<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Net Haberler - En Son Dakika Güncel Haberler</title>
                      <link>https://www.nethaberler.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.nethaberler.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Net Haberler | En Son Dakika Haberler | Güncel ve Gündem Haberleri; Türkiye'nin Net Haberleri'nde</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 22:34:34 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Net Haberler - En Son Dakika Güncel Haberler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Net Haberler - En Son Dakika Güncel Haberler</copyright><item><title><![CDATA[Türkiye’de Nisan Yağışları Rekor Seviyede! Kuraklık Tehlikesi Azaldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-turkiyede-nisan-yagislari-rekor-seviyede-kuraklik-tehlikesi-azaldi-113261.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-turkiyede-nisan-yagislari-rekor-seviyede-kuraklik-tehlikesi-azaldi-113261.html</link>
                    <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Nisan 2026 Türkiye genelinde olağanüstü yağışlı geçti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yağışlarda Büyük Artış  Geçen yılın aynı dönemine göre %19 artış Mevsim normallerine göre %50 artış kaydedildi.  Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğunlaşan yağışlar, birçok bölgede uzun yılların rekorunu kırdı. Bölgesel Rekorlar  Akdeniz Bölgesi: Son 24 yılın en yağışlı Nisan ayı İç Anadolu Bölgesi: Son 23 yılın en yağışlı Nisan ayı  2026 Su Yılı Rekoru “2026 Su Yılı” olarak kabul edilen son 7 aylık dönemde (Ekim 2025 - Nisan 2026) Türkiye genelinde ölçülen yağış miktarı, son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlar, bu yağışların etkisiyle meteorolojik kuraklığın şiddetinde belirgin bir azalma görüldüğünü açıkladı. Özellikle baraj doluluk oranları ve yeraltı su seviyelerinde olumlu gelişmeler bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yağış rejimindeki bu olumlu seyrin devam etmesi halinde yaz aylarında yaşanabilecek su stresi riskinin önemli ölçüde azalacağını öngörüyor. Veriler Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün resmi Nisan 2026 değerlendirme raporuna dayanmaktadır. &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye’de Nisan Yağışları Rekor Seviyede! Kuraklık Tehlikesi Azaldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 May 2026 04:59:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/turkiyede-nisan-yagislari-rekor-seviyede-kuraklik-tehlikesi-azaldi-080047-20260512.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/turkiyede-nisan-yagislari-rekor-seviyede-kuraklik-tehlikesi-azaldi-080047-20260512.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/turkiyede-nisan-yagislari-rekor-seviyede-kuraklik-tehlikesi-azaldi-080047-20260512.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Adana termometrelerde 35 dereceyi gördü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-adana-termometrelerde-35-dereceyi-gordu-113258.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-adana-termometrelerde-35-dereceyi-gordu-113258.html</link>
                    <description><![CDATA[Adana'da termometreler, güneş altında 35 dereceyi gösterirken, sıcaktan bunalanlar parklar ve yeşil alanlarda gölge noktalarda serinlik aradı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adana'da termometreler 35 dereceyi gösterdi Termometre 35'i gördü! Akdeniz'e yaz geldi! Adana'da termometreler, güneş altında 35 dereceyi gösterirken, sıcaktan bunalanlar parklar ve yeşil alanlarda gölge noktalarda serinlik aradı. Hava sıcaklıklarının artması ve yağışlı havanın geride kalmasıyla birlikte Mersin'in gözde tatil merkezi Kızkalesi'ne gelerek denize girenler dikkat çekti Adana'da termometreler, güneş altında 35 dereceyi gösterirken, sıcaktan bunalanlar parklar ve yeşil alanlarda gölge noktalarda serinlik aradı. Kentte hava sıcaklıkları yaz mevsimini aratmadı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre&nbsp;Adana’da hava sıcaklığı öğle saatlerinde 29 derece ölçülürken, termometreler güneş altında 35 dereceyi gösterdi. Sıcaktan bunalan vatandaşlar ise dinlenmek için park ve yeşil alanlardaki gölge noktaları tercih etti. ‘VATANDAŞ SICAK HAVALARI ÖZLEDİ’ Almanya’dan Adana’ya ziyarete gelen ve merkez Seyhan ilçesindeki Atatürk Parkı’nda dinlenen Hamza Erkek,&nbsp;“Burası 5’inci ayda dahi çok sıcak ama çok keyifli. Sıcakta klimalı ortamları ve kafeleri tercih ediyorum. Şapka takmaya dikkat ediyorum. Şimdi burada yeni başlayan güzel sıcak hava, Almanya’nın en sıcak zamanı oluyor. Bu havaları orada göremiyoruz. Çok keyifli ve mutluluk veren bir mevsim”&nbsp;dedi. Parka yürüyüşe çıkan Yurdanur Balsoy (76) ise sıcak havaları çok sevdiğini ve parklarda temiz hava, bol oksijen, çiçek kokularını çok sevdiğini anlattı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Adana termometrelerde 35 dereceyi gördü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:55:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/adana-termometrelerde-35-dereceyi-gordu-195752-20260511.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/adana-termometrelerde-35-dereceyi-gordu-195752-20260511.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/adana-termometrelerde-35-dereceyi-gordu-195752-20260511.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hantavirüs gemisinden yolcular tahliye edildi! Bir yolcuda daha belirti görüldü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-hantavirus-gemisinden-yolcular-tahliye-edildi-bir-yolcuda-daha-belirti-goruldu-113252.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-hantavirus-gemisinden-yolcular-tahliye-edildi-bir-yolcuda-daha-belirti-goruldu-113252.html</link>
                    <description><![CDATA[Kanarya Adaları’nda demirleyen Hollanda bandralı yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakaları uluslararası endişeye yol açtı. Üç kişinin hayatını kaybettiği olay sonrası yolcular tahliye edilirken, farklı ülkelere gönderilen yolcular karantinaya alınmaya başlandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hantavirüslü gemiden yolcular tahliye edildi! Bir yolcuda daha belirti görüldü İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’nda demirleyen bir yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakaları uluslararası alarma neden oldu. Üç kişinin yaşamını yitirdiği olayın ardından gemideki yolcular tahliye edilirken, farklı ülkelere gönderilen yolcular karantinaya alınmaya başlandı. TENERİFE’DE ALARM VEREN SALGIN Hollanda bandralı “MV Hondius” adlı gemi, Tenerife’deki Granadilla de Abona Limanı’na ulaştıktan sonra sağlık ekiplerinin incelemesine alındı. Gemide hantavirüs vakalarının görülmesi üzerine geniş çaplı önlemler devreye sokuldu. İspanya Sağlık Bakanlığı ekipleri, koruyucu ekipmanlarla gemiye giriş yaparak yolcular ve mürettebat üzerinde sağlık kontrolleri gerçekleştirdi. Yetkililer, gemide bulunan kişilerin büyük bölümünde belirti görülmediğini açıkladı. YOLCULAR ÜLKELERİNE GÖNDERİLİYOR 23 farklı ülkeden yaklaşık 150 yolcu taşıyan gemide bulunan kişilerin tahliye süreci başlatıldı. Yolcuların Hollanda,&nbsp;Almanya, Belçika, İngiltere, ABD, Fransa, Yunanistan ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelere gönderileceği bildirildi. Türkiye’deki 3 vatandaşın da sağlık kontrolleri eşliğinde ülkeye getirileceği ve karantina sürecine alınacağı öğrenildi. FRANSA’DAN YENİ AÇIKLAMA Fransa’ya ulaşan yolculardan birinde hantavirüs belirtilerine rastlandığı açıklandı. Fransız yetkililer, söz konusu yolcunun ve temaslı kişilerin izolasyona alındığını duyurdu. Yetkililer, ülkeye dönen yolcuların belirli süre hastane gözetiminde tutulacağını, ardından ev karantinası uygulanacağını belirtti. “YENİ PANDEMİ” ENDİŞESİ GÜNDEMDE Gemide yaşanan gelişmeler, sosyal medyada ve uluslararası kamuoyunda yeni bir salgın ihtimali tartışmalarını beraberinde getirdi. Özellikle Covid-19 dönemini hatırlatan görüntüler sonrası “yeni pandemi” ifadeleri kısa sürede&nbsp;gündem&nbsp;oldu. Dünya&nbsp;Sağlık&nbsp;Örgütü’nün de gemide bulunan yolcuları “yüksek riskli temaslı” kapsamında takip ettiği bildirildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hantavirüs gemisinden yolcular tahliye edildi! Bir yolcuda daha belirti görüldü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 May 2026 06:57:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hantavirus-gemisinden-yolcular-tahliye-edildi-bir-yolcuda-daha-belirti-goruldu-095840-20260511.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hantavirus-gemisinden-yolcular-tahliye-edildi-bir-yolcuda-daha-belirti-goruldu-095840-20260511.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hantavirus-gemisinden-yolcular-tahliye-edildi-bir-yolcuda-daha-belirti-goruldu-095840-20260511.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ümraniye Tıp Merkezinde Gamze Yıldız Öldü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-umraniye-tip-merkezinde-gamze-yildiz-oldu-113249.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-umraniye-tip-merkezinde-gamze-yildiz-oldu-113249.html</link>
                    <description><![CDATA[Ümraniye Alemdağ Caddesindeki Hastanede grip şikayetiyle özel bir tıp merkezine giden 28 yaşındaki Gamze Yıldız, aldığı serum sonrası fenalaşarak bir ay sonra hayatını kaybetti. Olayda ihmaller zinciri iddiaları gündeme geldi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ #SONDAKİKA
Ümraniye’de İddia Edilen Tıbbi İhmal: 28 Yaşındaki Gamze Yıldız Hayatını Kaybetti

Olay, 29 Mart 2026 tarihinde meydana geldi. Grip olduğunu belirten Gamze Yıldız, Ümraniye’deki bir tıp merkezine başvurdu. İddiaya göre burada lise mezunu laboratuvar teknikeri tarafından hazırlanan serumun dakikalar içinde alerjik reaksiyona yol açtığı öne sürüldü.

İddialara Göre Yaşananlar


	Tıp merkezinde müdahale edebilecek hiçbir doktorun bulunmadığı iddia edildi.
	Genç kadın fenalaşınca ambulans çağrıldı ve Ümraniye Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
	Hastanede entübe edilen Gamze Yıldız, bir ay yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirdi.


Ailesi, serumun birçok ilaç karışımıyla hazırlandığını ve bunu hazırlayan kişinin uzman veya doktor olmadığını öne sürüyor.

Aileden Protesto

Hayatını kaybeden Gamze Yıldız’ın ailesi bugün tıp merkezinin önünde açıklama yaparak olayı protesto etti. Merkezde olay sırasında yetkili bir kişi bulunmadığı belirtilirken, ne Sağlık Bakanlığı ne de ilgili tıp merkezinden şu ana kadar herhangi bir açıklama yapıldı.

Adli Soruşturma Başlatıldı

Olayla ilgili Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında tıp merkezi çalışanlarının ifadelerine başvurulurken, kesin ölüm nedeni ve ihmallerin olup olmadığı Adli Tıp Kurumu raporu ile netleşecek.

Gözler, otopsi ve toksikoloji raporuna çevrilmiş durumda. Yetkililer, olayda tıbbi ihmal bulunup bulunmadığını araştırıyor.

NetHaberler olarak gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Konuyla ilgili resmi açıklama yapıldığında kamuoyuyla paylaşılacaktır.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ümraniye Tıp Merkezinde Gamze Yıldız Öldü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/umraniye-tip-merkezinde-gamze-yildiz-oldu-191306-20260510.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/umraniye-tip-merkezinde-gamze-yildiz-oldu-191306-20260510.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/umraniye-tip-merkezinde-gamze-yildiz-oldu-191306-20260510.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SGK Analık Ödeneği Süresi Artırıldı: Tekil Gebelikte 24 Hafta, Çoğul Gebelikte 26 Hafta]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-sgk-analik-odenegi-suresi-artirildi-tekil-gebelikte-24-hafta-cogul-gebelikte-26-hafta-113247.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-sgk-analik-odenegi-suresi-artirildi-tekil-gebelikte-24-hafta-cogul-gebelikte-26-hafta-113247.html</link>
                    <description><![CDATA[SGK, analık ödeneği süresini tekil gebeliklerde 16 haftadan 24 haftaya, çoğul gebeliklerde ise 18 haftadan 26 haftaya çıkardığını resmen açıkladı. Bu düzenleme, annelere ve bebeklere daha uzun destek sağlayacak. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SGK Analık Ödeneği Süresi Resmen Uzatıldı: Yeni Dönem Başlıyor Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), önemli bir müjde vererek analık ödeneği süresini artırdı. Yapılan düzenlemeyle tekil gebeliklerde analık izni ve ödeneği 24 haftaya, çoğul gebeliklerde ise 26 haftaya çıkarıldı. Bu karar, çalışan annelerin hem doğum öncesi hem de doğum sonrası daha uzun süre dinlenmelerini ve bebekleriyle daha fazla vakit geçirmelerini sağlayacak. SGK’nın resmi açıklamasında, annelerin ve bebeklerin sağlıklarının korunması ile ailelerin desteklenmesinin amaçlandığı vurgulandı. SGK analık ödeneği artışı, özellikle özel sektörde çalışan anneler tarafından büyük sevinçle karşılandı. Yeni Analık Ödeneği Şartları ve Kapsamı SGK tarafından duyurulan yeni düzenlemeye göre:  Tekil gebelik yaşayan sigortalı anneler 24 hafta süreyle analık ödeneği alacak. İkiz, üçüz gibi çoğul gebelik durumunda bu süre 26 haftaya yükselecek. Ödeme, doğumdan önceki ve sonraki dönemleri kapsayacak şekilde hesaplanacak. Geçici iş göremezlik ödeneği olarak bilinen bu destek, sigortalı annelerin prime esas kazançları üzerinden hesaplanmaya devam edecek.  Analık ödeneği artışı, 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek ve mevcut annelik izni sürelerini önemli ölçüde genişletecek. Bu değişiklik, özellikle ilk kez anne olacak kadınlar ve çoğul gebelik yaşayanlar için büyük kolaylık sağlayacak. SGK, düzenlemenin annelerin iş hayatı ile aile hayatını dengelemesine katkı sunacağını belirtti. SGK Analık Ödeneği Artışının Annelere ve Ekonomiye Etkileri Uzmanlar, bu düzenlemenin doğum oranlarını olumlu etkileyebileceğini ve annelerin bebekleriyle daha güvenli bağ kurmasına olanak tanıyacağını ifade ediyor. Aynı zamanda işverenler açısından da planlama kolaylığı sağlayacağı değerlendiriliyor. SGK yetkilileri, “Annelerimizin ve bebeklerimizin daha sağlıklı bir süreç geçirmesi için önemli bir adım attık. Analık ödeneği süresinin uzatılması, sosyal devlet anlayışımızın bir gereğidir” açıklamasında bulundu. Bold vurgu: Analık ödeneği süresi uzatılması, son yıllarda SGK’nın aile odaklı politikalarında attığı en somut adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Kimler Yararlanabilir? Başvuru ve Ödeme Süreci Yeni düzenlemeden yararlanmak isteyen sigortalı anneler:  SGK’ya bağlı olmalı (4/A, 4/B veya 4/C) Doğumdan önce yeterli prim gün sayısını tamamlamış olmalı e-Devlet veya SGK İl Müdürlükleri üzerinden başvuru yapabilecek  Ödemeler, raporlu süreç tamamlandıktan sonra annelerin banka hesaplarına yatırılacak. Detaylı bilgi için SGK’nın resmi internet sitesi ve ALO 170 hattı kullanılabilir. NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; SGK, analık ödeneği süresini tekil gebeliklerde 24 haftaya, çoğul gebeliklerde 26 haftaya yükseltti. Bu önemli düzenleme, annelerin ve bebeklerin daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlayacak. Yeni uygulamanın tüm annelerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Gelişmeler yakından takip edilecek. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin #SGK #analıködeneği #doğumizni #annelikdestek #sgkhaber #çocuksahibi ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SGK Analık Ödeneği Süresi Artırıldı: Tekil Gebelikte 24 Hafta, Çoğul Gebelikte 26 Hafta - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:36:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sgk-analik-odenegi-suresi-artirildi-tekil-gebelikte-24-hafta-cogul-gebelikte-26-hafta-173758-20260510.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sgk-analik-odenegi-suresi-artirildi-tekil-gebelikte-24-hafta-cogul-gebelikte-26-hafta-173758-20260510.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sgk-analik-odenegi-suresi-artirildi-tekil-gebelikte-24-hafta-cogul-gebelikte-26-hafta-173758-20260510.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meteoroloji'den 10 Mayıs Uyarısı: Sağanak Yağış ve Sel Tehlikesi!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-meteorolojiden-10-mayis-uyarisi-saganak-yagis-ve-sel-tehlikesi-113235.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-meteorolojiden-10-mayis-uyarisi-saganak-yagis-ve-sel-tehlikesi-113235.html</link>
                    <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 10 Mayıs 2026 için sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış uyarısı yaptı. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yağış Nerede Etkili Olacak? Meteoroloji’nin son değerlendirmelerine göre bugün yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu geçeceği, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışın şu bölgelerde görüleceği tahmin ediliyor:  Trakya Kesimi İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu Batı ve Orta Karadeniz Doğu Karadeniz’in iç kesimleri Doğu Anadolu’nun kuzey ve batısı İstanbul’un Avrupa Yakası Sakarya ve Bilecik çevreleri  Yağışların en etkili olacağı saat aralığı: 12.00 - 18.00 arası. Kritik Uyarı: Sel ve Su Baskını Riski Meteoroloji, Batı ve Orta Karadeniz’in iç kesimlerinde yağışların yerel olarak kuvvetli olacağını belirterek, sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı ve ani kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşları uyardı. Özellikle Karadeniz’in iç kesimlerinde yaşayanların dikkatli ve tedbirli olması istendi. NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 10 Mayıs Cumartesi günü için özellikle Trakya, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinde kuvvetli sağanak yağış beklendiğini duyurdu. Vatandaşların sel ve su baskını riskine karşı tedbirli olması gerekiyor. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meteoroloji'den 10 Mayıs Uyarısı: Sağanak Yağış ve Sel Tehlikesi! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:29:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/meteorolojiden-10-mayis-uyarisi-saganak-yagis-ve-sel-tehlikesi-123056-20260510.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/meteorolojiden-10-mayis-uyarisi-saganak-yagis-ve-sel-tehlikesi-123056-20260510.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/meteorolojiden-10-mayis-uyarisi-saganak-yagis-ve-sel-tehlikesi-123056-20260510.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Süper El Nino Alarmı! 2027 Tarihdeki En Sıcak Yılı Olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-super-el-nino-alarmi-2027-tarihdeki-en-sicak-yili-olabilir-113197.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-super-el-nino-alarmi-2027-tarihdeki-en-sicak-yili-olabilir-113197.html</link>
                    <description><![CDATA[Süper El Nino tehlikesi büyüyor. NOAA ve ECMWF tahminleri, 2027’nin küresel sıcaklık rekorlarını kırabileceğini gösteriyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ NOAA ve ECMWF’den Korkutan Tahmin ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ile Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF), Pasifik Okyanusu’nda çok güçlü bir Süper El Nino oluşma ihtimalinin arttığını duyurdu. Bilim insanları, insan kaynaklı iklim değişikliği ile birleşecek bu olayın 2027’de tarihin en sıcak yılına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. El Nino, Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla oluşan doğal bir iklim olayıdır. “Süper” seviyesine ulaşması için sıcaklık farkının en az 2 derece olması gerekiyor. Yeni modellere göre sonbaharda bu fark 3 dereceye yaklaşabilir. 2027’yi Neler Bekliyor? Uzmanlar, olası Süper El Nino’nun 2026 sonuna kadar etkili olması durumunda 2027’nin modern kayıtların en sıcak yılı olabileceğini belirtiyor. Etkileri şöyle özetleniyor:  Atlantik’te kasırga faaliyetlerinde değişim Pasifik’te tropikal siklon ve fırtına riskinde artış ABD’nin batısında sıcak ve nemli hava, güneyinde kuraklık Orta ve Güney Asya ile Orta Doğu’da yer yer aşırı yağış  Geçmişte Ne Olmuştu? Son Süper El Nino 2015 yılında yaşanmıştı. O dönemde Etiyopya’da büyük kuraklık, Porto Riko’da su kesintileri yaşanmış, Pasifik’te aynı anda üç güçlü tropikal siklon oluşmuştu. Bilim insanları, Pasifik’teki sıcaklık değişimlerini yakından takip ettiklerini ve olası etkilere karşı erken önlem alınması gerektiğini vurguluyor. NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; NOAA ve ECMWF’nin son tahminleri, Süper El Nino ile birleşen iklim değişikliğinin 2027’de küresel sıcaklık rekorlarını zorlayabileceğini gösteriyor. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Süper El Nino Alarmı! 2027 Tarihdeki En Sıcak Yılı Olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:17:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/super-el-nino-alarmi-2027-tarihdeki-en-sicak-yili-olabilir-181948-20260507.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/super-el-nino-alarmi-2027-tarihdeki-en-sicak-yili-olabilir-181948-20260507.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/super-el-nino-alarmi-2027-tarihdeki-en-sicak-yili-olabilir-181948-20260507.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doğum İzni Uzatma Dilekçeleri Genelge ve Sistem Engeline Takılmamalı:]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-dogum-izni-uzatma-dilekceleri-genelge-ve-sistem-engeline-takilmamali-113172.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-dogum-izni-uzatma-dilekceleri-genelge-ve-sistem-engeline-takilmamali-113172.html</link>
                    <description><![CDATA[Belirsizlikler Hemen Giderilmeli! Doğum izni uzatma dilekçeleri genelge ve sistem engeline takılıyor, 10 günlük süre dolmadan belirsizlikler acilen giderilmeli. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;         Doğum İzni Uzatma Sürecinde Genelge ve Sistem Sorunları            Doğum izni uzatma başvurularında yaşanan idari belirsizlikler, binlerce anneyi mağdur ediyor. 1 Mayıs 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Kanun ile analık izni süresi önemli ölçüde artırıldı. Buna rağmen birçok kurumda genelge eksikliği ve personel sistemlerindeki güncellemelerin yapılmaması nedeniyle dilekçeler bekletiliyor.&nbsp; &nbsp; Anneler, 10 iş günlük kritik sürenin hızla tükendiğini ve idari gecikmelerin hak kaybına yol açtığını belirtiyor. Sosyal medya ve sendikal platformlarda “dilekçe verdik ama işlem yapılmıyor”, “SGK genelge bekliyoruz” gibi şikayetler artıyor. Bu durum özellikle kamu personeli, öğretmenler, sağlık çalışanları ve sözleşmeli anneler arasında endişe yaratıyor.&nbsp; &nbsp; 7578 Sayılı Kanun ile Doğum İzni Uzatma Detayları Yeni düzenleme, İş Kanunu ve Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik yaparak doğum iznini toplam 24 haftaya çıkarıyor. Doğum öncesi 8 hafta + doğum sonrası 16 hafta olarak uygulanan bu süre, çoğul gebeliklerde daha da artabiliyor. Geçiş hükmü ile 1 Nisan 2026 itibarıyla doğumdan itibaren 24 haftalık süresi dolmamış anneler, kanunun yürürlüğe girdiği 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren 10 iş günü içinde dilekçe vererek +8 hafta ilave izin hakkından yararlanabiliyor. Bu kapsamda yaklaşık 16 Ekim 2025 ve sonrası doğum yapan anneler başvuruya hak kazanıyor.&nbsp; &nbsp; Kimler yararlanabilir?&nbsp;&nbsp; 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 24 haftalık süresi tamamlanmamış anneler.&nbsp;&nbsp; Kamu ve özel sektör çalışanları (sözleşmeli personelde bazı belirsizlikler sürüyor).&nbsp;&nbsp; Mevcut izni biten ancak 24 hafta sınırı içinde olanlar. Dilekçe, kurumun personel birimine yazılı olarak veriliyor. Hazır örnekler sosyal medyada yaygın şekilde paylaşılıyor. Ancak birçok kurum “genelge yok”, “sistemde görünmüyor” yanıtları veriyor.&nbsp; &nbsp; Bu belirsizlik, annelerin hem psikolojik hem de maddi açıdan zorlanmasına neden oluyor. Özellikle ücretsiz izne ayrılmış veya izni yeni bitmiş anneler net bir uygulama bekliyor. &nbsp; Genelge Beklentisi ve Kurumlar Arası Farklı Uygulamalar Kurumlar arasında tutarsız yaklaşımlar öne çıkıyor. Bazı yerlerde dilekçeler kabul edilip işlem başlatılırken, diğerlerinde “SGK genelgesi yayınlanmadan işlem yapamayız” deniliyor. e-Devlet, personel takip sistemleri ve SGK entegrasyonundaki eksiklikler sorunu büyütüyor. Sendikalar, özellikle Eğitim Sen gibi oluşumlar, “Doğum izni hakkı keyfi uygulamalarla daraltılamaz” çağrısı yapıyor. 5-15 Mayıs 2026 arası başvuru vurgusu yapılırken, 15 Mayıs sonrası başvuruların geçersiz sayılmaması isteniyor. Anneler, “Hastaneden rapor istediler ama SGK net yanıt vermiyor” şikayetlerini sıkça dile getiriyor.&nbsp; Doğum izni uzatma sürecinde şeffaflık şart. Kurumların Resmi Gazete’deki kanuna hemen uyum sağlaması gerekiyor. Aksi takdirde binlerce anne hak kaybı riskiyle karşı karşıya kalacak. &nbsp; Anneler ve Kurumlar İçin Pratik Öneriler Anneler için: 10 iş günü süresini kaçırmamak kritik. Dilekçede 7578 sayılı Kanun Geçici Madde referansını mutlaka belirtin. Gerektiğinde sendika veya hukuk desteği alın.&nbsp;&nbsp; &nbsp; Kurumlar ve SGK için: Genelgeyi ivedilikle yayınlayın, sistem ekranlarını güncelleyin. Standart bir prosedür oluşturarak çelişkili uygulamaları bitirin.&nbsp;&nbsp; &nbsp; Takip edilmesi gerekenler: Resmi Gazete duyuruları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı açıklamaları. &nbsp; Bu düzenleme, Türkiye’de aile dostu politikalar açısından önemli bir ilerleme. Doğum izni uzatma hakkının sorunsuz işlemesi, annelerin bebekleriyle daha kaliteli zaman geçirmesini sağlayacak. Yetkililerin hızlı adım atması, mağduriyetleri önleyecektir. &nbsp; NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; doğum izni uzatma dilekçelerinde yaşanan genelge ve sistem engelleri bir an önce kaldırılmalı, anneler idari belirsizlikler yüzünden mağdur edilmemelidir.&nbsp;      &nbsp;  &nbsp; &nbsp;      &nbsp;       &nbsp;       &nbsp;      &nbsp;     &nbsp;  &nbsp;   &nbsp;   &nbsp;    &nbsp; &nbsp;    &nbsp;   &nbsp;   &nbsp; &nbsp;  &nbsp; &nbsp;  &nbsp;      &nbsp;  &nbsp; &nbsp; &nbsp;  &nbsp;      &nbsp;        &nbsp;               &nbsp;  &nbsp; &nbsp; &nbsp;  &nbsp;      &nbsp;         ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Doğum İzni Uzatma Dilekçeleri Genelge ve Sistem Engeline Takılmamalı: - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:23:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/dogum-izni-uzatma-dilekceleri-genelge-ve-sistem-engeline-takilmamali-163359-20260505.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/dogum-izni-uzatma-dilekceleri-genelge-ve-sistem-engeline-takilmamali-163359-20260505.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/dogum-izni-uzatma-dilekceleri-genelge-ve-sistem-engeline-takilmamali-163359-20260505.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kocaeli kediye yağ çözücü sprey sıkan market çalışanı gözaltına alındı haberiyle uyandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-kocaeli-kediye-yag-cozucu-sprey-sikan-market-calisani-gozaltina-alindi-haberiyle-uyandi-113167.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-kocaeli-kediye-yag-cozucu-sprey-sikan-market-calisani-gozaltina-alindi-haberiyle-uyandi-113167.html</link>
                    <description><![CDATA[Kocaeli'de kediye yağ çözücü sprey sıkan market çalışanı gözaltına alındı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde bir market çalışanı, sokak kedisinin yüzüne yağ çözücü sprey sıktığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Kayacık Mahallesi’nde bulunan bir zincir marketin önünde meydana gelen olayda iddiaya göre, kadın çalışan&nbsp;“Gel annem gel”&nbsp;diyerek yanına çağırdığı sokak kedisine elindeki yağ çözücü spreyi sıktı. Spreyden kaçan kedi bir aracın altına sığınırken, kadının kedinin peşinden giderek sprey sıkmaya devam ettiği öne sürüldü. Kedi daha sonra bölgeden uzaklaştı. Yaşananlar çevrede bulunan bir kişi tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından şüpheli kadın polis ekiplerince gözaltına alındı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kocaeli kediye yağ çözücü sprey sıkan market çalışanı gözaltına alındı haberiyle uyandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 05 May 2026 06:36:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/kocaeli-kediye-yag-cozucu-sprey-sikan-market-calisani-gozaltina-alindi-haberiyle-uyandi-093805-20260505.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/kocaeli-kediye-yag-cozucu-sprey-sikan-market-calisani-gozaltina-alindi-haberiyle-uyandi-093805-20260505.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/kocaeli-kediye-yag-cozucu-sprey-sikan-market-calisani-gozaltina-alindi-haberiyle-uyandi-093805-20260505.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül: Sahipsiz Hayvanların Yüzde 46’sı Toplandı, Kalanların Tamamı Toplanacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-istanbul-valisi-davut-gul-sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplandi-kalanlarin-tamami-toplanacak-113163.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-istanbul-valisi-davut-gul-sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplandi-kalanlarin-tamami-toplanacak-113163.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Vali Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, konunun bir tercih değil, kanunun emrettiği açık bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Vali Gül’ün Açıklamalarından Öne Çıkanlar:  İstanbul’da sahipsiz hayvanların %46’sı toplanmıştır. Kalanların tamamı da toplanacaktır. Sokaklarda sahipsiz tek bir köpek kalmayacaktır.  Vali Gül, “Kanunun emri nettir: Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun koşullarda barınaklarda tutulacaktır” dedi. Uygulama ve Kurallar  Sahiplenmek isteyen vatandaşlar, hayvanları yalnızca kendi evlerinde veya bahçelerinde bakmak şartıyla sahiplenebilecek. Yasaklı ırkların üretimi, satışı ve sahiplendirilmesi kanunen yasaktır. Bu kurallara aykırı hareket edenlere idari ve adli işlem yapılacaktır. Görev belediyelerindir; tüm belediyeler bu yükümlülüğü derhal ve eksiksiz yerine getirecektir. İhmal ve gecikmeye müsamaha gösterilmeyecektir.  Vali Gül, “Aşırı yaklaşımlar çözüm değildir; ne toplu itlaf ne de başıboşluk veya kontrolsüzlük kabul edilebilir” diyerek orta yolun kanun çerçevesinde uygulanacağını belirtti. Vatandaşların can güvenliği ve kamu düzeni, konunun öncelikli gündemi olarak vurgulandı. Açıklamayla birlikte İstanbul’da sahipsiz hayvanlar konusunda yürütülen çalışmaların kararlılıkla devam edeceği mesajı verildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül: Sahipsiz Hayvanların Yüzde 46’sı Toplandı, Kalanların Tamamı Toplanacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 May 2026 16:03:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/istanbul-valisi-davut-gul-sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplandi-kalanlarin-tamami-toplanacak-190452-20260504.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/istanbul-valisi-davut-gul-sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplandi-kalanlarin-tamami-toplanacak-190452-20260504.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/istanbul-valisi-davut-gul-sahipsiz-hayvanlarin-yuzde-46si-toplandi-kalanlarin-tamami-toplanacak-190452-20260504.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sigara Satışında Japonya Modeli Geliyor: Artık Kimlikle Satılacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-sigara-satisinda-japonya-modeli-geliyor-artik-kimlikle-satilacak-113160.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-sigara-satisinda-japonya-modeli-geliyor-artik-kimlikle-satilacak-113160.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye’de sigara kullanımını azaltmak amacıyla yeni ve önemli bir düzenleme gündeme geldi. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, sigara satışlarında Japonya’daki gibi kimlik zorunluluğu getirileceğini açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ “Planlarımızdan Birisi Bu” Sağlık Bakan Yardımcısı Birinci, yaptığı açıklamada Japonya’da uygulanan kimlikle sigara satış modeline dikkat çekerek, “Japonlar artık sigarayı kimlikle veriyor insanlara. Bizim de planlarımızdan birisi bu” dedi. Alarm Veren Tablo Birinci, Türkiye’nin sigara kullanımı konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Bakanlık verilerine göre:  Türkiye, Endonezya’dan sonra dünyada en çok sigara içilen ülkeler arasında yer alıyor. Sigara kaynaklı sağlık harcamaları 5 milyar dolar seviyesinde. Her sigara içen kişinin sağlık maliyeti 1.028 dolar. Hane halkı tütün harcaması yılda 15 milyar lira. Sigara kaynaklı yangın hasarı 4 milyar lira.  Gençlerde Endişe Verici Artış Bakan Yardımcısı, gençlerde sigara kullanımının alarm verici boyutlara ulaştığını belirtti:  37 Avrupa ülkesinde yapılan ankette 15-16 yaşındaki öğrencilerin yüzde 55’i sigaraya ulaşmış durumda. İlk sigara deneme yaşı 12’nin altına düştü. Her 100 çocuktan 44’ü sigara dumanına maruz kalıyor.  Fiyat Politikasının Etkisi Birinci, sigara fiyatlarının Türkiye’de dünyada en ucuz ülkelerden biri olduğunu (108. sıra) hatırlatarak, fiyat artışlarının tüketimi azaltmadaki etkisine dikkat çekti. Gelişmiş ülkelerde yapılan zamların sigara kullanımını belirgin ölçüde azalttığını ifade etti. Elektronik Sigara Uyarısı Açıklamada elektronik sigara konusuna da değinildi. Birinci, elektronik sigaranın birçok ülkede satışının yasak olduğunu hatırlatarak, Türkiye’de de bulundurmanın yasaklanması yönünde çalışmaların değerlendirilebileceğini ima etti. Sağlık Bakanlığı, sigara tüketimini azaltmak için fiyat politikası, satış denetimleri ve kimlikli satış uygulaması gibi çok yönlü adımları devreye sokmayı planlıyor. Gelişme, gençleri ve toplum sağlığını korumak amacıyla takip edilecek önemli düzenlemeler arasında yer alıyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sigara Satışında Japonya Modeli Geliyor: Artık Kimlikle Satılacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 May 2026 15:53:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sigara-satisinda-japonya-modeli-geliyor-artik-kimlikle-satilacak-185515-20260504.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sigara-satisinda-japonya-modeli-geliyor-artik-kimlikle-satilacak-185515-20260504.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sigara-satisinda-japonya-modeli-geliyor-artik-kimlikle-satilacak-185515-20260504.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İnsanlar Fark Etmeden Kendi Duygularını Satın Alırken Başkalarının Duygularını da Alıyor: Narsistlik, Projeksiyon ve Duygusal Bağımlılık Tuzağı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-insanlar-fark-etmeden-kendi-duygularini-satin-alirken-baskalarinin-duygularini-da-aliyor-narsistlik-projeksiyon-ve-duygusal-bagimlilik-tuzagi-113150.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-insanlar-fark-etmeden-kendi-duygularini-satin-alirken-baskalarinin-duygularini-da-aliyor-narsistlik-projeksiyon-ve-duygusal-bagimlilik-tuzagi-113150.html</link>
                    <description><![CDATA[İnsanlar kendi duygusal boşluklarını başkaları üzerinden doldururken narsist dinamiklere sürükleniyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; insanlar fark etmeden kendi içlerindeki değersizlik, yalnızlık veya onay ihtiyacı gibi duyguları başkalarına yansıtarak “satın almaya” çalışıyor. Bu süreçte karşısındakine aşırı değer yükleyip aynı değeri göremeyince suçlama döngüsüne giriyor. Psikolojide projeksiyon olarak bilinen bu mekanizma, narsist eğilimleri besliyor ve romantik ilişkilerden iş hayatına, ebeveyn-çocuk bağlarından arkadaşlıklara kadar her alanda yıkıcı etkiler yaratıyor.

