Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TACİZ VE TECAVÜZ İFTİRALARI İLE GENÇ EVLİLİK MAĞDURLARI

Severek evlenmiş aile yuvası

Severek evlenmiş aile yuvası kurmuş devletimiz tarafından nikah cüzdanı verilmiş çocuk sahibi olmuş binlerce genç evlilik mağduru erkek-babalar tecavüzcü diye lekelenerek hapse kadını koruduğunu söyleyen adalet sistemimiz kadını ve çocuklarımızı sokaklara terk etmiştir. Burada rızaları dışında ve zorla evlendirilen gençlerimiz tabii olarak hariçtir ve gerekli hukuki tedbir ve cezai müeyyideler uygulanmalıdır.

-TMK MADDE 124 : Erkek ya da kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez.Ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli sebeple 16 yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.

Burada 18 yaşından küçük evliliğin suç olduğunu bilmeden ya da bilmelerine rağmen sevgileri uğruna birlikte olmuş evlenmiş aile kurmaya çalışmış çocuk sahibi olmuş hatta devlet kurumları tarafından nikahlanıp nikah cüzdanı verilmiş binlerce genç erkek tecavüzcü olarak suçlu gibi ağır cezalar verilmekte hapse atılmaktadır. Zina suç olmaktan çıkarılmış bir çok gencimiz nikahsız birliktelikler yaşamakta evlilik kurumundan uzaklaşmaktadırlar. İslami inancımızda ve diğer dinlerde de zina suçtur ve cezası vardır.

ANAYASA MADDE 2 : Kanunların hukuk güvenliği sağlaması bu doğrultuda geleceğe yönelik istikrarın korunabilmesi için kanunlar yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar Yasaların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca kanunlar kamu yararı ve kamu düzeninin gereği kazanılmış hakların korunması yürürlüğe giren kanunların geçmişe etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.

ANAYASA MADDE 41 : Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Bu öneme binaen Devlet ailenin huzur ve refahını sağlamak ve bu konuda gereken tedbirleri almak konusunda bir yükümlülük yüklemiştir. Ancak burada ailenin erkeğin tecavüzcü olarak hapse atılması ve genç kadının çocuklarıyla sokaklara terk edilmesi aileye koruma değil tam yıkım getirmektedir.

 -TCK MADDE 102 : (Değişik madde: 18.062014 t. 6545 s. K. m.58)

(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma vekovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

-TCK MADDE 103 : Madde aynen şu şekildedir; (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

TCK MADDE (102,103,104,105) yaygın bir şekilde iftiralara ve hatta bazı annelerin boşanma esnasında velayeti almak eski eşlerinin öz evlatlarına kız öğrencilerin (yüksek not ve sınıf geçebilmek) için öğretmenlerine İslam’a saldırı için imamlara genç kızların sevgililerine v.s. taciz ve tecavüz iftiralarına dönüşerek haksız ve hukuksuz biçimde somut delil bilgi ve belgeler olmadan cezalar verilmektedir.

Bu uygulamalar en temel hukuk ilkesi olan Anayasamızın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” şeklinde ifade edilen masumiyet karinesi, aynı zamanda savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde dahi sınırlandırılamayan mutlak bir temel haktır. İftira mağduru bir çok erkek burada baştan suçlu olarak kabul edilerek kişinin suçsuzluğunu ispatlaması istenmekte suçsuzluk karinesi çiğnenmektedir.

Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu’ nun Kamu Davasını Açma Görevi başlıklı 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir.(YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/819 Karar : 2018/4172 Tarih : 01.03.2018)

Tüm bu bağlamda sosyal tarafsız eşitlikçi ve en temel ilkelere aykırı tutum ve kararlar gözden geçirilerek özellikle genç evlilik mağduru kardeşlerimizin hakları iade edilmeli aile yuvaları ve yavrularımız

 babalarına kavuşturulmalıdır. Taciz ve tecavüz vakaları titizlikle araştırılmalı somut delil bilgi belge ses kaydı video doktor raporuna dayanarak hukuk devleti ilkesinin gerekleri yerine getirilerek soruşturma ve yargılamalar yapılmalı iftira ve hukuk gasplarının önüne geçilerek masum insanların hakları korunmalı iftirası ispatlananlara uygulanmayan hukuki yaptırım ve cezalar işler hale getirilmelidir.

Buradaki en önemli husus kadını ve çocukları koruyalım derken feminizmin yaygara ve dayatmalarıyla ADALET VE YARGI tahakküm ve baskı altına alınarak erkeklere iftiralara masum insanların lekelenmesine temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına ve adaletsizliklere hatta aile yuvalarının yıkılmasına toplumun çatışmasına ve güvensizlik ortamı oluşturmaya çalışılmakta adalete olan güven duygusu sekteye uğratılmaktadır.

Saray mahallesi Sanayi caddesi Güven Sanayi sitesi S3 blok 4 numara Ümraniye İstanbul

Söz Konusu Aile Derneği Başkan 

Serkan GÜRSOY 05305110152