KADIN OLMAK

MAGAZİN 30.08.2025 - 09:25, Güncelleme: 30.08.2025 - 09:25
 

KADIN OLMAK

Kadın olmak, sadece bir cinsiyet değil; aynı anda birçok kimliği taşımak demektir. Anne, eş, çalışan, evlat, abla, yönetici, bir dost. Her biri farklı beklentiler, sorumluluklar ve toplumsal baskılarla şekillenir. Kadın, bu rolleri gerçekleştirmeye çalışırken zamanla kendi benliğini unutur.
KADIN OLMAK  NETHABERLER - ÖZGÜR AKKUŞ/EĞİTİMCİ Kadın olmak, sadece bir cinsiyet değil; aynı anda birçok kimliği taşımak demektir. Anne, eş, çalışan, evlat, abla, yönetici, bir dost. Her biri farklı beklentiler, sorumluluklar ve toplumsal baskılarla şekillenir. Kadın, bu rolleri gerçekleştirmeye çalışırken zamanla kendi benliğini unutur. Çünkü bizde kadın, daha küçük yaşlarda "önce başkalarını düşün" diye büyütülür. Kendi ihtiyaçları ikinci plandadır hep. Toplumun kadına biçtiği roller yüzyıllardır değişiyor gibi görünse de, kalıplar hâlâ kırılmadı. Hâlâ birçok yerde kadın itaatkâr olmalı, çok konuşmamalı, dikkat çekmemeli. Kadın gibi davranmalı, kadın gibi giyinmeli ve sınırları zorlamamalı. Kadın olmak, bazen sadece yaşamak isterken bile yargılanmaktır. Giydiği, güldüğü, okuduğu, seçtiği her şey sorgulanır. Kendi kararlarını özgürce alan kadın ya yalnız bırakılır ya da toplumdan dışlanır. Kadın hâlâ bir başkasının izniyle yürür, konuşur, karar verir hale getirilmek istenir. Hâlâ birçok kız çocuğu eğitim hakkından mahrum bırakılırken, çocuk yaşta evlendirilir. Hâlâ “kadına şiddet” haberleri sıradanlaşmış bir şekilde ekranlardan geçer. Oysa hiçbir kadın, yaşamak için mücadele etmek zorunda kalmamalı. Çünkü kadın olmak, dünyayı büyüten ama çoğu zaman kendi yerini bulmakta zorlanan bir varoluş biçimidir. Ama bu değişmeli. Kadın, sadece sevilmekle kalmamalı; saygı görmeli, korunmalı, desteklenmeli, özgürce var olmalıdır. Ve unutulmamalıdır ki; kadın güçlenirse, toplum değişir. Kız çocukları okursa, gelecek aydınlanır. Kadın nefes alırsa, hayat güzelleşir. Kadınlar sadece kendi hayatlarını değil, içinde bulundukları çevreyi, toplumu ve geleceği dönüştürme gücüne sahiptir. Bu yüzden bir kadının güçlenmesi, sadece onun hikâyesi değildir; çocuğunun, ailesinin, hatta bir ülkenin kaderini etkiler. Ama bu güç, sadece alkışla değil, anlayışla, fırsatla, eşitlikle desteklendiğinde gerçek anlamını bulur. Bugün hâlâ birçok kadın, aynı işe rağmen daha az ücret alıyor. Yükselme şansı, annelik rolü nedeniyle ellerinden alınıyor. Sokakta yürürken korkuyor, gece eve dönerken anahtarını parmaklarının arasına sıkıştırıyor. En güvende hissetmesi gereken yer olan evde, en büyük tehlikeyi yaşıyor. Sessiz kalıyor çünkü konuşsa suçlanıyor. Sustukça da içten içe eriyor. Ama artık sessizlik çözüm değil. Her kadının sesi duyulmalı. Her kız çocuğu eğitim hakkına sahip olmalı. Kadına yönelik şiddet bir haber başlığı değil, bir utanç olmalı. Yasalar güçlü olmalı, toplum bilinçli olmalı ve herkes “bu benim meselem” diyebilmeli. Unutmayalım: Kadınların özgür olduğu bir toplumda, erkekler de daha özgür, çocuklar daha güvende, hayat daha yaşanılası olur. Çünkü kadın hayatın kaynağıdır; onu yok sayan her sistem, kendi geleceğini yok eder.  
Kadın olmak, sadece bir cinsiyet değil; aynı anda birçok kimliği taşımak demektir. Anne, eş, çalışan, evlat, abla, yönetici, bir dost. Her biri farklı beklentiler, sorumluluklar ve toplumsal baskılarla şekillenir. Kadın, bu rolleri gerçekleştirmeye çalışırken zamanla kendi benliğini unutur.

KADIN OLMAK 

NETHABERLER - ÖZGÜR AKKUŞ/EĞİTİMCİ

Kadın olmak, sadece bir cinsiyet değil; aynı anda birçok kimliği taşımak demektir. Anne, eş, çalışan, evlat, abla, yönetici, bir dost. Her biri farklı beklentiler, sorumluluklar ve toplumsal baskılarla şekillenir. Kadın, bu rolleri gerçekleştirmeye çalışırken zamanla kendi benliğini unutur.

