Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye’de “Mafya Babaları” ve Kabadayılar

OHAL kapsamında Ağustos 2016’da yayımlanan ve denetimli serbestlik süresini 1 yıldan 2 yıla çıkaran Kanun Hükmünde Kararname ile kademeli olarak 93 bin kişinin cezaevlerinden tahliye olması bekleniyor.

OHAL kapsamında Ağustos 2016’da

Halen cezaevinde olan ve kararnameden yararlanacağı iddiaları gündeme gelen ünlü mafya liderlerinden Alaattin Çakıcı, savcılığın aldığı kararla tahliye edilmedi. Net Haberler, yakın tarihte farklı faaliyetleri ve işlediği suçlarla tanınan Türkiye’nin en ünlü 25 mafya babası ve kabadayısını ve bugün nerelerde olduklarını derledi:

Sedat Peker “Reis”

1971, Sakarya doğumlu

Gençliğinde kendisine “Reis”, “Ruh Adam” ve “Köroğlu” lakapları takılan Peker, “uyuşturucuyla mücadele eden baba” olarak tanınmıştır. Barmen Oğuz Atak cinayeti, çete olaylarına karışmak, tehditle tahsilat yapmak, zorla alıkoymak suçlarından ay boyunca aranan Peker, teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye getirilmiştir. Hapiste kaldığı sürede kokoreç makinesi, CINE 5 dekoderi, ekmek kızartma makinesi ve dikiş makinesi gibi eşyaların teminatını sağlayan Peker, kaldığı 50 kişilik koğuşun tabanını halıfleksle kaplattı, duvarlarını boyattı, tuvaletleri kırılıp yaptırdı, yüz koyun kestirip tutuklu ve hükümlülere dağıttı. İstanbul DGM Savcılığı, Ekim 1998’de Peker ve adamları hakkında 7.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştır. Tahliye edildikten sonra basına açıklama yapan Peker, MHP’li olmadığını söyleyerek, siyasi görüşünün pantürkist-turanist olduğunu belirtmiştir. 2004’te Cumhuriyet Savcısı’nın kararıyla Sedat Peker cezaevine gönderilmiştir. “Kelebek Operasyonu” sonucunda 12 yıl hapis cezası alan Sedat Peker, avukatı Özge Yılmaz ile 30 Mayıs 2008’de evlenmiştir. Peker, 2014 yılında tahliye olmuştur. 2015 yılında Rize’de bir mitingde Barış İçin Akademisyenler hakkında sarfettiği sözler hakkında soruşturma açılmıştır. Yaşamına İstanbul’da devam etmektedir.

Sedat Peker, 2014’te Vahdet gazetesine verdiği röportajda, “Geçmiş tarihte mağduriyete uğramış insanların haklarını koruyabilmek adına bazen şiddete başvurduğum doğrudur. Haklarını korumak için yardımcı olduğum insanlara sorarsanız size bir dava adamı olduğumu söylerler. Hayatın gerçeklerinden uzak yaşayan tuzu kurulara şahsımı sorduğunuz da ise mafya olduğumu söyleyebilirler. (…) İnsanların yaratılırken onlara verilen fıtratları vardır. Belki ufak tefek hatalar yapsalar da fıtratlarının dışına çıkamazlar. Mafya olabilmek benim fıtratıma uygun değil. Ben kimsenin parasını haksız yere alamam. Ben hiç kimsenin namusuna göz dikemem, benden güçsüz diye kimseye zulüm edemem, ancak bunları yapanlara karşı geçmişte yaptıklarım herkes tarafından zaten bilinir. Her günahın karşısında mutlaka bir intikam meleği olur. Birçok günahın karşısında intikam meleği olma görevini kaderim bana bahşetmişse ben bundan ancak onur ve şeref duyarım.” ifadelerini kullandı.

Alaattin Çakıcı

1953, Trabzon Arsin doğumlu

Gençlik yıllarında Şişli’de ülkücü gruplara dahil olan Çakıcı’nın suç dosyası bir İETT görevlisini bıçakla yaralamasıyla açılmıştır. Siyasi sebeplerden dolayı 41 kişinin ölümüne sebep olduğu söylenmektedir. Çek-senet işlerine girmiştir, Ankara’da eğlence mekanlarına haraç baskınları yapmıştır. Eski karısı Uğur Çakıcı’nın cinayeti sebebiyle aranan Alaattin Çakıcı, o sırada canlı yayında Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’le ilgili yaptığı açıklamalarıyla Flash TV’nin basılmasına sebep olmuştur. İddiaya göre MİT ile olan bağlantıları sayesinde 1987 yılında ”Babalar Operasyonu” olarak bilinen operasyonlarda Türkiye’nin önde gelen mafyaları gözaltına alınırken Çakıcı gözaltına alınmamıştır. Borsacı Adil Öngen’e, Pamukbank Genel Müdürü Burhan Karaçam’a, Emin Cankurtaran’a, Hıncal Uluç’a, Cavit Çağlar’a ve Engin Civan’a yönelik saldırıların azmettiricisi olarak suçlanan Alaattin Çakıcı,1992 yılında sahte bir pasaport ile yurtdışına kaçmıştır. 17 Ağustos 1998′de Fransız polisinin düzenlediği bir operasyon ile Nice şehrinde yakalanmıştır. Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik bir odaya konan Alaattin Çakıcı’nın zamanının büyük bölümünü muhabbet kuşuyla geçirdiği belirtilmiştir.

Alaattin Çakıcı’nın darbe girişiminin ardından denetimli serbestlik süresini 1 yıldan 2 yıla çıkaran ve cezaevlerinden toplamda 93 bin kişinin tahliye edilmesi planlanan süreçte tahliye olacağı iddiaları gündeme gelse de Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu yöndeki iddiaları yalanlamıştır. Çakıcı, halen Bolu F Tipi Cezaevi’ndedir.

Hadi Özcan

1954, Kocaeli doğumlu

Mehmet Hadi Özcan’ın 1980 ve öncesi yıllarda Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptığı bilinmektedir. ”Kocaeli Çetesi” lideri olarak bilinir. Cürüm işlemek niyetiyle teşekkül oluşturma, adam yaralamak, cezaevinde talimatla suça azmettirmek, cezaevinde şahıslardan haraç toplama, çek-senet tahsilatı, adam kaçırma ve araba hırsızlığı Hadi Özcan’ın kabarık dosyasındaki suçlardan sadece birkaçıdır. Ayrıca Hadi Özcan’ın Ergenekon davası sürecinde Alaattin Çakıcı’yla ters düştüğü iddia edilmiştir. Hadi Özcan Kocaeli’de bulunan Kandıra Cezaevi’nde cezasını çekmektedir.

