MUHTARLIK SİSTEMİ DEĞİŞMELİ Mİ?
Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu birçok sorunun ortak bir kaynağı var: Nüfusun kontrolsüz biçimde birkaç büyük metropole yığılması.
MUHTARLIK SİSTEMİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK
Faysal ATMACA | İstanbul
Konut fiyatlarının ulaşılamaz hâle gelmesi, bitmeyen trafik, altyapı yetersizlikleri, çevre kirliliği, sosyal yardımlara duyulan ihtiyacın artması, gıda enflasyonu ve giderek derinleşen yalnızlık… Bunların her biri farklı başlıklar gibi görünse de aslında aynı tablonun parçalarıdır. Bir yanda nefes almakta zorlanan şehirler, diğer yanda sessizleşen köyler.

Oysa şehirleri rahatlatmanın yolu yalnızca yeni yollar açmak, daha fazla konut yapmak ya da yeni uydu kentler kurmak değildir. Kalıcı çözüm, köyleri yeniden yaşanabilir, üretilebilir ve cazip hâle getirmektir.
Bunun için de yıllardır gözümüzün önünde duran, fakat dijital dönüşümle birlikte yeniden tanımlanması gereken bir kurum vardır: Muhtarlık.
Bir zamanlar mahalle muhtarlıkları vatandaş ile devlet arasında vazgeçilmez bir köprüydü. Bugün ise e-Devlet uygulamaları sayesinde ikametgâh belgesi, nüfus kayıt örneği ve benzeri pek çok işlem birkaç dakika içinde dijital ortamda yapılabilmektedir. Teknoloji geliştikçe şehir mahalle muhtarlıklarının geleneksel görevlerinin önemli bir bölümü doğal olarak ortadan kalkmıştır.
Buna karşılık köylerimiz sadece bir yerleşim alanı değildir. Köy; tarımın, hayvancılığın, gıda güvenliğinin, su kaynaklarının, kültürel hafızamızın ve toplumsal dayanışmanın merkezidir. Buna rağmen köy muhtarlarımız çoğu zaman tek başına bırakılmakta, sınırlı imkânlarla büyük sorumluluklar üstlenmektedir.
İşte tam bu noktada cesur ama uygulanabilir bir reform düşünülmelidir.
Şehir mahalle muhtarlıkları, dijitalleşmenin ulaştığı seviye dikkate alınarak kademeli biçimde belediyelerin mahalle hizmet birimlerine devredilebilir. Böylece hem idari yapı sadeleşir hem de önemli bir mali ve insan kaynağı tasarrufu sağlanır.
Ancak asıl önemli olan, bu tasarrufun nereye aktarılacağıdır.
Cevap açıktır:
Köylere
Her köy muhtarının yanında tarım, hayvancılık, kooperatifçilik, sosyal hizmetler ve yerel kalkınma konularında görev alacak iki kişilik profesyonel bir Köy Hizmet Ekibi oluşturulmalıdır.
Bu ekip yalnızca evrak takip eden memurlar olmayacaktır.
Çiftçiye rehberlik edecek.
Hayvancılık projelerini takip edecek.
Kooperatiflerin kurulmasına ve güçlenmesine destek verecek.
Gençlerin köyde üretim yapmasını teşvik edecek.
Köye geri dönmek isteyen vatandaşlara danışmanlık sağlayacak…
Yaşlı, engelli ve ihtiyaç sahibi vatandaşların kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak.
Köyün ortak mallarını, meralarını, su kaynaklarını ve sosyal alanlarını koruyacaktır.
Burada özellikle altı çizilmesi gereken önemli bir nokta vardır.
Bu model, ilk bakışta sanıldığı gibi kamuya devasa miktarda yeni personel alınmasını öngören bir proje değildir.
Tam tersine, dijitalleşme nedeniyle işlevi azalan şehir mahalle muhtarlıklarından sağlanacak insan kaynağının ve bütçenin üretimin merkezi olan köylere yönlendirilmesini esas almaktadır.
Dolayısıyla önerilen yapı, mevcut sistemin tamamen değiştirilmesi değil; yeniden dengelenmesidir. Köylerde oluşturulacak iki kişilik ekiplerle birlikte toplam personel büyüklüğü bugünkü sistemin yaklaşık yüzde elli üzerinde olacaktır. Buna karşılık sağlanacak ekonomik ve sosyal getiriler bu ilave maliyetin çok üzerinde gerçekleşecektir.
Çünkü köyde kalan ya da köyüne dönen her aile; büyükşehirlerde yapılmayacak yeni altyapı yatırımları, açılmayacak yeni yollar, inşa edilmeyecek yeni sosyal konutlar ve azalacak sosyal yardım yükü anlamına gelir.
Köye yapılan yatırım, şehirlerin geleceğine yapılan tasarruftur.
Ancak mesele sadece ekonomi değildir.
Belki de daha önemli olan, köyün sosyal hayatını yeniden ayağa kaldırmaktır.
Asırlar boyunca Anadolu’da köy odaları ve köy kahvehaneleri yalnızca insanların çay içtiği yerler değildi. Buralar köyün meclisiydi. Büyüklerin tecrübelerini gençlere aktardığı, imecelerin planlandığı, anlaşmazlıkların çözüldüğü, misafirin ağırlandığı, kültürün ve ortak hafızanın yaşatıldığı merkezlerdi.
Bugün ise birçok köy odası kapalı, birçok kahvehane ise sadece vakit geçirilen mekânlara dönüşmüş durumdadır.
Oysa kurulacak Köy Hizmet Ekipleri bu mekânları yeniden köyün kalbi hâline getirebilir.
Tarım ve hayvancılık eğitimleri
Kooperatif toplantıları
Kadın üreticilere yönelik organizasyonlar
Çocuklar için kitap okuma ve kültür etkinlikleri
Gençlere girişimcilik ve meslek eğitimleri
Yaşlılarla gençleri buluşturan sohbet programları
Yerel sanatların, türkülerimizin, masallarımızın ve köy kültürünün gelecek kuşaklara aktarılacağı buluşmalar
Kısacası köy odaları yeniden Anadolu’nun mektebi, köy kahvehaneleri yeniden fikirlerin ve dayanışmanın merkezi olabilir.
İnsan sadece iş için yaşamaz.
İnsan, ait olduğu bir çevrede yaşamak ister.
Selam verebildiği komşularla
Birlikte üretebildiği insanlarla…
Çocuklarının güven içinde büyüyebildiği sokaklarla
Toprağa basabildiği, ağaca dokunabildiği bir hayatla
İşte köye dönüşü mümkün kılacak olan da tam olarak budur.
Türkiye’nin geleceği yalnızca sanayi bölgelerinde, gökdelenlerde ve beton bloklarda değildir.
Türkiye’nin geleceği; yeniden üreten köylerde, güçlenen kooperatiflerde, canlanan köy odalarında, dolup taşan kahvehanelerde, toprağına yeniden sahip çıkan insanlardadır.
Çünkü şehirler köylerden beslenir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Güçlü şehirler ancak güçlü köylerin omuzlarında yükselir vesselam.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
MUHTARLIK SİSTEMİ DEĞİŞMELİ Mİ?
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Çankaya Belediyesi operasyonu: Hüseyin Can Güner ile 24 şüpheli tutuklandı




Son Haberler
Yasa Dışı Bahis Operasyonu: Dünya Kupası Finali Öncesi 6.314 Banka Hesabı Bloke Edildi