Narsist Projeksiyon ve Duygusal Manipülasyonun Gizli Dünyası

Bu başlık, Google aramalarında sıkça karşılaşılan “narsist ilişki”, “duygusal bağımlılık”, “narsist ebeveyn etkileri” ve “iş yerinde narsist patron” gibi anahtar kelimeleri doğrudan hedefliyor. Günümüzde psikolojik araştırmalar ve sosyal medya paylaşımları, bu konunun ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre projection, bireyin kendi kabul etmek istemediği duyguları başkasına atfetmesidir. Narsist bireyler veya narsist eğilim taşıyanlar bunu sıkça kullanır. Örneğin, kendi kıskançlığını partnerine yansıtıp “Sen beni aldatıyorsun” diye suçlayabilir. Bu savunma mekanizması, Carl Jung’dan modern psikolojiye kadar birçok kaynakta ele alınıyor.

Gerçek hayattan örneklerle dolu bu dinamik, milyonlarca insanın ilişkilerini zehirliyor. Peki bu tuzağa nasıl düşüyoruz ve nasıl çıkıyoruz?




Romantik İlişkilerde Duygusal Satın Alma Döngüsü

Romantik ilişkiler, bu mekanizmanın en yoğun yaşandığı alanlardan biri. Birçok kişi partnerini “tamamlayıcı” olarak görüyor. Kendi mutluluğunu, değerini ve sevgisini ondan bekliyor.Klasik senaryo: İlk aylar love bombing denilen aşırı ilgi ve idealizasyon dönemi yaşanıyor. Partner “Sen benim her şeyimsin, sensiz yaşayamam” mesajlarıyla bombardımana tutuluyor. Bu, narsist veya duygusal bağımlı tarafın kendi boşluklarını doldurma çabasıdır. Araştırmalar gösteriyor ki narsizm ile güvensiz bağlanma (anksiyöz attachment) arasında güçlü bağlantı var.

Zamanla partner mesafe koyunca devalüasyon başlar: “Sen değişmişsin, bencilsin, beni hiç anlamıyorsun!” suçlamaları devreye girer. Aslında suçlanan kişi, diğer tarafın duygusal yükünü taşımaktan yorulmuştur.

Türkiye’den örnekler: Sosyal medyada “narsist ilişki” aramaları artıyor. Kullanıcılar “Partnerim her şeyi kendi ego’su için yapıyor” diye paylaşımlar yapıyor. Bir X (Twitter) kullanıcısı, narsist partnerlerin manipülasyonundan bahsederken “Depresan kullanan kadınların çoğu narsist kocalar yüzünden” diye dikkat çekmişti. Bu tür deneyimler, travma bağı oluşturarak kişiyi uzun süre ilişki içinde tutabiliyor.Uzmanlar, bu döngünün codependency (karşılıklı bağımlılık) ile narsizmin dansı olduğunu söylüyor. Codependent taraf bakım vererek değer bulurken, narsist taraf hayranlık ve kontrolle besleniyor.
Peki kurtuluş var mı? Kendi duygusal sorumluluğunu almak, terapiyle içsel yaraları sarmak ve sınırlar koymak kritik. Aksi halde döngü tekrarlıyor.




&nbsp;





Ebeveyn-Çocuk İlişkilerinde Nesiller Boyu Devam Eden Yara

Narsist ebeveynler, çocuklarını kendi duygusal uzantıları olarak görüyor. Bu, “Sen benim gururumsun, sen başarılı olursan ben de mutlu olurum” yaklaşımıyla başlıyor.

Somut etkiler:


	Çocuklara aşırı kontrol ve eleştiri.
	Empati eksikliği nedeniyle duygusal ihmal.
	Vicarious living: Ebeveynin gerçekleşmemiş hayallerini çocuğa yüklemesi.
	
	
	
	&nbsp;
	
	

	Psychology Today gibi kaynaklar, narsist ebeveynlerin çocuklarda düşük özgüven, karar alma zorluğu, güvensiz bağlanma ve ileride benzer ilişkiler kurma riski yarattığını belirtiyor.Çocuk, ebeveynin onayını “satın almak” için kendi ihtiyaçlarını bastırıyor. Yetişkinlikte ise ya narsist eğilimler geliştiriyor ya da aşırı fedakar, sınır koyamayan biri oluyor.

	Türkiye’de durum: Aile yapısının güçlü olduğu ülkemizde bu dinamik sık görülüyor. Yetişkin çocuklar “Annemi/Babamı üzersem kendimi suçlu hissederim” diyor. Sosyal medya ve forumlarda “narsist ebeveyn” paylaşımları artıyor; birçok kişi terapide bu yaraları sarmaya çalışıyor.Bu ilişkilerde gaslighting (gerçekliği sorgulatma) ve duygusal şantaj çok yaygın. Ebeveyn “Ben senin için fedakarlık yaptım” diyerek suçluluk yaratıyor. Sonuç: Çocuklar yalnızlık hissiyle büyüyor, sağlıklı ilişki modelini öğrenemiyor.&nbsp;
	
	





İş Hayatında Narsist Patron ve Çalışan Dinamikleri

İş yerinde narsist bireyler hem patron hem çalışan olarak büyük sorun yaratıyor. Kendi değerini takımın hayranlığından veya başarılarından “satın almaya” çalışıyorlar.

Patron örneği: Her şeyi kendi fikriymiş gibi gösteren, eleştiriye tahammülsüz, çalışanları birbirine düşüren lider. Takım performansı düşüyor çünkü bilgi paylaşımı engelleniyor. Araştırmalar, narsist liderlerin kısa vadede karizmatik görünse de uzun vadede ekip moralini ve verimi yok ettiğini gösteriyor.

Çalışan örneği: Patronuna aşırı bağlanan, onayını almak için fazla mesai yapan kişi. Onay kesilince “Nankör patron” diye suçluyor. Bu, kendi yeteneğine güvenilememenin yansıması.Türkiye’de iş yerlerinde “mobing” ve toksik ortam şikayetleri artıyor. X paylaşımlarında “narsist patron” ve “iş yerinde narsist” kelimeleri sıkça geçiyor. Bir kullanıcı “İş yerinde narsist ruh hastalarıyla uğraşıyorum” diye dert yanmıştı.

Sonuçları: Yüksek turnover (istifa oranı), düşük inovasyon, korku kültürü. Çalışanlar tükenmişlik yaşıyor
Nasıl başa çıkılır? Sınırlar koymak, belgelemek, gerekirse iş değiştirmek. Şirketler de narsist eğilimleri erken fark etmeli.

&nbsp;

Arkadaşlık ve Sosyal İlişkilerde Gizli Tuzağın Yayılması
Arkadaşlıkta da “Sen tek gerçek dostumsun” idealizasyonu yaygın. Karşılıklı duygusal destek yerine bağımlılık oluşuyor. Bir taraf mesafe koyunca “Terk edildim” hissi doğuyor.Bu mekanizma sosyal medyada da görülüyor; influencer’lara aşırı bağlanma veya “cancel culture”da suçlama döngüleri olarak ortaya çıkıyor..

&nbsp;

Bilimsel Temeller ve Güncel Araştırmalar


Psikoloji literatüründe narcissistic projection güçlü bir savunma mekanizması olarak tanımlanıyor. Narsistler kendi utanç, kıskançlık veya yetersizliklerini başkalarına atfediyor.
Yetişkin duygusal bağımlılığı (AED) ile narsizm bağlantılı; her ikisi de erken travmalardan besleniyor.

Güncel çalışmalar, narsizmin romantik ilişkilerde attachment anxiety’yi artırdığını gösteriyor.Türkiye perspektifi: Hızlı kentleşme, sosyal medya ve ekonomik baskılar bu dinamikleri tetikliyor. Psikologlar, farkındalığın arttığını ancak profesyonel yardımın yetersiz kaldığını söylüyor.

&nbsp;

Bu Döngüden Çıkış Yolları ve Öneriler



	Farkındalık geliştirin. Kendi duygularınızı tanıyın.
	Sınırlar koyun. “Hayır” demeyi öğrenin.
	Terapi alın. Özellikle schema therapy veya EMDR faydalı.
	Sağlıklı modeller oluşturun. Karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler kurun.
	Kendinize şefkat gösterin. İçsel eleştirmeni susturun.

Bu tuzağa düşenler yalnız değil. Milyonlarca insan benzer deneyimler yaşıyor.

&nbsp;

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; kendi duygularımızı başkalarından satın almaya çalışmak yerine içimizde üretmeyi öğrenmek, daha sağlıklı yarınlar için şart. Siz de bu döngüleri yaşadınız mı? Yorumlarda deneyimlerinizi paylaşın, belki başkalarına ilham oluruz. Tartışmaya açık olun, farkındalığı birlikte artıralım!

&nbsp;



&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İnsanlar Fark Etmeden Kendi Duygularını Satın Alırken Başkalarının Duygularını da Alıyor: Narsistlik, Projeksiyon ve Duygusal Bağımlılık Tuzağı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/insanlar-fark-etmeden-kendi-duygularini-satin-alirken-baskalarinin-duygularini-da-aliyor-narsistlik-projeksiyon-ve-duygusal-bagimlilik-tuzagi-210104-20260503.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/insanlar-fark-etmeden-kendi-duygularini-satin-alirken-baskalarinin-duygularini-da-aliyor-narsistlik-projeksiyon-ve-duygusal-bagimlilik-tuzagi-210104-20260503.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/insanlar-fark-etmeden-kendi-duygularini-satin-alirken-baskalarinin-duygularini-da-aliyor-narsistlik-projeksiyon-ve-duygusal-bagimlilik-tuzagi-210104-20260503.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akran Zorbalığının Sessiz Çığlığı; Ergenlik, Değişime Ayak Uydurma ve Kırılmanın Dönüm Noktaları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-akran-zorbaliginin-sessiz-cigligi-ergenlik-degisime-ayak-uydurma-ve-kirilmanin-donum-noktalari-113146.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-akran-zorbaliginin-sessiz-cigligi-ergenlik-degisime-ayak-uydurma-ve-kirilmanin-donum-noktalari-113146.html</link>
                    <description><![CDATA[Ergenlik… Hepimizin geçtiği ama çoğu zaman tam olarak anlamlandıramadığı bir dönem. Ne çocukluk kadar saf, ne de yetişkinlik kadar net. Kimlik arayışının, kabul görme isteğinin ve duygusal dalgalanmaların en yoğun yaşandığı yıllar… ÇOCUK GELİŞİMCİSİ SEDA SÜMER YAZDI;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İşte tam da bu yüzden, ergenlik sadece büyümek değildir. Aynı zamanda kırılmaktır.

&nbsp;

SEDA SÜMER- GAZİANTEP AİLE



Bugün okullarda, koridorlarda, sınıflarda, kamuya emanet ettiğimiz devlet koruması altındaki çocuklarda, kocaman şaşalı yapılarla donatılmış sitelerimizin bahçelerinde, alışveriş merkezlerimizde ve hatta artık ekranların arkasında yaşanan bir gerçek var: akran zorbalığı. Çoğu zaman “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek geçiştirilen bu durum, aslında düşündüğümüzden çok daha derin izler bırakıyor.