Hüseyin Saral “Hüseyin Ağa”

Of doğumlu

Hüseyin Saral, 1990’lı yıllarda Türk ve Romen emniyet güçlerinin ortaklaşa hareket ettiği ‘Meriç Operasyonu’ ile Bükreş’te yakalanmasının ardından tanınmıştır. Sedat Şahin ve Hüseyin Saral önderliğindeki suç grupları arasında yaşanan çatışmalar basında yer almıştır. Emniyetin Saral’a 2002 yılından sonra düzenlediği yaklaşık 100 operasyonda 1.230 tabanca, 45 uzun namlulu silah, 20 el bombası, 1.255 dinamit lokumu ve birçok mermi ele geçirilmiştir. Saral, 2005 yılında İtalya’nın Roma şehrinde Sedat Şahin’in adamları tarafından sokak ortasında öldürülmüştür. Hüseyin Saral’ın öldürülmesine karşılık olarak 2014 Aralık’ta Şahin’in kardeşi Vedat Şahin ve adamı Ferdi Topal’ı Nişantaşı’nda araçları başında öldürülmüştür.

Hüseyin Baybaşin “Avrupalı Escobar”

1956, Diyarbakır Lice doğumlu

Kürt kökenli Baybaşin Aşireti’ndendir. 1976 yılında üzerinde 11 kilogram uyuşturucuyla Türkiye’de, 1984’te ise İngiltere’de 6 kilogram uyuşturucuyla yakalanıp 12 yıl hapse mahkum edilmiştir. 1980’li yılların sonuna doğru Avrupa’nın en büyük uyuşturucu kaçakçılarından biri haline gelmiştir. 1998 yılının Mart ayında ‘Siyah Lale’ adıyla İngiltere, İtalya, Belçika, Almanya ve Hollanda istihbaratı tarafından yürütülen uluslararası bir operasyonda yeğeni Giyasettin Baybaşin ile Hollanda’da yakalanıp ömür boyu hapse mahkum edilmiştir. BBC’nin yaptığı araştırmada servetinin 16 milyar dolar civarında olduğu tespit edilmiştir. Hüseyin Baybaşin hala Hollanda’daki Vught Cezaevi’nde tutuluyor.

Nuri Ergin

Karagümrük Çetesi‘nin lideri olan Ergin’in 1997 yılında ünlü Metris Cezaevi’nde çıkan isyandan sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Sibel Can’a fotoğraflı şantaj yapan Can Kuzu, Ergin ve adamları tarafından kaçırılarak işkenceye uğramıştır. Tutuklanıp Afyon Cezaevi’ne gönderilen Nuri Ergin ve kardeşi Vedat Ergin, 1999’da Sabancı suikastı sanığı olan Mustafa Duyar’ı öldürmüşlerdir. Ergin, sonradan Kartal Hapishanesi’nde beraber kaldığı Alaattin Çakıcı ve Erol Evcil ile anlaşmazlıklar yaşamıştır. Alaattin Çakıcı’nın adamlarının Karagümrük Spor Kulübü’ne ait lokali basıp 10 kişiyi yaralanmıştır. Buna karşılık olarak Ergin’in adamları 19 Nisan 2000’de Çakıcı’nın Gültepe ve Zeytinburnu mıntıkalarındaki 2 kıraathanesine baskın yapmıştır. İki isim arasındaki gerginliğin artması sebebiyle Nuri Ergin hala mahkum olarak bulunduğu Uşak şehrindeki E Tipi Cezaevi’ne gönderilmiştir.

Fırat Delibaş

Diyarbakır doğumlu

‘Hanımağa’ olarak tanınan Sevgi Özöcal ile çeşitli ortak işler yaptığı bilinmektedir. Sevgi Özöcal ile birlikte bir dönem şarkıcı Cengiz İmren’in koruma işlerini yürütmüştür. 2000’li yıllarda DEHAP’ın Gençlik Kolları’na çeşitli para yardımları yapmıştır. 2003 yılının Ekim ayında, İstanbul — Beyoğlu’nda gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 30 ayrı mekanına baskın yapılmıştır. Kazandığı kara paralarla 5 adet yarış atı aldığı, her gün neredeyse 1.000 TL’lik ganyan oynadığı tespit edilmiştir. 2006 yılında, hakkında 41 yıldan 89 yıla kadar hapis cezası istemiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dava açılmasına rağmen, ceza evinde tutuklu geçirdiği 3 senenin sonunda beraat etmiştir. Delibaş, yaşamına İstanbul’da devam etmektedir.

Şenol Turan

1962, Samsun Bafra doğumlu

Alaattin Çakıcı’nın eski sağ kolu olan Şenol Turan’ın iş adamı Emin Cankurtaran’a yapılan silahlı saldırıda ”azmettirici” olduğu iddia edilmiştir. Şenol Turan; 12 Nisan 1994 yılında İstanbul — Kartal’da İbrahim Ateş’in yaralanması, 1 Eylül 1994’te İstanbul — Beyoğlu’nda Rauf Yıldız’a, 17 Mart 1995’te İstanbul — Karaköy’de Avram İbrahim Benbarte’ye, İstanbul — Samandıra jandarma bölgesinde İlyas Aygün’e, 29 Eylül 1995’te İstanbul — Nişantaşı’nda Emin Cankutaran’a yönelik saldırılardan yargılanmıştır. Ayrıca bunların dışında ruhsatsız silah bulundurma, sahte kimlikler ve sürücü belgeleri bulundurduğu için hakkında polis tarafından işlem yapılmıştır.

Şenol Acar

Sakarya doğumlu

“6. Filo” isimli örgütün lideri olan Şenol Acar’ın “Ergenekon” davasında da Sedat Peker ve Veli Küçük gibi ünlü isimlerle bağlantısı olduğu iddia edilmiştir. 20 Mayıs 2010 günü İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’da yapılan eş zamanlı baskınlar ile sağ kolu Selami Balkaya ile birlikte yakalanıp cezaevine gönderilmiştir. Şenol Acar ve adamlarının kaldığı daire ve işyerlerinde yapılan aramalarda 15 değişik çap ve markalardan tabanca, 17 şarjör, 10 av tüfeği, 794 tane çeşitli çap ve markalarda silah mermisi, 1 kuru sıkı tabanca, sahte pasaportlar, 8 masaüstü bilgisayar, çok sayıda sahte ve gerçek çek, senet ve tapu ele geçirilmiştir. Şenol Acar, yattığı Tekirdağ Hapishanesi‘nde kalp krizi geçirerek 30 Temmuz 2010 yılında hayatını kaybetmiştir.

