Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi Hayata geçiyor
Türkiye Engelliler Vakfı (TÜREV), zihinsel engelli bireylerin aile bağları kopmadan, aileleriyle aynı yaşam alanında hayatlarını sürdürebilmelerini esas alan ve Vakıf tarafından dünyada ilk örnek olarak tanımlanan yeni bir sosyal yaşam modelini İstanbul’da hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Şile’de Aile Bağlarını Koruyan Yeni Bir Yaşam Modeli: Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi
TANER AKKUŞ - ÖZEL HABER
Pilot uygulama bölgesi olarak Şile’de inşaat çalışmalarına başlanan“Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi”, geleneksel yatılı bakım anlayışından farklı olarak engelli bireyi ailesinden ayırmak yerine aileyi; yaşam, bakım, rehabilitasyon ve sosyal katılım sürecinin merkezine yerleştiriyor. Proje, zihinsel engelli bireyin annesi ve ailesiyle aynı evde yaşayabildiği; bakım, üretim, rehabilitasyon, spor ve sosyal yaşamın tek bir merkezde bütünleştiği aile temelli modelin İstanbul’dan başlayarak yaygınlaştırılmasını hedefliyor.

Zihinsel engelli bireylerin bakım ihtiyacı yalnızca bireyi değil, anne, baba ve diğer aile üyelerini de doğrudan ilgilendiren uzun soluklu bir süreç. Özellikle bakım ihtiyacının ağırlaştığı durumlarda ailelerin çocuklarını yatılı bakım kuruluşlarına yerleştirmek zorunda kalabilmesi, engelli birey ile ailesi arasındaki günlük yaşam bağının azalmasına neden olabiliyor.
Türkiye Engelliler Vakfı tarafından geliştirilen proje ise bu noktada farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor: Engelli birey bakım hizmeti alırken ailesinden ayrılmayacak; ailesiyle birlikte yaşayacak.
Bakım merkezi değil, aileyle birlikte yaşam modeli
Şile’de kurulması planlanan Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi’nin temelinde büyük ve tek bir yatılı kurum modeli yerine, ailelerin kendi yaşam alanlarına sahip olduğu bir köy düzeni bulunuyor.
Proje kapsamında 50 metrekarelik erişilebilir yaşam alanlarından oluşan 100 prefabrik ev planlanıyor. Bu evlerin mobilyadan beyaz eşyaya, mutfak ekipmanlarından engelli bireylere uygun güvenlik donanımlarına kadar tam tefrişatlı olması öngörülüyor.
Modelde zihinsel engelli birey, annesi veya ailesiyle birlikte kendi evinde yaşamını sürdürebilecek. Böylece aile, çocuğunu bir kuruma teslim eden ve belirli zamanlarda ziyaret eden konumunda değil; çocuğunun günlük yaşamının doğal bir parçası olmaya devam edecek.
Projenin en önemli hedeflerinden biri de bakım ilişkisinin aile içerisinde devam edebilmesi. Zihinsel engelli bireyin bakımını yıllardır üstlenen annenin uygun koşullarda bu rolünü yaşam merkezinde de sürdürebilmesi, aile yaşamının mümkün olduğunca korunması amaçlanıyor.
Ebeveynler hayatını kaybettiğinde de çocuk yalnız kalmayacak
Zihinsel engelli çocuk sahibi ailelerin en büyük kaygılarından biri, “Bizden sonra çocuğumuza kim bakacak?” sorusu.
Proje, bu soruna da topluluk temelli bir çözüm modeli geliştirmeyi amaçlıyor.
Merkezde uzun yıllar birlikte yaşayan ailelerin birbirlerini ve çocuklarını tanıdığı bir sosyal yapı oluşturulması öngörülüyor. Bir engelli bireyin anne ve babasının hayatını kaybetmesi halinde, merkezde yaşayan ve sisteme dahil olan başka bir annenin gerekli hukuki ve mesleki çerçeveler oluşturularak bakım sürecinde rol alabileceği bir dayanışma modeli üzerinde duruluyor.
