Metin Göktepe Ölümünün 30. Yılında Anılacak: Basın Özgürlüğü ve Adalet Mücadelesi Sürüyor

GÜNDEM 07.01.2026 - 19:52, Güncelleme: 07.01.2026 - 19:52
 

Metin Göktepe Ölümünün 30. Yılında Anılacak: Basın Özgürlüğü ve Adalet Mücadelesi Sürüyor

Gazeteci Metin Göktepe, polis şiddetiyle katledilişinin 30. yılında Esenler Kemer Mezarlığı’nda anılacak. İşte tüm detaylar NetHaberler haberinde;
Metin Göktepe Ölümünin ardından 30. Yılında Anılacak: Basın Özgürlüğü ve Adalet Mücadelesi Sürüyor 07.01.2026 | NetHaberler | A. Ara ÖZEL | bilgi@nethaberler.com SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 30. yılında, çalışma arkadaşları, ailesi, meslektaşları ve dostları tarafından mezarı başında anılacak. Bu anlamlı etkinlik, İstanbul Esenler’de bulunan Kemer Mezarlığı’nda 8 Ocak Perşembe günü saat 11.00‘de başlayacak. Göktepe’nin ölümü, Türkiye’de basın özgürlüğü ve polis şiddeti tartışmalarını yeniden gündeme getirirken, anma töreni her yıl olduğu gibi adalet arayışının simgesi haline geliyor. Metin Göktepe‘nin trajik ölümü, 1996 yılında Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde yaşanan olaylarla başladı. Cezaevinde askerler tarafından dövülen mahpuslardan 4‘ü hayatını kaybetti: Abdülmecid Seçkin, Orhan Özen, Rıza Boybaş ve Gültekin Beyhan. Göktepe, öldürülen mahpuslardan Orhan Özen ve Rıza Boybaş’ın cenazesini izlemek için “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek Alibeyköy’e gitti. Ancak basın kartı olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı ve yüzlerce insanla birlikte gözaltına alındı. Götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polis şiddetine maruz kaldı ve dövülerek öldürüldü. İlk başta “duvardan düştüğü” iddia edildi, ancak kamuoyu baskısı ve tanık ifadeleriyle gerçek ortaya çıktı. Metin Göktepe Kimdir? Hayat Hikayesi ve Gazetecilik Yolculuğu Metin Göktepe, 10 Nisan 1968‘de Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde doğdu. Tarım ve hayvancılıkla geçinen 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğu olarak büyüyen Göktepe, ilkokulu köy okulunda, ortaokul ve liseyi ise İstanbul’da Esenler Lisesi’nde (şimdiki İbrahim Turhan Anadolu Lisesi) tamamladı. 1986‘da liseden mezun olan Göktepe, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde üniversite eğitimine başladı. Burada öğrenci gençlik mücadelesine aktif olarak katıldı ve siyasetle tanıştı. Gazetecilik kariyerine 1992‘de “Haberde ve Yorumda Gerçek” dergisinde başlayan Göktepe, 1995‘te Evrensel Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmaya başladı. Evrensel’in kuruluşundan itibaren gazetede yer alan Göktepe, emek haberleri, sosyal mücadeleler ve hak ihlalleri üzerine yoğunlaştı. Kısa süren kariyerinde, basın özgürlüğünün savunucusu olarak tanındı. Ailesi ve dostları, onu her zaman cesur ve adil bir gazeteci olarak hatırlıyor. Göktepe’nin ölümü, sadece bir gazetecinin kaybı değil, aynı zamanda basın camiasının kolektif hafızasında derin bir yara açtı. Wikipedia kaynaklarına göre, Göktepe’nin gazeteciliği, öğrenci hareketleri ve sosyal faaliyetlerle iç içeydi. Ekşi Sözlük’teki kullanıcı yorumları da onu “devletin karanlık yüzünü ifşa eden bir kahraman” olarak nitelendiriyor. Bir entry’de, “Metin Göktepe, gözaltında öldürülen gazeteciler arasında katillerinin cezalandırıldığı ilk vaka oldu, ama cezalar yetersiz kaldı” deniliyor. Bu yorumlar, Göktepe’nin mirasının hala canlı olduğunu gösteriyor. Olayın Detayları: Ümraniye Cezaevi Olayları ve Göktepe’nin Son Anları 4 Ocak 1996 sabahı, Ümraniye Cezaevi’ne giren askerler, mahpusları sopalar ve dipçiklerle ağır şekilde dövdü. Bu şiddet sonucu 4 mahpus hastanede hayatını kaybetti. Göktepe, bu trajediyi haberleştirmek için Alibeyköy’e gitti. Gözaltına alındığında, “Ben gazeteciyim” diye haykırdı, ancak bu onu kurtarmadı. Eyüp Spor Salonu’nda maruz kaldığı şiddet, ölümüne yol açtı. Dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, ilk başta “duvardan düşerek öldüğü” iddiasını ortaya attı. Ancak morg fotoğrafları ve tanık ifadeleri, yüzündeki morlukları ve şişlikleri gösterdi. Kamuoyu baskısıyla bakan özür diledi, ama Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, özrü kabul etmeyerek sorumluların yargılanmasını talep etti. Bu olay, Türkiye’de basın özgürlüğü ve gözaltında işkence tartışmalarını alevlendirdi. Web aramalarından edindiğimiz bilgilere göre, benzer olaylar hala gündemde. Örneğin, son yıllarda basın mensuplarına yönelik şiddet vakaları artmış durumda. X (eski Twitter) platformunda, “Metin Göktepe anma” aramalarında son etkinlikler öne çıkıyor. 