Şerife Bacı Cesareti Türkiye’nin Sosyal İnovasyonu ile Gelece taşınıyor
Bir milletin geleceği yalnızca ekonomik göstergelerle, teknolojik yatırımlarla veya inşa ettiği büyük yapılarla belirlenmez. Bir ülkenin gerçek gücü; insanına verdiği değerle, toplumsal sorunlar karşısında geliştirdiği çözüm kapasitesiyle ve ortak iyiliği kurumsal bir sorumluluğa dönüştürebilmesiyle ölçülür.
Şerife Bacı’nın Cesaretinden Türkiye’nin Sosyal İnovasyon Geleceğine
Dr. Nebiye Yaşar - Özel haber
Bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu en önemli yaklaşımlardan biri de budur: Bilimsel bilginin toplumun gerçek ihtiyaçlarıyla buluşması, sosyal sorunlara geçici yardımlar yerine kalıcı çözümler üretilmesi ve iyiliğin sürdürülebilir modellerle geleceğe taşınması…
Üsküdar Üniversitesi ile Şerife Bacı Eğitim, Sağlık, Kültür ve Sosyal Yardım Vakfı arasında gerçekleştirilen “Sosyal İnovasyon Model Projeleri İş Birliği”, tam da bu anlayışın güçlü bir yansımasıdır.
Bu iş birliği, yalnızca iki kurumun imza altına aldığı bir protokol değildir. Üniversitenin bilimsel ve akademik birikimiyle sivil toplumun saha tecrübesini aynı amaç etrafında buluşturan; çocuklara, gençlere, kadınlara, ailelere ve toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı hedefleyen stratejik bir sosyal kalkınma adımıdır.
Bir tarihî kahramandan daha fazlası
Şerife Bacı, Millî Mücadele’nin görünmeyen kahramanlarından biridir. O, cepheye cephane taşırken kendi canını milletinin bağımsızlığına emanet eden Anadolu kadınının cesaretini, fedakârlığını ve vatan sevgisini temsil eder.
Ancak Şerife Bacı’nın mirasını yaşatmak, onun adını yalnızca törenlerde anmakla sınırlı kalmamalıdır. Onun taşıdığı sorumluluk bilincini bugünün şartlarında yeniden yorumlamak gerekir.
Dün vatanın bağımsızlığı için cephane taşıyan Şerife Bacı’nın ruhu, bugün toplumun geleceğine bilgi, umut, eğitim ve sosyal fayda taşıyan projelerde yaşatılmalıdır. Çünkü tarihî miras, ancak günümüzün ihtiyaçlarına cevap veren çalışmalarla geleceğe taşınabilir.
Bu nedenle Şerife Bacı Vakfı ile Üsküdar Üniversitesi arasında kurulan iş birliği, geçmişin fedakârlığını bugünün bilimsel imkânlarıyla birleştiren güçlü bir anlam taşımaktadır.
Üniversiteler toplumun çözüm merkezi olmalıdır
Üniversiteler yalnızca meslek kazandıran, diploma veren veya akademik yayın üreten kurumlar değildir. Üniversitelerin temel sorumluluklarından biri de sahip oldukları bilgi birikimini toplumun hizmetine sunmaktır.
Bir üniversitenin başarısı, ürettiği bilginin çocukların, gençlerin, ailelerin ve toplumun hayatında nasıl bir değişim oluşturduğuyla da değerlendirilmelidir. Akademik bilgi; sokağa, mahalleye, okula ve aileye ulaşmadığında toplumsal etkisi sınırlı kalır.
Sivil toplum kuruluşları ise toplumun gerçek ihtiyaçlarını yakından gören, sahadaki sorunlara doğrudan temas eden ve gönüllülük kültürünü yaşatan yapılardır. Üniversitelerin bilimsel gücü ile sivil toplumun saha deneyimi buluştuğunda, sosyal sorunlara daha gerçekçi, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümler üretilebilir.
İşte “Sosyal İnovasyon Model Projeleri İş Birliği”nin en önemli yönü de budur: Bilgiyi sahayla, akademiyi toplumla ve düşünceyi uygulamayla buluşturmak…
Sosyal inovasyon neden önemlidir?
Toplumsal sorunlar her geçen gün daha karmaşık hâle geliyor. Aile yapısındaki değişimler, gençlerin karşı karşıya kaldığı riskler, dijital bağımlılık, yalnızlık, fırsat eşitsizliği, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımı, kuşaklar arası iletişim ve dezavantajlı bireylerin toplumsal yaşama dâhil edilmesi gibi meseleler artık geleneksel yöntemlerle tek başına çözülemiyor.
Bugünün sorunları, yeni bakış açılarına ve kurumlar arası güçlü iş birliklerine ihtiyaç duyuyor.
Sosyal inovasyon; yalnızca yeni bir proje geliştirmek değildir. Toplumun gerçek bir ihtiyacını doğru tespit etmek, bu ihtiyaca yenilikçi ve uygulanabilir bir çözüm üretmek, ortaya çıkan modeli ölçmek, geliştirmek ve farklı bölgelere yaygınlaştırmaktır.