Kürşat Yılmaz

12 Eylül öncesinde Ülkücü Gençler Derneği (ÜGD) üyesi olan Yılmaz, çek — senet tahsilatı ve sahte piyango bileti basmak suçlarından yargılanmıştır. Yılmaz, Derya Ayanoğlu’nun babası armatör Osman Ayanoğlu’nun öldürülmesiyle bağlantısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır. 1992’de Kayhan Güvelioğlu’nu öldüren Yılmaz, 19 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. Toplam dört kez hapisten kaçan Yılmaz, 25 Temmuz 1998’de Bulgaristan’ın Varna kentinde kaldığı otel odasında tekrar yakalanmıştır. Yılmaz, 15 Temmuz 1999’da Kuşadası eski Belediye Başkanı Lütfi Suyolcu’yu öldüren tetikçi Fırat Erdoğan’ı azmettirdiği gerekçesiyle suç ortağı Yavuz Kaşıkçı’yla birlikte ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.

Erol Evcil “Zeytin Kralı”

1970, Bursa doğumlu

1986 senesinde Eşrofolu Turizm ile iş hayatına atılan Evcil, 1991 Mustafa Çağlar ile ortak olarak iplik işine girmiştir. 1997 senesinin Haziran ayında Ortadoğu ve Balkanlar’ın en büyük entegre zeytin fabrikasını kurduğunu kamuoyuna ilan eden Erol Evcil’in, ismi ‘’Zeytin Kralı’’ olarak duyulmaya başlamıştır. Alaattin Çakıcı’nın dostu olduğu bilinen Erol Evcil’in bu dostluğu sayesinde İş Bankası ve Türkbank’tan rahatlıkla kredi aldığı iddia edildi. Nesim Malki cinayetini azmettirdiği gerekçesiyle İnterpol tarafından aranan Erol Evcil, 1999’da Bursa’da yakalanmıştır. Erol Evcil, Bursa Emniyeti’nde polise verdiği ifadede Nesim Malki cinayetini azmettirdiğini itiraf etmiştir.

Dündar Kılıç

1935, Sürmene doğumlu

Ünlü kabadayılardan Avni Çakıroğlu’nu silahla yaralayarak ünlenen Kılıç, bu dönemde adam yaralama ve ruhsatsız silah taşıma suçları nedeniyle cezaevine girmiştir. 1984 senesinde yapılan ünlü ”Babalar Operasyonu” kapsamında sorguya alınmıştır. Kızı Uğur Kılıç’ın de içine karıştığı Civangate skandalında adı geçen Kılıç, Susurluk skandalıyla ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu tarafından ifade vermeye çağrılmıştır. 1994 senesinde Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ın özel ricasıyla Selim Edes ve Engin Civan isimleri arasındaki anlaşmazlığı çözmek için aracı olmuştur. Dündar Kılıç, arabuluculuğu sebebiyle damadı olan Alaattin Çakıcı ile karşı karşıya gelmiştir. Kızı Uğur Kılıç, Çakıcı’dan ayrıldıktan hemen sonra Çakıcı’nın adamları vurulmuştur. Dündar Kılıç, 1999 yılının 10 Ağustos günü İstanbul’da üst solunum yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetmiştir.

İdris Özbir “Kürt İdris”

1937, Kars doğumlu

1980 yıllarında kulüplerde ve barlarda fedailik yapan Kürt İdris, hazine arazilerini parselleyip satmak, çek-şenet tahsilatı yapmak, kasten adam yaralamak, adam kaçırmak ve ulusrarası civaoksit kaçakçılığı yapmak suçlarından aranmıştır. Ölmeden önce gazetecilere verdiği bir demeçte; “Mustafa Kemal’e, İsmet Paşa’ya, Kenan Evren’e ‘baba’ diyen bu millet bana da baba demiştir, sağ olsun” demiştir. Özbir’in, İbrahim Tatlıses’i ve Bülent Ersoy’u kendi himayesine alıp yeraltı dünyasından isimlerle tanıştırdığı iddia edilmiştir. İdris Özbir yargılanmaya devam ederken 2002 yılında akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

İsmail Hacısüleymanoğlu

“Oflu İsmail”

Dündar Kılıç’ın eniştesi Oflu İsmail’in Ekim 1977’de Hollanda’da yakalanan 3.7 ton esrardan sorumlu olduğu iddia edilmiştir. MHP’ye yaptığı para yardımlarıyla tanınan Hacısüleymanoğlu, Mart 1979’da çıkan bir tartışma sonucu Semiramis Gazinosu’nun patronu ve şef garsonunu öldürerek yurtdışına kaçmıştır. Bu davada 36 yıl hapse mahkum olan Hacısüleymanoğlu, İngiltere’de “Ali Osman” kimliğiyle yakalanmıştır. Oflu İsmail, 1987’de Hollanda’da tutuklanmıştır ancak Türkiye’de idam cezasıyla yargılandığı için iade edilmemiştir. Uyuşturucu satmak, uyuşturucu kaçakçısı İbrahim Çalışkan’ın ölüm emrini vermek, Bulgaristan bağlantılı uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile suçlanmıştır. Hacısüleymanoğlu, Mayıs 2006’da Türkiye’ye iade edilip hapse yerleştirilmiştir. 2015 yılında akciğer yetmezliğinden hayatını kaybetmiştir.

