Nuşin KAZAK: Vitrindeki İllüzyon
Nuşin KAZAK: Vitrindeki İllüzyon
Toplumun Yeni "Mal Edilmişleri" ve Dijital Temizlik
Vitrindeki İllüzyon
Eskiden "halka mal olmak" diye bir tabir vardı. Bu sıfat o kadar kolay kazanılmazdı. Bir insanın halka mal olabilmesi için topluma bir değer katması, sanatta, bilimde, edebiyatta ya da zanaatta dirsek çürütmesi, bir duruş sergilemesi gerekirdi. Halk, kendinden bir parça bulduğu, saygı duyduğu ve örnek aldığı kişileri bağrına basar, onları "ortak değer" ilan ederdi.
Peki ya bugün?

Günümüz dijital çağında vitrin değişti, vitrindekiler değişti, en acısı da "mal olma" kriterleri değişti. Akıllı telefonların ön kameralarından ibaret dünyalarında, sadece bağırdığı, absürtlük yaptığı, lüksünü gözümüze soktuğu ya da ahlaki sınırları zorladığı için milyonların takip ettiği "fenomen" dediğimiz bir güruh türedi. Soruyorum size: **Bu insanlar topluma gerçekten "mal mı oldu", yoksa toplumun sırtına "yük mü oldu?
Vitrinin Eksileri Artılarını Yutarken
Elbette dijitalleşmenin halka fayda sağlayan, sesi duyulmayanın sesi olan, bilgi ve farkındalık yayan taraflarını göz ardı edemeyiz. Doğru kullanılan her mecra bir güçtür. Ancak madalyonun diğer yüzü bugün tam anlamıyla bir toplumsal erozyona dönüşmüş durumda.
Bugün vitrinde olan, kötü örnek teşkil eden bazı figürlerin topluma bilançosu oldukça ağır:
Emeksiz Kazanç İllüzyonu: .Genç nesillere okumanın, çalışmanın, üretmenin değersiz olduğu; sadece "ünlü" olmanın paraya ve güce giden tek yol olduğu algısı aşılanıyor.
Değerlerin Metalaşması:
Aile, saygı, mahremiyet gibi toplumun çimentosu olan kavramlar, daha fazla izlenme (izlenme uğruna) ve "etkileşim" adına feda ediliyor.
Kültürel Yozlaşma:
Estetikten, derinlikten ve dilden yoksun içerikler, toplumsal zevki ve entelektüel seviyeyi her geçen gün aşağı çekiyor.
Genç bir çocuğun rol modeli, laboratuvarda sabahlayan bir bilim insanı ya da bir usta değil de, lüks arabasında gayrimeşru hayatını sergileyen bir figür oluyorsa, burada durup düşünmemiz gerekir. Kötü örnek, sadece kendi hayatını yaşamaz; virüs gibi topluma yayılır.
Toplumsal Bir Ayıklanma Şart
Bizler, ekran karşısında sadece birer "takipçi" veya "izleyici" değiliz; bizler bu toplumun kültürel mimarlarıyız. Eğer birileri topluma zarar veriyorsa, ahlaki ve insani değerleri dinamitliyorsa, halkın içinden çıkan bu zehirli sarmaşıkları yine halkın kendisi temizlemelidir.
Bu bir sansür çağrısı değil, bir toplumsal bağışıklık refleksidir.
Nasıl ki vücudumuz mikropları ayıklamak için savaşıyorsa, toplum da kendi geleceğini korumak için bu kötü örnekleri hayatından ayıklamak zorundadır. Onları izlemeyerek, etkileşim vermeyerek, "ünlü" etmeyerek ilk adımı atabiliriz. Unutmayalım ki, dijital canavarları besleyen şey bizim merakımız ve ilgimizdir. İlginizi çektiğiniz an, o parıltılı vitrinler un ufak olur.
Geleceğimizi, çocuklarımızın zihin dünyasını, birkaç saniyelik videolarla hayatımızı işgal eden niteliksiz figürlerin insafına bırakamayız. Değerlerimize savaş açanları bağrımıza basmayı bırakıp, topluma gerçekten artı değer katan gerçek değerlerimizi vitrine çıkarma vaktidir.
Çünkü bir toplum, vitrininde neyi sergiliyorsa, gelecekte ona dönüşür.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.