2025 yılındaki 29. yıl anmasında, CHP İl Başkanı Özgür Çelik ve diğer siyasiler katılınca, “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganları atılmış. Bir postta, sanatçı Ferhat Tunç’un mesajı: “Metin, milyonların yüreğinde yaşıyor.” Bu tweetler, Göktepe’nin mirasının sosyal medyada da güçlü olduğunu kanıtlıyor. Ekşi Sözlük’te, kullanıcılar Göktepe’yi “Hilmi Hacaloğlu’nun kurtuluşu için bedel ödeyen bir simge” olarak görüyor. Bir başka entry: “Gazeteciler birlik olmalı, ama mücadele unutuldu.” Bu görüşler, olayın toplumsal etkisini yansıtıyor. Dava Süreci: Adalet Arayışı ve Cezaların Yetersizliği Göktepe cinayeti davası, İstanbul’dan Aydın’a, oradan “güvenlik” gerekçesiyle Afyon’a taşındı. 4 yıl süren dava, 28 Eylül 2000‘de 5 polis memuruna “kastı aşan insan öldürmek” ve “faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek” suçlarından 7şer yıl 6şar ay hapis cezasıyla sonuçlandı. Yargıtay’ın bozma kararı sonrası bir polis 20 ay hapis ve 5 ay kamu hizmetlerinden uzaklaştırma cezası aldı. Ancak 19 Aralık 2000’de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası, polislerin cezalarını tamamlamalarını engelledi. “Rahşan affı” olarak bilinen bu düzenleme, cezaların fiilen uygulanmamasına yol açtı. Göktepe, gözaltında öldürülen gazeteciler arasında katillerinin mahkemece onaylandığı ilk vaka oldu, ancak cezalar yetersiz kaldı. Wikipedia’ya göre, dava süreci 1999‘da 11 polisten 6‘sına ceza verildi, ama usul hataları nedeniyle iptal edildi. Ekşi Sözlük’te, “Dava Afyon’da spor salonunda görüldü, katiller cezasız kaldı” yorumları hâkim. X postlarında, 2024 ve 2025 anmalarında benzer eleştiriler var: “Metin’in katilleri serbest, adalet nerede?” Bu süreç, basın özgürlüğü mücadelesini güçlendirdi. Göktepe’nin doğum günü 10 Nisan’da düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, 1998’den beri devam ediyor. Haber, fotoğraf ve röportaj dallarında verilen ödüller, genç gazetecileri teşvik ediyor. Güncel Anmalar ve Basın Özgürlüğüne Etkisi: Miras Devam Ediyor Göktepe’nin anmaları, her yıl mezarı başında ve çeşitli etkinliklerle sürüyor. 2025‘teki 29. yıl anmasında, CHP, TİP ve gazeteci örgütleri katıldı. X’te, “Metin Göktepe’yi saygıyla anıyoruz” postları binlerce etkileşim aldı. Bir postta, TGC’nin mesajı: “Haber peşindeyken öldürülen Göktepe’yi unutmayacağız.” Web aramalarında, 30. yıl için benzer etkinlikler planlanıyor. Bianet ve Evrensel gibi siteler, “Yaktığın meşale yolumuzu aydınlatıyor” diyor. Ekşi Sözlük’te, son entry’ler basın özgürlüğünün gerilediğini vurguluyor: “Metin’in ölümü, gazetecilerin birlik olma zamanıydı, ama devam etmedi.” Göktepe’nin hikayesi, Uğur Mumcu, Hrant Dink gibi öldürülen gazetecileri anma etkinlikleriyle bağdaşıyor. 2024‘te düzenlenen “Öldürülen Gazeteciler Günü”nde, Göktepe de anıldı. Bu anmalar, okuyucuları düşündürüyor: Basın özgürlüğü olmadan demokrasi olur mu? Sizce Göktepe’nin mücadelesi bugün nasıl devam etmeli? Yorumlarda paylaşın, tartışalım. www.NetHaberler.Com editörü A. Ara ÖZEL’in derlediği bu habere göre; Metin Göktepe’nin ölümü, sadece bir trajedi değil, aynı zamanda basın camiasının direniş simgesi. 30 yıl geçti, ama adalet arayışı bitmedi. Göktepe’nin annesi Fadime’nin sözleri gibi: “Her muhabir benim çocuğum.” Bu hikaye, bizlere hakikatin peşinde koşmanın bedelini hatırlatıyor. Okurlarımız, lütfen düşüncelerinizi yorumlarda belirtin – Göktepe’nin mirasını birlikte yaşatalım. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin #MetinGöktepe #Ümraniye #cezaevi #anma #basın  
Gazeteci Metin Göktepe, polis şiddetiyle katledilişinin 30. yılında Esenler Kemer Mezarlığı’nda anılacak. İşte tüm detaylar NetHaberler haberinde;

