EVİN İÇİNDE KIRILAN ÇOCUK, SAHADA KURTULUŞ ARIYOR
EVİN İÇİNDE KIRILAN ÇOCUK, SAHADA KURTULUŞ ARIYOR
Okan Çetindağ: EVİN İÇİNDE KIRILAN ÇOCUK, SAHADA KURTULUŞ ARIYOR
Ev…
Bir çocuğun ilk sığınağı olması gerekirken, bazen en derin korkuların filizlendiği yere dönüşüyor. Kapı kapandığında dışarıdan bakana “aile” gibi görünen yapı, içeride bir çocuğun ruhunu sessizce parçalıyor. Ve o çocuk, çoğu zaman konuşmuyor… çünkü korku, en çok sessizliği büyütür.
Aile içi şiddet yalnızca fiziksel iz bırakmaz. Asıl yıkım, görünmeyen yerde başlar. Bir çocuğun benlik algısında… güven duygusunda… dünyaya bakışında. Sürekli baskı, aşağılanma ya da korku ortamında büyüyen çocuk, kendini değersiz hissetmeye başlar. Bu, bir kırılma değil; uzun süreli bir çözülmedir.
İşte tam bu noktada spor, yalnızca bir aktivite değil, bir çıkış kapısı haline gelir.
Sahaya çıkan çocuk, ilk kez kendini ifade edebildiğini hisseder. Koşarken sadece bedeni değil, zihni de nefes alır. Topa vurdukça bastırdığı öfkeyi boşaltır, her antrenmanda biraz daha kendini yeniden inşa eder. Spor, o çocuk için sadece bir oyun değil… hayatta kalma biçimidir.
Ama burada acı bir gerçek var:
Spor, her yarayı sarmaz. Eğer çocuğun döndüğü ev hâlâ bir savaş alanıysa, sahadaki başarılar sadece geçici bir sığınaktır. Çünkü travma, ertelenebilir ama yok sayıldığında daha derinleşir.
Uzmanlara göre aile içi şiddete maruz kalan çocuklarda iki uç davranış sık görülüyor: ya tamamen içine kapanma ya da kontrolsüz öfke patlamaları. Spor bu iki uç arasında bir denge kurabilir… ama tek başına yeterli değildir. Desteklenmeyen çocuk, bir süre sonra sahada da kaybolur.
Asıl mesele şu:
Biz bu çocukları gerçekten görüyor muyuz?
Tribünde alkışladığımız o yetenekli çocuk… belki de geceyi korkuyla geçiriyor. Attığı golle sevindiğimiz o genç… belki de kendine değer verilmeyen bir evden kaçıyor. Hikâyeyi sadece sahada okumak, gerçeğin yarısını görmektir.
Bu yüzden spor kulüplerine, antrenörlere ve eğitimcilere büyük sorumluluk düşüyor. Bir çocuğun performansından önce ruhunu görmek… onun sessiz çığlığını duymak… belki de hayatını değiştirecek tek dokunuş olabilir.
Çünkü bazı çocuklar kazanmak için değil, hayatta kalmak için oynar.
Ve unutmayalım:
Bir çocuğu koruyamayan toplum, hiçbir başarıyı gerçekten kutlayamaz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.