Bir düşünün… Bir çocuğun her gün okula giderken içinde taşıdığı o görünmez yükü, arkadaşları ile kahve içmek için çıkmaya dahi korku ve endişe ile yaklaştığını, yalnızlaştığını, iletişim kurmaktan kaçındığını…&nbsp; Alay edilme korkusu, dışlanma endişesi, küçümsenme hissi… Bunlar sadece anlık duygular değil. Araştırmalar bize gösteriyor ki, zorbalığa maruz kalan gençler zamanla kendilerini değersiz hissetmeye başlıyor, yalnızlaşıyor ve hatta hayattan geri çekiliyor.&nbsp;

&nbsp;

Akran zorbalığına maruz kalan ergenlerde sıklıkla kaygı, depresif belirtiler ve düşük benlik saygısı gözlemleniyor. Bunun yanı sıra sosyal geri çekilme ve yalnızlık hissi de yaygın sonuçlar arasında kendisini gösteriyor (Kapcı, 2004). Ayrıca zorbalığın akademik yaşam üzerinde de olumsuz etkileri bulunduğu, zorbalığa maruz kalan öğrencilerin okula yönelik motivasyonlarının azaldığı ve başarı düzeylerinin düştüğünün de çeşitli çalışmalarda ortaya konmuş olduğunu görmekteyiz.

&nbsp;

Peki asıl mesele sadece mağdurlar mı?&nbsp;

&nbsp;

Zorbalık davranışını sergileyen ergen bireylere baktığımızda ise hayatlarını pek de yoluna koyabildiklerini, özgüvenlerini sağlıklı beslediklerini yahut bu davranıştan büyük bir haz duyduklarını da söylemek mümkün olmuyor.&nbsp; Ergen bireyler için akran grupları, aidiyet duygusunun geliştiği önemli sosyal yapılardır. Bu bağlamda grup içinde kabul görmek, birey için oldukça önemlidir. İşte bazı durumlarda bu kabul arayışı, bireyin saldırgan ya da baskın davranışlar sergilemesine zemin hazırlayabiliyor. Bu aslında ‘’Ben buradayım.’’ demenin bir başka yolu olarak karşımıza çıkıyor.&nbsp;

&nbsp;

Güçlü Görünmenin Kaldırılamayan Yükü

Zorbalık davranışı sergileyen ergenler; güçlü görünmeye çalışırken aslında sağlıksız bir ilişki kurma biçimini öğreniyorlar. Empati yerine üstünlük kurmayı, iletişim yerine baskıyı tercih etmeyi alışkanlık haline getiriyorlar. Yani sorun, sandığımız gibi “iyi çocuk–kötü çocuk” meselesi değil. Araştırmalar, zorbalık davranışının yalnızca bireysel eğilimlerden değil, aynı zamanda aile yapısı, okul ortamı ve sosyal öğrenme süreçlerinden etkilendiğini de ortaya koymaktadır (Kartal &amp; Bilgin, 2009). Özellikle denetimin zayıf olduğu ve sosyal destek mekanizmalarının yetersiz kaldığı ortamlarda zorbalık davranışlarının daha sık görüldüğü belirtilmektedir. Zorbalık davranışını sergileyen bireyler açısından bakıldığında, ilerleyen dönemlerde saldırganlık eğiliminin artabileceği ve sosyal uyum problemlerinin ortaya çıkabileceği, nitekim bu durumun da zorbalığın yalnızca mağdurlar için değil, zorba bireyler için de risk oluşturduğunu görmekteyiz.

&nbsp;

Belki de asıl sorulması gereken şu: Bu davranışlar nerede filizleniyor?

Cevap çoğu zaman gözümüzün önünde. Okul ortamı, arkadaşlık ilişkileri, hatta yetişkinlerin tutumu, bakım verenlerin geri planda bıraktıkları… Eğer bir çocuk kendini güvende hissetmiyorsa, görülmediğini düşünüyorsa ya da kabul görmek için mücadele etmek zorunda kalıyorsa, zorbalık bu boşlukta büyüyen bir davranış haline geliyor.

&nbsp;

Belki de en kritik rol biz yetişkinlere ait.

&nbsp;

Çünkü çocuklar söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı öğreniyor.

&nbsp;

Eğer bizler saygıyı, anlayışı ve adaleti günlük hayatımızda göstermiyorsak; onlardan farklı davranmalarını beklemek ne kadar gerçekçi?

&nbsp;

Sonuçta akran zorbalığı, sadece çocukların meselesi değil.

Toplumun aynasıdır.

Ve o aynaya bakmaya gerçekten hazır mıyız?

Bir sonraki yazımızda aynaya baktığımızda gördüklerimizden, sokakta, alışverişte, sporda, sanatta zorbalığın türlerinden, adaletin kılıcından, eğitimin ise geçmişi ve geleceğinden bahsederek aynadaki kendimizle yüzleşmek üzere görüşmek dileğiyle…&nbsp;

SEDA SÜMER - ÇOCUK GELİŞİMCİSİ
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Akran Zorbalığının Sessiz Çığlığı; Ergenlik, Değişime Ayak Uydurma ve Kırılmanın Dönüm Noktaları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/akran-zorbaliginin-sessiz-cigligi-ergenlik-degisime-ayak-uydurma-ve-kirilmanin-donum-noktalari-201412-20260503.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/akran-zorbaliginin-sessiz-cigligi-ergenlik-degisime-ayak-uydurma-ve-kirilmanin-donum-noktalari-201412-20260503.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/akran-zorbaliginin-sessiz-cigligi-ergenlik-degisime-ayak-uydurma-ve-kirilmanin-donum-noktalari-201412-20260503.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3600 Emeklilik Şartları, Ev Hanımlarına Emeklilik, Malulen Emeklilik ve SGK/BAĞ-KUR Güncel Durum (Mayıs 2026)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-3600-emeklilik-sartlari-ev-hanimlarina-emeklilik-malulen-emeklilik-ve-sgkbag-kur-guncel-durum-mayis-2026-113117.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-3600-emeklilik-sartlari-ev-hanimlarina-emeklilik-malulen-emeklilik-ve-sgkbag-kur-guncel-durum-mayis-2026-113117.html</link>
                    <description><![CDATA[Mayıs 2026 itibarıyla 3600 gün emeklilik, ev hanımlarına emeklilik ve malulen emeklilik konuları SGK ve Çalışma Bakanlığı gündeminde yer alıyor. 3600 gün emeklilik belirli şartlarla mümkünken, ev hanımlarına yönelik devlet destekli prim desteği çalışmaları devam ediyor. Malulen emeklilikte ise %60 iş gücü kaybı şartı aranıyor. İşte detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 3600 Gün Emeklilik Şartları Nedir? Kimler Yararlanabilir? 3600 gün emeklilik, 8 Eylül 1999 öncesi sigorta başlangıcı olanlar için geçerli bir erken emeklilik yoludur. Temel şartlar şöyle:  Sigorta başlangıcı: 8 Eylül 1999’dan önce olmalı. Sigortalılık süresi: En az 15 yıl. Prim günü: En az 3600 gün prim ödenmiş olmalı. Yaş şartı: Sigorta başlangıç tarihine göre kademeli yaş (genellikle 58-60 yaş arası kadınlar, 60-65 yaş arası erkekler).  08.09.1999 sonrası sigortalılar için 3600 gün emeklilik hakkı bulunmuyor; bu kişiler 4500 veya 5400 gün ve daha yüksek yaş şartıyla emekli olabiliyor. 3600 günle emekli olanlar, SGK’dan “emekliliğe hak kazandığına dair yazı” alarak işverenlerine bildirimde bulunabiliyor. Emekli maaşı, prim gün sayısı ve kazanç ortalamasına göre hesaplanıyor. Ev Hanımlarına Emeklilik: Devlet Destekli Prim ve Şartlar Ev hanımlarına emeklilik, isteğe bağlı sigorta (çoğunlukla 4/B BAĞ-KUR) üzerinden mümkün. 2026 itibarıyla:  Prim: En düşük aylık prim yaklaşık 10.900 TL (asgari ücret matrahı üzerinden %33 oran). Devlet desteği: Çalışmalar devam ediyor; primin üçte birinin devlet tarafından karşılanması planlanıyor (aylık yaklaşık 7.266 TL cepten ödeme). Emeklilik şartları: 5400-9000 gün prim (kısmi veya tam emeklilik) + kademeli yaş (genellikle 58-65 yaş). Başvuru: e-Devlet üzerinden veya SGK İl Müdürlükleri’nden isteğe bağlı sigorta kaydı yaptırarak.  Ev hanımları, sigortasız veya az sigortalı olarak çalışsalar da bu yolla emeklilik hakkı kazanabiliyor. Torba yasa veya Aile Koruma Kalkanı Paketi’nde bu desteklerin genişletilmesi bekleniyor. Henüz tam yürürlüğe girmemiş olsa da 2026’da somut adımlar atılması öngörülüyor. Malulen Emeklilik Şartları ve Başvuru Süreci Malulen emeklilik, çalışma gücünün en az %60’ını kaybeden sigortalılar için geçerli. Şartlar:  Maluliyet oranı: SGK tarafından yetkilendirilmiş hastanelerin sağlık kurulu raporuyla %60 ve üzeri iş gücü kaybı. Sigortalılık süresi: En az 10 yıl. Prim günü: En az 1800 gün (başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda 10 yıl aranmıyor, sadece 1800 gün yeterli). Sigorta başlangıcı: Maluliyet, sigortalı olduktan sonra ortaya çıkmış olmalı.  Malulen emekli olanlar, SGK’ya başvurarak malullük aylığı alabiliyor. Raporlar SGK Sağlık Kurulu’nda inceleniyor. 2026’da şartlarda temel değişiklik yok; prosedür aynı şekilde devam ediyor. SGK ve BAĞ-KUR Emeklilik Genel Bilgileri  SGK (4/A): İşçi statüsü, daha düşük primle daha erken emeklilik imkanı. BAĞ-KUR (4/B): Esnaf ve isteğe bağlı sigortalılar için geçerli; primler daha yüksek. Emeklilik hesaplama: e-Devlet üzerinden “Ne Zaman Emekli Olurum?” hizmeti ile yapılabiliyor. Prim gün sayısı, sigorta başlangıç tarihi ve yaş önemli.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, emeklilik reformları ve prim destekleri konusunda çalışmalarını sürdürüyor. 3600 gün, ev hanımları ve malulen emeklilik gibi konularda yeni düzenlemeler için torba yasa veya ayrı kanun teklifleri gündemde. NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; 3600 gün emeklilik 8 Eylül 1999 öncesi sigortalılar için 15 yıl + 3600 prim + kademeli yaş şartıyla mümkün. Ev hanımlarına devlet destekli prim desteği çalışmaları devam ediyor (primin 1/3’ü devlet karşılayabilir). Malulen emeklilikte %60 iş gücü kaybı + 1800 prim + 10 yıl sigortalılık aranıyor. Güncel durum için e-Devlet/SGK sorgulaması veya SGK İl Müdürlükleri’ne başvurmanızı öneririz. Emeklilik hesaplaması için SGK’nın resmi araçlarını kullanın. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin #3600emeklilik #evhanımlarınaemeklilik #malulenemeklilik #SGK #BAĞKUR #çalışmabakanlığı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[3600 Emeklilik Şartları, Ev Hanımlarına Emeklilik, Malulen Emeklilik ve SGK/BAĞ-KUR Güncel Durum (Mayıs 2026) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 02 May 2026 08:26:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/3600-emeklilik-sartlari-ev-hanimlarina-emeklilik-malulen-emeklilik-ve-sgkbag-kur-guncel-durum-mayis-2026-112811-20260502.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/3600-emeklilik-sartlari-ev-hanimlarina-emeklilik-malulen-emeklilik-ve-sgkbag-kur-guncel-durum-mayis-2026-112811-20260502.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/3600-emeklilik-sartlari-ev-hanimlarina-emeklilik-malulen-emeklilik-ve-sgkbag-kur-guncel-durum-mayis-2026-112811-20260502.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Suça Sürüklenen Çocuklar Üzerinde Ailenin Rolü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-suca-suruklenen-cocuklar-uzerinde-ailenin-rolu-113110.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-suca-suruklenen-cocuklar-uzerinde-ailenin-rolu-113110.html</link>
                    <description><![CDATA[Suça Sürüklenen Çocuklar Üzerinde Ailenin Rolü ile ilgili Zeynep Merçan yazdı!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Suça Sürüklenen Çocuklar Üzerinde Ailenin Rolü İnsan hayatının en kırılgan, en savunmasız ve aynı zamanda en biçimlenebilir dönemi olan çocukluk, yalnızca biyolojik büyümenin değil; karakterin, vicdanın, aidiyet duygusunun ve toplumsal kimliğin inşa edildiği derin bir ruhsal oluşum sürecidir ve tam da bu nedenle bir çocuğun gelecekte nasıl bir birey hâline geleceğini anlamak için çoğu zaman onun yaşadığı eve, duyduğu seslere, maruz kaldığı sessizliklere ve gözlerinin içine nasıl bakıldığına dikkat etmek gerekir. Çünkü çocuk, dünyayı önce ailesinin yüzünde tanır ve hayatın güvenilir olup olmadığına ilk kez ailesinin davranışları aracılığıyla karar verir. Suça sürüklenen çocuklar meselesi, yalnızca hukuki sınırlar içinde değerlendirilemeyecek kadar karmaşık, yalnızca bireysel iradeyle açıklanamayacak kadar derin ve yalnızca toplumsal düzen bozukluğu olarak görülemeyecek kadar insani bir meseledir; zira bir çocuğun suça yönelmesi çoğu zaman anlık bir tercihin değil, uzun süre biriken duygusal ihmalin, sevgisizliğin, değersizlik hissinin, ekonomik yetersizliklerin, kırılmış aile bağlarının ve anlaşılmama duygusunun sessiz fakat yıkıcı sonucudur. Aile, çocuğun ilk okulu olduğu kadar aynı zamanda ilk sığınağıdır; çocuk konuşmayı, güvenmeyi, korkmayı, öfkelenmeyi, sevilmeyi ve hatta kendisini değerli hissedip hissetmemeyi aile ortamında öğrenir ve bu nedenle aile içerisindeki sağlıklı ya da sağlıksız her ilişki biçimi, çocuğun ilerleyen yaşlardaki davranış örüntülerini doğrudan etkileyen görünmez bir temel oluşturur; çünkü sevgiyle büyüyen bir çocuk ile sürekli aşağılanan, şiddete tanıklık eden ya da yok sayılan bir çocuğun hayata bakışı aynı olmayacaktır. Özellikle aile içi iletişimin kopuk olduğu, ebeveynlerin çocukla duygusal bağ kuramadığı, sevginin koşullara bağlandığı ve çocuğun yalnızca hata yaptığında fark edildiği aile yapılarında çocuk, zamanla kendisini değersiz hissetmeye başlamakta; bu değersizlik hissi ise çoğu zaman öfkeye, saldırganlığa, aidiyet arayışına ve yanlış çevrelere yönelmeye zemin hazırlamaktadır, çünkü insan ruhu anlaşılmak ister ve çocuk, ailesinde bulamadığı ilgiyi çoğu zaman dışarıda, bazen de suç gruplarının sunduğu sahte kabul duygusunda aramaktadır. Ekonomik yoksulluk da çocukların suça sürüklenmesinde önemli etkenlerden biridir; ancak burada asıl yıkıcı olan yalnızca maddi eksiklik değil, o eksikliğin beraberinde getirdiği umutsuzluk, sosyal dışlanma ve gelecek kaygısıdır, çünkü sürekli yokluk içinde büyüyen, temel ihtiyaçları karşılanmayan ve toplum içinde kendisini eksik hisseden bir çocuk, zamanla kuralları değil hayatta kalmayı önceleyen bir düşünce biçimine sürüklenebilmekte ve bu durum suç davranışını bir tercih olmaktan çok bir çıkış yolu hâline getirebilmektedir. Parçalanmış aile yapıları, ebeveyn kaybı, boşanma süreçlerinde çocuğun duygusal olarak ihmal edilmesi ya da sürekli çatışma ortamına maruz kalması da çocuk ruhunda derin yaralar bırakmaktadır; çünkü çocuk için aile yalnızca aynı evde yaşayan bireylerden oluşan bir topluluk değil, aynı zamanda güven duygusunun somut karşılığıdır ve bu güven duygusu sarsıldığında çocuk, dünyayı tehditkâr bir yer olarak algılamaya başlayabilmektedir. Bunun yanında aile içi şiddet, çocuk suçluluğu açısından en tehlikeli etkenlerden biri olarak görülmektedir; çünkü şiddetin normalleştiği evlerde büyüyen çocuk, sorun çözme yöntemi olarak iletişimi değil gücü öğrenmekte, öfkesini kontrol etmek yerine saldırganlığı içselleştirmekte ve zamanla kendisini korumanın yolunu sertleşmekte bulmaktadır; oysa çocukların ihtiyacı korku değil güven, baskı değil anlayış, cezalandırma değil rehberliktir. Ailenin eğitim düzeyi ve çocukla kurduğu bilinçli iletişim de son derece önemlidir; çünkü çocuğunu dinleyen, duygularını önemseyen, sınır koyarken sevgi bağını koruyan aileler, çocukların hem özgüven gelişimine katkı sağlamakta hem de onları riskli davranışlardan uzak tutmaktadır; buna karşılık ilgisiz ya da aşırı baskıcı ebeveyn tutumları, çocukların ya tamamen içe kapanmasına ya da otoriteye karşı saldırgan tavırlar geliştirmesine neden olabilmektedir. Modern yaşamın hızla değişen yapısı içerisinde aile bağlarının zayıflaması, dijital yalnızlık, ebeveynlerin yoğun çalışma hayatı nedeniyle çocuklara yeterince zaman ayıramaması ve çocukların duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi de günümüzde çocukların suça sürüklenme riskini artıran unsurlar arasında yer almaktadır; çünkü fiziksel olarak aynı evde bulunmak, her zaman gerçek bir aile bağı kurulduğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklara yalnızca “suç işlemiş bireyler” olarak bakmak hem eksik hem de vicdani açıdan yetersiz bir yaklaşım olacaktır; çünkü çoğu zaman o çocukların hikâyelerinde görülmeyen bir yalnızlık, duyulmayan bir yardım çığlığı ve fark edilmeyen bir sevgi açlığı bulunmaktadır. Toplumun görevi yalnızca suçu cezalandırmak değil, suçu doğuran koşulları anlamaya çalışmak ve özellikle çocukları yeniden hayata kazandıracak insani yollar geliştirmektir. Sonuç olarak aile, bir çocuğun karakterinin şekillendiği ilk ve en güçlü yapı taşıdır; sevgi, ilgi, güven ve sağlıklı iletişimle kurulan aile ortamları çocukları hayata bağlayan görünmez köprüler oluştururken, ihmalin, şiddetin ve sevgisizliğin hâkim olduğu aile yapıları çocukları karanlığa sürükleyebilmektedir.&nbsp; Bu nedenle çocuk suçluluğunu önlemenin en etkili yolu yalnızca hukuk sistemlerini güçlendirmek değil, aynı zamanda aileyi destekleyen sosyal politikalar geliştirmek, ebeveyn eğitimlerini yaygınlaştırmak ve her çocuğun kendisini değerli hissedebileceği güvenli yaşam alanları oluşturmaktır; çünkü korunmuş bir çocuk yalnızca kendi geleceğini değil, toplumun geleceğini de kurtarır. Mustafa Kemal Atatürk çocuk, aile, eğitim ve gelecek üzerine söylediği sözlerle toplumun temelinin çocukların yetiştirilme biçimi olduğuna sıkça vurgu yapmıştır. “Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir.” “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.” Bu sözler, çocukların yalnızca bireysel değil toplumsal bir emanet olduğunu; aile, eğitim ve toplumun birlikte hareket ederek çocukları koruması gerektiğini anlatır. Özellikle eğitim ve sevgi eksikliğinin çocukları karanlığa sürükleyebileceği düşüncesi, Atatürk’ün çağdaş ve bilinçli toplum anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Okuduğunuz için teşekkür ederim. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Suça Sürüklenen Çocuklar Üzerinde Ailenin Rolü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 01 May 2026 17:55:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/suca-suruklenen-cocuklar-uzerinde-ailenin-rolu-205837-20260501.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/suca-suruklenen-cocuklar-uzerinde-ailenin-rolu-205837-20260501.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/suca-suruklenen-cocuklar-uzerinde-ailenin-rolu-205837-20260501.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doğum izni 24 hafta oldu: Karar Resmi Gazete’de yürürlükte]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-dogum-izni-24-hafta-oldu-karar-resmi-gazetede-yururlukte-113093.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-dogum-izni-24-hafta-oldu-karar-resmi-gazetede-yururlukte-113093.html</link>
                    <description><![CDATA[Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle, kamu ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izni toplamda 24 haftaya yükseltildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni düzenlemeye göre doğum izni; doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta olarak uygulanacak. Böylece annelerin doğum sonrası izin süresi önceki uygulamaya göre artırılmış oldu.

GERİYE DÖNÜK HAK İMKANI

Düzenleme, doğum izni yeni sona ermiş anneler için de fırsat sunuyor. Belirli şartları sağlayan anneler, başvuru yaparak izinlerini 24 haftaya tamamlayabilecek.

Ek izin hakkından yararlanmak için en önemli şart, doğum tarihinden itibaren geçen sürenin 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftayı doldurmamış olması. Bu şartı sağlayan anneler, 8 haftaya kadar ilave izin kullanabilecek.

Başvurulara ilişkin ayrıntıların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından resmi internet sitesi üzerinden duyurulacağı bildirildi.

Sağlık&nbsp;durumu uygun olan anne adaylarının doğum öncesinde çalışabileceği süre 3 haftadan 2 haftaya indirildi. Bu değişiklikle doğum sonrası kullanılabilecek izin süresi 1 hafta artırılmış oldu.

BABALIK İZNİNDE EŞİTLİK

Düzenleme kapsamında özel sektör çalışanlarının babalık izni de artırıldı. Yeni uygulamayla, özel sektörde çalışan babalara verilen izin süresi kamu çalışanlarıyla eşitlenerek 10 güne çıkarıldı.