Çünkü bizde kadın, daha küçük yaşlarda "önce başkalarını düşün" diye büyütülür. Kendi ihtiyaçları ikinci plandadır hep.

Toplumun kadına biçtiği roller yüzyıllardır değişiyor gibi görünse de, kalıplar hâlâ kırılmadı. Hâlâ birçok yerde kadın itaatkâr olmalı, çok konuşmamalı, dikkat çekmemeli. Kadın gibi davranmalı, kadın gibi giyinmeli ve sınırları zorlamamalı. Kadın olmak, bazen sadece yaşamak isterken bile yargılanmaktır. Giydiği, güldüğü, okuduğu, seçtiği her şey sorgulanır. Kendi kararlarını özgürce alan kadın ya yalnız bırakılır ya da toplumdan dışlanır.

Kadın hâlâ bir başkasının izniyle yürür, konuşur, karar verir hale getirilmek istenir. Hâlâ birçok kız çocuğu eğitim hakkından mahrum bırakılırken, çocuk yaşta evlendirilir. Hâlâ “kadına şiddet” haberleri sıradanlaşmış bir şekilde ekranlardan geçer. Oysa hiçbir kadın, yaşamak için mücadele etmek zorunda kalmamalı. Çünkü kadın olmak, dünyayı büyüten ama çoğu zaman kendi yerini bulmakta zorlanan bir varoluş biçimidir. Ama bu değişmeli. Kadın, sadece sevilmekle kalmamalı; saygı görmeli, korunmalı, desteklenmeli, özgürce var olmalıdır.
Ve unutulmamalıdır ki; kadın güçlenirse, toplum değişir. Kız çocukları okursa, gelecek aydınlanır. Kadın nefes alırsa, hayat güzelleşir.
Kadınlar sadece kendi hayatlarını değil, içinde bulundukları çevreyi, toplumu ve geleceği dönüştürme gücüne sahiptir. Bu yüzden bir kadının güçlenmesi, sadece onun hikâyesi değildir; çocuğunun, ailesinin, hatta bir ülkenin kaderini etkiler. Ama bu güç, sadece alkışla değil, anlayışla, fırsatla, eşitlikle desteklendiğinde gerçek anlamını bulur.

Bugün hâlâ birçok kadın, aynı işe rağmen daha az ücret alıyor. Yükselme şansı, annelik rolü nedeniyle ellerinden alınıyor. Sokakta yürürken korkuyor, gece eve dönerken anahtarını parmaklarının arasına sıkıştırıyor. En güvende hissetmesi gereken yer olan evde, en büyük tehlikeyi yaşıyor. Sessiz kalıyor çünkü konuşsa suçlanıyor. Sustukça da içten içe eriyor. Ama artık sessizlik çözüm değil. Her kadının sesi duyulmalı. Her kız çocuğu eğitim hakkına sahip olmalı. Kadına yönelik şiddet bir haber başlığı değil, bir utanç olmalı. Yasalar güçlü olmalı, toplum bilinçli olmalı ve herkes “bu benim meselem” diyebilmeli.

Unutmayalım: Kadınların özgür olduğu bir toplumda, erkekler de daha özgür, çocuklar daha güvende, hayat daha yaşanılası olur. Çünkü kadın hayatın kaynağıdır; onu yok sayan her sistem, kendi geleceğini yok eder.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (3 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Serhat Erdal kayık
(30.08.2025 15:10 - #420)
Sayın Özgür AKKUŞ Hocam kaleminize yüreğinize sağlık çok büyük bir sorun olan kadın ve çocuklarımızın bu çağda bile yaşadıkları ikinci plana atılma hor görülme ve şiddete maruz kalmalarını çok güzel bir şekilde kaleme almışsınız herkesin okuyup bu konuda bilinçlenmesi kadın ve kız çocuklara karşı daha duyarlı sevgi dolu huzurlu ve güvenli bir yaşam alanı için elinden geleni yapması gerekli olduğu kanaatindeyim başarılarınızın devamını en içten dileklerimle temenni eder saygılar sunarım.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Nevin
(30.08.2025 17:11 - #421)
Harika bir yazı.kaleminize ve emeginize sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Devrim
(01.09.2025 08:30 - #422)
Yazınıza ve fikirlerinize hayran kaldım toplumumuzun düzelmek bilmeyen bir yarasını işaret ederek göstermeye çalışmışsınız. Bu yazınızı desteklememle beraber naçizane bir iki fikrimi de söylemek isterim kadınların özgürleştirilmesinden önce toplumsal eğitime ağırlık verilmesinin daha verimli, kalıcı ve gerçekçi olacağını düşünüyorum. Bugün bilinçsizce harekete geçilen “kadına özgürlük” dönüşümlerinde sosyal çürümenin en had safhaya çıktığını görüyoruz. Aslında gerçek özgürlüğün istediğini yapıp istediğini giyip rahatsız edilmemekten çok idrak kavramı ile doğada biricik olduğumuzun kanıtı olan aklı geliştirebilme olduğuna inanıyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.