Rol Modellerin Etkisi: Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Olayları Üzerinden Hukuki ve Sosyolojik Bir İnceleme

EKONOMİ 18.04.2026 - 11:12, Güncelleme: 18.04.2026 - 11:12
 

Rol Modellerin Etkisi: Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Olayları Üzerinden Hukuki ve Sosyolojik Bir İnceleme

Prof. Dr. Seyithan Deliduman (Hukuk Profesörü – Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Uzmanı) yazdı: Derinlemesine bakıldığında, rol modeller meselesi gibi gözden kaçırılan kritik bir boyut da karşımıza çıkmaktadır.
  Prof. Dr. Seyithan Deliduman Son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü okul saldırıları, toplum olarak güvenlik, eğitim, aile yapısı ve sosyoekonomik koşullar başta olmak üzere birçok başlığı yeniden masaya yatırmamızı zorunlu kılmıştır. Bu acı olaylar, sadece anlık tepkiler veya bireysel sapmalar olarak değerlendirilemez. Derinlemesine bakıldığında, rol modeller meselesi gibi gözden kaçırılan kritik bir boyut da karşımıza çıkmaktadır. Hukukçu bir akademisyen olarak, bu olayları yalnızca ceza hukuku açısından değil; aynı zamanda davranış bilimleri, medya hukuku ve toplumsal sorumluluk çerçevesinde ele almak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yaşananlar, uzun vadeli kültürel ve dijital etkilerin bir sonucudur. Rol Model Krizi: Günümüz Gençliği Kimleri Örnek Alıyor? Geçmişte rol model denildiğinde akla bilge kişiler, bilim insanları, ahlaklı liderler veya topluma fayda sağlayan bireyler gelirdi. Bugün ise durum dramatik biçimde değişmiştir. Diziler, filmler, sosyal medya ve dijital platformlarda sıkça öne çıkarılan karakterler, şiddet içeren davranışları karizmatik ve “güçlü” göstererek genç zihinlerde “ideal” bir insan tasavvuru inşa etmektedir. Bu karakterler çoğu zaman kuralsızlığı “özgürlük”, kolay kazancı “başarı”, agresif tepkileri ise “hak arama” olarak sunmakta; yaptıkları olumsuz eylemler ise yeterince müeyyide görmemektedir. Hukuki açıdan bakıldığında, bu tür içeriklerin ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak toplumsal huzuru bozan bir etki yarattığı açıktır. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar ve gençler, soyut ahlaki kurallardan ziyade somut örnekler üzerinden öğrenir. Sürekli maruz kaldıkları bu içerikler, taklit mekanizmasını tetikleyerek davranış ile sonuç arasındaki gerçeklik bağını koparmaktadır. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarında da benzer bir tablo göze çarpmaktadır. Saldırganların bazılarının sosyal medya paylaşımlarında veya manifestolarında çizgi roman kahramanlarını, şiddet içeren figürleri ya da “incel” kültürüne yakın unsurları rol model aldığına dair bulgular, bu krizi somutlaştırmaktadır. Bu, münferit bir sapma değil; uzun süreli bir davranış kültürü inşasının sonucudur. Davranışın Öğrenilmesi: Psikoloji ve Hukuk Kesişimi Psikolojinin temel ilkelerinden biri şudur: İnsan, gördüğünü taklit eder. Özellikle ergenlik döneminde beyin gelişimi devam ederken, medya maruziyeti davranış kalıplarını derinden etkileyebilir. Hukukçu gözüyle baktığımızda, burada sorumluluk hukuku devreye girmektedir. Medya üreticileri, içeriklerinin toplumsal etkisini öngörmek ve zararlı sonuçlara karşı tedbir almakla yükümlüdür. Aile ve okul, geleneksel olarak karakter eğitiminin temel taşlarıdır. Ancak dijital dünyanın güçlü akışı karşısında bu kurumlar giderek yalnızlaşmaktadır. Bir ebeveynin veya öğretmenin saatlerce verdiği değerler eğitimi, birkaç saatlik şiddet dolu bir dizi maratonuyla gölgelenebilmektedir. Bu durum, medya okuryazarlığı eksikliğinin de bir sonucudur. Sorumluluk Dağılımı: Hukuki ve Toplumsal Boyut Bu krizde sorumluluğu tek bir tarafa yüklemek haksızlık olur. Çok katmanlı bir yaklaşım şarttır: Medya ve içerik üreticileri: Sunulan karakterlerin toplumsal etkisini göz önünde bulundurmalı, şiddet unsurlarını sorumsuzca normalleştirmemelidir. RTÜK ve ilgili kurumların denetim mekanizmaları daha etkin çalıştırılmalıdır. Aileler: Çocukların ne izlediğini, hangi platformlarda zaman geçirdiğini yakından takip etmeli ve dijital bağımlılığa karşı bilinçli bir tutum sergilemelidir. Eğitim sistemi: Okullarda medya okuryazarlığı ve eleştirel düşünme dersleri güçlendirilmeli; gençlere “gördüğünü sorgula” bilinci aşılanmalıdır. Kamu otoriteleri: Zararlı içeriklere karşı yasal düzenlemeler ve erişim engelleri gibi araçları daha etkili kullanmalıdır. Ceza hukuku açısından, suçu övücü paylaşımlar ve şiddet çağrıları titizlikle takip edilmelidir. Görünmeyeni Konuşmak Zorundayız Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki trajik olaylar bize şunu hatırlatıyor: Toplumsal sapmalar bir anda ortaya çıkmaz. Uzun süreli etkilerin, özellikle rol model seçimlerinin bir sonucudur. Bugün çocuklarımızın kimi örnek aldığına bakmadan yarının toplumunu şekillendirmemiz mümkün değildir. Eğer ekranlarda gördüğü karakterlerle gurur duyan bir nesil yetişiyorsa, o karakterlerin taşıdığı değerleri sorgulamak zorundayız. Mesele sadece bireysel hatalar değil; örnek alınan hayatların yarattığı toplumsal sonuçlardır. Hukuk, burada sadece cezalandırma aracı değil; aynı zamanda önleyici ve eğitici bir rol oynamalıdır. Toplum olarak bu görünmeyen etkiyi konuşmak, tartışmak ve gerekli adımları atmak zorundayız. Aksi takdirde benzer acıların tekrarlanması kaçınılmaz hale gelecektir. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu analize göre; Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın rol modeller ve medya etkisi üzerine kaleme aldığı inceleme, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarının derin sosyolojik ve hukuki boyutlarını aydınlatıyor. Sizce rol modellerin gençler üzerindeki etkisi ne kadar büyük? Medya ve aile sorumluluğu konusunda ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi, deneyimlerinizi ve önerilerinizi yorumlarda paylaşın; bu önemli tartışmaya hep birlikte katkı sağlayalım. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin Prof. Dr. Seyithan Deliduman Hukuk Profesörü – Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Uzmanı
Prof. Dr. Seyithan Deliduman (Hukuk Profesörü – Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Uzmanı) yazdı: Derinlemesine bakıldığında, rol modeller meselesi gibi gözden kaçırılan kritik bir boyut da karşımıza çıkmaktadır.