Öte yandan, koruyucu aile olacak kişiler için de 10 gün izin hakkı tanındı. Bu adımın, sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Doğum izni 24 hafta oldu: Karar Resmi Gazete’de yürürlükte - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 01 May 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/dogum-izni-24-haftaya-oldu-karar-resmi-gazetede-yururlukte-110136-20260501.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/dogum-izni-24-haftaya-oldu-karar-resmi-gazetede-yururlukte-110136-20260501.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/dogum-izni-24-haftaya-oldu-karar-resmi-gazetede-yururlukte-110136-20260501.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Zayıflama İğneleri Solunum Kaslarında Kuvvet Kaybı Yapar mı? Uzmanlardan Kritik Uyarı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-zayiflama-igneleri-solunum-kaslarinda-kuvvet-kaybi-yapar-mi-uzmanlardan-kritik-uyari-113079.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-zayiflama-igneleri-solunum-kaslarinda-kuvvet-kaybi-yapar-mi-uzmanlardan-kritik-uyari-113079.html</link>
                    <description><![CDATA[Zayıflama iğneleri hızlı kilo kaybı sağlarken solunum kaslarında kuvvet kaybına yol açabiliyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Zayıflama İğneleri ve Gizli Tehlike: Solunum Kaslarınızı Koruyun! SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; son dönemde obezite tedavisinde sıkça tercih edilen GLP-1 temelli zayıflama iğneleri, binlerce kişinin hayatında önemli değişiklikler yaratıyor. Halk arasında Ozempic, Wegovy, Mounjaro veya Zepbound gibi isimlerle bilinen bu tedaviler, iştahı baskılayarak ve mide boşalma süresini uzatarak etkili bir kilo verme süreci sunuyor. Ancak Biruni Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Buket Akıncı ve ekibinin yürüttüğü ön çalışma, dikkat çekici bir riski ortaya koyuyor: Fiziksel aktivite yeterince yapılmadığında sadece kol-bacak kaslarında değil, solunum kaslarında da kuvvet kaybı yaşanabiliyor. Bu durum özellikle hızlı kilo verenlerde yağsız kütle kaybı ile bağlantılı görülüyor. Araştırmalarda tedavi sürecinde toplam kilo kaybının yüzde 20 ila 40’ına varan kısmının kas dokusundan kaynaklanabildiği belirtiliyor. Solunum kaslarındaki bu kayıp, nefes alma ve verme fonksiyonlarını doğrudan etkileyebiliyor. Prof. Dr. Akıncı, çalışmanın ön sonuçlarında solunum kaslarında yaklaşık yüzde 10 oranında kuvvet azalması tespit ettiklerini vurguluyor. Bu kayıp, özellikle karın çevresinden hızlı yağ kaybı yaşayanlarda daha belirgin hale gelebiliyor. Peki bu uyarı neden bu kadar önemli? Solunum kasları (diyafram, interkostal kaslar ve karın duvarı kasları) günlük hayatımızda fark etmediğimiz kadar kritik bir rol oynuyor. Nefes darlığı, efor sırasında çabuk yorulma, öksürme gücünün azalması gibi şikayetler, ilerleyen süreçte daha ciddi solunum problemlerine zemin hazırlayabilir. Özellikle yaşlı bireyler, hareketsiz bir yaşam sürenler veya ek kronik hastalığı olanlarda bu risk daha da artıyor. Zayıflama İğneleri Nasıl Etki Eder ve Kas Kaybı Neden Oluşur? Zayıflama iğneleri, GLP-1 reseptör agonistleri sınıfına giriyor. Bu ilaçlar beyindeki iştah merkezini etkileyerek tokluk hissini artırıyor, aynı zamanda mide boşalmasını yavaşlatarak kişinin daha az kalori almasını sağlıyor. Sonuç olarak haftalar içinde önemli miktarda kilo kaybı görülebiliyor – bazı çalışmalarda yüzde 15-20’ye varan oranlar rapor edilmiş. Ancak bu hızlı süreç, vücudun adaptasyon mekanizmalarını zorluyor. Vücut enerji ihtiyacını karşılamak için hem yağ hem de kas dokusuna yöneliyor. Özellikle protein alımının yetersiz kaldığı ve kuvvet antrenmanının ihmal edildiği durumlarda kas kaybı hızlanıyor. Uluslararası araştırmalar da benzer bulgulara işaret ediyor: Semaglutide ve tirzepatide gibi ajanlarda lean body mass (yağsız kütle) kaybı toplam kilo kaybının önemli bir bölümünü oluşturabiliyor. Bazı gerçek dünya verilerinde tirzepatide’nin semaglutide’ye göre biraz daha fazla lean mass kaybına yol açtığı gözlemlenmiş. Türkiye’de Prof. Dr. Buket Akıncı’nin ön çalışması bu konuyu solunum boyutuna taşıyor. Egzersiz yapmayan hastalarda solunum kas gücü testlerinde yüzde 10 civarında düşüş saptanmış. Bu, nefes verme fazında çalışan kaslarda daha net ortaya çıkıyor. Uzman, “Sadece vücut kaslarında değil, solunum kaslarında da bir kuvvet kaybı söz konusu” diyerek konunun ciddiyetini vurguluyor. Sağlık Bakanlığı’ndan Zayıflama İğneleriyle İlgili Son Gelişmeler ve Kritik Adımlar Sağlık Bakanlığı, zayıflama iğneleri konusunda son dönemde önemli uyarılar ve adımlar attı. Bakanlık yetkilileri ve bağlı hastaneler, bu ilaçların mutlaka endokrinoloji veya iç hastalıkları uzmanı kontrolünde ve reçeteyle kullanılması gerektiğini tekrar tekrar vurguluyor. Özellikle sahte veya merdiven altı ürünlere karşı vatandaşları uyardı. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Dr. Mustafa Altay gibi hekimler, sosyal medya üzerinden temin edilen ürünlerin insülin içerebileceğini ve kan şekerini tehlikeli seviyelere düşürebileceğini belirterek hayati risklere dikkat çekti. Bakanlık, bu ilaçların SGK geri ödeme kapsamında olmadığını da net bir şekilde belirtiyor. Yani zayıflama iğneleri genellikle hastalar tarafından cepten karşılanıyor. Bu durum, kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı artırıyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlar, “Zayıflama iğnesi olarak bilinen obezite ilaçları mutlaka doktor onayıyla kullanılmalı” başlıklı açıklamalarda, yan etkiler nedeniyle ileri tetkiklerin şart olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’de obezite oranının yüzde 65-70 civarında olduğunu belirterek, sorunun boyutuna işaret etti. Bakan, yerli zayıflama iğnesi üretimine yönelik çalışmaların sürdüğünü ve “Tabii ki gelecek” açıklaması yaparak umut verdi. Bu adım, hem ithal ilaçlara bağımlılığı azaltmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. Ancak Bakan, teknolojik gelişmelere rağmen en sağlıklı yöntemin dengeli beslenme ve doğal yollarla kilo vermek olduğunu özellikle vurguladı. Son dönemde patent sürelerinin dolmasıyla semaglutide etken maddeli jenerik ilaçların önü açılmaya başlandı. Bu gelişme, fiyatların düşmesine katkı sağlayabilir ancak Bakanlık, erişim artsa bile hekim takibi ve yaşam tarzı değişiklikleri olmadan kalıcı çözüm olmayacağını belirtiyor. Sosyal medya üzerinden satılan sahte ürünlere karşı da denetimler artırıldı. Kimler Daha Fazla Risk Altında? Solunum Kasları ve Zayıflama İğneleri Risk grupları arasında 50 yaş üstü bireyler, hareketsiz yaşam tarzına sahip olanlar, yeterli protein tüketmeyenler ve kuvvet antrenmanı yapmayanlar öne çıkıyor. Hızlı kilo kaybı sırasında vücut doğal olarak bazı kas dokusunu kaybediyor. Bu durum yaşlanma sürecini hızlandırabilir – bazı uzmanlar “10 yıllık yaşlanmaya eşdeğer kas kaybı” benzetmesi yapıyor. Solunum kaslarındaki zayıflama ise ayrı bir tehlike barındırıyor. Günlük aktivitelerde nefes almak zorlaşabilir, merdiven çıkarken veya hafif egzersizlerde çabuk yorulma yaşanabilir. Hastalık dönemlerinde öksürme yeteneğinin azalması, solunum yolu enfeksiyonlarının daha ağır seyretmesine neden olabilir. Özellikle KOAH, astım gibi önceden var olan solunum sorunları olanlarda bu etki daha yakından takip edilmeli. Sosyal medyada ve forumlarda kullanıcı deneyimleri de çeşitlilik gösteriyor. Bazı kişiler “İlk aylarda enerjim çok düştü, nefesim yetmiyordu” derken, düzenli spor yapanlar “Kas kaybını minimumda tuttum” diye belirtiyor. Ekşi Sözlük ve benzeri platformlarda da zayıflama iğnesi kas kaybı tartışmaları sıkça yer alıyor; kullanıcılar protein diyeti ve direnç egzersizlerinin önemini sıkça vurguluyor. Kas Kaybını Önlemenin Yolları: Pratik Öneriler Uzmanlar, zayıflama iğneleri kullanırken mutlaka multidispliner bir yaklaşıma dikkat çekiyor. Sadece ilaç yetmiyor; beslenme ve hareket şart.  Protein alımı artırılmalı: Günlük kilo başına 1.6-2.2 gram protein hedeflenmeli. Tavuk, balık, yumurta, yoğurt, peynir ve bitkisel protein kaynakları ön planda olmalı. Kuvvet antrenmanı şart: Haftada en az 2-3 gün ağırlık kaldırma veya vücut ağırlığıyla direnç egzersizleri yapılmalı. Bu, kas kaybını önemli ölçüde azaltabiliyor. Kardiyo dengeli tutulmalı: Aşırı kardiyo yerine orta yoğunlukta yürüyüş ve solunum odaklı egzersizler (yoga, pilates) faydalı olabilir. Doktor ve diyetisyen takibi: Tedavi mutlaka endokrinoloji veya iç hastalıkları uzmanı kontrolünde ilerlemeli. Düzenli kan tahlilleri ve vücut kompozisyon ölçümleri yapılmalı. Yeterli uyku ve hidrasyon: Kas onarımı için uyku kritik; susuz kalmamak da metabolizmayı destekler.  Bazı yeni yaklaşımlarda kas koruyucu destek tedaviler araştırılıyor ancak bunlar henüz rutin kullanımda değil. En etkili yöntem hâlâ yaşam tarzı değişiklikleri. Diğer Yan Etkiler ve Dikkat Edilecekler Zayıflama iğnelerinin en sık görülen yan etkileri sindirim sistemini ilgilendiriyor: bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide yanması. Bunlar genellikle doz artış dönemlerinde artıyor ve zamanla azalıyor. Daha nadir ancak ciddi etkiler arasında pankreatit, safra kesesi sorunları ve tiroit ile ilgili uyarılar yer alıyor. Solunum açısından doğrudan nefes darlığı ilacın klasik yan etkisi değil; ancak dolaylı olarak kas kaybı veya aşırı dehidrasyon yoluyla ortaya çıkabiliyor. Cerrahi operasyon öncesi mide boşalmasının gecikmesi nedeniyle aspirasyon riski de dikkat edilmesi gereken konular arasında. Kullanıcı yorumlarında “İlk 2 ay midem bulanmadı ama enerjim düştü” veya “Spor yapınca kendimi daha iyi hissettim” gibi ifadeler sık. Bu da egzersizin ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Uzmanlar Ne Diyor? Güncel Araştırma Bulguları Prof. Dr. Buket Akıncı’nin çalışması Türkiye’de bu konuya dikkat çeken en yeni araştırmalardan biri. Ön sonuçlar, egzersiz yapmayan grupta solunum kas gücü kaybının daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Uzman, solunum kaslarının da fiziksel uygunluk parametresi olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Uluslararası literatürde semaglutide ve tirzepatide üzerine yüzlerce çalışma var. Bazı araştırmalar lean mass kaybının yüzde 25-40 arasında değiştiğini gösterirken, düzenli direnç antrenmanı yapanlarda bu oranın düştüğü görülüyor. Yaşlılarda sarkopeni (kas erimesi) riski daha yüksek olduğu için bu grupta ekstra dikkat öneriliyor. Sahte ilaç uyarısı da gündemde: Piyasada orijinal olmayan zayıflama iğneleri dolaşımda. Bunlar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Mutlaka eczane ve reçete üzerinden temin edilmeli. Sağlık Bakanlığı da bu konuda denetimleri artırdı. Siz Ne Düşünüyorsunuz? Deneyimlerinizi Paylaşın Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Zayıflama iğneleri kullandınız mı veya kullanmayı düşünüyor musunuz? Solunum veya genel kas gücünüzde herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi? Protein diyeti ve spor ile kas kaybını önlediğinizi düşünenler var mı? Sağlık Bakanlığı’nın uyarıları ve yerli üretim çalışmaları sizce yeterli mi? Yorumlarda deneyimlerinizi ve sorularınızı paylaşın. Belki başka okuyuculara ilham olur veya önemli bir uyarının önünü açar. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; zayıflama yolculuğu her ne kadar heyecan verici olsa da sağlık her şeyden önemli. Hızlı sonuçlar peşinde koşarken uzun vadeli riskleri göz ardı etmemek gerekiyor. Herhangi bir tedavi öncesi mutlaka doktorunuza danışın, vücudunuzu dinleyin ve hareket etmeyi ihmal etmeyin. Sağlığınız en değerli yatırımınız. &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Zayıflama İğneleri Solunum Kaslarında Kuvvet Kaybı Yapar mı? Uzmanlardan Kritik Uyarı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:11:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/zayiflama-igneleri-solunum-kaslarinda-kuvvet-kaybi-yapar-mi-uzmanlardan-kritik-uyari-122130-20260430.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/zayiflama-igneleri-solunum-kaslarinda-kuvvet-kaybi-yapar-mi-uzmanlardan-kritik-uyari-122130-20260430.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/zayiflama-igneleri-solunum-kaslarinda-kuvvet-kaybi-yapar-mi-uzmanlardan-kritik-uyari-122130-20260430.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Son Dakika: Delta Uçağında Mucize Doğum! İnişe Dakikalar Kala Bebek Dünyaya Geldi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-son-dakika-delta-ucaginda-mucize-dogum-inise-dakikalar-kala-bebek-dunyaya-geldi-113059.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-son-dakika-delta-ucaginda-mucize-dogum-inise-dakikalar-kala-bebek-dunyaya-geldi-113059.html</link>
                    <description><![CDATA[ABD’de Delta Air Lines’a ait bir yolcu uçağında, inişe sadece dakikalar kala bir bebek dünyaya geldi. Uçakta bulunan iki paramedik sayesinde hem anne hem de 2,5 kilogramlık kız bebek sağ salim kurtuldu. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uçakta Mucize Anlar: Portland’a İnişe Dakikalar Kala Bebek Doğdu! SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Cuma gecesi Atlanta’dan Portland Uluslararası Havalimanı’na giden Delta Air Lines Boeing 737 tipi yolcu uçağında inanılmaz bir olay yaşandı. Uçak piste inişe hazırlanırken, yolculardan Ashley Blair ani doğum sancılarıyla kıvrandı ve kabin içinde doğum yaptı. Uçağın tekerleklerinin piste değmesine sadece dakikalar kala gerçekleşen doğum, yolcular ve kabin ekibi için unutulmaz bir tecrübe oldu. Paramedikler Hayat Kurtardı Şans eseri uçakta bulunan iki profesyonel paramedik Tina Fritz ve Kaarin Powell, doğuma anında müdahale etti. Uçakta profesyonel doğum kiti bulunmaması nedeniyle ekipler olağanüstü bir çaba sarf etti.  Yolculardan toplanan battaniyeler kullanıldı Bebeğin göbek bağı, bir kabin görevlisinin ayakkabı bağcığı ile bağlandı Powell, damar yolu açmak için kendi ayakkabı bağcığını turnike olarak kullandı  Doğumun en kritik anlarında kabin görevlileri, uçağın inişe geçtiğini belirterek paramediklerden koltuklarına oturmalarını istedi. Ancak iki paramedik de “Şimdi olmaz!” diyerek müdahaleyi sürdürdü. Tina Fritz, o kritik anları şöyle anlattı: “Hayır, şimdi olmaz dedik. Üç güçlü itişin ardından bebek hızla dünyaya geldi.” Bebek doğduktan saniyeler sonra uçağın tekerlekleri piste değdi. Sağlık Durumları İyi Doğum sonrası bebek hemen pembeleşerek sağlıklı tepki verdi. 2,5 kilogram ağırlığındaki kız bebek ve annesi Ashley Blair’in sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Fritz, “Bebek harikaydı, anne tam bir kaya gibi sağlamdı” diyerek anne ve bebeğin durumu hakkında bilgi verdi. Yolcular ve Mürettebatın Tepkisi Olay sırasında uçakta bulunan yolcular hem şaşkınlık hem de sevinç yaşadı. Birçok yolcu, doğuma tanık olmanın hayatlarının en unutulmaz anlarından biri olduğunu ifade etti. Kabin ekibi ise profesyonel tutumlarıyla takdir topladı. Bu mucizevi doğum, havayolu tarihinde nadir görülen olaylardan biri olarak kayıtlara geçti. Delta Air Lines yetkilileri, anne ve bebeğe gerekli tüm tıbbi desteğin verildiğini ve olayın sorunsuz şekilde sonuçlandığını açıkladı. Merak Uyandıran Sorular  Uçakta doğum yapan anne Ashley Blair, bu yolculuğa neden çıkmıştı? Bebeğe isim verilecek mi, hangi isim düşünüyorlar? Havayolları, uçaklarda acil doğum kitleri bulundurmalı mı?  Bu olay, hem tıbbi müdahalenin önemini hem de insanüstü bir dayanışma örneğini gözler önüne serdi. www.NetHaberler.Com &nbsp;editörünün derlediği bu habere göre; Delta Air Lines uçağında inişe dakikalar kala yaşanan mucize doğum, iki paramediğin soğukkanlı müdahalesiyle mutlu sonla sonuçlandı. 2,5 kiloluk sağlıklı kız bebek ve annesi Ashley Blair’in sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Umarız minik bebek sağlıklı ve huzurlu bir hayata adım atar. Siz ne düşünüyorsunuz? Uçakta yaşanan bu mucizevi doğum sizce nasıl bir duygu yarattı? Havayollarında acil tıbbi durumlar için daha fazla önlem alınmalı mı? Görüşlerinizi ve tebriklerinizi yorumlarda paylaşın. Takipte kalın, sıcak gelişmeler için NetHaberler SonGazete’yi izleyin! #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Son Dakika: Delta Uçağında Mucize Doğum! İnişe Dakikalar Kala Bebek Dünyaya Geldi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 05:30:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/son-dakika-delta-ucaginda-mucize-dogum-inise-dakikalar-kala-bebek-dunyaya-geldi-083128-20260429.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/son-dakika-delta-ucaginda-mucize-dogum-inise-dakikalar-kala-bebek-dunyaya-geldi-083128-20260429.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/son-dakika-delta-ucaginda-mucize-dogum-inise-dakikalar-kala-bebek-dunyaya-geldi-083128-20260429.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan GETAT Düzenlemesi: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hizmetlerine Erişim Kolaylaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-saglik-bakanligindan-getat-duzenlemesi-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-hizmetlerine-erisim-kolaylasiyor-113036.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-saglik-bakanligindan-getat-duzenlemesi-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-hizmetlerine-erisim-kolaylasiyor-113036.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı GETAT düzenlemesiyle geleneksel tıp uygulamalarına erişim kolaylaşıyor, vatandaşlar artık daha geniş kapsamda sertifikalı hizmetlerden yararlanabilecek. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Yeni Dönem: Erişim ve Denetim Nasıl Güçleniyor?

SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre;

Sağlık Bakanlığı, 28 Nisan 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yeni GETAT Yönetmeliği ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarında önemli değişiklikler yaptı. Bu düzenleme, 2014 tarihli eski yönetmeliği yürürlükten kaldırarak hizmet sunumunu genişletiyor, denetimleri sıkılaştırıyor ve vatandaşların geleneksel tıp yöntemlerine daha güvenli ve düzenli erişimini hedefliyor.Uzun yıllardır tartışılan GETAT konuları, artık daha net kurallarla ele alınıyor. Pek çok kişi “akupunktur mu yoksa hacamat mı daha etkili?” diye merak ederken, bu yeni düzenleme hem merakları gidermeyi hem de olası riskleri en aza indirmeyi amaçlıyor. Özellikle kronik ağrılar, stres, bağışıklık desteği gibi alanlarda destek arayanlar için bu gelişme oldukça umut verici görünüyor.GETAT Nedir ve Hangi Yöntemleri Kapsar?Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT), Dünya Sağlık Örgütü’nün de tanımladığı üzere, farklı kültürlere ait bilgi, beceri ve uygulamaları içeren bir yaklaşım. Fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, tanı koyma, iyileştirme veya tedavi süreçlerine destek olmayı hedefliyor. Modern tıp ile tamamlayıcı olarak kullanılıyor, asla alternatifi değil.Sağlık Bakanlığı’nın kabul ettiği başlıca GETAT yöntemleri arasında şunlar öne çıkıyor:


	Akupunktur: Vücudun belirli noktalarına ince iğnelerle müdahale edilerek enerji akışının düzenlenmesi.
	Kupa Uygulaması (Hacamat): Vakum yöntemiyle toksin atımı ve dolaşım desteği.
	Fitoterapi: Standartlaştırılmış bitkisel ürünler ve ekstrelerle destek tedavisi.
	Ozon Tedavisi: Ozon gazıyla oksijenasyon ve bağışıklık güçlendirme.
	Mezoterapi: Cilt altı enjeksiyonlarla lokal tedavi.
	Sülük Tedavisi (Hirudoterapi): Tıbbi sülüklerle kan dolaşımı ve anti-enflamatuar etki.
	Hipnoz, Homeopati, Apiterapi, Proloterapi, Refleksoloji, Osteopati, Kayropraktik gibi diğer yöntemler.


Bu uygulamalar, sertifikalı hekimler ve belirli durumlarda diş hekimleri tarafından, ruhsatlı sağlık kuruluşlarında gerçekleştiriliyor. Yeni düzenlemeyle aile hekimlikleri ve daha geniş sağlık tesisleri de yetki kapsamına alınabiliyor, bu da erişimi ciddi oranda artırıyor.Merak edilen bir nokta: Bu yöntemler gerçekten işe yarıyor mu? Bilimsel çalışmalar akupunkturun migren ve kronik ağrılarda, fitoterapinin bazı semptomlarda destekleyici olabileceğini gösterse de, her zaman klasik tıbbi tedavilerin yanında kullanılması gerektiği vurgulanıyor. Usulsüz uygulamaların önüne geçmek için denetimler artırıldı.GETAT Uygulamalarının Potansiyel Faydaları ve Bilimsel BakışBirçok hasta, klasik tedavilere ek olarak GETAT yöntemlerini tercih ediyor. Örneğin:


	Akupunktur seansları sonrası migren ataklarında azalma bildirenler oldukça fazla.
	Hacamat ve kupa uygulamaları, bazı kişilerde kas gevşemesi ve enerji artışı sağlıyor.
	Fitoterapi ile desteklenen bitkisel yaklaşımlar, sindirim sorunları veya hafif uyku bozukluklarında yardımcı olabiliyor.


Ancak uzmanlar ısrarla hatırlatıyor: Bu yöntemler tamamlayıcıdır. Kanser, diyabet gibi ciddi hastalıklarda mutlaka konvansiyonel tedaviyle birlikte değerlendirilmeli. Sağlık Bakanlığı da yeni yönetmelikte bu ayrımı net bir şekilde ortaya koyuyor.Türkiye’de GETAT üniteleri üniversiteler, eğitim ve araştırma hastaneleri ile özel merkezlerde hızla yayılıyor. Anadolu tıbbının zengin mirasıyla birleşince, ülkemiz bu alanda önemli bir potansiyele sahip. 2025’te düzenlenen GETAT kongreleri de bilimsel tartışmaları artırdı ve entegrasyon çalışmalarını hızlandırdı.

Sizce hangi GETAT yöntemi en merak uyandırıcı? Akupunktur mu, yoksa sülük tedavisi mi? Deneyenler deneyimlerini paylaşsın, belki birçok okuyucuya ilham olur.

Diş Hekimliğinde Yeni GETAT Yetkileri ve Hastane Servislerinde Genişleme

Sağlık Bakanlığı’nın 28 Nisan 2026 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanan yeni GETAT Yönetmeliği, diş hekimliği ve hastane servisleri açısından da önemli yenilikler getiriyor.Diş hekimliği alanında yapılan düzenlemeyle, sertifikalı diş hekimleri artık diş hekimliği muayenehaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ve hastanelerde kendi meslek alanları kapsamında GETAT uygulamalarını gerçekleştirebilecek. Bu değişiklik, özellikle çene, ağız içi rahatsızlıklar ve ilgili semptomlarda tamamlayıcı destek arayan hastalar için büyük kolaylık sağlıyor. Hastalar, ayrı bir merkeze gitmeden diş hekimlerinden entegre hizmet alabilecek.Ayrıca hastane servislerinde uygulama alanı genişledi. GETAT yöntemleri artık daha fazla hastane servisinde, yatan hasta ünitelerinde ve polikliniklerde uygulanabilir hale geliyor. Bu genişleme sayesinde kronik ağrı yönetimi, stres azaltma ve bağışıklık destekleyici tedavilerde hastane içi erişim artıyor. Özellikle eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet hastanelerinde bu uygulamaların sistematik şekilde sunulması bekleniyor.

Fizyoterapistlere osteopati ve kayropraktik yetkisi 

konusunda ise net sınırlar çizildi. Fizyoterapistler, osteopati ve kayropraktik uygulamalarını bağımsız olarak yapma yetkisine sahip değil. Bu yöntemler yalnızca Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip hekimler tarafından uygulanabiliyor. Fizyoterapistler kendi meslek alanları dahilinde manuel terapi teknikleri uygulayabilirken, GETAT kapsamındaki osteopati ve kayropraktik için mutlaka hekim sorumluluğu ve gözetimi gerekiyor. Bu düzenleme, hasta güvenliğini ön planda tutmayı amaçlıyor

.Peki bu değişiklikler pratikte ne anlama geliyor?