Avni Musullulu “Sarı Avni” “Türk Escobar”

1942, Rize Çayeli doğumlu

Interpol’ün kaçaklar için çıkardığı ”Kırmızı bülten” listesinde üst sıralarda yer alan Avni Musullulu, 12 Eylül 1980 sonrası Türkiye’den kaçmıştır. Bulgar mafya babalarıyla ortak eroin laboratuvarı, Papa’ya düzenlenen suikast; kara para aklama, İtalya’daki devlet-mafya çatışmasında “arabuluculuk” yaptığı iddia edilmiştir. Sarı Avni, Amerikan Narkotik Bürosu tarafından hazırlanan resmi raporda, dünyanın önde gelen eroin şebekelerine en fazla baz morfin sağlayan adam olarak resmi belgelerdeki yerini almıştır. Sarı Avni’ye ait olduğu araştırmalar sonucunda belirlenen 10 milyon sterlin değerindeki eroin paketleri, 1987 yılında Londra’nın Halley Caddesi’nde ele geçirilmiştir. Yaşar Avni Musullulu, 5 Kasım 1998 tarihinde Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde polis tarafından yakalanmıştır. Musullulu’nun Susurluk kazasından iki gün önce Altınoluk ilçesinde ünlü mafyalardan Abdullah Çatlı, Sedat Bucak ve Hüseyin Kocadağ ile buluşarak yemek yediği polisin kayıtları incelemesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Musullulu, 6 Mayıs 2002 yılında Şartlı Salıverme Yasası kapsamında tahliye olmuştur.

Kurban Yazoğlu

1952, Bayburt doğumlu

Etiler, Acarkent ve Beşiktaş’ta kumarhane işlettiği iddia edilen Yazoğlu, ”Arnavut Sami” takma isimli Sami Hoştan ile ortak olmuştur. İbrahim Tatlıses, Haluk Ulusoy, Aydın Doğan, Rahmi Koç gibi bir çok ünlü iş adamı ve sanat dünyasından olan kişilere güvenlik sağladığı iddia edilmiştir.

Şeref Yazoğlu

“Oflu Şeref”
1956, Bayburt doğumlu

Şeref Yazoğlu, ”Oflu Osman” takma isimli Osman Cevahiroğlu’nun yeğeni ve Kurban Yazoğlu’nun kardeşidir. Şeref Yazoğlu’nun adamları, ”Bakırköy çatışması” olarak bilinen Bakırköy Adliyesi önündeki çatışmada yer almıştır. Şeref Yazoğlu’nun resmi kayıtlara göre dosyasındaki suçlar şunlardır: kumarhane işletmek, haraç kesmek, yasadışı otopark işletmek, kasten adam yaralamak. ”Kazan Yemek” isimli toplu yemek şirketini kurmuştur ve işlerine burada devam etmektedir. Son zamanlarda eğitim alanında yer aldığı bilinmektedir.

Özkan Kurt

“Oflu Enişte”
1981, Bayburt doğumlu

Özkan Kurt’un, Kurban Yazoğlu, Şeref Yazoğlu ve Oflu İsmail gibi isimlerle iş yaptığı iddia edilmiştir. Şişli — Pangaltında, Güneş Otel’e yapılan polis baskını neticesinde Özkan Kurt’un adı, uzun süre medyayı meşgul etmiştir. Bir dönem İstanbul’da Taksim “Queen” ve “Gabile” gibi ünlü gece kulüplerinin işletmeciliğini ve patronluğunu da yaptığı bilinmektedir. Yumak Group A.Ş. isimli bir holding kurmuştur.

Örfi Çetinkaya

Örfi Çetinkaya, ilk olarak sigara kaçakçılığı suçlamasıyla aranmıştır. 12 Eylül askeri müdahalesinden arananlar listesinde yer alırken silah, mermi ve gümrük kaçakçılığı suçlarından 9 Aralık 1980’de yakalanmıştır, ancak kısa bir süre sonra serbest kalmıştır. Çetinkaya, 18 Mayıs 1988’de İstanbul Etiler’de polisin dur ihtarına rağmen kaçmaya çalışırken açılan ateşle belinden vurulmuştur. “Altın Hilal” operasyonunda adı geçen Çetinkaya, 2000 yılında İstanbul Bahçeşehir’deki evinde ‘Matador Operasyonu’yla yakalanmıştır. Tutuklanıp Kartal Cezaevi’ne konulan Çetinkaya, sağlık sorunları nedeniyle 25 Haziran’da 2003’te tahliye edilmiştir. Cezaevinden çıktıktan sonra eski işine devam eden Çetinkaya “Son Tango” operasyonunun ardından tutuklanarak cezaevine girip kısa bir süre sonra sağlık sorunları sebebiyle yeniden tahliye edilmiştir.

Hasan Haybetli

Siirt doğumlu

Hasan Haybetli, Arap Hüso takma ismiyle tanınan zamanın ünlü kabadayılarından Hüseyin Heybetli’nin oğludur. 1979 yılında babası ölünce, işleri tamamen eline alıp İstanbul Meyve ve Sebze Hali’nin haraç işine başlamıştır. Birçok kez kasten adam yaralama ve haneye tecavüz olaylarında yer aldığı iddia edilmiştir. Muazzez Abacı’ya aşık olan Hasan Heybetli, uzun seneler boyunca sanatçıyı evliliğe razı etmek için uğraşı verip magazin haberlerinin gündemi olmuştur. Abacı’nın çalıştığı tüm gazinolara her gün 24 adet aşkı simgeleyen kırmızı gül gönderen ve Muazzez Abacı’ya ait evin önünü çiçeklerle donatan Hasan Heybetli, Abacı ile iki kısa evlilik gerçekleştirmiştir. Muazzez Abacı ile ikinci defa nişanlı olduğu sırada iki kişiyi öldürmüştür. 2004 yılında şarkıcı Kader Çetintürk’ün de adının karıştığı bir gaspa teşebbüs davasından 2 yıllığına cezaevine gönderilmiştir.

Ahmet Tekin Baykal

Özgecan Aslan’ın katilini ve babasını cezaevinde vurarak öldürüldüğü iddia edilen Ahmet Tekin Baykal, 1997 yılında çete lideri olduğu iddiasıyla tutuklanmıştır. Cezaevinden çıktıktan sonra tekrar suç örgütü kurduğu gerekçesiyle cezaevine girmiştir. İbrahim Çiftçi’nin öldürülmesi olayında azmettirici olduğu iddialarıyla da yargılanmıştır. Zorla çek senet tahsilatı, yağma, adam kaldırma, iş yeri kurşunlama iddiaları üzerine 2008 yılında “Anafor Operasyonuyla” gözaltına alınmıştır.

