Adem Batur: KENDİ KURULTAYINI TARTIŞAN CHP, TÜRKİYE’YE NASIL GÜVEN VERECEK?

POLİTİKA 11.06.2026 - 19:04, Güncelleme: 11.06.2026 - 19:06
 

Adem Batur: KENDİ KURULTAYINI TARTIŞAN CHP, TÜRKİYE’YE NASIL GÜVEN VERECEK?

Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir muhalefet krizi değil, aynı zamanda ciddi bir meşruiyet ve liderlik krizi yaşamaktadır. Yıllardır demokrasi, hukuk, şeffaflık ve kurumsallık söylemleriyle siyaset yapan CHP, şimdi kendi kurultayının meşruiyetini tartışır hale gelmiştir.
KENDİ KURULTAYINI TARTIŞAN CHP, TÜRKİYE’YE NASIL GÜVEN VERECEK? Okan Çetindağ | Siyaset  Bir tarafta mevcut yönetim, diğer tarafta eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti içerisindeki farklı güç odakları… CHP artık siyasi rakipleriyle değil, kendi içinde mücadele eden bir yapı görüntüsü vermektedir. Kamuoyunun karşısında adeta üç farklı CHP ortaya çıkmıştır. Bir tarafta Özgür Özel ekibi, diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, öte tarafta ise parti yönetimine karşı açık tavır alan gruplar bulunmaktadır. Bugün yaşanan gelişmeler bu tabloyu daha da netleştirmiştir. Parti Meclisi üyeleri arasında yaşanan istifalar, parti içindeki rahatsızlığın ve çatlağın ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. CHP yönetimi içeride birlik görüntüsü vermeye çalışırken, peş peşe gelen istifalar parti tabanında da ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır. Bununla da kalınmamış, yıllarca aynı siyasi hareket içerisinde yol yürüyen birçok isim disiplin süreçleriyle karşı karşıya bırakılmıştır. Farklı düşünenlerin disiplin tehdidiyle susturulmaya çalışıldığı bir yapının demokrasi ve çoğulculuk konusunda topluma örnek olması mümkün değildir. Daha da önemlisi, CHP uzun süredir Türkiye’nin meselelerini konuşmaktan çok kendi iç hesaplaşmalarını konuşmaktadır. Ekonomiden dış politikaya, güvenlikten eğitime kadar millet çözüm beklerken, CHP’nin gündemi kurultay kavgaları, liderlik hesapları ve parti içi çekişmelerden ibaret hale gelmiştir. Ortaya çıkan tablo şudur: CHP bugün enerjisini Türkiye’nin sorunlarına değil, kendi içindeki iktidar mücadelesine harcamaktadır. Bir siyasi hareketin önce kendi içinde istikrarı sağlaması gerekir. Kendi delegesini, kendi kurultayını ve kendi yöneticilerini tartışan bir yapının, 85 milyonun geleceğine dair güven vermesi oldukça güçtür. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllarca yönettiği bir partiyi tamamen siyasi rakiplerine veya kendi partisinde oluşan yeni güç odaklarına bırakmayacağı da görülmektedir. CHP içerisindeki mücadele sadece bir genel başkanlık yarışı değil, aynı zamanda partinin geleceğini belirleme savaşı haline dönüşmüştür. Bugün kamuoyunun gördüğü CHP; sürekli kavga eden, kendi içinde bölünen, yönünü tayin etmekte zorlanan ve kurumsal bütünlüğünü korumakta güçlük çeken bir görüntü vermektedir. Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çalışanların önce kendi partilerinde demokrasiyi tartışmasız hale getirmeleri gerekir. Millet, iç çekişmelerle vakit kaybeden değil; ülkenin sorunlarına çözüm üreten bir muhalefet görmek istemektedir. CHP ise ne yazık ki bugün kendi içinde yaşadığı krizlerden dolayı bu beklentiyi karşılamaktan oldukça uzak bir noktada görünmektedir. Demokrasinin temel şartı önce kendi evinin önünü süpürebilmektir. Kendi kurultayının sonucunda dahi ortak bir meşruiyet zemini oluşturamayan bir partinin, Türkiye’ye istikamet vermesi ve topluma güven telkin etmesi her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Adem Batur  Siyasetcı yazar
Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir muhalefet krizi değil, aynı zamanda ciddi bir meşruiyet ve liderlik krizi yaşamaktadır. Yıllardır demokrasi, hukuk, şeffaflık ve kurumsallık söylemleriyle siyaset yapan CHP, şimdi kendi kurultayının meşruiyetini tartışır hale gelmiştir.