Diş hekimliği muayenehanelerinde GETAT hizmetlerinin başlaması ve hastane servislerinin genişlemesi, vatandaşların zaman kaybını azaltırken, hizmet kalitesini artırmayı hedefliyor. Ancak her uygulamada olduğu gibi, yetkili kişi ve kurumları tercih etmek kritik önem taşıyor.

Resmi Gazete Kaynağı:
28 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”, bu yeniliklerin yasal dayanağını oluşturuyor. Yönetmelik, uygulamaların sadece ruhsatlı ve sertifikalı yerlerde yapılmasını, hijyen standartlarının yükseltilmesini ve istenmeyen etkilerin hızlı bildirilmesini zorunlu kılıyor.

GETAT Hizmetlerine Erişim Nasıl Sağlanır?

Yeni düzenlemeyle erişim kolaylaşıyor. Adımlar şöyle:


	Aile hekiminize veya yakınınızdaki GETAT ünitesi bulunan hastaneye başvurun.
	Hekimin veya diş hekiminin Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikası olup olmadığını kontrol edin.
	Uygulama öncesi yazılı onam formu imzalayın ve olası yan etkiler hakkında bilgi alın.


Bazı illerde devlet hastanelerinde akupunktur, fitoterapi ve kupa uygulamaları aktif olarak sunuluyor. e-Nabız veya MHRS üzerinden randevu alma imkanı da artıyor.Geleneksel tıp meraklıları için bu gelişme sevindirici. Ancak her zaman bilimsel temelli ve denetimli yolları tercih etmek en doğrusu. Usulsüz merkezlere karşı dikkatli olmak, hem sağlığınızı korur hem de sistemin kalitesini yükseltir.

GETAT ve Hasta Güvenliği: Yeni Düzenleme Ne Vaat Ediyor?

Hasta güvenliği, yönetmeliğin en kritik maddelerinden biri. Hijyen standartları, steril malzeme kullanımı ve enfeksiyon önleme protokolleri zorunlu. Olası komplikasyonlar için hızlı bildirim sistemi kuruldu.Ayrıca, uygulamalar sırasında hastaya modern tıp ile GETAT’ın farkı açıkça anlatılacak. Bu şeffaflık, gereksiz beklentileri önleyerek daha sağlıklı bir ilişki kurmayı hedefliyor.Bazı eleştiriler de yok değil. Ekşi Sözlük gibi platformlarda “GETAT gericilik mi yoksa bilimsel entegrasyon mu?” tartışmaları hâlâ devam ediyor. Twitter’da (X) ise yeni düzenleme “erişim kolaylaşıyor” başlığıyla olumlu yorumlar alırken, denetimlerin yeterliliği sorgulanıyor.Gerçek şu ki, Sağlık Bakanlığı GETAT düzenlemesi ile hem geleneksel miras korunuyor hem de modern denetim mekanizmaları devreye giriyor. Bu dengeyi tutturmak kolay değil, ancak atılan adım önemli.

Sizce bu yeni yetkiler sağlık sistemimize katkı sağlar mı? Diş hekimliğinde GETAT uygulamalarını denemek ister misiniz? Hastane servislerindeki genişleme sizce faydalı oldu mu? Fizyoterapistlere osteopati ve kayropraktik konusunda sınırlı yetki verilmesi hakkındaki düşünceleriniz neler? Yorumlarda görüşlerinizi paylaşın, merak uyandıran bu konuyu birlikte tartışalım.

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; yeni GETAT yönetmeliği, geleneksel tıp hizmetlerini daha erişilebilir ve güvenli kılacak şekilde tasarlandı. Diş hekimliği birimlerine ve hastane servislerine getirilen yeni yetkilerle birlikte, vatandaşların bilinçli tercih yapması, hekimlerle sağlıklı iletişim kurması ve her zaman bilimsel tıbbı temel alması büyük önem taşıyor. Bu düzenleme, sağlık sistemimizde yeni bir sayfa açarken, herkesin sağlığına katkı sağlamasını umuyoruz.

GETAT&nbsp;Bu içerik, Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliklerine, Sağlık Bakanlığı kaynaklarına ve genel kamuoyu tartışmalarına dayanarak hazırlanmıştır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan GETAT Düzenlemesi: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hizmetlerine Erişim Kolaylaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/haber-sondakika-gundem-guncel-haberler-sicakhaber-kesfet-kesfetteyiz-news-canliyayin-getat-geleneksel-tip-saglik-bakanligi-getat-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-akupunktur-hacamat-fitoterapi-osteopati-kayropraktik-dis-hekimligi-125346-20260428.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/haber-sondakika-gundem-guncel-haberler-sicakhaber-kesfet-kesfetteyiz-news-canliyayin-getat-geleneksel-tip-saglik-bakanligi-getat-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-akupunktur-hacamat-fitoterapi-osteopati-kayropraktik-dis-hekimligi-125346-20260428.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/haber-sondakika-gundem-guncel-haberler-sicakhaber-kesfet-kesfetteyiz-news-canliyayin-getat-geleneksel-tip-saglik-bakanligi-getat-geleneksel-ve-tamamlayici-tip-akupunktur-hacamat-fitoterapi-osteopati-kayropraktik-dis-hekimligi-125346-20260428.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vicdana Yazılan Hikâyesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-vicdana-yazilan-hikayesi-113023.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-vicdana-yazilan-hikayesi-113023.html</link>
                    <description><![CDATA[28 Nisan, takvim yapraklarında yalnızca bir gün değildir; o, insanlığın en temel değerlerinden birinin, “yaşatma” iradesinin savunulduğu bir eşiktir. Sağlıkta Şiddete Hayır Günü, bir hatırlatma olduğu kadar bir yüzleşmedir ve hayatı korumak için geceyi gündüze katanların, kendi hayatlarının tehdit altında olduğu bir düzenin sessiz tanıklığıdır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 28 Nisan "Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü", 17 Nisan 2012 tarihinde Gaziantep'te görevi başında bir hasta yakını tarafından öldürülen Dr. Ersin Arslan'ın anısını yaşatmak ve sağlıkta şiddet konusuna dikkat çekmek amacıyla ilan edilmiştir. &nbsp;17.04.2020 tarihinde "Sağlıkta Şiddetin Önlenmesi Yasası" Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.&nbsp;  Bir hastanenin koridorlarında yankılanan ayak seslerini düşünün; telaşlı, umutlu, bazen korku dolu… O seslerin arasında, beyaz önlüğün taşıdığı görünmez yük vardır. Bir doktorun, bir hemşirenin, bir sağlık çalışanının omuzlarında yalnızca bilgi değil; başkalarının hayatı, sevdikleri, geleceği taşınır. Ve bu yük, çoğu zaman görünmez bir fedakârlığın içinde erir. Çünkü sağlık çalışanı, yalnızca bir meslek icra etmez; o, insanın en kırılgan hâline şahit olur, en savunmasız anına dokunur. Fakat ne acıdır ki, şifa dağıtan bu eller, zaman zaman şiddetin hedefi hâline gelir. Bir sözün keskinliği, bir öfkenin kontrolsüzlüğü, bir anlık taşkınlık; yıllarca verilen emeği, adanmışlığı ve insanlık onurunu zedeler. Oysa bir sağlık çalışanına yönelen şiddet, yalnızca bir kişiye değil; doğrudan doğruya yaşam hakkına, insan onuruna ve toplumsal vicdana yöneltilmiş bir saldırıdır. Şiddetin olduğu yerde güven barınamaz. Güvenin olmadığı bir yerde ise şifa eksik kalır. Çünkü sağlık, yalnızca ilaçla, cihazla, teknolojiyle değil; güvenle, saygıyla ve insanlıkla tamamlanır. Bir hastanın, kendisini emanet ettiği ellere güven duyması ne kadar hayatiyse; o ellerin de korkusuzca görev yapabilmesi bir o kadar elzemdir. İşte bu yüzden 28 Nisan, yalnızca sağlık çalışanlarının değil, tüm toplumun meselesidir. Her şiddet vakası, görünmeyen bir yarayı daha derinleştirir. O yara, yalnızca bir bireyin değil; bir sistemin, bir toplumun ve hatta bir geleceğin yarasıdır. Çünkü şiddet normalleştikçe, insanlık biraz daha eksilir. Empati azalır, anlayış körelir, sabır tükenir. Ve bir gün gelir, herkesin ihtiyacı olan o şefkatli dokunuş, korkunun gölgesinde titremeye başlar. Oysa sağlık çalışanları, en zor zamanlarda bile geri adım atmamayı seçenlerdir. Pandemilerde, afetlerde, savaşlarda… İnsanların kaçtığı anlarda onlar kalmayı seçer. Yorgunluklarını gizleyip umut dağıtırlar. Kendi acılarını bastırıp başkalarının yarasını sararlar. Ve tüm bunları yaparken, karşılık olarak yalnızca saygı ve güven beklerler. Bu beklenti, bir ayrıcalık değil; en temel insan hakkıdır. 28 Nisan, işte tam da bu yüzden bir çağrıdır. Bir farkındalık, bir vicdan uyanışı, bir toplumsal sözleşme günüdür. Bu gün, “şiddete hayır” demenin ötesinde, “insana evet” demektir. Sağlık çalışanlarının yalnız olmadığını, onların emeğinin, sabrının ve insanlığının farkında olduğumuzu hatırlatma günüdür. Belki de en önemlisi, bu gün bize şunu sorar: Şifa veren ellere ne kadar kıymet veriyoruz? Onların da birer insan olduğunu, korkabileceklerini, yorulabileceklerini, incinebileceklerini ne kadar hatırlıyoruz? Çünkü unutulmamalıdır ki; bir gün hepimiz o koridorlarda yürüyenlerden biri olabiliriz. Hepimiz bir umutla bir kapıyı çalabiliriz. Ve o kapının ardında, korkmadan, tereddüt etmeden, yalnızca insan olduğu için yardım eden birinin varlığına ihtiyaç duyarız. İşte bu yüzden, 28 Nisan yalnızca bir gün değil; bir duruş olmalıdır. Şiddeti reddeden, saygıyı büyüten, empatiyi çoğaltan bir duruş… Çünkü ancak o zaman, sağlık gerçekten “şifa” olabilir. Ve belki o zaman, beyaz önlük yalnızca bir mesleğin simgesi değil; güvenin, merhametin ve insanlığın en saf hâli olarak kalmaya devam eder. Sağlık sistemleri yalnızca binalardan, cihazlardan ya da sayılardan ibaret değildir. Onu ayakta tutan, insanın insana duyduğu saygıdır. Bir sağlık çalışanının güven içinde olmadığı bir yerde, verilen hizmet ne kadar güçlü olursa olsun, ruhunu kaybeder. Ve ruhunu kaybeden bir sistem, eninde sonunda işlevini de yitirir. Her yükselen ses, her kontrolsüz öfke, aslında görünmeyen bir zincirleme etki yaratır. Bir doktorun içine düşen endişe, bir hemşirenin kalbinde büyüyen tedirginlik; yalnızca o anı değil, sonraki tüm anları etkiler. Dikkat dağılır, güven zedelenir, mesafe artar. Oysa sağlık, mesafe değil yakınlık ister; korku değil huzur ister. Bu noktada sorumluluk yalnızca bireylerin değil, tüm toplumundur. Çünkü şiddet, çoğu zaman yalnızca uygulayanın değil; görmezden gelenin, normalleştirenin ve sessiz kalanların da gölgesinde büyür. Bir yanlış davranışa “anlık öfke” diyerek geçmek, onu meşrulaştırmanın ilk adımıdır. Oysa her şiddet, karşısında net bir duruş görmelidir. Tavizsiz, açık ve kararlı bir duruş… Unutulmamalıdır ki; sağlık çalışanına yönelen şiddet, bir sınır ihlalidir. Ve sınırlar ihlal edildikçe, toplumun dengesi bozulur. Bugün bir hastanede başlayan saygısızlık, yarın hayatın başka alanlarında daha büyük kırılmalara dönüşebilir. Çünkü şiddet, bir kez kapıdan içeri girdiğinde, nerede duracağını bilmez. Bu nedenle 28 Nisan, yalnızca anmak değil; önlem almak, bilinçlenmek ve değiştirmek için bir fırsattır. Eğitimle, farkındalıkla, hukukla ve en önemlisi vicdanla desteklenmesi gereken bir çağrıdır bu. İnsanlara yalnızca haklarını değil, sorumluluklarını da hatırlatan bir çağrı… Şiddet, hiçbir zaman çözüm değildir; yalnızca daha büyük sorunların başlangıcıdır. Ve eğer bugün bu gerçeği yeterince ciddiye almazsak, yarın kaybedeceğimiz şey yalnızca sağlık çalışanlarının huzuru olmayacaktır. Kaybedeceğimiz şey, birbirimize duyduğumuz güven, saygı ve insanlığın en temel bağı olacaktır. Bu yüzden bu gün, yüksek sesle ve tereddütsüz söylenmelidir ki şiddete karşı sessizlik de bir kabuldür. Artık susmamak gerekir. Artık görmezden gelmemek gerekir. Artık açıkça, netçe ve kararlılıkla karşı durmak gerekir. Çünkü bir toplumu ayakta tutan yalnızca yasalar değil, o yasaların arkasındaki vicdandır. Ve vicdan sustuğunda, en büyük gürültü bile gerçeği örtemez. 28 Nisan, işte tam da bu yüzden bir dönüm noktası olabilir. Eğer gerçekten istersek… Eğer gerçekten sahip çıkarsak… Eğer gerçekten “insana” değer verirsek. Okuduğunuz için teşekkür ederim. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Vicdana Yazılan Hikâyesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:25:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/vicdana-yazilan-hikayesi-192617-20260427.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/vicdana-yazilan-hikayesi-192617-20260427.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/vicdana-yazilan-hikayesi-192617-20260427.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Elmadağ Huzurevi’nde Neler Oluyor? Müdür Hakkında Suç Duyurusu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-elmadag-huzurevinde-neler-oluyor-mudur-hakkinda-suc-duyurusu-113022.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-elmadag-huzurevinde-neler-oluyor-mudur-hakkinda-suc-duyurusu-113022.html</link>
                    <description><![CDATA[Ankara’nın Elmadağ ilçesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Elmadağ Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde kan dondurucu bir olay ortaya çıktı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Elmadağ Huzurevi’nde Vahim İddialar: Müdür Hakkında Suç Duyurusu

NetHaberler | Özel Haber - Zeynep MERÇAN

Gazetemize ulaşan ihbar üzerine yapılan araştırmada, Elmadağ huzurevinde yöneticilik yaptığı iddia edilen O.K.’nin, kurumda kalan ve daha sonra vefat eden bir yaşlı sakinine ait banka hesabından kendi hesabına usulsüz&nbsp;para aktardığı tespit edildi. Vefat eden sakinin varisleri, banka hesap hareketlerini incelediklerinde anlamsız ödemeleri fark ederek konuyu derhal yetkililere ve yargıya taşıdı.

İdari tahkikat sonrası suç duyurusunda bulunumuş!



İhbardaki iddialardan elde edilen bilgiye göre; Bakanlık talimatıyla atanan müfettişin incelemesiyle ç yürütülen idari soruşturmanın tamamlanmasının ardından Ankara Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu ve bu kapsamda Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılığı,&nbsp;şikâyet&nbsp;üzerine resmi soruşturmayı başlattığı öğrenildi.

Aynı yöntemle başkaları da usulsüzlük yapmış!

Aynı ihbarda, O.K.’nin&nbsp;yakın çalışma arkadaşı olduğu belirtilen A.Ö. isimli bir kişinin de benzer yöntemlerle başka yaşlı sakinlerden kendi hesabına usulsüz ödemeler aldığı yönünde banka hareketlerinin tespit edildiği ileri sürüldü.



İddiaya göre O.K.’nin Eşi, Belediye Meclis Üyesi

Öte yandan, O.K.’nin,&nbsp;eşinin Altındağ Belediyesi meclis üyesi&nbsp;olduğu da belirtilirken, Soruşturmanın sonucuna göre O.K.’nin&nbsp;memurluktan ihraç edileceği de gelen iddialar arasında.

O.K. Müdürlükten alınıp meslek elamanı yapılmış!

İddiaya göre; Olayın ortaya çıkmasının ardından O.K.,&nbsp;hakkında&nbsp;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından&nbsp;soruşturma başlatıldı,&nbsp;görevden el çektirilerek yine aynı ilçedeki &nbsp;Saray Engelsiz Yaşam Merkezi’ne meslek elemanı olarak atandı.&nbsp;

Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma devam ediyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Elmadağ Huzurevi’nde Neler Oluyor? Müdür Hakkında Suç Duyurusu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/elmadag-huzurevinde-neler-oluyor-mudur-hakkinda-suc-duyurusu-172018-20260427.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/elmadag-huzurevinde-neler-oluyor-mudur-hakkinda-suc-duyurusu-172018-20260427.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/elmadag-huzurevinde-neler-oluyor-mudur-hakkinda-suc-duyurusu-172018-20260427.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hava durumu: Ülke genelinde bu hafta yağışlı geçecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-hava-durumu-ulke-genelinde-bu-hafta-yagisli-gececek-113014.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-hava-durumu-ulke-genelinde-bu-hafta-yagisli-gececek-113014.html</link>
                    <description><![CDATA[Yurt genelinde bu hafta sağanak ve gök gürültülü sağanak etkili olacak, hava sıcaklıkları mevsim normalleri civarında seyredecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yurt genelinde bu hafta yağışlı geçecek Çevre, Şehircilik ve&nbsp;İklim Değişikliği&nbsp;Bakanlığı&nbsp;Meteoroloji&nbsp;Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Fevzi Burak Tekin, yurt genelinde bu hafta beklenen hava durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu. Tekin, yapılan son değerlendirmelere göre, yeni haftada yurdun büyük bölümünde&nbsp;sağanak&nbsp;ve gök gürültülü sağanağın etkili olacağını belirtti. Bugün yurdun güneydoğu kesimlerinde kuvvetli&nbsp;yağış&nbsp;beklendiğini aktaran Tekin, özellikle Şanlıurfa, Elazığ, Diyarbakır, Mardin, Şırnak,&nbsp;Siirt&nbsp;ve&nbsp;Batman&nbsp;çevrelerinde etkili olacak yağışların gece saatlerine kadar süreceğini söyledi. Tekin, hafta boyunca Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli dik yamaçlarda çığ tehlikesi bulunduğuna işaret ederek, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu&nbsp;Anadolu&nbsp;Bölgesi ile&nbsp;Antalya, Karaman, Niğde,&nbsp;Kayseri&nbsp;ve&nbsp;Bolu&nbsp;çevrelerinde&nbsp;yağış&nbsp;görüleceğini anlatan Tekin, "Salı günü İç Ege, Batı Akdeniz'in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğusunda yağışlar görülecek. Çarşamba günü ise Batı Akdeniz'in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğusunda yağışlar devam edecek." bilgisini verdi. 3 BÜYÜKŞEHİRDE HAVA DURUMU Tekin, perşembe günü yurdun iç kesimlerinde yağışların süreceğini,&nbsp;Balkanlar&nbsp;üzerinden gelecek yeni yağışlı sistemin öncü etkisiyle özellikle Marmara'da da görüleceğini söyledi. Söz konusu yağışlı sistemin cuma itibarıyla tüm yurtta etkili olacağının altını çizen Tekin, hava sıcaklıklarının hafta boyunca mevsim normalleri civarında seyredeceğini bildirdi. Tekin, bu gece&nbsp;İstanbul'un Avrupa yakasıyla&nbsp;Kırklareli&nbsp;arasında rüzgarın kuzey ve kuzeydoğu yönlerinden&nbsp;fırtına&nbsp;şeklinde eseceğini, bu nedenle denizcilerin dikkatli olmalarını istedi. Ankara,&nbsp;İstanbul&nbsp;ve&nbsp;İzmir'de 3 gün boyunca yağış beklenmiyor, parçalı az bulutlu havanın hakim olacak. İstanbul'da rüzgar bugün yer yer kuvvetli esecek.&nbsp;Hava sıcaklıkları&nbsp;3 gün boyunca başkentte 18-20, İstanbul'da 16-17, İzmir'de 24-26 derece arasında değişecek.&nbsp; SeyahatRehberleri ve Seyahat Günlükleri ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hava durumu: Ülke genelinde bu hafta yağışlı geçecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 06:57:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hava-durumu-ulke-genelinde-bu-hafta-yagisli-gececek-095819-20260427.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hava-durumu-ulke-genelinde-bu-hafta-yagisli-gececek-095819-20260427.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hava-durumu-ulke-genelinde-bu-hafta-yagisli-gececek-095819-20260427.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meteoroloji: Türkiye yeniden yağışlı havanın etkisine girecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-meteoroloji-turkiye-yeniden-yagisli-havanin-etkisine-girecek-112989.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-meteoroloji-turkiye-yeniden-yagisli-havanin-etkisine-girecek-112989.html</link>
                    <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye, yeni haftaya yerel yağışlarla başlayacak. Hafta ortasında kısa süreli bir duraksama yaşanacak olsa da, cuma gününden itibaren yağışlı sistem yeniden güçlenerek ülke genelinde etkili olacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Pazartesi itibarıyla özellikle Marmara Bölgesi’nde kuzeybatıdan esecek 40-60 km/sa hızındaki kuvvetli rüzgar dikkat çekiyor. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise gök gürültülü sağanak yağışlar görülecek. YAĞIŞ GÜNEY VE İÇ KESİMLERDE Salı ve çarşamba günleri yağışlar, İç Anadolu’nun güneyi, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da etkisini sürdürecek. Batı ve kuzey bölgelerde ise parçalı bulutlu bir hava bekleniyor. PERŞEMBE: KISA SÜRELİ DURGUNLUK Perşembe günü, ülkenin büyük bölümünde yağışlar ara verecek. Sadece Marmara’nın kuzeybatısı, Akdeniz’in iç kesimleri ve Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda&nbsp;yerel&nbsp;yağışlar görülebilecek. CUMA VE HAFTA SONU: “TAM SAHA” YAĞIŞ Cuma günü itibarıyla yağışlı sistem yeniden güç kazanacak. Cuma ve cumartesi günleri, Marmara’dan Güneydoğu Anadolu’ya kadar tüm yurtta gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Bu süreçte sıcaklıklarda da yer yer düşüş yaşanacak. DOĞU ANADOLU İÇİN ÇIĞ UYARISI Doğu Anadolu Bölgesi için çığ tehlikesi devam ediyor. Yüksek kesimlerdeki kar örtüsünün erimesi nedeniyle eğimli yamaçlarda çığ riski bulunduğu belirtilerek, vatandaşların dikkatli olması istendi. SEL VE YILDIRIM RİSKİ Meteoroloji yetkilileri, özellikle hafta sonu etkili olacak sağanak yağışlar nedeniyle ani sel, su baskını ve yıldırım gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meteoroloji: Türkiye yeniden yağışlı havanın etkisine girecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:53:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/meteoroloji-turkiye-yeniden-yagisli-havanin-etkisine-girecek-195438-20260425.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/meteoroloji-turkiye-yeniden-yagisli-havanin-etkisine-girecek-195438-20260425.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/meteoroloji-turkiye-yeniden-yagisli-havanin-etkisine-girecek-195438-20260425.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Zeynep MERÇAN yazdı: BAHAR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-zeynep-mercan-yazdi-bahar-112988.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-zeynep-mercan-yazdi-bahar-112988.html</link>
                    <description><![CDATA[Yorgun kalplerin üzerine usulca düşen bir sabah ışığı gibi, kırılmış umutların arasından filizlenen incecik bir yeşillik gibi, hayatın tüm ağırlığını omuzlarında taşıyan ama yine de incinmeden sevmeyi bilen o güzel kalpli insanların gönlüne dokunsun.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BAHAR... İçlerinde uzun zamandır susmuş olan huzuru yeniden uyandırsın, her şeye rağmen iyiliği seçmiş olmanın o derin ve sessiz mükâfatını, rüzgârın taşıdığı bir serinlik gibi ruhlarına bıraksın ve belki de en çok ihtiyaç duydukları anda, kalplerinin en kuytu köşesine yerleşip onlara inanmayı, umut etmeyi ve en önemlisi, bu dünyada hâlâ güzelliğin mümkün olduğunu hatırlatsın. Çünkü bazı mevsimler yalnızca doğanın değil, insanın da kaderine dokunur. Bahar, takvim yapraklarında yer değiştiren sıradan bir zaman dilimi değildir; o, yorgun kalplerin üzerine usulca eğilen bir şefkat, kırılmış umutların arasından filizlenen sessiz bir direniştir. Uzun süredir iç dünyasında kış yaşayan insanlar için bahar, sadece ağaçların çiçek açması değil, ruhun yeniden nefes almayı hatırlamasıdır. İnsan, hayatı boyunca birçok yük taşır. Kimi zaman başkalarının acıları, kimi zaman kendi suskunlukları çöker omuzlarına ve en çok da iyi kalmaya çalışmanın ağırlığı yorar insanı. Çünkü iyilik, sanıldığı gibi kolay bir seçim değildir; aksine, her defasında yeniden karar verilmesi gereken, çoğu zaman karşılık bulmayan ama yine de vazgeçilemeyen bir duruştur. İşte bahar, tam da bu yüzden anlamlıdır. Çünkü o, karşılıksız kalan iyiliklerin, görülmeyen çabaların ve sessizce katlanılan kırgınlıkların ardından gelen görünmez bir ödül gibidir. Baharın gelişi, gürültülü bir müjdeyle olmaz. O, ince ince işler insanın içine. Bir sabah, fark etmeden biraz daha hafif uyanırsın ve gökyüzü aynı gökyüzüdür belki ama daha geniş gelir gözüne. Rüzgâr aynı rüzgârdır ama daha yumuşak dokunur yüzüne. İşte o an anlarsın; içinde bir şeyler değişmiştir ki uzun zamandır susmuş olan huzur, yavaş yavaş uyanıyordur. Yorgun kalpler için huzur, büyük ve gösterişli bir mutluluk değildir. Aksine, küçük ve sade anların içinde saklıdır. Bir fincan çayın buharında, bir pencerenin kenarından içeri süzülen ışıkta, ya da hiç beklenmedik bir anda duyulan bir iç dinginlikte kendini gösterir. Bahar, insana bu küçük ama derin mutlulukları yeniden fark ettirir. Çünkü o, insanın kalbine “hâlâ mümkün” duygusunu fısıldar. Kırılmış umutlar ise en zor onarılan şeylerdir. İnsan bazen hayal kurmaktan bile vazgeçer; çünkü yeniden hayal kurmak, yeniden incinme ihtimalini de beraberinde getirir. Fakat bahar, umut etmeyi zorla öğretmezki o, sadece gösterir. Toprağın altından çıkan o incecik yeşilliği, hiçbir şey olmamış gibi açan çiçekleri, her şeye rağmen devam eden hayatı gösterir ve insan, bu sessiz devamlılıkta kendine bir yer bulur. Belki yeniden inanmaz hemen, ama en azından inanmanın mümkün olduğunu hatırlar. İşte bu hatırlayış, insanın içindeki en büyük dönüşümlerden biridir. Çünkü umut, bir anda geri dönmez; o, yavaş yavaş geri kazanılır. Önce küçük şeylere sevinmeyi öğrenirsin, sonra biraz daha cesaret edersin, sonra bir gün fark edersin ki kalbin yeniden atmaya başlamıştır eskisi gibi. Belki daha temkinli, belki biraz daha yorgun ama yine de canlı. Ve belki de baharın en kıymetli tarafı budur; insanlara yeniden inanmayı öğretmesi. Çünkü kırılan sadece hayaller değil, çoğu zaman güven duygusudur. İnsan, başka insanlara değilse bile hayata karşı mesafe koyar. Oysa bahar, bu mesafeyi yavaşça kapatır. Bir çiçeğin açışı kadar doğal, bir rüzgârın esişi kadar sade bir şekilde… “Her şey bitmedi” der. “Güzellik hâlâ var.” Güzel kalpli insanlar, çoğu zaman en çok yorulanlardır. Çünkü onlar, dünyanın sertliğine rağmen yumuşak kalmayı seçerler. Kırılmalarına rağmen incitmemeyi, kaybetmelerine rağmen vermeyi, susmalarına rağmen anlamayı bilirler. Ve bu dünya, her zaman onların kıymetini bilmez. Ama bahar bilir. Bahar, onların kalbine dokunur. Sessizce… Kimseye göstermeden… Onlara, içten içe bir huzur bırakır. Bu huzur, gösterişli değildir. Alkışlanmaz, fark edilmez. Ama hissedilir. Tıpkı serin bir rüzgârın tenine değmesi gibi, tıpkı sabah ışığının odana süzülmesi gibi…&nbsp; Ve insan, o an anlar ki iyiliği seçmiş olmak, aslında en büyük kazançtır. Çünkü insan, en çok kendine iyi gelir. Belki de hayatın en derin sırrı burada saklıdır. Her şeye rağmen iyi kalabilmek, her şeye rağmen umut edebilmek ve her şeye rağmen sevebilmek… İşte bahar, tam da bu “rağmen”lerin içinden doğar. Ve insana şunu hatırlatır; güzellik, hiçbir zaman tamamen kaybolmaz. Sadece bazen üstü örtülür. O yüzden gelsin bahar. Yorgun kalplerin üzerine bir sabah ışığı gibi düşsün, kırılmış umutların arasından yeni filizler versin, uzun zamandır susmuş olan huzuru uyandırsın ve en çok da, bu dünyada hâlâ güzelliğin mümkün olduğunu hatırlatsın. Okuduğunuz için teşekkür ederim. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Zeynep MERÇAN yazdı: BAHAR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:41:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/zeynep-mercan-yazdi-bahar-134240-20260425.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/zeynep-mercan-yazdi-bahar-134240-20260425.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/zeynep-mercan-yazdi-bahar-134240-20260425.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aynı şehirde ikinci skandal: Bakanlık Listesinde at ve eşek eti şoku]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-ayni-sehirde-ikinci-skandal-bakanlik-listesinde-at-ve-esek-eti-soku-112977.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-ayni-sehirde-ikinci-skandal-bakanlik-listesinde-at-ve-esek-eti-soku-112977.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı’nın güncellediği hileli gıda listesi, sofralardaki tehlikeyi yeniden gündeme taşıdı. Mersin’de ortaya çıkan at ve eşek eti skandalı genişlerken, birçok üründe taklit, tağşiş ve hatta ilaç etken maddesi tespit edildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, 22 Nisan itibarıyla taklit ve tağşiş yapılan gıdalar listesini güncelledi. Bakanlığın resmi internet sitesinde yayımlanan listede, halk sağlığını tehdit eden ürünler “Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar” ve “Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar” başlıkları altında kamuoyuyla paylaşıldı. Yeni listede dikkat çeken en çarpıcı gelişmelerden biri yine&nbsp;Mersin’den geldi. Daha önce de benzer skandallarla gündeme gelen kentte, iki işletmenin daha kırmızı et adı altında at ve eşek eti sattığı tespit edildi. “Göksel Yemekçilik” ve “Onur Tantuni” isimli işletmelerin ürünlerinde tek tırnaklı hayvan eti kullanıldığı belirlendi. Öte yandan yalnızca et ürünleri değil, süt ve süt ürünlerinde de ciddi usulsüzlükler ortaya çıkarıldı. “Sühabey” markalı beyaz peynirin yağ oranının düşük olduğu saptanırken, bazı tereyağı ve yoğurt ürünlerinde bitkisel yağ kullanıldığı tespit edildi. “Damar” markalı kaymaklı yoğurtta ise nişasta bulundu. Listeye giren diğer ürünler de dikkat çekici. Elazığ’da faaliyet gösteren bir yemek firmasının lahmacununda sakatat tespit edilirken, bazı baharat ve bal ürünlerinde gıda boyası ve taklit içeriklere rastlandı. Ayrıca “Pekmez Dünyası” markalı bitkisel karışım macunda ilaç etken maddesi bulunması, denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bakanlık, uygunsuzluk tespit edilen ürünlerin marka, firma ve gerekçelerini ayrıntılı şekilde açıklayarak tüketicileri dikkatli olmaya çağırıyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Aynı şehirde ikinci skandal: Bakanlık Listesinde at ve eşek eti şoku - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:11:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ayni-sehirde-ikinci-skandal-bakanlik-listesinde-at-ve-esek-eti-soku-111221-20260424.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ayni-sehirde-ikinci-skandal-bakanlik-listesinde-at-ve-esek-eti-soku-111221-20260424.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ayni-sehirde-ikinci-skandal-bakanlik-listesinde-at-ve-esek-eti-soku-111221-20260424.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Annelerin izni 24 hafta olsu: 5 soruda yeni düzenleme]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-annelerin-izni-24-hafta-olsu-5-soruda-yeni-duzenleme-112964.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-annelerin-izni-24-hafta-olsu-5-soruda-yeni-duzenleme-112964.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen yasayla doğum izni uzatıldı, babalık izni artırıldı ve koruyucu ailelere yeni haklar getirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kamu ve özel sektörde çalışan anneler için doğum izni süresi uzatıldı. Sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi,&nbsp;TBMM&nbsp;Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeyle, kamu ve özel sektörde çalışan tüm anneler için doğum izni süresi uzatılırken kanun hakkında merak edilen 5 soru ve yanıtı şöyle: 1- Doğum izni sürelerinin uzatılmasına yönelik yeni düzenleme ne getiriyor? Kamu ve özel sektörde çalışan tüm annelerin doğum iznini uzatan düzenleme kapsamında doğum izni süresi doğumdan önce 8 hafta, doğum sonrası 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıldı. 2- Yasa, doğum öncesi çalışma süresine ilişkin ne öngörüyor? Beklenen doğum tarihinden 8 hafta öncesine kadar&nbsp;sağlık&nbsp;durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadınlar, isteği halinde doğumdan önceki 3 haftaya kadar kurumunda çalışabilmekteydi. Düzenlemede bu sürenin 2 haftaya kadar çekilmesi ile doğum sonrası aktarılabilecek süre 1 hafta daha uzamış oldu. 3- Düzenlemeden doğum iznini tamamlayanlar yararlanabilecek mi? Analık izni süresi dolmuş ancak doğumun gerçekleştiği tarihten itibaren 24 haftalık süreyi 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla tamamlamamış olan personele talepleri halinde 8 hafta ilave analık izni verilecek. 4- Babalık izni kaç gün olacak? Düzenlemeyle özel sektör çalışanlarının babalık izni memurlarda olduğu gibi 10 gün olacak. 5- Yasayla, koruyucu ailelere yönelik nasıl bir düzenleme öngörülüyor? Koruyucu&nbsp;aile&nbsp;olmanın&nbsp;teşvik&nbsp;edilmesi,&nbsp;koruyucu aile&nbsp;sayısının artmasıyla daha fazla çocuğun aile yanında bakımının sağlanması, koruyucu aileliğin çocuk koruma mekanizmasındaki yerinin güçlendirilmesi ve koruyucu aile ile çocuğun birbirine alışma sürecine destek olunması amacıyla bir veya daha fazla çocuğa eşiyle birlikte veya münferit olarak koruyucu aile olanlara, çocuğun koruyucu aile yanına teslim edildiği tarihten sonra isteği üzerine 10 gün izin verilecek. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Annelerin izni 24 hafta olsu: 5 soruda yeni düzenleme - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 15:03:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/annelerin-izni-24-hafta-olsu-5-soruda-yeni-duzenleme-180452-20260423.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/annelerin-izni-24-hafta-olsu-5-soruda-yeni-duzenleme-180452-20260423.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/annelerin-izni-24-hafta-olsu-5-soruda-yeni-duzenleme-180452-20260423.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İngiltere 2009 sonrası doğanlara ömür boyu sigara yasağı verdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-ingiltere-2009-sonrasi-doganlara-omur-boyu-sigara-yasagi-verdi-112938.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-ingiltere-2009-sonrasi-doganlara-omur-boyu-sigara-yasagi-verdi-112938.html</link>
                    <description><![CDATA[İngiltere parlamentosu, 1 Ocak 2009’dan sonra doğanların hayatları boyunca sigara satın almasını yasaklayacak “Tütün ve Elektronik Sigara Yasa Tasarısı” üzerinde nihai mutabakata vardı. Kraliyet onayının ardından düzenleme yürürlüğe girecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İngiltere’den tarihi karar: 2009 sonrası doğanlara ömür boyu sigara yasağı İngiltere’de parlamentoya gelen yasa tasarısına göre 1 Ocak 2009’dan sonra doğanlara sigara satışı yasaklanacak. Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası’nın ortak onayıyla yasalaşma sürecinde kritik bir aşamaya gelen düzenleme, tütün ve tütün ürünleri kullanmayan bir nesil oluşturmayı amaçlıyor. Yeni yasaya göre, bugün 17 yaşında ve daha küçük olan bireyler yaşamları boyunca yasal olarak sigara ve tütün ürünü satın alamayacak. YETKİLER GENİŞLİYOR Yasa yürürlüğe girdikten sonra&nbsp;Sağlık&nbsp;Bakanlığı, tütün ve nikotin ürünlerinin ambalajı, içeriği ve aromaları dahil olmak üzere geniş kapsamlı düzenleme yetkisine sahip olacak. Bu adım, sigaranın ülkede önlenebilir hastalık ve ölümlerin başlıca nedeni olması nedeniyle atılıyor. KAMUSAL ALANLARDA YENİ KISITLAMALAR Düzenleme kapsamında elektronik ve geleneksel sigara kullanımı; çocukların bulunduğu araçlar, oyun alanları, okul çevreleri ve hastane girişlerinde yasaklanacak. Ancak bar bahçeleri, plajlar, özel açık alanlar ve konut içleri yasak kapsamı dışında tutulacak. “BİR NESİLDEKİ EN BÜYÜK MÜDAHALE” Sağlık Bakanı Baroness Merron, tasarının parlamentodaki sürecinin tamamlanmasına ilişkin açıklamasında, düzenlemeyi&nbsp;“dumansız bir nesil oluşturacak çığır açıcı bir adım”&nbsp;olarak nitelendirdi. Merron, bunun&nbsp;“bir nesildeki en büyük halk sağlığı müdahalesi”&nbsp;olduğunu vurguladı. ELEŞTİRİLER DE VAR Düzenleme parlamentoda bazı eleştirileri de beraberinde getirdi. Muhafazakâr eski milletvekili Lord Naseby, yasanın özellikle perakende sektöründe rahatsızlık yarattığını belirterek, sigarayla mücadelede eğitimin daha etkili olacağını savundu. STK’LARDAN DESTEK ÇAĞRISI Sivil toplum kuruluşları ise yasayı halk sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Asthma + Lung UK temsilcisi Sarah Sleet, mevcut sigara kullanıcılarının da bırakma desteğiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, tütün endüstrisinin bu süreçte finansal sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İngiltere 2009 sonrası doğanlara ömür boyu sigara yasağı verdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:23:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ingiltere-2009-sonrasi-doganlara-omur-boyu-sigara-yasagi-verdi-212432-20260421.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ingiltere-2009-sonrasi-doganlara-omur-boyu-sigara-yasagi-verdi-212432-20260421.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ingiltere-2009-sonrasi-doganlara-omur-boyu-sigara-yasagi-verdi-212432-20260421.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Başhekim Çağdaş Özdemir de tutuklandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-gulistan-doku-sorusturmasi-bashekim-cagdas-ozdemir-de-tutuklandi-112925.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-gulistan-doku-sorusturmasi-bashekim-cagdas-ozdemir-de-tutuklandi-112925.html</link>
                    <description><![CDATA[Tunceli’de 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Hastane kayıtlarının silindiği iddiasıyla gözaltına alınan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı. Böylece soruşturma kapsamında tutuklanan kişi sayısı 11’e yükseldi. Öte yandan yurt dışında bulunan Umut Altaş hakkında ise yakalama kararı ve kırmızı bülten süreci başlatıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Eski başhekim Çağdaş Özdemir de tutuklandı Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında toplam 15 şüpheli gözaltına alındı.&nbsp;“Kasten öldürme”,&nbsp;“cinsel saldırı”&nbsp;ve&nbsp;“suç delillerini yok etme”&nbsp;suçlamalarıyla 11 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında Mustafa Türkay Sonel, Zeinal Abakarov ve ailesi ile bazı kamu görevlileri bulunuyor. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel ise&nbsp;“suç delillerini yok etme”&nbsp;şüphesiyle Erzurum’da gözaltına alındı. Yurt dışında bulunan Umut Altaş hakkında ise yakalama kararı ve kırmızı bülten süreci başlatıldı. SİLİNEN HASTANE KAYITLARI DİKKAT ÇEKTİ Soruşturmanın en kritik bulgularından biri, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa süre önce hastaneye girişine ait kayıtların silinmesi oldu. Bilirkişi raporlarına göre, Doku’nun 31 Aralık 2019’da hastaneye giriş yaptığı resmi kayıtlarda yer almasına rağmen, hastane bilgi sistemindeki log kayıtlarının profesyonel şekilde silindiği tespit edildi. Savcılık, silinen verilerde&nbsp;“gebelik”&nbsp;ve&nbsp;“kalp sesi ölçümü”&nbsp;gibi işlemlere dair izler bulunduğunu ve bu kayıtların kim tarafından silindiğinin araştırıldığını belirtti. GİZLİ TANIK İDDİALARI VE MEZARLIK KAZISI “Şubat”&nbsp;kod adlı gizli tanığın ifadeleri soruşturmanın seyrini değiştirdi. Tanık, Doku’nun öldürüldüğünü ve cesedinin Pertek ilçesinde bir mezarlığa gömüldüğünü iddia etti. Bu iddialar üzerine 2025 yılı başında bölgede yapılan teknik incelemelerde, toprağın daha önce kazılıp kapatıldığına dair bulgulara rastlandı. Ancak yapılan kazılarda herhangi bir kalıntı bulunamadı. ŞÜPHELİDEN SUÇLAMALARA RET Tutuklanan şüpheli Mustafa Türkay Sonel, ifadesinde suçlamaları reddederek olayla ilgisinin olmadığını savundu. Ancak savcılık, olay günü telefon sinyallerinin Doku’nun son görüldüğü bölgede tespit edilmesini&nbsp;“kuvvetli suç şüphesi”&nbsp;olarak değerlendirdi. “UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN” Adalet Bakanı Yılmaz Gürlek, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü belirterek, “Hiçbir iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin araştırılacaktır”&nbsp;açıklamasını yaptı. KIRMIZI BÜLTEN SÜRECİ BAŞLATILDI Firari şüpheli Umut Altaş için uluslararası süreç devreye sokuldu. Adalet Bakanlığı, Altaş’ın geçici tutuklanması ve iadesi için gerekli başvuruları yaparken, Interpol üzerinden kırmızı bülten çıkarılması için de girişim başlatıldı.  &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Başhekim Çağdaş Özdemir de tutuklandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 17:35:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-bashekim-cagdas-ozdemir-de-tutuklandi-203718-20260420.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-bashekim-cagdas-ozdemir-de-tutuklandi-203718-20260420.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-bashekim-cagdas-ozdemir-de-tutuklandi-203718-20260420.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sigarayı Bırakmak 20 Dakika Sonra Bile Etkisini Gösteriyor: Vücutta Hemen Olumlu Değişimler Başlıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-sigarayi-birakmak-20-dakika-sonra-bile-etkisini-gosteriyor-vucutta-hemen-olumlu-degisimler-basliyor-112881.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-sigarayi-birakmak-20-dakika-sonra-bile-etkisini-gosteriyor-vucutta-hemen-olumlu-degisimler-basliyor-112881.html</link>
                    <description><![CDATA[Sigarayı bırakmak 20 dakika sonrası mucize gibi değişimler yaratıyor. Her yaştan insan için faydalı olan bu adım, birçok kişinin zorlandığı bir alışkanlığı yenmek için umut veriyor. Öte yandan elektronik sigara kullanımı da ciddi kanser tehdidi oluşturuyor. İşte tüm detaylar NetHaberler haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Sigara bırakma sürecinde vücut hemen onarım moduna geçiyor. Uzmanlar, son sigaradan sadece 20 dakika sonra kan basıncı ve kalp atış hızının normale dönmeye başladığını, el ve ayaklardaki kan dolaşımının iyileştiğini belirtiyor. Bu hızlı etki, bırakma kararının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. 20 Dakika Sonra Vücutta Neler Oluyor?  Kan basıncı ve nabız normale döner. El ve ayaklarda dolaşım iyileşir, vücut ısısı artmaya başlar. 8 saat içinde kandaki karbonmonoksit seviyesi yarıya iner, oksijen miktarı normale yaklaşır. 24 saat sonra kalp krizi riski belirgin şekilde azalır. 48 saat içinde nikotin vücuttan büyük oranda atılır, tat ve koku alma duyuları güçlenmeye başlar. 3 ay sonra öksürük ve balgam azalır, akciğer fonksiyonları iyileşir. 1 yıl sonra kalp krizi riski yaklaşık yüzde 50 düşer. 5 yıl sonra ağız, boğaz ve yemek borusu kanseri riski yarı yarıya azalır.  Her yaşta bırakmak faydalıdır. Gençlerde akciğer kapasitesi hızla toparlanırken, ileri yaşlarda kalp-damar hastalıkları ve kanser riskinde belirgin düşüş görülür. Sigara bırakma klinikleri, nikotin replasman tedavileri ve psikolojik destekle başarı oranı artıyor. Elektronik Sigarada ‘Kanser’ Tehdidi: Risk Dörde Katlanıyor! Elektronik sigara (vape) kullanımı giderek artarken, bilimsel çalışmalar tehlike çanlarını çalıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, elektronik sigaranın kansere yol açan unsurları tetiklediğini ve 100’den fazla bilimsel çalışmanın bu riski netleştirdiğini vurguladı. En çarpıcı uyarı ise çift kullanım (hem geleneksel sigara hem elektronik sigara) konusunda: Prof. Dr. Şevket Özkaya ve uluslararası araştırmalar, sigara + elektronik sigara kullananlarda akciğer kanseri riskinin dört kat arttığını gösteriyor.  Tek başına sigara içenlere göre dual (çift) kullanıcıların riski 4 kat daha yüksek. Elektronik sigara aerosolü, kanserojen maddeler, DNA hasarı ve tümör oluşumunu tetikleyen yolakları aktive ediyor. Özellikle gençlerde ve uzun süreli kullanımlarda akciğer ve ağız kanseri riski belirgin şekilde yükseliyor.  Uzmanlar, elektronik sigarayı “daha az zararlı” sanmanın büyük yanılgı olduğunu, aksine nikotin bağımlılığını sürdürdüğünü ve yeni nesil zararlı kimyasallar içerdiğini belirtiyor. Sigarayı Bırakmak İçin Pratik Öneriler  Karar verin ve tarih belirleyin. Nikotin sakızı, bant veya ilaç desteği alın (doktor kontrolünde). Tetikleyicilerden uzak durun (kahve, alkol, stresli ortamlar). Spor yapın, sağlıklı beslenin ve destek gruplarına katılın. Elektronik sigarayı kesinlikle alternatif olarak görmeyin; riski artırıyor.  www.NetHaberler.Com&nbsp;editörünün derlediği bu habere göre; Sigarayı bırakmak 20 dakika sonra bile kan basıncı ve nabzı normale döndürerek vücudu onarmaya başlıyor. Ancak elektronik sigara kullanımı, özellikle geleneksel sigarayla birlikte tüketildiğinde kanser riskini dörde katlıyor. Prof. Dr. Şevket Özkaya’nın uyarısı net: Bu cihazlar güvenli değil. Siz veya çevrenizden sigara/e-sigara kullanan var mı? Bırakma sürecinde en çok hangi zorluğu yaşadınız? Deneyimlerinizi, başarı hikayelerinizi veya sorularınızı yorumlarda paylaşın; birlikte daha sağlıklı yarınlara adım atalım! #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sigarayı Bırakmak 20 Dakika Sonra Bile Etkisini Gösteriyor: Vücutta Hemen Olumlu Değişimler Başlıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 08:22:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sigarayi-birakmak-20-dakika-sonra-bile-etkisini-gosteriyor-vucutta-hemen-olumlu-degisimler-basliyor-112428-20260419.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sigarayi-birakmak-20-dakika-sonra-bile-etkisini-gosteriyor-vucutta-hemen-olumlu-degisimler-basliyor-112428-20260419.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sigarayi-birakmak-20-dakika-sonra-bile-etkisini-gosteriyor-vucutta-hemen-olumlu-degisimler-basliyor-112428-20260419.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Arkadaşının siper olduğu İkra saldırı anını konuştu: Sınıfımıza girdi ve 'Kaçışınız yok' dedi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-arkadasinin-siper-oldugu-ikra-saldiri-anini-konustu-sinifimiza-girdi-ve-kacisiniz-yok-dedi-112843.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-arkadasinin-siper-oldugu-ikra-saldiri-anini-konustu-sinifimiza-girdi-ve-kacisiniz-yok-dedi-112843.html</link>
                    <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde okula düzenlenen silahlı saldırıdan yaralı kurtulan 5. sınıf öğrencisi Fatma İkra Çam, olayda yaşamını yitiren öğretmeninin ve arkadaşlarının acısını yaşıyor. Saldırı esnasında saklandığı sıranın altında arkadaşının kendisine siper olduğunu anlatan Fatma İkra Çam "(Saldırgan) Sınıfımıza girdi ve 'Kaçışınız yok' diye bir şey söyledi. Türkçe konuşmuyordu, İngilizce konuştu. Psikolojim çok bozuldu, rüyalarıma giriyor" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda önceki gün biri öğretmen 9 kişinin yaşamını yitirdiği, 13 kişinin yaralandığı silahlı saldırı esnasında saklandığı sıranın altında arkadaşının kendisine siper olduğu Çam, sınıfın penceresinden atlaması sonucu ayağından yaralandı. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesindeki tedavisinin ardından taburcu edilen 5. sınıf öğrencisi Fatma İkra Çam, AA muhabirine olay günü yaşadıklarını anlattı. Silahlı saldırı anında sınıfta sıranın altına girdiğini, saldırganın sınıflarına girdiğinde ateş etmeye başladığını belirten Çam, sıranın altında arkadaşı Sedanur Bahşi'nin kendisine siper olmasıyla onun sayesinde kurtulduğunu, mermi isabet eden arkadaşının ise yoğun bakımdan normal servise alındığını ve&nbsp;sağlık&nbsp;durumunun iyi olduğunu dile getirdi. Saldırganın sınıftan çıkmasının ardından pencereden atladığını anlatan Çam,&nbsp;"Baktım iki kişi camdan atlıyor, ben de kurtulmak için atladım. Üçüncü atlayan kişi bendim, beni aşağıdakiler çok az tutabildiler ama iyi ki de atlamışım. Biz atlarken diğer sınıfta ateş ediyordu. Ayağım çok ağrıyordu, müdür yardımcısı beni oradan uzaklaştırdı ve bizi servise bindirdiler."&nbsp;dedi. [Arkadaşının siper olduğu İkra o anları anlattı: Sınıfımıza girdi ve 'Kaçışınız yok' dedi - Resim : 1] "SINIFIMIZA GİRDİ VE 'KAÇIŞINIZ YOK' DİYE BİR ŞEY SÖYLEDİ" Olayın kendisini psikolojik olarak çok yıprattığını ifade eden Çam, şunları kaydetti: "Korkudan şu anda eve bile gitmek istemiyorum, okula da gitmek istemiyorum. Okulun eve yakın olması beni çok etkiliyor, bir daha gelirler diye çok korkuyorum. Sınıfımıza girdi ve 'Kaçışınız yok' diye bir şey söyledi. Türkçe konuşmuyordu, İngilizce konuştu. Psikolojim çok bozuldu, şu anda rüyalarıma giriyor. O kelimeden dolayı okula hiç gitmek istemiyorum artık. Evde de kalamıyorum, babaannemlerde kalıyorum. Psikolojim düzelip olayları unutunca okula gideceğim." KAYBETTİĞİ ÖĞRETMENİNİ VE ARKADAŞLARINI ANLATTI Arkadaşları ve öğretmeninin öldüğünü hastanede öğrendiğini belirten Çam, olayda sınıf arkadaşları Belinay Nur Boyraz ve Kerem Erdem Güngör'ün de yaşamını yitirdiğini söyledi. "Belinay Nur'u çok seviyordum. Çok güzel bir kızdı."&nbsp;diyen Çam, şöyle konuştu: "Kerem de sınıfta sevilen, komik bir çocuktu. Belinay ile birbirimizi çok seviyorduk, birlikte oturuyorduk. Birbirimize arkadaşlık bilekliği yapıyorduk, hediyeler alıyorduk. Çok güzel anılarımız var. Ayla Hoca, matematik öğretmenimizdi, onu çok seviyorduk. Çok güler yüzlü ve matematiği çok güzel anlatıyordu. Herkes, onu çok seviyordu. Normalde ben matematik dersini sevmem ama Ayla Hoca sayesinde matematiği sevmeye başladım." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Arkadaşının siper olduğu İkra saldırı anını konuştu: Sınıfımıza girdi ve 'Kaçışınız yok' dedi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:01:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/arkadasinin-siper-oldugu-ikra-saldiri-anini-konustu-sinifimiza-girdi-ve-kacisiniz-yok-dedi-190410-20260417.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/arkadasinin-siper-oldugu-ikra-saldiri-anini-konustu-sinifimiza-girdi-ve-kacisiniz-yok-dedi-190410-20260417.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/arkadasinin-siper-oldugu-ikra-saldiri-anini-konustu-sinifimiza-girdi-ve-kacisiniz-yok-dedi-190410-20260417.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Haydar Dümen’in eşi Gül Hoca’dan öneri: Çocuklarımızı Korumak İçin Acil Psikolojik Önleme Sistemi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-haydar-dumenin-esi-gul-hocadan-oneri-cocuklarimizi-korumak-icin-acil-psikolojik-onleme-sistemi-112842.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-haydar-dumenin-esi-gul-hocadan-oneri-cocuklarimizi-korumak-icin-acil-psikolojik-onleme-sistemi-112842.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Gül Dümen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a yönelik önemli bir çağrı yaptı. Son dönemde yaşanan gelişmelerin hem bir anne olarak hem de mesleki uzmanlık açısından kendilerini derinden etkilediğini ifade eden Dümen, "Siz de bir annesiniz, milletçe desteğinize ihtiyacımız var" diyerek toplumsal sorunlara dikkat çekti. "Çocuklarımızı Korumak İçin Acil Psikolojik Önleme Sistemi Çağrısı" adıyla hazırladığı önerilerin ayrıntılarını paylaştı. İşte tüm detaylar yalnızca NetHaberler.com'da;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gül Dümen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi sayın&nbsp;Emine Erdoğan’a seslendi.

