"Nerede O Eski Ramazanlar"dan "Hoş Geldin Yeni Zamanlar"a

DİNİ HABERLER 23.02.2026 - 10:53, Güncelleme: 23.02.2026 - 10:53
 

"Nerede O Eski Ramazanlar"dan "Hoş Geldin Yeni Zamanlar"a

"Nerede o eski Ramazanlar?" serzenişiyle geçmişe duyulan özlem, yerini artık yepyeni bir Ramazan idrakine ve toplumsal uyanışa bırakıyor. Bugün; gelenekseli modern imkânlarla harmanlayan, durağan değil dinamik bir ihya sürecine şahitlik ediyoruz.
"Nerede O Eski Ramazanlar"dan "Hoş Geldin Yeni Zamanlar"a Fatih ÇİÇEK Sosyal medya algoritmalarını kendi lehimize çeviren genç dimağlar; zikir içerikli eserleri ve ilahileri dijital dünyanın diliyle yeniden yorumlayarak milyonların diline pelesenk etmeyi başarıyor. Bu durum, "modernitenin dini dışladığı" tezini çürütürken, maneviyatın dijital mecralarda da kendine yer açabileceğini kanıtlıyor. Devletimiz, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı eliyle okullarda gerçekleştirdiği Ramazan süslemeleri ve tematik etkinliklerle, çocuklarımızda güçlü bir Ramazan farkındalığı oluşturuyor. Artık Ramazan, sadece evlerde yaşanan bir gelenek değil; eğitim kurumlarından stadyumlara kadar her alana sirayet eden kolektif bir ruh hâline dönüşmüş durumda. On binlerce taraftarın stadyumlarda Efendimiz (s.a.v.) için yazılan "Ey Sevgili" ilahisine hep bir ağızdan eşlik etmesi, bu ruhun toplumsal katmanlar arasındaki yatay geçişinin en somut göstergesidir. Kendilerine "hoca" sıfatını yakıştırmaktan ziyade, ilmi derinlikleri ve kuşatıcı dilleriyle gençlerin kalbine dokunan yeni nesil ilim talebeleri, "taklidi imandan tahkiki imana" giden yolu ilmek ilmek örüyorlar. Gençliği yargılamak yerine onları anlamayı seçen bu dil, köhneleşmiş kalıpları yıkarak hakikati yeniden cazip kılıyor. Genç YouTuberların Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği yaparak camileri binlerce çocukla sabah namazında buluşturması, bu dönüşümün sadece dönemsel değil, kalıcı ve kurumsal bir zemine oturduğunu gösteriyor. Filistin davası için stadyumlarda yükselen "Kardan Aydınlık" ezgileri ve yılın ilk sabahında futbol kulübü başkanlarının çağrısıyla sabah namazı sonrası Galata Köprüsü’nde buluşan yüz binler; toplumun vicdan ve iman ekseninde nasıl birleşebileceğinin en net kanıtını oluşturuyor. Bu farkındalık artık her eve yansımış durumda. Ramazan süslemeleri, ailelerin manevi iklimi evlerine taşıma gayretinin bir sembolü oldu. Sizlere daha da ilginç bir istatistik vererek bu manevi yükselişi delillendireceğim: 2005 yılında yıllık hafız sayısı ortalama 2.000 civarındayken, günümüzde bu sayı 20.000 barajını aşmış durumdadır. Toplam hafız sayımızın 250.000’e ulaşması, "Nerede o eski Türkiye?" güzellemelerini anlamsız kılacak kadar güçlü bir istatistiksel zaferdir. Buna bir de şu gözle baktığımızda umudumuz katbekat artacaktır: Geçmişte sert ve zorlayıcı bir hafızlık eğitimi verilirken, bugün bütün bu çalışmalar sevdirerek ve nefret ettirmeyerek genç dimağlara nakşediliyor. Elbette bu olumlu verilerin karşısında negatif unsurlar da mevcuttur. Ancak unutulmamalıdır ki bunca ilerleme; sosyal medyanın nefsî altyapısına ve küresel sistemlerin maneviyatı bitirecek sosyokültürel terör çabalarına rağmen gerçekleşmektedir. Toplumsal tekâmülün hızı sabır gerektirebilir, hikmet ehli kadroların çoğalması zaman alabilir; ancak "Gençlik nereye gidiyor?" sorusu artık bir kaygı değil, bir merak ve umut sorusudur. Her şeyin kötüye gittiği iddiası, bu sessiz devrimi görmezden gelmektir. Şimdi karşı cenahta bir grup insan birleşmiş ve "laiklik bildirileri" imzalıyor diye kimse geri adım atmasın. Geçtiğimiz 100 yılın ilk seksen yılı onların istediği gibi geçti. Bu 80 yılda ne teknolojik ilerlemeler kaydedebildik, ne büyük buluşlar gerçekleştirebildik, ne de gayrisafi millî hasılamızla gelişmiş ülkelerle yarışabildik. Sadece imtiyazlı bir zümrenin televizyonlarda konuştuğu, tuzu kurulaştırılmış bir grup insan bugün kalkıp o günlere güzellemeler yapabilir. Biz tam da bu cenahla kutuplaşmayı (ayrışmayı) öğrenebilmeli ve gençlere de öğretebilmeliyiz. Bunları yanımıza çekebilmek için yaklaşmaya çalışmak beyhude bir çaba olacaktır. Çünkü bu toprakların külüne üflediğinizde altında yanan iman ateşinden, yani değerlerimizden rahatsız olanlar; 80 yıl boyunca o ateşin kıvılcımlarını gördüklerinde üzerini örtmek için her türlü zulmü, zorbalığı ve hadsizliği yapanlarla aynı kişilerdir. Bugün Türkiye’nin %10-15, hadi bilemediniz en fazla %20’sini oluşturan bu aşırı laikçi (yıllarca bize "aşırı siyasal İslamcı" yaftasını kullandılar) zihniyeti kaale almama günüdür. Onları kazanmak için değil, mümkünse ülkeyi terk etmelerini sağlayacak (kararlı) hamleleri yapmaya devam etmelidir. Çünkü bu münbit topraklar İslam ile neşvünema bulacaktır. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut mudur bilemem ama kudretin sahibine olan inancımız kalbimizde mevcuttur elhamdülillah. Selam ve Dua İle…  
"Nerede o eski Ramazanlar?" serzenişiyle geçmişe duyulan özlem, yerini artık yepyeni bir Ramazan idrakine ve toplumsal uyanışa bırakıyor. Bugün; gelenekseli modern imkânlarla harmanlayan, durağan değil dinamik bir ihya sürecine şahitlik ediyoruz.