Metin Göktepe Ölümünin ardından 30. Yılında Anılacak: Basın Özgürlüğü ve Adalet Mücadelesi Sürüyor

07.01.2026 | NetHaberler | A. Ara ÖZEL | bilgi@nethaberler.com

SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 30. yılında, çalışma arkadaşları, ailesi, meslektaşları ve dostları tarafından mezarı başında anılacak. Bu anlamlı etkinlik, İstanbul Esenler’de bulunan Kemer Mezarlığı’nda 8 Ocak Perşembe günü saat 11.00‘de başlayacak. Göktepe’nin ölümü, Türkiye’de basın özgürlüğü ve polis şiddeti tartışmalarını yeniden gündeme getirirken, anma töreni her yıl olduğu gibi adalet arayışının simgesi haline geliyor.

Metin Göktepe‘nin trajik ölümü, 1996 yılında Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde yaşanan olaylarla başladı. Cezaevinde askerler tarafından dövülen mahpuslardan 4‘ü hayatını kaybetti: Abdülmecid Seçkin, Orhan Özen, Rıza Boybaş ve Gültekin Beyhan. Göktepe, öldürülen mahpuslardan Orhan Özen ve Rıza Boybaş’ın cenazesini izlemek için “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek Alibeyköy’e gitti. Ancak basın kartı olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı ve yüzlerce insanla birlikte gözaltına alındı. Götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polis şiddetine maruz kaldı ve dövülerek öldürüldü. İlk başta “duvardan düştüğü” iddia edildi, ancak kamuoyu baskısı ve tanık ifadeleriyle gerçek ortaya çıktı.