Böylelikle ebeveyn kaybı yaşayan engelli bireyin tamamen yabancı bir çevreye gönderilmesi yerine, uzun süredir bildiği yaşam alanında ve tanıdığı insanlarla hayatına devam edebilmesi hedefleniyor.
Bu sistemin uygulamaya geçirilmesi için bakım hizmetleri, sorumluluk, denetim, personel yeterliliği ve hukuki statü gibi konuların ilgili kamu kurumlarıyla birlikte ayrıca düzenlenmesi gerekiyor.
Dört duvar arasında değil, hayatın içinde
Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi yalnızca konaklama birimlerinden oluşan bir proje olarak tasarlanmadı.
Projede zihinsel ve diğer engel gruplarındaki bireylerin doğayla, üretimle, sporla ve sosyal yaşamla iç içe olması amaçlanıyor.
Topraksız tarım, modern seracılık, dikey tarım, hayvancılık ve süt ürünleri üretimi projenin önemli bölümleri arasında yer alıyor. Özellikle dikey tarım alanlarında hareketli sistemlerle tekerlekli sandalye kullanıcılarının da üretime katılabilmesi düşünülüyor.
Hayvancılık alanında ise eğitim ve üretimin birlikte yürütülmesi; süt üretimi ve sütün işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi planlanıyor.
Amaç, engelli bireyin yalnızca “bakım alan kişi” olarak görülmemesi.
Bireyin kapasitesi ve engel durumuna göre günlük yaşamın, üretimin, eğitimin ve sosyal hayatın içerisinde yer alabileceği bir sistem kurulması hedefleniyor.
Spor ve rehabilitasyon da yaşamın parçası olacak
Projede kapalı halı saha, basketbol ve voleybol alanlarının yanı sıra ileri fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi de bulunuyor.
Planlanan rehabilitasyon merkezinde robotik yürüme sistemlerinden robotik el-kol rehabilitasyon cihazlarına; denge ve yürüme ekipmanlarından çocuk rehabilitasyonu ve duyu bütünleme alanlarına kadar çeşitli teknolojilerin kullanılması öngörülüyor.
Bunun yanında proje içerisinde atlarla terapi ve doğayla bütünleşen rehabilitasyon uygulamalarına da yer veriliyor.
Böylelikle bakım, rehabilitasyon, sosyal yaşam ve aile yaşamının birbirinden ayrı hizmetler olmaktan çıkarılarak aynı ekosistem içerisinde yürütülmesi amaçlanıyor.
Neden böyle bir modele ihtiyaç var?
Projenin çıkış noktalarından biri, zihinsel engelli bireylerin bakımını yalnızca barınma ve temel ihtiyaçların karşılanması olarak görmemek.
Engelli bireyin ailesi, alışkanlıkları, sosyal çevresi ve günlük ilişkileri de yaşam kalitesinin önemli parçaları.
Özellikle anne ve babası hayattayken ailesiyle güçlü bir bağı bulunan kişinin bakım gereksinimi nedeniyle tamamen farklı bir yaşam düzenine geçmek zorunda kalması hem aile açısından hem de engelli birey açısından ciddi bir değişim anlamına geliyor.
TÜREV’in geliştirdiği model, “Engelli bireyi aileden ayırmadan nasıl destekleyebiliriz?” sorusuna cevap arıyor.
Bu yaklaşımda aile, bakım sisteminin dışında bırakılmıyor; aksine sistemin temel unsurlarından biri haline getiriliyor.
Aynı zamanda ailelerin de bakım yükünü tek başlarına taşımadığı; sağlık, rehabilitasyon, sosyal hizmetler, eğitim, spor ve üretim imkanlarının ortak bir altyapıyla desteklendiği bir yapı hedefleniyor.
