BİR MİLLETİN DİRİLİŞ DESTANI, BİR TARİHİN DÖNÜM NOKTASI

DİNİ HABERLER 17.03.2026 - 11:06, Güncelleme: 17.03.2026 - 11:30
 

BİR MİLLETİN DİRİLİŞ DESTANI, BİR TARİHİN DÖNÜM NOKTASI

ZEYNEP MERÇAN YAZDI: 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 111. Yıldönümü
BİR MİLLETİN DİRİLİŞ DESTANI,  BİR TARİHİN DÖNÜM NOKTASI 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 111. Yıldönümü Tarih, bazı günleri yalnızca bir hatıra olarak saklamaz; onları bir milletin karakterini, inancını ve kaderini anlatan büyük sembollere dönüştürür. 18 Mart, Türk milletinin tarihindeki en anlamlı, en derin ve en onurlu günlerden biridir. Çünkü bu tarih, yalnızca bir savaşın kazanıldığı gün değildir; bir milletin bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği gündür. 1915 yılında Çanakkale Savaşı bütün şiddetiyle devam ederken, dünyanın en güçlü donanmaları Çanakkale Boğazı’na doğru ilerliyordu. Amaç açıktı; Osmanlı’nın kalbi olan İstanbul’a ulaşmak ve bir milletin direncini kırmak. Ancak hesap edemedikleri bir şey vardı; bu toprakların insanı için vatan yalnızca bir coğrafya değil, bir onur meselesiydi. Toprağın her karışında bir direniş vardı. Kimi cephede savaşan asker, kimi cephane taşıyan bir Anadolu kadını, kimi henüz çocuk denecek yaşta bir genç… Hepsi aynı inancı taşıyordu, bu vatan teslim edilemezdi. Bu büyük mücadelenin ruhunu en iyi anlatan sözlerden biri, o günlerde Anafartalar’da görev yapan genç bir komutana aittir. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olacak olan Mustafa Kemal Atatürk, askerlerine şöyle sesleniyordu: “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.” Bu söz, yalnızca bir askeri emir değildir; bir milletin bağımsızlık iradesinin ifadesidir. Çünkü o gün cephede savaşan askerler, geri dönmeyi düşünmeden mücadele ediyordu. Onlar için önemli olan hayatta kalmak değil, vatanın yaşamasıydı. Çanakkale’de verilen mücadele, yalnızca silahların ve stratejilerin savaşı değildi. Bu, inancın, sabrın ve fedakârlığın savaşıydı. Yokluklar içinde verilen bu mücadele, tarihe “imkânsızın başarılması” olarak geçti. Bir başka sözünde Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de hayatını kaybeden yabancı askerlerin annelerine hitaben insanlık tarihine geçen şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.” Bu sözler, yalnızca bir komutanın büyüklüğünü değil, aynı zamanda Türk milletinin asaletini de göstermektedir. Çünkü Çanakkale’de kazanılan zafer, düşmanlıktan değil; vatan sevgisinden doğmuştur. Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi, Türk milletinin hafızasında bir gurur günü olarak yaşamaktadır. O gün kazanılan zafer, yalnızca bir cephede elde edilen başarı değildir; aynı zamanda ileride doğacak olan bağımsızlık mücadelesinin de ilk kıvılcımıdır. Çanakkale’de yakılan o meşale, yıllar sonra Kurtuluş Savaşı’nın yolunu aydınlatmıştır. Çanakkale’de toprağa düşen gençler, yalnızca bir savaşın kahramanları değildir. Onlar, bir milletin geleceğini kurtaran fedakârlığın sembolüdür. Kimi üniversite öğrencisiydi, kimi köyünden yeni çıkmış bir delikanlı… Ama hepsinin ortak bir özelliği vardı: Vatan sevgisi. Bugün o topraklara gittiğinizde rüzgârın sesi bile başka eser. Sanki her dalga, her ağaç, her taş aynı gerçeği fısıldar: Bu vatan kolay kazanılmadı. Çanakkale, yalnızca bir şehir değildir artık. O, bir milletin hafızasıdır. Bir direnişin, bir fedakârlığın ve bir inancın sembolüdür.  Bizlere düşen görev, bu büyük destanı yalnızca anmak değil; onu anlamaktır. Çünkü Çanakkale’nin bize bıraktığı en büyük miras, birlik ve beraberlik ruhudur. Eğer o ruhu yaşatabilirsek, geçmişte kazanılan zaferler geleceğin de en güçlü teminatı olacaktır. 18 Mart  Çanakkale Zaferi'nin 111. yıldönümü vesilesiyle, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Çünkü Çanakkale, yalnızca bir savaşın adı değildir; bir milletin yeniden ayağa kalktığı destandır. Okuduğunuz için teşekkür ederim,  Zeynep Merçan
ZEYNEP MERÇAN YAZDI: 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 111. Yıldönümü