KENDİ KURULTAYINI TARTIŞAN CHP, TÜRKİYE’YE NASIL GÜVEN VERECEK?

Okan Çetindağ | Siyaset 

Bir tarafta mevcut yönetim, diğer tarafta eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti içerisindeki farklı güç odakları… CHP artık siyasi rakipleriyle değil, kendi içinde mücadele eden bir yapı görüntüsü vermektedir. Kamuoyunun karşısında adeta üç farklı CHP ortaya çıkmıştır. Bir tarafta Özgür Özel ekibi, diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, öte tarafta ise parti yönetimine karşı açık tavır alan gruplar bulunmaktadır.

Bugün yaşanan gelişmeler bu tabloyu daha da netleştirmiştir. Parti Meclisi üyeleri arasında yaşanan istifalar, parti içindeki rahatsızlığın ve çatlağın ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. CHP yönetimi içeride birlik görüntüsü vermeye çalışırken, peş peşe gelen istifalar parti tabanında da ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.

Bununla da kalınmamış, yıllarca aynı siyasi hareket içerisinde yol yürüyen birçok isim disiplin süreçleriyle karşı karşıya bırakılmıştır. Farklı düşünenlerin disiplin tehdidiyle susturulmaya çalışıldığı bir yapının demokrasi ve çoğulculuk konusunda topluma örnek olması mümkün değildir.

Daha da önemlisi, CHP uzun süredir Türkiye’nin meselelerini konuşmaktan çok kendi iç hesaplaşmalarını konuşmaktadır. Ekonomiden dış politikaya, güvenlikten eğitime kadar millet çözüm beklerken, CHP’nin gündemi kurultay kavgaları, liderlik hesapları ve parti içi çekişmelerden ibaret hale gelmiştir.

Ortaya çıkan tablo şudur: CHP bugün enerjisini Türkiye’nin sorunlarına değil, kendi içindeki iktidar mücadelesine harcamaktadır. Bir siyasi hareketin önce kendi içinde istikrarı sağlaması gerekir. Kendi delegesini, kendi kurultayını ve kendi yöneticilerini tartışan bir yapının, 85 milyonun geleceğine dair güven vermesi oldukça güçtür.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllarca yönettiği bir partiyi tamamen siyasi rakiplerine veya kendi partisinde oluşan yeni güç odaklarına bırakmayacağı da görülmektedir. CHP içerisindeki mücadele sadece bir genel başkanlık yarışı değil, aynı zamanda partinin geleceğini belirleme savaşı haline dönüşmüştür.

Bugün kamuoyunun gördüğü CHP; sürekli kavga eden, kendi içinde bölünen, yönünü tayin etmekte zorlanan ve kurumsal bütünlüğünü korumakta güçlük çeken bir görüntü vermektedir. Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çalışanların önce kendi partilerinde demokrasiyi tartışmasız hale getirmeleri gerekir.

Millet, iç çekişmelerle vakit kaybeden değil; ülkenin sorunlarına çözüm üreten bir muhalefet görmek istemektedir. CHP ise ne yazık ki bugün kendi içinde yaşadığı krizlerden dolayı bu beklentiyi karşılamaktan oldukça uzak bir noktada görünmektedir.

Demokrasinin temel şartı önce kendi evinin önünü süpürebilmektir. Kendi kurultayının sonucunda dahi ortak bir meşruiyet zemini oluşturamayan bir partinin, Türkiye’ye istikamet vermesi ve topluma güven telkin etmesi her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.

Adem Batur 
Siyasetcı yazar

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nethaberler.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.