Türkiye’nin aile politikalarıyla da kesişiyor
Projenin aileyi merkeze alan yaklaşımı, Türkiye’de son dönemde açıklanan aile politikalarıyla da kesişiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilan edilirken, aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar kamuoyuna 13 Ocak 2025’te düzenlenen programla duyuruldu.
Bu yaklaşım 2026 yılında daha uzun vadeli bir çerçeveye taşındı. 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak belirlenirken, Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi aile merkezli politikaların önümüzdeki on yıllık dönemde sürdürülmesine yönelik bir çerçeve ortaya koydu.
Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi’nin temel yaklaşımı da engelli bireyin desteklenmesi sırasında aile birliğinin korunması ve aile bağlarının devam ettirilmesi düşüncesine dayanıyor.
Mevzuatta yeni bir model hedefleniyor
Türkiye Engelliler Vakfı’nın hedeflerinden biri projenin yalnızca Şile’deki tek bir merkezle sınırlı kalmaması.
Vakfın üzerinde çalıştığı yaklaşımda, gerekli mevzuat altyapısının oluşturulması halinde TÜREV tarafından geliştirilecek standartlara uygun benzer yaşam merkezlerinin farklı bölgelerde kurulabilmesi öngörülüyor.
Bu modelde yatırım yapmak veya merkez işletmek isteyen kuruluşların belirlenen kriterleri karşılayarak sisteme dahil olması; bakım hizmetlerinin aile temelli yaşam modeline uygun şekilde yürütülmesi ve kamu otoritelerinin denetiminin devam etmesi düşünülüyor.
Bu nedenle proje aynı zamanda engelli bakım mevzuatında aileyle birlikte yaşam modelinin ayrı bir hizmet modeli olarak ele alınması yönündeki tartışmalara da yeni bir başlık açmayı amaçlıyor.
Projenin fikir babası Yaşar Tayfun Abedan
Projeye ismini veren Yaşar Tayfun Abedan, Türkiye Engelliler Vakfı’nın çalışmalarına yaklaşık 27 yıl boyunca gönüllü olarak katkı sağlayan ve vakfın çeşitli projelerinin geliştirilmesinde görev alan bir isimdi.
Engelli bireylerin ailelerinden kopmadan yaşayabilecekleri bu modelin fikir babası olan Abedan, Şubat 2025’te hayatını kaybetti.
Vefatının ardından Türkiye Engelliler Vakfı Mütevelli Heyeti tarafından yapılan değerlendirmede, Şile’de hayata geçirilmesi için çalışmalar sürdürülen yaşam merkezine “Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi” adının verilmesi kararlaştırıldı.
Böylelikle yıllarca üzerinde çalıştığı projenin onun ismiyle yaşatılması hedeflendi.
Bir bakım tesisinden daha fazlası
Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi tamamlandığında hedeflenen yapı yalnızca engelli bireylerin barındığı bir tesis değil.
Aynı evde yaşayan aile, komşuluk ilişkileri, ortak sosyal alanlar, rehabilitasyon, spor, üretim, tarım ve hayvancılığın bir araya geldiği yeni bir yaşam modeli kurulması amaçlanıyor.
Modelin temelinde ise oldukça yalın bir düşünce bulunuyor:
Bir zihinsel engelli bireyin destek ve bakıma ihtiyaç duyması, ailesinden ayrılması gerektiği anlamına gelmemeli.
Türkiye Engelliler Vakfı, Şile’de hayata geçirmek istediği projeyle bakım hizmetini aile bağlarını koparan değil, aileyi destekleyerek bir arada tutan bir sisteme dönüştürmeyi hedefliyor.
Yaşar Tayfun Abedan Engelsiz Yaşam Merkezi
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Ünlülere Yönelik Uyuşturucu Soruşturmasında Sayat Zurnacı ve Aytaç Kart Tutuklandı




Son Haberler
Ankara’da Sanal Devriye Operasyonu: 420 İnternet Sitesine Erişim Engeli