Başka bir ifadeyle sosyal inovasyon, iyiliği tesadüflere bırakmamak; onu bilimsel, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürmektir.
Bu yaklaşım sayesinde kısa süreli faaliyetlerin ötesine geçilerek uzun vadeli sosyal etki oluşturulabilir. Bir çocuğun yeteneğinin keşfedilmesi, bir gencin bağımlılıktan korunması, bir kadının ekonomik açıdan güçlendirilmesi veya bir ailenin sağlıklı iletişim becerileri kazanması, yalnızca bireysel bir başarı değildir. Bu değişimlerin her biri Türkiye’nin sosyal sermayesini büyütür.
Türkiye için stratejik bir yatırım
Güçlü toplum; güçlü bireylerden, güçlü ailelerden ve birbirine güvenen insanlardan oluşur. Toplumsal dayanışmanın zayıfladığı, gençlerin kendilerini karar süreçlerinin dışında hissettiği ve aile bağlarının kırılganlaştığı bir yapıda ekonomik kalkınmanın tek başına yeterli olması mümkün değildir.
Bu nedenle çocuklara, gençlere, kadınlara ve ailelere yönelik sosyal inovasyon projeleri bir yardım faaliyeti değil; ülkemizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır.
Bu iş birliği kapsamında geliştirilecek model projelerin;
* Çocukların ve gençlerin potansiyellerini keşfetmelerine,
* Aile yapısının güçlendirilmesine,
* Kadınların sosyal ve ekonomik hayata daha etkin katılmalarına,
* Kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına,
* Dezavantajlı kesimlerin desteklenmesine,
* Gönüllülük ve toplumsal sorumluluk bilincinin yaygınlaştırılmasına,
* Bilimsel temelli sosyal etki modellerinin geliştirilmesine
önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.
Burada esas hedef, yalnızca proje üretmek değil; başarılı uygulamaları model hâline getirerek farklı şehirlere ve kurumlara yaygınlaştırmaktır. Yerel düzeyde başlayan bir iyilik hareketinin, bilimsel yöntemlerle ölçülerek ulusal bir sosyal kalkınma modeline dönüşmesi mümkündür.
İyiliği kurumsallaştırmak
Toplumumuzda büyük bir yardımlaşma ve dayanışma kültürü bulunmaktadır. Ancak iyi niyetin kalıcı etkiye dönüşebilmesi için doğru planlamaya, güçlü kurumsal yapılara, bilimsel ölçüm araçlarına ve sürdürülebilir kaynaklara ihtiyaç vardır.
Asıl mesele yalnızca iyilik yapmak değil; iyiliğin etkisini büyütmek, devamlılığını sağlamak ve toplumun tamamına ulaşabilecek bir modele dönüştürmektir.
Üsküdar Üniversitesi ile Şerife Bacı Vakfının iş birliği, bu anlamda “iyiliği kurumsallaştırma” iradesini temsil etmektedir. Akademisyenlerin, öğrencilerin, gönüllülerin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hedefler etrafında buluşması; ülkemizin sosyal sorunlara çözüm üretme kapasitesini güçlendirecektir.
Geçmişten aldığımız emanet, geleceğe duyduğumuz sorumluluktur
Şerife Bacı’nın hikâyesi bize çok önemli bir hakikati hatırlatır: Büyük değişimler her zaman büyük imkânlarla başlamaz; bazen büyük bir inanç, fedakârlık ve sorumluluk duygusuyla başlar.
Bugün bize düşen görev; onun temsil ettiği cesareti, dayanışmayı ve vatan sevgisini çağımızın ihtiyaçlarına uygun projelerle yaşatmaktır. Çocuklarımızın nitelikli eğitim almasına, gençlerimizin umutla geleceğe hazırlanmasına, kadınlarımızın güçlenmesine ve ailelerimizin korunmasına katkı sağlayan her çalışma, bu tarihî mirasa duyulan vefanın yaşayan bir ifadesidir.
Üsküdar Üniversitesi ile Şerife Bacı Vakfı arasında kurulan Sosyal İnovasyon Model Projeleri İş Birliği, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmaktadır.
Bu köprünün bir tarafında Şerife Bacı’nın fedakârlığı, diğer tarafında ise bilimle, eğitimle ve ortak akılla güçlenen Türkiye’nin geleceği vardır.
Çünkü güçlü Türkiye; yalnızca büyüyen değil, insanını büyüten; yalnızca gelişen değil, bütün kesimleriyle birlikte gelişen; bilimle üreten, değerleriyle yükselen ve hiçbir ferdini geride bırakmayan bir toplumla inşa edilecektir.
Geçmişimizin cesaretini geleceğimizin sosyal inovasyon gücüne dönüştürmek, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Dr. Öğr. Üyesi Nebiye YAŞAR
Üsküdar Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörü
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Nur Mektebi Derneği Kurucusu Uğur Akkafa, Fon Soruşturmasında Tutuklandı




Son Haberler
Şerife Bacı Cesareti Türkiye’nin Sosyal İnovasyonu ile Gelece taşınıyor