"Nerede O Eski Ramazanlar"dan "Hoş Geldin Yeni Zamanlar"a

Fatih ÇİÇEK

Sosyal medya algoritmalarını kendi lehimize çeviren genç dimağlar; zikir içerikli eserleri ve ilahileri dijital dünyanın diliyle yeniden yorumlayarak milyonların diline pelesenk etmeyi başarıyor. Bu durum, "modernitenin dini dışladığı" tezini çürütürken, maneviyatın dijital mecralarda da kendine yer açabileceğini kanıtlıyor.

Devletimiz, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı eliyle okullarda gerçekleştirdiği Ramazan süslemeleri ve tematik etkinliklerle, çocuklarımızda güçlü bir Ramazan farkındalığı oluşturuyor. Artık Ramazan, sadece evlerde yaşanan bir gelenek değil; eğitim kurumlarından stadyumlara kadar her alana sirayet eden kolektif bir ruh hâline dönüşmüş durumda. On binlerce taraftarın stadyumlarda Efendimiz (s.a.v.) için yazılan "Ey Sevgili" ilahisine hep bir ağızdan eşlik etmesi, bu ruhun toplumsal katmanlar arasındaki yatay geçişinin en somut göstergesidir.

Kendilerine "hoca" sıfatını yakıştırmaktan ziyade, ilmi derinlikleri ve kuşatıcı dilleriyle gençlerin kalbine dokunan yeni nesil ilim talebeleri, "taklidi imandan tahkiki imana" giden yolu ilmek ilmek örüyorlar. Gençliği yargılamak yerine onları anlamayı seçen bu dil, köhneleşmiş kalıpları yıkarak hakikati yeniden cazip kılıyor.