Metin Göktepe Kimdir? Hayat Hikayesi ve Gazetecilik Yolculuğu

Metin Göktepe, 10 Nisan 1968‘de Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde doğdu. Tarım ve hayvancılıkla geçinen 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğu olarak büyüyen Göktepe, ilkokulu köy okulunda, ortaokul ve liseyi ise İstanbul’da Esenler Lisesi’nde (şimdiki İbrahim Turhan Anadolu Lisesi) tamamladı. 1986‘da liseden mezun olan Göktepe, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde üniversite eğitimine başladı. Burada öğrenci gençlik mücadelesine aktif olarak katıldı ve siyasetle tanıştı.

Gazetecilik kariyerine 1992‘de “Haberde ve Yorumda Gerçek” dergisinde başlayan Göktepe, 1995‘te Evrensel Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmaya başladı. Evrensel’in kuruluşundan itibaren gazetede yer alan Göktepe, emek haberleri, sosyal mücadeleler ve hak ihlalleri üzerine yoğunlaştı. Kısa süren kariyerinde, basın özgürlüğünün savunucusu olarak tanındı. Ailesi ve dostları, onu her zaman cesur ve adil bir gazeteci olarak hatırlıyor. Göktepe’nin ölümü, sadece bir gazetecinin kaybı değil, aynı zamanda basın camiasının kolektif hafızasında derin bir yara açtı.

Wikipedia kaynaklarına göre, Göktepe’nin gazeteciliği, öğrenci hareketleri ve sosyal faaliyetlerle iç içeydi. Ekşi Sözlük’teki kullanıcı yorumları da onu “devletin karanlık yüzünü ifşa eden bir kahraman” olarak nitelendiriyor. Bir entry’de, “Metin Göktepe, gözaltında öldürülen gazeteciler arasında katillerinin cezalandırıldığı ilk vaka oldu, ama cezalar yetersiz kaldı” deniliyor. Bu yorumlar, Göktepe’nin mirasının hala canlı olduğunu gösteriyor.

Olayın Detayları: Ümraniye Cezaevi Olayları ve Göktepe’nin Son Anları

4 Ocak 1996 sabahı, Ümraniye Cezaevi’ne giren askerler, mahpusları sopalar ve dipçiklerle ağır şekilde dövdü. Bu şiddet sonucu 4 mahpus hastanede hayatını kaybetti. Göktepe, bu trajediyi haberleştirmek için Alibeyköy’e gitti. Gözaltına alındığında, “Ben gazeteciyim” diye haykırdı, ancak bu onu kurtarmadı. Eyüp Spor Salonu’nda maruz kaldığı şiddet, ölümüne yol açtı.

Dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, ilk başta “duvardan düşerek öldüğü” iddiasını ortaya attı. Ancak morg fotoğrafları ve tanık ifadeleri, yüzündeki morlukları ve şişlikleri gösterdi. Kamuoyu baskısıyla bakan özür diledi, ama Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, özrü kabul etmeyerek sorumluların yargılanmasını talep etti. Bu olay, Türkiye’de basın özgürlüğü ve gözaltında işkence tartışmalarını alevlendirdi.

Web aramalarından edindiğimiz bilgilere göre, benzer olaylar hala gündemde. Örneğin, son yıllarda basın mensuplarına yönelik şiddet vakaları artmış durumda. X (eski Twitter) platformunda, “Metin Göktepe anma” aramalarında son etkinlikler öne çıkıyor. 2025 yılındaki 29. yıl anmasında, CHP İl Başkanı Özgür Çelik ve diğer siyasiler katılınca, “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganları atılmış. Bir postta, sanatçı Ferhat Tunç’un mesajı: “Metin, milyonların yüreğinde yaşıyor.” Bu tweetler, Göktepe’nin mirasının sosyal medyada da güçlü olduğunu kanıtlıyor.

Ekşi Sözlük’te, kullanıcılar Göktepe’yi “Hilmi Hacaloğlu’nun kurtuluşu için bedel ödeyen bir simge” olarak görüyor. Bir başka entry: “Gazeteciler birlik olmalı, ama mücadele unutuldu.” Bu görüşler, olayın toplumsal etkisini yansıtıyor.