Sami Hoştan “Arnavut Sami”

1947 doğumlu

Susurluk davası hükümlüsü, Ergenekon davası sanığı Sami Hoştan, Eski İstanbul Sheraton Oteli Gazinosu’nun ortaklarındandır. 2. MİT Raporu’nda DHKP/C örgütü ile ilişkili olduğu, İspanya, Hollanda ve Kolombiya bağlantılı uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ileri sürülmüştür. Raporda ayrıca, Tarık Ümit’in kaçırıldıktan sonra Abdullah Çatlı tarafından Hoştan’ın çiftliğinde sorgulandığı da iddia edilmiştir. 1996’da Susurluk’taki trafik kazasının sonrası ortaya çıkan karanlık ilişkilerle ilgili 14 sanığın yargılandığı davanın kararına göre Hoştan dört yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Ergenekon davasında silahlı terör örgütüne üye olma ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlamalarıyla tutuksuz yargılanmıştır. Uzun süre karaciğer kanseri tedavisi gören Sami Hoştan 11 Mayıs 2015’te hayatını kaybetmiştir.

Abdullah Uçmak

1998 yılında Arena programında İbrahim Tatlıses’i ölümle tehdit eden Abdullah Uçmak, 2011 yılında İbrahim Tatlıses’i kalaşnikofla vurdu. Tatllıses’i vurmaktan 36 yıl hapis istemiyle yargılanan Uçmak, duruşma sırasında Tatlıses’e ettiği küfürle gündeme geldi.

Osman Cevahiroğlu

“Oflu Osman”

Kumar ve uyuşturucudan kazandığı serveti, turizm ve inşaat sektörüne kanalize ederek büyük yatırımlar gerçekleştiren Oflu Osman, 2003 ilkbaharında Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından hastanede ziyaret edilmişti. 2004’te hayatını kaybeden Cevahiroğlu, Grand Cevahir Otel’in sahibi İbrahim Cevahiroğlu’nun kuzenidir.

Fevzi Öz

Malatya Doğumlu

Öz, Amcasının oğlunun vurulmasıyla başlayan kan davası nedeniyle bir kişi öldürdü ve cezaevine girdi. 1974’te aftan yararlandı. 1980’de Kürt İdris (Özbir) ve Mustafa Çapan’ı kaçırmak gibi birçok suçlamadan beraat etti. İlk MİT raporunda, adı hayali ihracat ve para aklama işlerinde yer aldı. 1988’de uyuşturucu, polis dinleme cihazı ve tabancayla yakalanarak, tutuklandı. 30 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Malatyalı Barış Boyun kimdir?

Barış Boyun kimdir? Yunanistan’da

Barış Boyun kimdir?

Yunanistan’da kanlı bir infaz yaşandı. 6 Türk aracın içinde kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü. Turistik bir bölgede gerçekleşen bu kanlı infazın kurbanlarının Barış Boyun çetesinden oldukları iddia edildi. Bununla birlikte Barış Boyun araştırılmaya başlandı. Barış Boyun İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranmaktaydı. İşte organize suç örgütü lideri olduğu belirtilen Barış Boyun’a ilişkin dosya haberimiz…

Barış Boyun kimdir?

Yunanistan’da turistik bir bölgede kanlı bir infaz gerçekleşti.

Aynı araçtaki 6 Türk kurşun yağmuruna tutularak infaz edildi.

Bu kişilerin Barış Boyun çetesi üyeleri olduğu iddia edildi.

Barış Boyun kimdir, kaç yaşındadır ve çetesi olduğu iddia edilen örgüt hangi suçlara bulaşmıştır?

Barış Boyun kaç yaşında, ne iş yapıyor?

Barış Boyun’un, Türkiye ve Avrupa’da işlenen birçok cinayetin sorumlusu olduğu değerlendiriliyor.

 40 yaşında olduğu belirtilen Barış Boyun kırmızı bültenle aranan bir suç örgütü lideri olarak tanımlanıyor.

Ticaretle uğraştığı öğrenilen Barış Boyun’un inşaat sektörü başta olmak üzere pek çok şirketi olduğuna işaret ediliyor.

  Barış boyun nereli?

Malatya’lı olduğu bilinen Barış Boyun’un Kanada ve Gürcistan’da yaşadığı öne sürülüyor.

Barış Boyun cinayetleri neler?

Daltonlar Çetesi olarak anılan organize suç örgütünün lideri olan Barış Boyun hakkında yeni bilgiler ortaya çıkıyor.

Örgütün motosikletli suikast timleri olduğu ve cinayetlerin bu timlerce işlendiği ifade ediliyor.

Mahalle çeteliğinden uluslararası ilişkilere kadar büyüyen çetenin karıştığı suçlar şöyle sıralanıyor.

Kubilay Küçükaslan bir restoran çıkışı 21 Ekim 2012’de öldürülmesi,

Kasımpaşaspor’un tribün lideri olan Yüksel Ustahüseyin’in motosikletli tim tarafından 16 Nisan 2022’de öldürülmesi,

Sırbistan’ın büyük uyuşturucu çetelerinden Skaljari’nin yöneticilerinden olan Jovan Vukotiç’in 8 Eylül 2022’de motosikletli tim tarafından öldürülmesi,

İstanbul’da ünlü bir gece kulübünde çalışan Yasin Keskin’in 22 Eylül 2022’de gece kulübü önünde öldürülmesi,

Halil Güzel’in 15 Ekim 2022’de Bahçelievler’de öldürülmesi,

Bir başka suç örgütü mensubu olan Murat Fırat Canlı’nın 20 Kasım 2022’de Beyoğlu’nda öldürülmesi,

24 Aralık 2022 tarihinde Kağıthane’de motosikletli timin karıştığı bir çatışmada olayla alakası olmayan Kur’an kursu hocası Ramazan Arslan’ın çatışma arasında kalarak hayatını kaybetmesi,

14 Ocak 2023’te Cumali Aslan’ın Haliç Köprüsü üzerinde öldürülmesi,

Oto galerici Ferhat Yeşilkaya’nın Şişli’de 2 Şubat 2023’te öldürülmesi.

Öte yandan çetenin 3 üyesinin Gücistan, Abhazya ve Fransa’da öldürüldüğü belirtiliyor.

Sosyal medya üzerinden propaganda sonucu Anadolu kasabalarından gelen 20-25 yaşlarındaki arasındaki gençlerin çeteye tetikçi olarak katılmalarının sağlandığı aktarılıyor.

Yunanistan’da öldürülen Türklerin Barış Boyun ilişkisi nedir?

Yunanistan’ın turistik bölgesi Lutsa’daki kanlı infaz Barış Boyun ile ilişkili mi sorusu güvenlik güçlerince araştırılıyor.