Dümen, "Siz de bir annesiniz" diyerek toplumsal sorunlara dikkat çekti. "Çocuklarımızı Korumak İçin Acil Psikolojik Önleme Sistemi Çağrısı" adıyla hazırladığı önerilerin ayrıntılarını paylaştı.

İşte o açıklama;

https://www.instagram.com/p/DXPj6o8CBop/?img_index=3&amp;igsh=MTBlbmRsMjZ3enhrZQ==

Okullar Sadece Eğitim Yuvası Değil, Ruhun Kalesi Olmalıdır
Son dönemde şahit olduğumuz sarsıcı gelişmeler, hem bir anne hem de bir klinik psikolog olarak beni derin bir endişeye sevk ediyor. Okullarımızda art arda yaşanan şiddet olayları, artık sadece birer "güvenlik sorunu" olarak geçiştirilemez. Karşı karşıya olduğumuz tablo; ciddi bir ruh sağlığı krizinin ve erken müdahale mekanizmalarındaki eksikliğin somut bir dışavurumudur.
Bu vesileyle, bir anne hassasiyetiyle toplumsal meselelere duyarlılığını bildiğimiz Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye seslenmek istiyorum: Sayın Hanımefendi, siz de bir annesiniz; evlatlarımızın güvenliği ve ruh sağlığı için milletçe sizin öncülüğünüze ve desteğinize ihtiyacımız var.
Sorunun Kaynağı: Görülmeyen Sinyaller
Şiddet eylemlerinin kökenine indiğimizde; biriken öfkeyi, dışlanmışlık hissini, kronikleşmiş yalnızlığı ve en önemlisi, zamanında fark edilmeyen psikolojik çığlıkları görüyoruz. Mesele, olay gerçekleştikten sonra polisiye tedbirler almak değil; o olay yaşanmadan önce riskli davranışları fark edip önlem alabilmektir.
Çözüm Önerisi: "Okul Psikolojik Güvenlik Programı"
Bilimsel veriler ve dünyadaki başarılı modeller ışığında, çözümün "Okul Psikolojik Güvenlik Programı" çatısı altında toplanması gerektiğine inanıyorum. Bu kapsamda şu adımlar hayati önem taşımaktadır:
Zorunlu Uzman Kadrosu: Her okulda sadece rehberlik hizmeti değil, klinik süreçleri de yönetebilecek psikologların görevlendirilmesi.
Erken Uyarı Sistemleri: Öfke kontrolü ve riskli davranışları henüz başlangıç aşamasında tespit eden bilimsel tarama sistemlerinin kurulması.
Eğitimci ve Aile İş Birliği: Öğretmenlere yönelik "psikolojik farkındalık" eğitimlerinin verilmesi ve okul-aile-psikolog üçgenini güçlendirecek protokollerin oluşturulması.
Ruh Sağlığı Taramaları: Öğrenciler için düzenli aralıklarla ruh sağlığı taramalarının yapılması.
Sonuç ve Çağrı
Çocuklarımıza disiplin, sınır bilinci ve toplumsal sorumluluk kazandırmak en az akademik başarı kadar elzemdir. Akademisyenlerin, klinisyenlerin ve eğitimcilerin aktif rol alacağı kapsamlı bir "Ulusal Ruh Sağlığı Stratejisi" oluşturulması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği için ilgili tüm kurumların iş birliği içinde hareket etmesine öncülük etmenizi saygılarımla talep ediyorum.
Klinik Psikolog Gül Dümen
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Haydar Dümen’in eşi Gül Hoca’dan öneri: Çocuklarımızı Korumak İçin Acil Psikolojik Önleme Sistemi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 15:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/haydar-dumenin-esi-gulten-hocadan-oneri-cocuklarimizi-korumak-icin-acil-psikolojik-onleme-sistemi-185356-20260417.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/haydar-dumenin-esi-gulten-hocadan-oneri-cocuklarimizi-korumak-icin-acil-psikolojik-onleme-sistemi-185356-20260417.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/haydar-dumenin-esi-gulten-hocadan-oneri-cocuklarimizi-korumak-icin-acil-psikolojik-onleme-sistemi-185356-20260417.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SARAY ENGELSİZ YAŞAM BAKIM REHABİLİTASYON MERKEZİ SKANDALI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-saray-engelsiz-yasam-bakim-rehabilitasyon-merkezi-skandali-112831.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-saray-engelsiz-yasam-bakim-rehabilitasyon-merkezi-skandali-112831.html</link>
                    <description><![CDATA[Aile Bakanlığı’na bağlı Saray Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yönetici ve personel kumar bahis iddiaları şok etkisi yarattı. Kurumda çalışan bazı yöneticiler ve personelin mesai sonrası kumar ve bahis oynadığı iddiaları gündeme bomba gibi düştü. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA BAĞLI SARAY ENGELSİZ YAŞAM BAKIM REHABİLİTASYON MERKEZİ’NDE KUMAR VE BAHİS İDDİALARI GÜNDEME GELDİ! TANER AKKUŞ - ÖZEL HABER SonDakika:&nbsp;NetHaberler.Com’a gelen bir ihbarla orta çıkan iddialardaki bilgiye göre;&nbsp;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı&nbsp;Saray Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde büyük bir skandal iddiası ortaya çıktı. Gazetemize ulaşan ihbarla gündeme bomba gibi düşen olayda, kurumda çalışan bazı&nbsp;yöneticiler&nbsp;ve personelin mesai sonrası&nbsp;kumar&nbsp;ve&nbsp;bahis&nbsp;oynadığı, hatta bunu kurum içinde organize ettiği öne sürülüyor. AİLE BAKANLIĞI SARAY REHABİLİTASYON KUMAR BAHİS SKANDALI: DETAYLAR VE GÜNDEM  İhbarcıların verdiği detaylar gerçekten dikkat çekici. Merkezi yöneten&nbsp;Ö. Ş.’nin&nbsp;göreve geldikten kısa süre sonra astlarıyla birlikte&nbsp;kumar&nbsp;ve&nbsp;bahis&nbsp;faaliyetlerine başladığı, serada&nbsp;alkol&nbsp;aldığı ve harcamalarını karşılamak için personelden “borç” adı altında para talep ettiği iddia ediliyor. Bu iddialar, engelli bireylerin bakım ve rehabilitasyonunun yapıldığı kutsal bir kurumda yaşanıyorsa, kamu vicdanını derinden yaralıyor. Kurum içerisinden gelen ihbardaki iddialara göre; Ö. Ş.&nbsp;daha önce&nbsp;Kars’ta sosyal çalışmacı olarak görev yapıyordu. 2024 Mayıs ayında&nbsp;Ankara İl Müdür Yardımcısı&nbsp;olarak atanması, ardından da&nbsp;Saray’a kuruluş müdürü olarak geçmesi “hülle” olarak nitelendiriliyor. İddiaya göre bu hızlı yükseliş,&nbsp;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğündeki bir yönetici&nbsp;ile hemşehri olmasından (Gerede) kaynaklanıyor. Binlerce meslektaşının arasından bir anda en büyük kurumlardan birine müdür olması, “prens” muamelesi gördüğü yorumlarına yol açıyor. Peki bu iddialar ne kadar ağır? Kurumun serasında&nbsp;alkol&nbsp;tüketimi, mesai bitiminde&nbsp;kumar&nbsp;ve&nbsp;bahis&nbsp;masaları kurulması, astlardan&nbsp;3 milyon TL’ye varan “borç” alınması… Hepsi ayrı ayrı şok edici. Üstelik güvenlik görevlileri ve nöbetçi amirlerin de bu oyuna dahil olduğu,&nbsp;Ö. Ş.’nin hemen her akşam&nbsp;20:00&nbsp;civarında gelip&nbsp;23:30’a kadar kaldığı belirtiliyor. SARAY ENGELSİZ YAŞAM MERKEZİ NEDİR VE NİYE BU KADAR ÖNEMLİ? Saray Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi, Pursaklar’da hizmet veriyor ve&nbsp;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı önemli bir kurum. Engelli bireylere bakım, rehabilitasyon, aile danışmanlığı sunuyor. Sera faaliyetleri, yeşil rehabilitasyon projeleri, spor etkinlikleri ve özel gün programlarıyla gündeme geliyor. Burası, toplumun en kırılgan kesiminin emanet edildiği bir yer. Tam da bu yüzden içinde&nbsp;kumar&nbsp;ve&nbsp;bahis&nbsp;gibi iddiaların dolaşması kabul edilemez boyutlarda.  Merkezde engellilerin stres atması için başlatılan projeler, sporla engelsiz yaşam etkinlikleri, iftar programları ve Dünya Engelliler Günü kutlamaları resmi kayıtlarda yer alıyor. Ancak ihbarcılar, mesai sonrası kurumun bu “huzurlu” ortamının bambaşka bir yüzü olduğunu söylüyor.&nbsp;Serada&nbsp;alkol&nbsp;tüketimi ve&nbsp;kumar&nbsp;masalarının kurulması, rehabilitasyon merkezi kavramıyla taban tabana zıt düşüyor. Bu iddialar doğruysa, buradaki engelli bireylerin güvenliği ve bakım kalitesi de sorgulanır hale geliyor. MÜDÜR Ö. Ş.’NİN HIZLI YÜKSELİŞİ VE TARTIŞMALI ATAMALAR Ö. Ş.’nin kariyeri dikkat çekici.&nbsp;Kars’ta sıradan bir sosyal çalışmacıyken bir ay içinde ülkenin en büyük kuruluşlarından birine müdür olması, bakanlık içi ilişkilerle açıklanıyor.&nbsp;Personel Genel Müdürlüğündeki bir yönetici&nbsp;ile hemşehri olmasının rol oynadığı düşünülüyor. İddiaya göre bu “dokunuş”la prens statüsüne yükselmiş. Göreve başladıktan sonra&nbsp;kumar/bahis&nbsp;ekibi kurduğu, astlarıyla yakın ilişkiler geliştirdiği öne sürülüyor. Ö.Ş.&nbsp;şu an izinli Kars’tan getirdiği kurbanlık hayvanların kurum çalışanı&nbsp;S.&nbsp;ile Pursaklar/Sirkeli’de bakımını yapıyor. Bu tür atamalar, kamuoyunda “torpil” ve “hülle” tartışmalarını alevlendiriyor. Binlerce meslek elemanının arasından seçilen bir ismin bu kadar hızlı yükselmesi, liyakat yerine bağlantıların ön plana çıktığı algısını güçlendiriyor.&nbsp;Aile Bakanlığı&nbsp;gibi hassas bir kurumda böyle süreçler, güven erozyonuna yol açıyor. İDDİALARIN KALBİ: İSİMLER VE DETAYLAR İhbarcılar konuya dair detay ve somut isimler veriyor. İşte&nbsp;kumar/bahis&nbsp;iddialarının merkezindeki kişiler:  K. Ç.:&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;ilk geldiğinde&nbsp;6 ay&nbsp;beraber vakit geçirmiş,&nbsp;kumar&nbsp;oynamışlar. Şu an görüşmüyorlar. E. T.&nbsp;(Temizlik elemanı): Halen beraber hareket ediyorlar.&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;kendisinden&nbsp;3 milyon TL&nbsp;para almış. Hayvan alım-satımı yapıyorlar. Serada&nbsp;alkol&nbsp;tüketiliyor. K. B.&nbsp;(Bakım elemanı): Revirde çalışıyor,&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;ile&nbsp;kumar/bahis&nbsp;oynuyor. G. Y.&nbsp;(Temizlik elemanı): Çamaşırhanede çalışıyor.&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;burada güvercin besliyor.&nbsp;Borç&nbsp;aldığı ve&nbsp;kumar&nbsp;oynadığı söyleniyor. M. Ç.&nbsp;(Teknisyen): Müdürün&nbsp;kumar/bahis&nbsp;ekibinden. R. Y.&nbsp;(Teknisyen yardımcısı):&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;göreve başladıktan sonra&nbsp;kumar/bahise başlamış. M. D.:&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;ile&nbsp;kumar/bahis&nbsp;oynuyor,&nbsp;borç&nbsp;verdiği iddia ediliyor. M. T.&nbsp;(Temizlik şefi): Müdürün “yaveri”, her şeyi biliyor ve beraber yapıyorlar. Hatta&nbsp;Ö.Ş.&nbsp;bir dönem arabasına el koymuş. Arabayı geri isteyince Temizlik Şefi görevinden alınmış.  Bu isimler, kurumun farklı birimlerinde çalışıyor. İddiaya göre&nbsp;Ö. Ş.&nbsp;akşamları tekrar merkeze geliyor, güvenlik ve nöbetçi amirlerle&nbsp;kumar/bahis&nbsp;masası kuruyor.&nbsp;Borç&nbsp;adı altında para akışı, hayvan ticareti gibi ek iddialar da cabası. Bu kadar detaylı ihbar, “Bu işler gerçekten oluyor mu?” sorusunu akla getiriyor. Eğer doğruysa,&nbsp;Aile Bakanlığı’nın en kritik merkezlerinden birinde etik skandalı yaşanıyor demektir. BU İDDİALARIN TOPLUMA VE KURUMA ETKİSİ  Kumar&nbsp;ve&nbsp;bahis&nbsp;Türkiye’de büyük bir sorun. Mart 2026’da yasa dışı bahis ve sanal kumar operasyonlarında binlerce şüpheli tutuklandı. Adalet Bakanı’nın açıklamaları, gençleri tehdit eden bu suçlarla mücadelenin sürdüğünü gösteriyor. Peki bir&nbsp;rehabilitasyon merkezinde böyle faaliyetler olursa ne olur? Engelli bireyler, aileler ve danışmanlık alan vatandaşlar bu kurumlara güvenerek başvuruyor. İçinde&nbsp;alkol,&nbsp;kumar&nbsp;ve&nbsp;para&nbsp;ilişkileri dönüyorsa, o güven sarsılır. Bakım elemanları, temizlik personeli ve teknisyenlerin bu işlere bulaşması, günlük hizmet kalitesini de doğrudan etkiler. İddialar doğruysa, bakanlığın acilen soruşturma başlatması şart. Kamu kurumlarında denetim mekanizmaları var. Teftiş Kurulu, etik komisyonları… Bu tür ihbarlar ışığında hızlı hareket etmek, hem kurumun itibarını korur hem de gerçek suçluların ortaya çıkmasını sağlar. Okuyucularımız da bu konuda duyarlı olmalı.&nbsp;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan resmi açıklama bekliyoruz. Merkezin resmi faaliyetleri – yeşil rehabilitasyon, spor etkinlikleri, engelli hakları projeleri – gerçekten takdire şayan. Ama iddialar gölge düşürüyor. Bu gölge kalkmazsa,&nbsp;Saray Engelsiz Yaşam Merkezi&nbsp;yerine başka bir şey haline gelir. KAMU KURUMLARINDA ETİK VE DENETİMİN ÖNEMİ Aile Bakanlığı&nbsp;gibi hassas bir kurumda liyakat, şeffaflık ve etik vazgeçilmez. Hızlı atamalar, hemşehri ilişkileri, “borç” adı altında para akışı… Bunlar tek tek incelenmeli. İhbarcılar risk alarak konuşuyor. Gazetemizin görevi de bu sesi duyurmak. Türkiye’de&nbsp;bahis&nbsp;ve&nbsp;kumar&nbsp;bağımlılığı aileleri yıkıyor. Bir&nbsp;bakım merkezinde bunun yaşanması, ironik olduğu kadar vahim. Bakanlık yetkilileri, iddiaları ciddiye almalı, gerekli incelemeyi yapmalı. Şeffaf bir soruşturma, kamuoyunu rahatlatır. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Bu iddialar gerçekse ne yapılmalı? Kurumlar yeterince denetleniyor mu? Yorumlarınızı bekliyoruz. Belki bir okuyucumuzun benzer deneyimi vardır, belki de bu skandalın aydınlatılmasına katkı sağlar. www.NetHaberler.Com www. editörünün derlediği bu habere göre;&nbsp;Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın&nbsp;Saray Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon Merkezi’ndeki&nbsp;kumar&nbsp;ve&nbsp;bahis&nbsp;iddiaları, kamu vicdanını sarsmaya devam ediyor. Şeffaflık ve adalet için takipteyiz. Gelişmeler NetHaberler’de. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SARAY ENGELSİZ YAŞAM BAKIM REHABİLİTASYON MERKEZİ SKANDALI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:56:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/saray-engelsiz-yasam-bakim-rehabilitasyon-merkezi-skandali-195843-20260416.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/saray-engelsiz-yasam-bakim-rehabilitasyon-merkezi-skandali-195843-20260416.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/saray-engelsiz-yasam-bakim-rehabilitasyon-merkezi-skandali-195843-20260416.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[El Niño Geliyor Dikkat! El Niño Nedir ve Özellikleri Nelerdir?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-el-nino-geliyor-dikkat-el-nino-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir-112826.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-el-nino-geliyor-dikkat-el-nino-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir-112826.html</link>
                    <description><![CDATA[Süper El Niño (veya güçlü/super El Niño), Pasifik Okyanusu’nda (özellikle Niño 3.4 bölgesi) deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin 2°C ve üzerinde (bazı tanımlarda +2.0°C’den fazla) ısınmasıyla oluşan nadir ve aşırı güçlü bir iklim olayıdır. “Yaramaz çocuk” olarak da bilinen klasik El Niño’nun çok daha şiddetli versiyonudur ve yaklaşık her 10-15 yılda bir görülür]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ El Niño-Southern Oscillation (ENSO) döngüsünün sıcak fazıdır. Normalde doğudan batıya esen alize rüzgarları zayıflar veya tersine döner. Bu da:  Pasifik’in doğu ve orta kesiminde (Güney Amerika kıyıları) sıcak su birikmesine, Batı Pasifik’te (Endonezya, Avustralya civarı) ise soğuk suyun yüzeye çıkmasının azalmasına yol açar.  Temel Özellikleri:  Küresel Etki: Jet akımlarını değiştirir, yağış ve sıcaklık düzenini bozar. Tipik Etkiler:  Güney Amerika, Doğu Afrika → Aşırı yağış ve sel. Güneydoğu Asya, Avustralya → Kuraklık ve orman yangınları. Atlantik → Kasırga sayısında azalma (Pasifik’te tayfun artışı). Küresel sıcaklıkları yükseltir (özellikle güçlü olanlarda rekor sıcak yıllara katkıda bulunur).   Süper El Niño farkı: Daha yoğun ısınma (+2°C ve üzeri) nedeniyle etkiler daha şiddetli, daha uzun süreli ve daha geniş alanlara yayılır. Küresel sıcaklık rekorlarını tetikleyebilir (örneğin 2027’nin en sıcak yıl olma ihtimalini artırır).  Ne Zaman Gelecek?  Şu an (Nisan 2026): La Niña sona erdi, ENSO-neutral (nötr) koşullar hakim. NOAA’ya göre nötr durum Nisan-Haziran 2026’da %80 olasılıkla devam edecek. Mayıs-Temmuz 2026’dan itibaren El Niño’nun ortaya çıkma ihtimali %61 civarında. Etkiler genellikle 2026 yaz sonu / sonbahar’da belirginleşir ve 2026/2027 kışına kadar sürer. Birçok model (özellikle ECMWF ve NMME), güçlü veya süper seviyeye ulaşabileceğini gösteriyor. NOAA, kışın çok güçlü (+2.0°C üzeri) olma ihtimalini 1/4 olarak veriyor; bazı modeller daha yüksek olasılık işaret ediyor. Bahar tahminleri belirsiz olabilir, ancak sinyaller (yüzey altı ısınma ve batı rüzgar anomalileri) güçlü yönünde.  Şu anda “kesin geliyor” demek erken; ancak ihtimal giderek artıyor ve modellerin çoğu güçlü bir olay öngörüyor. Türkiye’yi Etkileyecek mi? Evet, dolaylı ama belirgin şekilde etkileyebilir. El Niño Türkiye’de direkt ve şiddetli bir etki yaratmaz (Pasifik’e uzak olduğumuz için), ancak küresel atmosfer dolaşımını değiştirerek Akdeniz havzasını etkiler. Türk uzmanlara ve modellere göre:  Yaz ayları (özellikle 2026 yaz sonu ve 2027):  Sıcaklıkların mevsim normallerinin 1-2°C üzerinde seyretmesi bekleniyor. Kuraklık riski artışı (yağış normalin altında kalabilir). Sıcak hava dalgaları ve orman yangını tehlikesi yükselir (özellikle Güneydoğu Anadolu, Akdeniz kıyıları, Ege ve İç Anadolu’da daha belirgin). Gece sıcaklıklarında bile azalma sınırlı kalabilir.   Kış ve geçiş mevsimleri:  Daha düzensiz yağış rejimi (uzun kurak dönemler + ani kuvvetli yağış/sel riski). Genel olarak kuzey yarımkürede sıcaklıkların normallerin üzerinde olması eğilimi görülür.    Süper seviyede olursa etkiler daha dengesiz ve negatif olabilir: Kuraklık + aşırı sıcak kombinasyonu, tarım ve su kaynaklarını daha fazla zorlayabilir. Ancak her El Niño aynı etkiyi göstermez; iklim değişikliğiyle birleşince (zaten yükselen arka plan sıcaklıkları) etkiler güçlenebilir. Özet ve Uyarı “Süper El Niño” uyarısı Mart-Nisan 2026’da iyice gündeme geldi ve modeller giderek daha güçlü bir olay işaret ediyor. Küresel olarak aşırı hava olayları, sıcaklık rekorları ve bölgesel kuraklık/sel riskini artırabilir. Türkiye için en somut risk 2026 yazı ve sonrasındaki kuraklık + sıcak dalgaları. Bu tahminler hâlâ gelişiyor — özellikle bahar “öngörü engeli” nedeniyle değişebilir. Güncel takip için NOAA CPC, WMO ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü açıklamalarını izlemek en iyisi. &nbsp; &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[El Niño Geliyor Dikkat! El Niño Nedir ve Özellikleri Nelerdir? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 14:07:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/el-nino-geliyor-dikkat-el-nino-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir-170859-20260416.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/el-nino-geliyor-dikkat-el-nino-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir-170859-20260416.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/el-nino-geliyor-dikkat-el-nino-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir-170859-20260416.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Arnes Biyoteknoloji Akrep Zehri Kremi Preklinik Araştırma Potansiyeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-arnes-biyoteknoloji-akrep-zehri-kremi-preklinik-arastirma-potansiyeli-112821.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-arnes-biyoteknoloji-akrep-zehri-kremi-preklinik-arastirma-potansiyeli-112821.html</link>
                    <description><![CDATA[“NESA Labaratuar” ile “Arnes Biyoteknoloji” imzalı, akrep zehrinden elde edilen ağrı kesici kremin ile ilgili İşte tüm detaylar NetHaberler.Com’da;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Arnes Biyoteknoloji’den Yenilikçi Ar-Ge Çalışması: Akrep Zehri Tabanlı Ürün Geliştirme Süreci Devam Ediyor