Dava Süreci: Adalet Arayışı ve Cezaların Yetersizliği

Göktepe cinayeti davası, İstanbul’dan Aydın’a, oradan “güvenlik” gerekçesiyle Afyon’a taşındı. 4 yıl süren dava, 28 Eylül 2000‘de 5 polis memuruna “kastı aşan insan öldürmek” ve “faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek” suçlarından 7şer yıl 6şar ay hapis cezasıyla sonuçlandı. Yargıtay’ın bozma kararı sonrası bir polis 20 ay hapis ve 5 ay kamu hizmetlerinden uzaklaştırma cezası aldı.

Ancak 19 Aralık 2000’de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası, polislerin cezalarını tamamlamalarını engelledi. “Rahşan affı” olarak bilinen bu düzenleme, cezaların fiilen uygulanmamasına yol açtı. Göktepe, gözaltında öldürülen gazeteciler arasında katillerinin mahkemece onaylandığı ilk vaka oldu, ancak cezalar yetersiz kaldı.

Wikipedia’ya göre, dava süreci 1999‘da 11 polisten 6‘sına ceza verildi, ama usul hataları nedeniyle iptal edildi. Ekşi Sözlük’te, “Dava Afyon’da spor salonunda görüldü, katiller cezasız kaldı” yorumları hâkim. X postlarında, 2024 ve 2025 anmalarında benzer eleştiriler var: “Metin’in katilleri serbest, adalet nerede?”

Bu süreç, basın özgürlüğü mücadelesini güçlendirdi. Göktepe’nin doğum günü 10 Nisan’da düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, 1998’den beri devam ediyor. Haber, fotoğraf ve röportaj dallarında verilen ödüller, genç gazetecileri teşvik ediyor.

Güncel Anmalar ve Basın Özgürlüğüne Etkisi: Miras Devam Ediyor

Göktepe’nin anmaları, her yıl mezarı başında ve çeşitli etkinliklerle sürüyor. 2025‘teki 29. yıl anmasında, CHP, TİP ve gazeteci örgütleri katıldı. X’te, “Metin Göktepe’yi saygıyla anıyoruz” postları binlerce etkileşim aldı. Bir postta, TGC’nin mesajı: “Haber peşindeyken öldürülen Göktepe’yi unutmayacağız.”

Web aramalarında, 30. yıl için benzer etkinlikler planlanıyor. Bianet ve Evrensel gibi siteler, “Yaktığın meşale yolumuzu aydınlatıyor” diyor. Ekşi Sözlük’te, son entry’ler basın özgürlüğünün gerilediğini vurguluyor: “Metin’in ölümü, gazetecilerin birlik olma zamanıydı, ama devam etmedi.”

Göktepe’nin hikayesi, Uğur Mumcu, Hrant Dink gibi öldürülen gazetecileri anma etkinlikleriyle bağdaşıyor. 2024‘te düzenlenen “Öldürülen Gazeteciler Günü”nde, Göktepe de anıldı. Bu anmalar, okuyucuları düşündürüyor: Basın özgürlüğü olmadan demokrasi olur mu? Sizce Göktepe’nin mücadelesi bugün nasıl devam etmeli? Yorumlarda paylaşın, tartışalım.

www.NetHaberler.Com editörü A. Ara ÖZEL’in derlediği bu habere göre; Metin Göktepe’nin ölümü, sadece bir trajedi değil, aynı zamanda basın camiasının direniş simgesi. 30 yıl geçti, ama adalet arayışı bitmedi. Göktepe’nin annesi Fadime’nin sözleri gibi: “Her muhabir benim çocuğum.” Bu hikaye, bizlere hakikatin peşinde koşmanın bedelini hatırlatıyor. Okurlarımız, lütfen düşüncelerinizi yorumlarda belirtin – Göktepe’nin mirasını birlikte yaşatalım.

#haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin #MetinGöktepe #Ümraniye #cezaevi #anma #basın

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.