Polis, isimlerin netleşmesinin ardından bu konudaki soru işaretlerini giderecek.

İnfaz edilen 6 kişinin failleri de soruşturuluyor. 

Yunan gazeteleri infazın yaşandığı arabanın fotoğrafını yayınladı.

Bu arada 6 kurbanın son çekildikleri fotoğraf da ortaya çıktı.

Yunanistan’da 6 Türk’ün infazının şifreleri

Yunanistan’da çeteye mensup 6 kişinin araç içinde tıpkı çetenin motosikletli timlerinin kullandığı yöntemle öldürüldüğü anlaşıldı.

Saldırıya uğrayan aracın plakasının sahte olduğu, ölenlerin de sahte pasaport taşıdıkları belirlendi.

İddialara göre cinayetler şöyle gerçekleşti.

Meslekten ihraç edilen eski bir MİT mensubu Barış Boyun’un adamlarını Yunanistan üzerinden İtalya’ya götürmek üzere anlaştı.

 Ancak eski MİT mensubu çetenin yerini Barış Boyun’un hasımlarına iletti.

Bu da kanlı infazın gerçekleştirilmesini sağladı.

Barış Boyun suç örgütünün tetikçisi yakalandı

Barış Boyun suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmada,  firari olarak aranan ve kilit isim olarak değerlendirilen tetikçi Murat U., Başakşehir’de polisin düzenlediği  operasyonla kıskıvrak ele geçirildi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın suç örgütlerine göz açtırılmayacağı yönündeki açıklamalarına paralel olarak operasyonların devam etmesi bekleniyor.

Malatyalı Memet Ökten Kimdir?, Hayatı ve Biyografisi…

Malatyalı Memet Ökten Kimdir?,

Malatyalı Memet Ökten Kimdir?, Hayatı ve Biyografisi…


Hayırsever İş adamı ve kanat önderi olan Memet Öktem yardımsever bir kişiliği vardır. Tüm kabadayı araştırmalarında adını dijital ve sosyal medya aracılığıyla değil, yaşamı, karakteri ve saygınlığı üzerinden duyuran Mehmet Ökten kimdir?
İlk olarak, Memet Ökten adını okuyanlar belki de ilk defa bu ismi duyuyor olabilirler. Ancak bu isim, belli ve saygın bir çevreye sahip kişiler için oldukça tanıdık bir isimdir. Mehmet Ökten, adı birçok kimsenin hayalinde ve dilinde olan ve birçoklarına ‘abi-dayı’ diye hitap ettikleri bir kişi.

Mehmet Ökten: Kimlik ve Köken

Mehmet Ökten, Malatya Pötürgeli asıllı bir isim. Ancak yaşamını ve karakterini anlamak için doğduğu yerden çok daha fazlasına bakmamız gerekiyor. Ökten, kendisini hiçbir zaman medyatik bir kişi olarak görmedi ve yaşamı boyunca bu tavrını korudu. Kendisini sürekli gizli tutmayı tercih etti ve bu yüzden de hakkında pek az bilgi dış dünyaya sızmış oldu.

Yaşamı ve İtibarı

Ökten, hayatının büyük bir kısmını cezaevlerinde geçirdi. Toplamda 33 yılını cezaevinde geçiren Ökten’in bu 33 yılın 21 senesi bir fiil hiç çıkmadan geçmiş. Ancak bu durum, onun adaleti, insan sevgisi ve yardımseverliğinden bir şey kaybetmesine yol açmamış. Hatta, bu özellikleri sayesinde cezaevlerinde büyük bir itibar kazanmış. Bu sayede, birçok kişi tarafından sevilen ve sayılan bir büyük haline gelmiştir.

İtibarın Arkasındaki Adam

Mehmet Ökten’in itibarını anlamak için, onun adalet anlayışına ve insan sevgisine bakmamız gerekiyor. Ökten, yardımsever bir kişi olarak tanınıyor ve bu özelliği, onun büyük bir saygı görmesini sağlıyor. Özellikle cezaevlerinde, adalet anlayışı ve yardımseverliği sayesinde büyük bir nam salmıştır. Hâlâ yaşayan birkaç kabadayıdan biri olarak kabul edilir.

Mehmet Ökten, kendi dünyasında büyük bir saygı ve sevgi gören bir isim. Hayatının büyük bir kısmını cezaevlerinde geçirmiş olmasına rağmen, adalet anlayışı, insan sevgisi ve yardımseverliği onun büyük bir itibar kazanmasını sağlamıştır. Medyatik olmayan saygın bu kişinin hayatı ve karakteri, belki de adaletin ve insanlığın ne anlama geldiğini anlamamıza yardımcı olabilir.

Bir sevenini dilinden:

Aslen malatya pötürgeli bir kabadayı. Alemde bilen bilir, hiç bir zaman medyatik olmamıştır. Medyatik mafya babaları iyi bilir Memet ÖKTEN’i kral benim diyen bir çok adam Memet Ökten’e abi der. Sevilir sayılır Türkiye cezaevlerinde namını duymayan yoktur. Tam 33 senesi cezaevlerinde geçmiş bu 33 senenin 21 senesini bir fiil hiç çıkmadan yatmıştır. Gençliğini yasayamamış çok zor günler, aylar, yıllar geçirmiş. Ama sırtını oraya buraya dayamamış. Tatar ramazan var ya hani işte öyle nam salmış cezaevlerinde. Adaleti ve insan sevgisi, kahpeleri ezmesi vs. O bir efsane o gerçek bir KABADAYI O MEMET ÖKTEN….
Madem sözlükte yer altına inildi Memet ÖKTEN’i yazmamak olmaz.

HABERLER MALATYALİMEMETOKTEN MEHMETIKTEN MEHMETÖKTEN MEMETOKTEN SONDAKİKA

Cemal Sincar kimdir?

Sincar aşireti lideri olan Cemal Sincar son olarak cezaevinden çıktıktan bir süre sonra Mardin’de sevenleri tarafından karşılanmıştı. Sincar aşireti adını ilk kez 1989’da Sami Başaran cinayetiyle duyurmuştu. Peki, Cemal Sincar kimdir?

Sincar aşireti lideri olan Cemal Sincar son olarak cezaevinden çıktıktan bir süre sonra Mardin’de sevenleri tarafından karşılanmıştı. Sincar aşireti adını ilk kez 1989’da Sami Başaran cinayetiyle duyurmuştu. Peki, Cemal Sincar kimdir?

