÇETİNDAĞ: 2050 ENERJİ OYUNLARI
OKAN ÇETİNDAĞ: 2050 ENERJİ OYUNLARI
ABD buzun altını gördü, hesapları bugünden açtı
Dünya hâlâ petrolü, doğalgazı ve sıcak çatışmaları konuşuyor.
Oysa büyük güçlerin ajandası bugünü değil, 2050’yi işaret ediyor.
Kulislerde konuşulanlara göre ABD, önümüzdeki 30 yıla dair senaryolarında yalnızca enerji krizini değil, coğrafi kayıpları da masaya yatırmış durumda. Bunun temel nedeni artık inkâr edilmeyen bir gerçek:
Buzullar hızla eriyor.

Ve bu erime, yalnızca deniz seviyelerini değil, devletlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor.
Batı kıyıları için alarm
Amerikan strateji merkezlerinin iç raporlarında özellikle ülkenin batı kıyıları dikkat çekiyor.
Hızlanan buz erimesiyle birlikte;
• Deniz seviyeleri yükseliyor
• Tuzlu su, iç bölgelere doğru ilerliyor
• Tarım alanları ve yerleşimler tuzlanma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor
Bu tablo artık “olası risk” değil, planlama başlığı olarak ele alınıyor.
Washington kulislerinde sıkça dile getirilen soru şu:
Amerika gerçekten batıyor mu?

Haritalar yeniden açıldı
Tam da bu noktada gözler farklı coğrafyalara çevriliyor.
Enerji yollarının, su havzalarının ve göç koridorlarının kesiştiği bölgeler yeniden işaretleniyor:
• Gazze
• İran
• Suriye
• İsrail
Bu alanlar yalnızca enerji hatları nedeniyle değil, iklim krizinden daha geç ve daha kontrollü etkilenecek bölgeler olarak değerlendiriliyor.
Bu yüzden yaşanan her gerilim, yalnızca bugünün meselesi değil; yarının yerleşim hesaplarının da bir parçası.
Sessiz göç planı
Bugün yaşanan kitlesel göçler genellikle savaş ve ekonomik kriz başlığı altında okunuyor.
Ancak kulislerde konuşulan asıl neden çok daha derin:
İklim kaynaklı büyük göç henüz başlamadı.
Buzulların erime hızı arttıkça;
• Kuzey ve batı yarımkürede yaşam alanları daralacak
• Tatlı su krizi derinleşecek
• Tarım ve yerleşim dengesi bozulacak
Bu noktada göç, ani bir kaçış değil; önceden hesaplanmış bir yer değiştirme planına dönüşecek.
Takvim bugünü değil, 2050’yi gösteriyor
Kamuoyu gündemi bir yıl sonrasına göre okurken, küresel güçler çoktan 2050 haritasını çizmiş durumda.
Enerji savaşları, diplomatik krizler ve bölgesel çatışmalar; buzulların erimesinin sadece görünen yüzü.
Asıl soru ise hâlâ cevabını bekliyor:
Toprak kaybını öngören bir güç, yeni topraklara yönelmez mi?
Bu yüzden Ortadoğu’daki hiçbir kriz yalnızca bugünün meselesi değil.
Bu, buzulların eridiği bir geleceğin sessiz ama sert kavgası.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.