KADIN OLMAK
KADIN OLMAK
Kadın olmak, sadece bir cinsiyet değil; aynı anda birçok kimliği taşımak demektir. Anne, eş, çalışan, evlat, abla, yönetici, bir dost. Her biri farklı beklentiler, sorumluluklar ve toplumsal baskılarla şekillenir. Kadın, bu rolleri gerçekleştirmeye çalışırken zamanla kendi benliğini unutur.
KADIN OLMAK
NETHABERLER - ÖZGÜR AKKUŞ/EĞİTİMCİ
Kadın olmak, sadece bir cinsiyet değil; aynı anda birçok kimliği taşımak demektir. Anne, eş, çalışan, evlat, abla, yönetici, bir dost. Her biri farklı beklentiler, sorumluluklar ve toplumsal baskılarla şekillenir. Kadın, bu rolleri gerçekleştirmeye çalışırken zamanla kendi benliğini unutur.
Çünkü bizde kadın, daha küçük yaşlarda "önce başkalarını düşün" diye büyütülür. Kendi ihtiyaçları ikinci plandadır hep.
Toplumun kadına biçtiği roller yüzyıllardır değişiyor gibi görünse de, kalıplar hâlâ kırılmadı. Hâlâ birçok yerde kadın itaatkâr olmalı, çok konuşmamalı, dikkat çekmemeli. Kadın gibi davranmalı, kadın gibi giyinmeli ve sınırları zorlamamalı. Kadın olmak, bazen sadece yaşamak isterken bile yargılanmaktır. Giydiği, güldüğü, okuduğu, seçtiği her şey sorgulanır. Kendi kararlarını özgürce alan kadın ya yalnız bırakılır ya da toplumdan dışlanır.
Kadın hâlâ bir başkasının izniyle yürür, konuşur, karar verir hale getirilmek istenir. Hâlâ birçok kız çocuğu eğitim hakkından mahrum bırakılırken, çocuk yaşta evlendirilir. Hâlâ “kadına şiddet” haberleri sıradanlaşmış bir şekilde ekranlardan geçer. Oysa hiçbir kadın, yaşamak için mücadele etmek zorunda kalmamalı. Çünkü kadın olmak, dünyayı büyüten ama çoğu zaman kendi yerini bulmakta zorlanan bir varoluş biçimidir. Ama bu değişmeli. Kadın, sadece sevilmekle kalmamalı; saygı görmeli, korunmalı, desteklenmeli, özgürce var olmalıdır.
Ve unutulmamalıdır ki; kadın güçlenirse, toplum değişir. Kız çocukları okursa, gelecek aydınlanır. Kadın nefes alırsa, hayat güzelleşir.
Kadınlar sadece kendi hayatlarını değil, içinde bulundukları çevreyi, toplumu ve geleceği dönüştürme gücüne sahiptir. Bu yüzden bir kadının güçlenmesi, sadece onun hikâyesi değildir; çocuğunun, ailesinin, hatta bir ülkenin kaderini etkiler. Ama bu güç, sadece alkışla değil, anlayışla, fırsatla, eşitlikle desteklendiğinde gerçek anlamını bulur.
Bugün hâlâ birçok kadın, aynı işe rağmen daha az ücret alıyor. Yükselme şansı, annelik rolü nedeniyle ellerinden alınıyor. Sokakta yürürken korkuyor, gece eve dönerken anahtarını parmaklarının arasına sıkıştırıyor. En güvende hissetmesi gereken yer olan evde, en büyük tehlikeyi yaşıyor. Sessiz kalıyor çünkü konuşsa suçlanıyor. Sustukça da içten içe eriyor. Ama artık sessizlik çözüm değil. Her kadının sesi duyulmalı. Her kız çocuğu eğitim hakkına sahip olmalı. Kadına yönelik şiddet bir haber başlığı değil, bir utanç olmalı. Yasalar güçlü olmalı, toplum bilinçli olmalı ve herkes “bu benim meselem” diyebilmeli.
Unutmayalım: Kadınların özgür olduğu bir toplumda, erkekler de daha özgür, çocuklar daha güvende, hayat daha yaşanılası olur. Çünkü kadın hayatın kaynağıdır; onu yok sayan her sistem, kendi geleceğini yok eder.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.