2013’lü yıllarda İstanbul’da ve buna bağlı olarak 7 ayrı ilde düzenlenen operasyonlarda Sincar çetesi çökertilmişti. Sorguda Sincar çetesi ile beraber 48 kişinin sorguları yapılmıştı. İstanbul Organize Şube Müdürlüğü tarafından başlatılan operasyonlar kapsamında Cemal Sincar’ın yaptığı çetenin neredeyse her ilde bir temsilcilik açarak işadamlarını haraca bağladıkları belirlenmişti.

Çetenin işadamlarını korkutmak için, eskiden işledikleri cinayetleri örnek göstererek “Seni öldürüp gömeriz, cesedini devlet bile bulamaz” şeklinde tehdit ettikleri ifade edildi. Soruşturmada çetenin karıştığı, adam yaralama, tehdit, haraç, çek ve senet tahsilatı gibi 120 farklı suç aydınlatılırken çetenin ayrıca 17 işadamından tehditle haraç aldıkları da dile getirilmişti.

Soruşturmada “Sincarlar” grubuna yardım, yataklık ve teknik destek sağladığı belirlenen 3 polis memuru, 1 gardiyan ve 1 adliye personeli de tespit edildi.

İlk kez 1989 yılında gazeteci Sami Başaran cinayetiyle gündeme gelen Sincar aşiretinin lideri Cemal Sincar, röportaj için bürosuna gelen Gazete Gazetesi’nin muhabirleri Sami Başaran ile Ahmet Altınkaya’yı kurşun yağmuruna tutmuştu. Aşiretin önde gelen isimlerinden, kapatılan DEP Milletvekili Mehmet Sincar ise 1992 yılında Batman’da öldürülmüş ancak cinayet tam olarak aydınlatılamamıştı. Cinayeti, Hizbullah örgütü üyesi olmak suçuyla tutuklanan sanıklar cinayeti işlediklerini itiraf etmişlerdi.

Murat Sincar öldü. Cenazeye Cübbeli Ahmet ve Malatyalı Memet Ökten katıldı. Selahattin Yılmaz, Sedat Peker, Alaaddin Çakıcı, Kürşat Yılmaz, Şirinler başta olmak üzere çok sayıda kişi çelenk gönderdi.

Cezaevinde hayatını kaybeden Murat

Cezaevinde hayatını kaybeden Murat Sincar son yolculuğuna uğurlandı

Mardin’in ileri gelen ailelerinden Mıhellemi Aşiretinin İleri gelenlerinden  Sincar (El-Zeyn) aşiretin lideri konumunda olan Cemal Sincar’ın kardeşi, Murat Sincar hayatını kaybetti.

Yaşamının uzun bir bölümünü cezaevinde geçiren, son olarak kaldığı Kocaeli cezaevinde tahliyesi yaklaşırken, yakalandığı amansız hasalık nedeniyle kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınan El-Zeyn Ailesi’nin ileri geleni Murat Sincar, yapılan tüm müdaheelere rağmen kurtarılamayarak dün yaşama gözlerini yummuştu.

Sincar aşiretinin önde gelen isimlerinden Murat Sincar, bir süre önce kaldığı cezaevinde rahatsızlanınca kaldırıldı. Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Sincar, Florya Camii’nde ikindi namazını müteakip son yolculuğuna uğurlandı.

Murat Sincar öldü. Cenazeye Cübbeli Ahmet ve Malatyalı Memet Ökten katıldı. Selahattin Yılmaz, Sedat Peker, Alaaddin Çakıcı, Kürşat Yılmaz, Şirinler başta olmak üzere çok sayıda kişi çelenk gönderdi.

Sincar aşiretinin önde gelen isimlerinden Murat Sincar, cezaevindeyken rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Sincar, burada tedavisi devam ederken, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılmayarak hayatını kaybetti. Sincar’ın bugün Florya Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazına iş ve sanat dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Cenaze namazına Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü de katıldı. Ünlü, cenaze namazı duasını yaparak hayatını kaybeden Sincar’ın sevenlerinden helallik vermelerini istedi. Sincar’ın cenazesinin Kazlıçeşme Mezarlığı’na defnedileceği öğrenildi.

Murat Sincar, bir süre önce kaldığı cezaevinde rahatsızlanmasının ardından birçok vatandaş tarafından Murat Sincar öldü mü? Sorusu merak edildi ve araştırıldı. Peki, Murat Sincar öldü mü? Murat Sincar yaşıyor mu, hayatta mı? Murat Sincar’ın sağlık durumu nasıl?

Murat Sincar öldü mü? Sorusu, gündeme gelen haberlerin ardınan merak edildi. Sincar aşiretinin önde gelen isimlerinden Murat Sincar hakkında yaşıyor mu, hayatta mı? Soruları merak edilmekte olan sorular arasında yer aldı. Bir süre önce kaldığı cezaevinde rahatsızlanmasının ardından Murat Sincar sağlık durumu araştırılşdı.

MURAT SİNCAR ÖLDÜ MÜ?

Sincar aşiretinin önde gelen isimlerinden Murat Sincar, tedavi gördüğü hastanede ahayatını kaybetti. Sincar, Florya Camii’nde ikindi namazını müteakip son yolculuğuna uğurlandı. Murat Sincar, cezaevindeyken rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı.

Daha sonrasında tedavisi devam ederken, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılmayarak hayatını kaybetti. Sincar’ın cenazesinin Kazlıçeşme Mezarlığı’na defnedileceği sevenleri tarafından duyuruldu.

HABERLER SONDAKİKA

Yakup Süt kimdir mafya lideri aslen nereli yakalandı

Yakup Süt kimdir mafya lideri aslen nereli yakalandı

Mafya lideri Yakup Süt düzenlenen operasyonla İstanbul’da yakalandı. Müebbet hapis cezasına çarptırılan Yakup Süt’ün suç dosyası kabarık. Peki Yakup Süt kimdir, aslen nereli soruları merak konusu oldu.

İstanbul’da düzenlenen operasyonda suç örgütü lideri Yakup Süt’ünde aralarında bulunduğu 53 şüpheli yakalandı. Yakup Süt, 1998 yılında Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın silahla yaralanmasını azmettirmek suçundan yakalanmıştı. Peki, Yakup Süt kimdir? İşte Mafya lideri Yakup Süt hakkında bilgiler…

Mafya lideri Yakup Süt, 14 Şubat 2020’de İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalandı.