 

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü okul saldırıları, toplum olarak güvenlik, eğitim, aile yapısı ve sosyoekonomik koşullar başta olmak üzere birçok başlığı yeniden masaya yatırmamızı zorunlu kılmıştır. Bu acı olaylar, sadece anlık tepkiler veya bireysel sapmalar olarak değerlendirilemez. Derinlemesine bakıldığında, rol modeller meselesi gibi gözden kaçırılan kritik bir boyut da karşımıza çıkmaktadır.

Hukukçu bir akademisyen olarak, bu olayları yalnızca ceza hukuku açısından değil; aynı zamanda davranış bilimleri, medya hukuku ve toplumsal sorumluluk çerçevesinde ele almak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yaşananlar, uzun vadeli kültürel ve dijital etkilerin bir sonucudur.

Rol Model Krizi: Günümüz Gençliği Kimleri Örnek Alıyor?

Geçmişte rol model denildiğinde akla bilge kişiler, bilim insanları, ahlaklı liderler veya topluma fayda sağlayan bireyler gelirdi. Bugün ise durum dramatik biçimde değişmiştir. Diziler, filmler, sosyal medya ve dijital platformlarda sıkça öne çıkarılan karakterler, şiddet içeren davranışları karizmatik ve “güçlü” göstererek genç zihinlerde “ideal” bir insan tasavvuru inşa etmektedir.