BİR MİLLETİN DİRİLİŞ DESTANI, 
BİR TARİHİN DÖNÜM NOKTASI

18 Mart
Çanakkale Zaferi'nin 111. Yıldönümü

Tarih, bazı günleri yalnızca bir hatıra olarak saklamaz; onları bir milletin karakterini, inancını ve kaderini anlatan büyük sembollere dönüştürür. 18 Mart, Türk milletinin tarihindeki en anlamlı, en derin ve en onurlu günlerden biridir. Çünkü bu tarih, yalnızca bir savaşın kazanıldığı gün değildir; bir milletin bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği gündür.

1915 yılında Çanakkale Savaşı bütün şiddetiyle devam ederken, dünyanın en güçlü donanmaları Çanakkale Boğazı’na doğru ilerliyordu. Amaç açıktı; Osmanlı’nın kalbi olan İstanbul’a ulaşmak ve bir milletin direncini kırmak. Ancak hesap edemedikleri bir şey vardı; bu toprakların insanı için vatan yalnızca bir coğrafya değil, bir onur meselesiydi.

Toprağın her karışında bir direniş vardı. Kimi cephede savaşan asker, kimi cephane taşıyan bir Anadolu kadını, kimi henüz çocuk denecek yaşta bir genç… Hepsi aynı inancı taşıyordu, bu vatan teslim edilemezdi.

Bu büyük mücadelenin ruhunu en iyi anlatan sözlerden biri, o günlerde Anafartalar’da görev yapan genç bir komutana aittir. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olacak olan Mustafa Kemal Atatürk, askerlerine şöyle sesleniyordu:
“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.”
Bu söz, yalnızca bir askeri emir değildir; bir milletin bağımsızlık iradesinin ifadesidir. Çünkü o gün cephede savaşan askerler, geri dönmeyi düşünmeden mücadele ediyordu. Onlar için önemli olan hayatta kalmak değil, vatanın yaşamasıydı.

Çanakkale’de verilen mücadele, yalnızca silahların ve stratejilerin savaşı değildi. Bu, inancın, sabrın ve fedakârlığın savaşıydı. Yokluklar içinde verilen bu mücadele, tarihe “imkânsızın başarılması” olarak geçti.

Bir başka sözünde Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de hayatını kaybeden yabancı askerlerin annelerine hitaben insanlık tarihine geçen şu ifadeleri kullanmıştır:
“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar!
Burada bir dost vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.
Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.”
Bu sözler, yalnızca bir komutanın büyüklüğünü değil, aynı zamanda Türk milletinin asaletini de göstermektedir. Çünkü Çanakkale’de kazanılan zafer, düşmanlıktan değil; vatan sevgisinden doğmuştur.

Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi, Türk milletinin hafızasında bir gurur günü olarak yaşamaktadır. O gün kazanılan zafer, yalnızca bir cephede elde edilen başarı değildir; aynı zamanda ileride doğacak olan bağımsızlık mücadelesinin de ilk kıvılcımıdır. Çanakkale’de yakılan o meşale, yıllar sonra Kurtuluş Savaşı’nın yolunu aydınlatmıştır.
Çanakkale’de toprağa düşen gençler, yalnızca bir savaşın kahramanları değildir. Onlar, bir milletin geleceğini kurtaran fedakârlığın sembolüdür. Kimi üniversite öğrencisiydi, kimi köyünden yeni çıkmış bir delikanlı… Ama hepsinin ortak bir özelliği vardı: Vatan sevgisi.

Bugün o topraklara gittiğinizde rüzgârın sesi bile başka eser. Sanki her dalga, her ağaç, her taş aynı gerçeği fısıldar:
Bu vatan kolay kazanılmadı.
Çanakkale, yalnızca bir şehir değildir artık. O, bir milletin hafızasıdır. Bir direnişin, bir fedakârlığın ve bir inancın sembolüdür. 

Bizlere düşen görev, bu büyük destanı yalnızca anmak değil; onu anlamaktır. Çünkü Çanakkale’nin bize bıraktığı en büyük miras, birlik ve beraberlik ruhudur. Eğer o ruhu yaşatabilirsek, geçmişte kazanılan zaferler geleceğin de en güçlü teminatı olacaktır.

18 Mart  Çanakkale Zaferi'nin 111. yıldönümü vesilesiyle, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Çünkü Çanakkale, yalnızca bir savaşın adı değildir; bir milletin yeniden ayağa kalktığı destandır.

Okuduğunuz için teşekkür ederim, 
Zeynep Merçan

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.