Daha Çek senet mafyası adına tefecilik yapmak, iki kişiyi öldürmek suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırılan Yakup Süt’ün suç dosyası kabarık.

Çek senet mafyası adına tefecilik yapmak, iki kişiyi öldürmek suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırılan Yakup Süt, ilk olarak Kırklareli Cezaevi’nden firar etmişti. Firardayken, 1994 yılı Mayıs ayında, ünlü uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş’ın firarını organize ederken yakalanan Yakup Süt ikinci kez, duruşma için getirildiği Şişli Adliyesi’nden firar etmişti.

1998 yılında Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın silahla yaralanmasını azmettirmek suçundan yakalanan Yakup Süt, üçüncü ve son firarını, 16 Mayıs 1999 günü Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gerçekleştirdi. Daha önce ünlü uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş’ın firarını organize ederken yakalanan Yakup Süt ikinci kez, duruşma için getirildiği Şişli Adliyesi’nden firar etmişti. 1998 yılında Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın silahla yaralanmasını azmettirmek suçundan yakalanan Yakup Süt, üçüncü ve son firarını, 16 Mayıs 1999 günü Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gerçekleştirdi. Daha önce ünlü uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş’ın firarını organize eden Yakup Süt’ü yakalamak için, 1999 yılı Mayıs ayı sonunda Edirne, Çanakkale, Bursa ve Eskişehir hattında geniş çaplı operasyonlar yapıldı. Polis son olarak, Yakup Süt’ün sevgilisi Songül Atuğ’u takibe aldı. Songül Atuğ, 3 Haziran 1999 günü, Marmaris’e giderek Yakup Süt’le buluştu. Ekipler Yakup Süt’ü, Rodos Adası’na kaçmaya hazırlanırken son anda yakaladılar.

KOM Dairesi’nce hazırlanan “mafya” listesine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tahliye olması için büyük çaba sarf ettiği Alattin Çakıcı “bir numara”. Bir süre önce Türkiye’den kaçan vce Makedonya’da sahte belgelerle ikamet ettiği yönündeki iddialar basına sızan Sedat Peker ise ikinci sırada.

Türkiye’de geçen hafta “Organize suç örgütü lideri” olduğu gerekçesiyle Sedat Peker’e yönelik adli soruşturma başlatılmış, Peker ve adamlarına yönelik 5 ilde öperasyon operasyon düzenlenmişti.

T24 yazarı Tolga Şardan bugünkü yazısında, emniyet teşkilatı bünyesindeki Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi (KOM Dairesi)’nin geçen mart ayında Antalya’da Stratejik Araştırmalar Kurulu (SAK) adıyla toplantı düzenlediği bilgisine yer vererek, toplantıda değerlendirmeye alınan “Türkiye’deki mafya gruplarına yönelik rapora” dikkat çekti.

Şardan, aynı toplantının açılışında konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, polis teşkilatına örgütlü suçlarla mücadelenin yoğunlaştırılması talimatını verdiğini yazdı.

Türkiye’de hangi mafya grupları ve kaç adamları var?

“KOM Dairesi’nin SAK toplantısında ele alınan konuların başında mafya gruplarına yönelik yürütülecek çalışmaların esasları geldi.

Toplantıda değerlendirmeye alınan Türkiye’deki mafya gruplarının faaliyetlerine yönelik bir rapor içerik yönünden oldukça dikkat çekiciydi.

Bu rapora göre; Türkiye’deki organize suç grupları tablosunda Alâaddin Çakıcı 428 adamıyla açık ara ilk sırada yer aldı. Çakıcı’yı 257 adamıyla Sedat Şahin, 253 adamıyla Sedat Peker izledi. Burhanettin Saral’ın 247 adamıyla dördüncü olduğu listede, Ankaralı Kürt Ahmet lakabıyla tanınan Ahmet Turgut 239 adamıyla beşinci, İzmir’de FETÖ Borsası olaylarının merkezinde olup halen Arjantin’de tutuklu olan Serkan Kurtuluş 207 adamıyla altıncı sırada yer buldu.

Ülke genelinde 30 ayrı mafya grubuyla ilgili rakamlara yer verilen listede, Galip Öztürk’ün 158, Ahmet Tekin Baykal’ın 124, Ümit Saral’ın 102, Fırat Delibaş’ın 102, Mehmet Sena Söylemez’in 98, Ayvaz Korkmaz’ın 93, Menderes Kutlu’nun 93, Nuri Ergin’in 85, Cemal Sincar’ın 82, Mehmet Hadi Özcan’ın 68, Şeniz Dervişoğlu’nun 61, Kürşat Yılmaz’ın 58, Hüseyin Kol’un 56, Savaş Kibar’ın 53, Yaşar Öz’ün 47, Kasım Gençyılmaz’ın 44, Ramazan Özarslan’ın 44, Mehmet Şirin Aksoy’un 43, Selahattin Yılmaz’ın 40, Oğuz Korukır’ın 39, Mehmet Köymen’in 33, Mehmet Fatih Bucak 28, Ali Yasak’ın 20 ve Nihat Özbir’in 9 adamıyla faaliyetlerini yürüttükleri ortaya konuldu.”

Kayıtlar sağlam

Tolga Şardan yazısında, şunları kaydetti:

“Görüldüğü üzere; polis yani devlet, hangi mafya grubunun kaç adamla ve kimlerle faaliyet yürüttüğünü tek tek biliyor. Kayıtlar sağlam.

Listeye baktığımızda, aynı zamanda siyasetin daha doğrusu MHP lideri Devlet Bahçeli’nin tahliye olması için büyük çaba sarf edip özgürlüğüne kavuşmasını sağladığı, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu açıktan tehdit eden Alâaddin Çakıcı’nın devlet kayıtlarındaki mafya listesinde ‘bir numara’ olması dikkat çekici değil mi?

Keza; listenin ilk üçü içinde yer alan yakın geçmişte organize suç örgütü lideri olmaktan yargılanıp ceza alan Sedat Peker’in, kimi zaman iş insanı olarak tanımlanmasına, devletle iç içe görüntüler vermesine, emekli ve görevdeki birçok devlet görevlisiyle fotoğrafları yayınlanmasına, hayırsever iş adamı ödülü verilmesine ne demeli?”

DİĞER GALERİLER

FOTO GALERİ ANA SAYFA'YA GİT