Genç YouTuberların Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği yaparak camileri binlerce çocukla sabah namazında buluşturması, bu dönüşümün sadece dönemsel değil, kalıcı ve kurumsal bir zemine oturduğunu gösteriyor. Filistin davası için stadyumlarda yükselen "Kardan Aydınlık" ezgileri ve yılın ilk sabahında futbol kulübü başkanlarının çağrısıyla sabah namazı sonrası Galata Köprüsü’nde buluşan yüz binler; toplumun vicdan ve iman ekseninde nasıl birleşebileceğinin en net kanıtını oluşturuyor.

Bu farkındalık artık her eve yansımış durumda. Ramazan süslemeleri, ailelerin manevi iklimi evlerine taşıma gayretinin bir sembolü oldu. Sizlere daha da ilginç bir istatistik vererek bu manevi yükselişi delillendireceğim: 2005 yılında yıllık hafız sayısı ortalama 2.000 civarındayken, günümüzde bu sayı 20.000 barajını aşmış durumdadır. Toplam hafız sayımızın 250.000’e ulaşması, "Nerede o eski Türkiye?" güzellemelerini anlamsız kılacak kadar güçlü bir istatistiksel zaferdir. Buna bir de şu gözle baktığımızda umudumuz katbekat artacaktır: Geçmişte sert ve zorlayıcı bir hafızlık eğitimi verilirken, bugün bütün bu çalışmalar sevdirerek ve nefret ettirmeyerek genç dimağlara nakşediliyor.

Elbette bu olumlu verilerin karşısında negatif unsurlar da mevcuttur. Ancak unutulmamalıdır ki bunca ilerleme; sosyal medyanın nefsî altyapısına ve küresel sistemlerin maneviyatı bitirecek sosyokültürel terör çabalarına rağmen gerçekleşmektedir. Toplumsal tekâmülün hızı sabır gerektirebilir, hikmet ehli kadroların çoğalması zaman alabilir; ancak "Gençlik nereye gidiyor?" sorusu artık bir kaygı değil, bir merak ve umut sorusudur. Her şeyin kötüye gittiği iddiası, bu sessiz devrimi görmezden gelmektir.

Şimdi karşı cenahta bir grup insan birleşmiş ve "laiklik bildirileri" imzalıyor diye kimse geri adım atmasın. Geçtiğimiz 100 yılın ilk seksen yılı onların istediği gibi geçti. Bu 80 yılda ne teknolojik ilerlemeler kaydedebildik, ne büyük buluşlar gerçekleştirebildik, ne de gayrisafi millî hasılamızla gelişmiş ülkelerle yarışabildik. Sadece imtiyazlı bir zümrenin televizyonlarda konuştuğu, tuzu kurulaştırılmış bir grup insan bugün kalkıp o günlere güzellemeler yapabilir. Biz tam da bu cenahla kutuplaşmayı (ayrışmayı) öğrenebilmeli ve gençlere de öğretebilmeliyiz. Bunları yanımıza çekebilmek için yaklaşmaya çalışmak beyhude bir çaba olacaktır. Çünkü bu toprakların külüne üflediğinizde altında yanan iman ateşinden, yani değerlerimizden rahatsız olanlar; 80 yıl boyunca o ateşin kıvılcımlarını gördüklerinde üzerini örtmek için her türlü zulmü, zorbalığı ve hadsizliği yapanlarla aynı kişilerdir. Bugün Türkiye’nin %10-15, hadi bilemediniz en fazla %20’sini oluşturan bu aşırı laikçi (yıllarca bize "aşırı siyasal İslamcı" yaftasını kullandılar) zihniyeti kaale almama günüdür. Onları kazanmak için değil, mümkünse ülkeyi terk etmelerini sağlayacak (kararlı) hamleleri yapmaya devam etmelidir. Çünkü bu münbit topraklar İslam ile neşvünema bulacaktır. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut mudur bilemem ama kudretin sahibine olan inancımız kalbimizde mevcuttur elhamdülillah.

Selam ve Dua İle…

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Esma
(23.02.2026 15:39 - #997)
Müslüman Türk olmanın gururunu bu ramazan ayında iliklerimize kadar hissettiren Rabbimiz e sonsuz senalar olsun.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.