Bu karakterler çoğu zaman kuralsızlığı “özgürlük”, kolay kazancı “başarı”, agresif tepkileri ise “hak arama” olarak sunmakta; yaptıkları olumsuz eylemler ise yeterince müeyyide görmemektedir. Hukuki açıdan bakıldığında, bu tür içeriklerin ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak toplumsal huzuru bozan bir etki yarattığı açıktır. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar ve gençler, soyut ahlaki kurallardan ziyade somut örnekler üzerinden öğrenir. Sürekli maruz kaldıkları bu içerikler, taklit mekanizmasını tetikleyerek davranış ile sonuç arasındaki gerçeklik bağını koparmaktadır.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarında da benzer bir tablo göze çarpmaktadır. Saldırganların bazılarının sosyal medya paylaşımlarında veya manifestolarında çizgi roman kahramanlarını, şiddet içeren figürleri ya da “incel” kültürüne yakın unsurları rol model aldığına dair bulgular, bu krizi somutlaştırmaktadır. Bu, münferit bir sapma değil; uzun süreli bir davranış kültürü inşasının sonucudur.

Davranışın Öğrenilmesi: Psikoloji ve Hukuk Kesişimi

Psikolojinin temel ilkelerinden biri şudur: İnsan, gördüğünü taklit eder. Özellikle ergenlik döneminde beyin gelişimi devam ederken, medya maruziyeti davranış kalıplarını derinden etkileyebilir. Hukukçu gözüyle baktığımızda, burada sorumluluk hukuku devreye girmektedir. Medya üreticileri, içeriklerinin toplumsal etkisini öngörmek ve zararlı sonuçlara karşı tedbir almakla yükümlüdür.

Aile ve okul, geleneksel olarak karakter eğitiminin temel taşlarıdır. Ancak dijital dünyanın güçlü akışı karşısında bu kurumlar giderek yalnızlaşmaktadır. Bir ebeveynin veya öğretmenin saatlerce verdiği değerler eğitimi, birkaç saatlik şiddet dolu bir dizi maratonuyla gölgelenebilmektedir. Bu durum, medya okuryazarlığı eksikliğinin de bir sonucudur.

Sorumluluk Dağılımı: Hukuki ve Toplumsal Boyut

Bu krizde sorumluluğu tek bir tarafa yüklemek haksızlık olur. Çok katmanlı bir yaklaşım şarttır:

  • Medya ve içerik üreticileri: Sunulan karakterlerin toplumsal etkisini göz önünde bulundurmalı, şiddet unsurlarını sorumsuzca normalleştirmemelidir. RTÜK ve ilgili kurumların denetim mekanizmaları daha etkin çalıştırılmalıdır.
  • Aileler: Çocukların ne izlediğini, hangi platformlarda zaman geçirdiğini yakından takip etmeli ve dijital bağımlılığa karşı bilinçli bir tutum sergilemelidir.
  • Eğitim sistemi: Okullarda medya okuryazarlığı ve eleştirel düşünme dersleri güçlendirilmeli; gençlere “gördüğünü sorgula” bilinci aşılanmalıdır.
  • Kamu otoriteleri: Zararlı içeriklere karşı yasal düzenlemeler ve erişim engelleri gibi araçları daha etkili kullanmalıdır. Ceza hukuku açısından, suçu övücü paylaşımlar ve şiddet çağrıları titizlikle takip edilmelidir.

Görünmeyeni Konuşmak Zorundayız

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki trajik olaylar bize şunu hatırlatıyor: Toplumsal sapmalar bir anda ortaya çıkmaz. Uzun süreli etkilerin, özellikle rol model seçimlerinin bir sonucudur. Bugün çocuklarımızın kimi örnek aldığına bakmadan yarının toplumunu şekillendirmemiz mümkün değildir.

Eğer ekranlarda gördüğü karakterlerle gurur duyan bir nesil yetişiyorsa, o karakterlerin taşıdığı değerleri sorgulamak zorundayız. Mesele sadece bireysel hatalar değil; örnek alınan hayatların yarattığı toplumsal sonuçlardır. Hukuk, burada sadece cezalandırma aracı değil; aynı zamanda önleyici ve eğitici bir rol oynamalıdır.

Toplum olarak bu görünmeyen etkiyi konuşmak, tartışmak ve gerekli adımları atmak zorundayız. Aksi takdirde benzer acıların tekrarlanması kaçınılmaz hale gelecektir.

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu analize göre; Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın rol modeller ve medya etkisi üzerine kaleme aldığı inceleme, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarının derin sosyolojik ve hukuki boyutlarını aydınlatıyor. Sizce rol modellerin gençler üzerindeki etkisi ne kadar büyük? Medya ve aile sorumluluğu konusunda ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi, deneyimlerinizi ve önerilerinizi yorumlarda paylaşın; bu önemli tartışmaya hep birlikte katkı sağlayalım.

#haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin

Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Hukuk Profesörü – Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Uzmanı
Habere ifade bırak !
Avukat Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN
Avukat Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.