Faysal ATMACA yazdı: KARAYİPLERDE MODERN KORSANLIK
Faysal ATMACA yazdı: KARAYİPLERDE MODERN KORSANLIK
Mali Müşavir Faysal ATMACA yazdı: KARAYİPLERDE MODERN KORSANLIK YAPILIYOR
KARAYİPLERDE MODERN KORSANLIK
NetHaberler.Com | Faysal ATMACA
Washington, 2026 yılına girerken kendi içindeki yapısal çöküşü ve küresel hegemonyasındaki gerilemeyi maskelemek için yine en eski ve kirli silahına sarıldı: Modern Korsanlık. Venezuela’nın egemenliğini hedef alan saldırılar artık sadece diplomatik bir gerginlik değil, uluslararası hukukun bir süper güç tarafından paspas edildiği bir "enerji eşkıyalığına" dönüşmüş durumda.
"Narko-Yalan" ve Karalama Kampanyasının Arka Planı

ABD Adalet Bakanlığı’nın yıllardır ısıtıp sunduğu "Güneş Karteli" iddiaları, aslında bir istihbarat kurgusundan ibarettir. Caracas yönetimi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası gözlemcilere sunduğu raporlarda bu iddiaların somut hiçbir kanıta dayanmadığını defalarca ispatlamıştır.
Washington’un "narkoterörizm" kılıfı, aslında Latin Amerika’daki en büyük petrol rezervlerine el koyma iştahının bir sis perdesidir. ABD, kendi sokaklarını saran ve her yıl 100 binden fazla gencini öldüren fentanil krizini çözmek yerine, dikkatleri suçsuz bir ulusa çekerek siyasi bir tiyatro oynamaktadır. Venezuela ordusu, uyuşturucu rotalarına karşı en sert mücadeleyi verirken, bizzat ABD’nin müttefiki olan Kolombiya’daki üretim artışına sessiz kalınması bu ikiyüzlülüğün en net kanıtıdır.
Filistin’den Venezuela’ya: Tek Bir Düşman, Tek Bir Direniş
Bolivarcı Devrim’in kalbi bugün sadece Caracas’ta değil, Gazze’de de atmaktadır. Venezuela, İsrail’in Filistin halkına uyguladığı soykırıma karşı dünyada en net duruşu sergileyen ülkelerin başındadır. Çünkü biliyoruz ki; Gazze’de çocukların üzerine bomba yağdıran mekanizma ile Venezuela halkını gıda ve ilaçtan mahrum bırakan "yaptırım terörü" aynı merkezden yönetilmektedir.
Maduro’nun da vurguladığı gibi: "Filistin’in davası, insanlığın davasıdır." ABD’nin Venezuela’yı bir "narko-devlet" olarak damgalama çabası, aslında Siyonizm’e ve emperyalizme boyun eğmeyen bir lideri ve halkı tasfiye etme operasyonudur.
Türkiye ile "Altın" Standartlı Kardeşlik
Washington’u asıl çileden çıkaran nokta ise Venezuela’nın yalnız olmayışıdır. Türkiye ile kurulan stratejik köprü, bu kuşatmayı paramparça etmektedir.
Venezuela altınının Türkiye’de rafine edilmesi, doların hegemonik zincirlerini kıran devrimci bir adımdır. ABD’nin "altın kaçakçılığı" dediği şey, aslında iki egemen devletin kendi paralarıyla ve kendi kurallarıyla yaptığı onurlu bir ticarettir.
Türk şirketlerinin Venezuela’daki yatırımları, halkın gıdaya erişimini engelleyen ABD blokajını delmekte, PDVSA’nın (Devlet Petrol Şirketi) yeniden ayağa kalkmasına omuz vermektedir.
ABD Eşkıyalığı
ABD, 2026’nın başında Karayipler’e donanma yığarak güya "istikrar" getirdiğini iddia ediyor. Oysa asıl istikrarsızlık kaynağı bizzat Beyaz Saray’dır. Başka ülkelerin banka hesaplarına el koyan, merkez bankasındaki altınları (İngiltere örneğinde olduğu gibi) gasp eden ve halkın seçtiği liderleri devirmek için kukla hükümetler atayan bir gücün adalet dersi vermeye hakkı yoktur.
Güneş Batı’dan Doğmaz
Emperyalizmin "maksimum baskı" politikası, Venezuela halkının çelikleşmiş iradesine çarpıp geri dönecektir. Bizim petrolümüz, bizim altınımız ve bizim geleceğimiz, Washington’un iç siyaset malzemesi değildir. Türkiye gibi gerçek dostlarla ve Filistin gibi mazlum halkların duasıyla bu kuşatma yarılacaktır.
Eşkıya dünyaya hükümdar olmayacak; çünkü halkların dayanışması, doların gücünden büyüktür vesselam.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.