Ankara | Zeynep MERÇAN- Sağlık&nbsp;

Türkiye’de biyoteknoloji alanında yürütülen yenilikçi çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Arnes Biyoteknoloji tarafından geliştirilen akrep zehri bazlı krem formülasyonu, bilimsel araştırma sürecinde önemli bir aşamaya ulaşmış durumda.

Geliştirilen ürünün preklinik test çalışmaları, uluslararası standartlar doğrultusunda NeSA Deney Hayvanları Laboratuvarı tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda ürünün biyouyumluluğu, güvenlilik profili ve potansiyel biyolojik etkileri detaylı olarak değerlendirilmektedir.

Akrep zehri, içerdiği biyolojik aktif bileşenler nedeniyle son yıllarda bilimsel araştırmaların odağında yer almakta olup; farklı disiplinlerde, özellikle kanser biyolojisi başta olmak üzere çeşitli hastalık alanlarında potansiyel etkileri üzerine akademik çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda Arnes Biyoteknoloji de ilgili biyomoleküllerin farklı kullanım alanlarına yönelik araştırmalarını sürdürmektedir.

Yetkililer, geliştirilen ürünlerin ve yürütülen çalışmaların henüz araştırma-geliştirme ve preklinik aşamada olduğunu, bu nedenle herhangi bir tedavi edici veya klinik kullanım iddiasının bulunmadığını özellikle vurgulamaktadır. Kanser ve diğer hastalık alanlarına yönelik yürütülen çalışmaların sonuçları da bilimsel değerlendirmeler tamamlandıkça kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır.

Bu çalışma, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki Ar-Ge kapasitesini güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirilirken, yerli bilimsel altyapının gelişimi açısından da dikkat çekmektedir.

Arnes Biyoteknoloji’nin yenilikçi yaklaşımı ile NeSA’nın uluslararası standartlara uygun test altyapısının bir araya gelmesi, ülkemizde geliştirilen biyoteknolojik ürünlerin geleceği açısından umut verici bir iş birliği örneği sunmaktadır.

Akrep Zehri Kremi |&nbsp;Preklinik Araştırma Potansiyeli
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Arnes Biyoteknoloji Akrep Zehri Kremi Preklinik Araştırma Potansiyeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/arnes-biyoteknoloji-akrep-zehri-kremi-preklinik-arastirma-potansiyeli-123822-20260416.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/arnes-biyoteknoloji-akrep-zehri-kremi-preklinik-arastirma-potansiyeli-123822-20260416.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/arnes-biyoteknoloji-akrep-zehri-kremi-preklinik-arastirma-potansiyeli-123822-20260416.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Son Tahminler Değişti: Beklenenden Daha Güçlü Geliyor! Süper El Niño Türkiye’yi Nasıl Etkileyecek?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-son-tahminler-degisti-beklenenden-daha-guclu-geliyor-super-el-nino-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-112762.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-son-tahminler-degisti-beklenenden-daha-guclu-geliyor-super-el-nino-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-112762.html</link>
                    <description><![CDATA[Süper El Niño ihtimali hızla artıyor. Pasifik Okyanusu’ndaki olağanüstü ısınma, 2026 yaz ve sonbaharında rekor sıcaklıkları tetikleyebilir. Uzmanlar, bu güçlü iklim olayının Türkiye’de de kuraklık, yüksek sıcaklık ve orman yangını riskini yükselteceğini belirtiyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Süper El Niño Nedir ve Neden Bu Kadar Tehlikeli? SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) ve NOAA gibi kurumların güncel model tahminleri, La Niña’dan hızla El Niño’ya geçiş sinyali veriyor. Nisan 2026 itibarıyla El Niño’nun Mayıs-Temmuz döneminde ortaya çıkma ihtimali %61-62 seviyesinde. Daha önemlisi, birçok model süper El Niño (deniz yüzeyi sıcaklık anomalisinin +2°C’yi aşması) olasılığını işaret ediyor. Bu, son 140 yılın en güçlü olaylarından biri olabilir. El Niño, ekvatoral Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla oluşuyor. Normal bir El Niño’da kuraklık, sel, sıcak dalgaları ve fırtına düzeninde değişiklikler görülür. Süper El Niño ise bu etkileri çok daha şiddetli, uzun süreli ve geniş alanlara yayıyor. Deniz sıcaklıkları ortalamanın 2°C üzerine çıktığında küresel atmosfer dolaşımı değişiyor, jet akımları kayıyor ve aşırı hava olayları artıyor. Uzmanlar, 1997-1998 ve 2015-2016’daki güçlü olayları hatırlatıyor. Bu kez 2027’ye kadar sürebilecek bir süreçte küresel sıcaklık rekorları kırılabilir. New York Eyalet Üniversitesi’nden Prof. Paul Roundy, “Son 140 yılın en güçlü El Niño’su için gerçek potansiyel var” diyor. İstanbul Aydın Üniversitesi Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir de “Meteorolojik olarak önemli bir sinyal” vurgusu yapıyor. Dünya Genelinde Beklenen Etkiler Süper El Niño, bölgeler arasında zıt etkiler yaratıyor:  Kuraklık riski artan bölgeler: Orta Afrika, Avustralya, Endonezya, Filipinler, Orta Amerika, Kuzey Brezilya. Aşırı yağış ve sel riski: Peru, Ekvador, Kuzey-Doğu Afrika, Orta Doğu’nun bazı kesimleri, Ekvator çevresi Pasifik bölgeleri. Kasırga ve fırtına: Atlantik’te kasırga aktivitesi azalırken, Pasifik’te tayfun riski yükseliyor. Sıcak hava dalgaları: ABD’nin güneyi, Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Hindistan ve Avustralya’da daha sık ve şiddetli sıcaklık atakları bekleniyor.  Atmosferdeki nem artışı, şiddetli sağanaklar ve ani selleri tetikleyebilir. Altyapısı zayıf bölgelerde insani ve ekonomik kayıplar ciddi boyutlara ulaşabilir. Süper El Niño Türkiye’yi Nasıl Vuracak? Dr. Güven Özdemir’e göre El Niño Türkiye’yi dolaylı etkiliyor. Tipik etkiler Akdeniz havzasında daha belirgin hissediliyor. Süper versiyon ise iklim sistemlerimizi (Azor yüksek basıncı, jet akımları vb.) daha negatif etkileyebilir. Beklenen etkiler:  İlkbahar ve yaz aylarında kuraklık riski artışı. Yağış miktarının normalin altında kalması. Yaz sıcaklıklarının daha sık ve yüksek seviyelerde görülmesi. Orman yangını riskinde belirgin yükseliş (özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde). Güneydoğu Anadolu, Akdeniz kıyıları (Adana, Mersin, Antalya), Güneybatı Ege (Muğla, Bodrum) ve İç Anadolu’da aşırı sıcaklar öne çıkıyor. Karadeniz’de daha düzensiz ve aşırı hava olayları mümkün.  2026 yazı “bildiğiniz yazlara benzemeyecek” uyarısı yapılıyor. Rekor sıcaklıklar, tarımda verim düşüşü, su kaynaklarında sıkıntı ve yangın sezonunun uzaması gündemde. Kış aylarında ise kar yağışlarında azalma ve düzensiz yağış rejimi beklenebilir. NetHaberler olarak uzman görüşlerini derlediğimizde, küresel ısınma ile birleşen Süper El Niño’nun etkilerini hafife almamak gerekiyor. Bu süreç, 2027’de yeni sıcaklık rekorları getirebilir. Peki sizce Türkiye bu iklim olayına ne kadar hazırlıklı? Kuraklık ve yangın riskine karşı bireysel ve toplumsal olarak neler yapmalıyız? Akdeniz ve Ege’deki çiftçiler, turizmciler veya orman köylüleri bu yaz nasıl etkilenecek? En çok merak ettiğiniz etki hangisi? Düşüncelerinizi, yaşadığınız bölgeyle ilgili endişelerinizi veya önerilerinizi yorumlarda paylaşın. Belki başka okurlar da aynı kaygıları taşıyordur, birlikte farkındalık oluşturalım! Bu tür küresel iklim olayları, sürdürülebilirlik ve iklim adaptasyonu tartışmalarını bir kez daha ön plana çıkarıyor. NetHaberler ekibi, gelişmeleri ve yeni tahminleri anbean takip edip sizlere aktarmaya devam edecek. Sıcak bir yaz ve olası kuraklığa karşı dikkatli olalım. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; son tahminler Süper El Niño’nun beklenenden daha güçlü gelebileceğini gösteriyor. Türkiye’de özellikle yaz aylarında kuraklık, yüksek sıcaklık ve orman yangını riski artabilir. Siz de iklim değişikliğiyle ilgili görüşlerinizi veya yaşadığınız bölgedeki hava gözlemlerinizi yorumlarda belirtin, gündemi birlikte takip edelim. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Son Tahminler Değişti: Beklenenden Daha Güçlü Geliyor! Süper El Niño Türkiye’yi Nasıl Etkileyecek? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 04:59:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/son-tahminler-degisti-beklenenden-daha-guclu-geliyor-super-el-nino-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-080143-20260413.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/son-tahminler-degisti-beklenenden-daha-guclu-geliyor-super-el-nino-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-080143-20260413.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/son-tahminler-degisti-beklenenden-daha-guclu-geliyor-super-el-nino-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-080143-20260413.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aile Hekimliğinde Yeni Dönem: İzin ve Devamsızlık Şartları Yeniden Düzenleniyor! 8 Hafta Sınırı Geliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-aile-hekimliginde-yeni-donem-izin-ve-devamsizlik-sartlari-yeniden-duzenleniyor-8-hafta-siniri-geliyor-112760.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-aile-hekimliginde-yeni-donem-izin-ve-devamsizlik-sartlari-yeniden-duzenleniyor-8-hafta-siniri-geliyor-112760.html</link>
                    <description><![CDATA[Aile hekimliği sisteminde köklü değişiklikler yolda. Sözleşme yetkisi yerel yönetimlere devrediliyor, mazeretsiz devamsızlığa 8 hafta yasal sınır getiriliyor. 56 bin sağlık çalışanını doğrudan ilgilendiren bu taslak, idari süreçleri hızlandırırken hukuki belirsizlikleri gidermeyi hedefliyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığından Aile Hekimlerine Önemli Uyarı: Sözleşme Süreçleri Yerelleşiyor, Devamsızlığa Kesin Sınır! SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Sağlık Bakanlığı, aile hekimliği sistemini baştan aşağı yenileyecek bir kanun teklifi taslağı üzerinde çalışıyor. Türkiye genelinde yaklaşık 28 bin aile hekimliği birimi ve 56 bin sözleşmeli aile hekimi ile aile sağlığı çalışanını yakından ilgilendiren bu düzenleme, hem idari verimliliği artırmayı hem de uzun yıllardır tartışılan disiplin boşluklarını kapatmayı amaçlıyor. Mevcut sistemde sözleşme imzalama, yenileme ve fesih süreçleri büyük ölçüde merkezi düzeyde (Sağlık Bakanlığı) yürütülüyordu. Yeni taslakla bu yetki valilikler ve il sağlık müdürlüklerine devredilecek. Böylece kararlar daha hızlı alınabilecek, yerel şartlara göre esnek bir yönetim modeli oluşması bekleniyor. Bu değişiklik, bürokrasiyi azaltarak aile hekimliği hizmetlerinin vatandaşlara daha etkin ulaşmasını sağlayabilir. Devamsızlık sürelerine ilk kez net yasal sınır geliyor. Şu anda mazeretsiz olarak görev başında bulunmama durumlarında açık bir kanuni üst sınır bulunmuyor. Bu belirsizlik, hem idare hem de sağlık çalışanları açısından sorun yaratıyordu. Yeni düzenlemede ise görev başında bulunamama süresi 8 haftayı aşarsa sözleşme, herhangi bir ek işleme gerek kalmadan kendiliğinden sona erecek. Bu madde, özellikle uzun süreli izinsiz ayrılmaları önlemeyi ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürmesini hedefliyor. Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları açısından 8 hafta sınırı oldukça kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Mazeretli izinler (hastalık, doğum, askerlik vb.) bu sürenin dışında tutulsa da, mazeretsiz devamsızlıklar artık doğrudan sözleşme feshine yol açacak. Bu kuralın, sistemdeki disiplini artırırken aynı zamanda hekimlerin haklarını da koruyacak şekilde uygulanması bekleniyor. Yeni Düzenlemenin En Çok Konuşulan Maddesi: 8 Hafta Devamsızlık Sınırı 8 haftalık sınır, taslağın dikkat çeken maddelerinden biri. Mevcut uygulamada devamsızlıklar genellikle ihtar puanı sistemiyle yönetiliyordu. Ancak bu süreç hem uzun sürüyor hem de hukuki tartışmalara yol açıyordu. Yeni taslak, mazeretsiz 8 haftayı aşan durumlarda sözleşmenin otomatik feshedileceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu düzenleme, aile hekimliği birimlerinin sürekli hizmet vermesini güvence altına almayı amaçlıyor. Özellikle nüfus yoğun bölgelerde bir hekimin uzun süre görevde olmaması, binlerce vatandaşın birinci basamak sağlık hizmetinden mahrum kalmasına neden olabiliyordu. Valilik ve il sağlık müdürlüğü yetkisiyle birlikte, yerel yönetimler boşalan pozisyonları daha hızlı doldurabilecek. Öte yandan, doğum izni, askerlik veya uzun süreli hastalık gibi mazeretli durumlar bu sürenin hesaplanmasında dikkate alınmayacak. Taslakta bu ayrımlar netleştirilerek, sağlık çalışanlarının haklarının korunması hedefleniyor. Kadın aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları için mevcut 16 haftalık ücretli doğum izni (çoğul gebelikte daha fazla) gibi haklar da korunmaya devam edecek. Sözleşme Yetkisinin Yerel Yönetimlere Devri Ne Anlama Geliyor? Sözleşme imzalama yetkisinin valiliklere ve il sağlık müdürlüklerine geçmesi, aile hekimliği sisteminde önemli bir idari reform olarak değerlendiriliyor. Merkeziyetçi yapının getirdiği yavaşlık ve bürokrasi azalacak, karar alma süreçleri hızlanacak. Bu değişiklik sayesinde:  Yeni aile hekimi atamaları daha hızlı yapılabilecek. Sözleşme yenileme işlemleri yerel şartlara göre şekillendirilebilecek. Performans değerlendirmeleri ve denetimler daha etkin yürütülebilecek.  Ancak bazı aile hekimleri, yetkinin yerele devrinin standartlarda farklılık yaratabileceğinden endişe ediyor. Bakanlık ise bu geçişin eşitlik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yönetileceğini belirtiyor. Türkiye Gazetesi ve diğer güvenilir kaynaklarda yer alan bilgilere göre, taslak halen Bakanlık içinde görüşülüyor ve yakında TBMM’ye sunulması bekleniyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde 56 bin sağlık çalışanı yeni kurallara göre hareket etmek zorunda kalacak. Aile Hekimliği Sistemindeki Diğer Güncel Değişiklikler Son dönemde Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nde de önemli güncellemeler yapıldı. 9 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle askerlik ve doğum nedeniyle ayrılan hekimlere öncelik hakkı getirilirken, süre şartları eklendi. Askerlik sonrası 1 ay, doğum izni bitiminden itibaren 2 yıl 15 gün içinde başvuru yapılması gerekiyor. Ayrıca uzaktan sağlık hizmeti imkanı getiriliyor, sağlıkta şiddet durumunda hasta kaydı hızlı değiştirilebiliyor ve ASM’lerde kamera sistemi zorunluluğu gibi maddeler de gündemde. Bu gelişmelerle birlikte aile hekimliği, hem dijitalleşiyor hem de daha disiplinli bir yapıya kavuşuyor. Aile hekimleri arasında en çok merak edilen konu ise 8 hafta kuralının nasıl uygulanacağı. Sosyal medyada (X platformunda) #AileHekimi ve #Devamsizlik etiketleriyle yoğun tartışmalar yaşanıyor. Birçok hekim “Mazeretli izinler net tanımlansın” çağrısı yaparken, vatandaşlar ise “Hizmet kesintiye uğramasın” diyor. Ekşi Sözlük ve forumlarda da konu geniş yer tutuyor. Bazı entry’lerde “8 hafta uzun bir süre, acil durumlarda esneklik olmalı” görüşü öne çıkarken, diğerleri “Sistemdeki boşluklar kapanmalı, vatandaş mağdur olmasın” yorumu yapıyor. Sağlık Çalışanları ve Vatandaşlar Ne Düşünüyor? Bu düzenleme, aile hekimliğinin temel taşı olduğu birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeyi amaçlıyor. 28 bin birimde görev yapan binlerce sağlık çalışanı için yeni bir dönem başlıyor. Yetki devriyle yerel yönetimlerin sorumluluğu artarken, devamsızlık sınırı da hizmet sürekliliğini güvence altına alacak. NetHaberler SonGazete olarak takip ettiğimiz kadarıyla taslak, hekim sendikaları ve meslek odalarıyla da görüşülüyor. Amacın hem sağlık çalışanlarını korumak hem de vatandaşlara kesintisiz hizmet sunmak olduğu belirtiliyor. 8 hafta sınırı, 56 bin kişinin kariyerini doğrudan etkileyecek. Bu yüzden detayların netleşmesi büyük önem taşıyor. Özellikle mazeret kavramının geniş tanımlanması, uygulamanın adil olmasını sağlayabilir. Sizce 8 hafta devamsızlık sınırı aile hekimliği sistemine katkı sağlar mı? Yoksa daha esnek bir yaklaşım mı gerekli? Valiliklere yetki devri yerel farklılıkları artırır mı? Görüşlerinizi aşağıda yorumlarda paylaşın. Aile hekimi, aile sağlığı çalışanı, devamsızlık, sözleşme gibi konularda merak ettiğiniz başka detaylar varsa sorun, takipte kalacağız! Bu köklü değişiklikler, Türkiye’nin sağlık sistemini daha modern ve etkin hale getirme yolunda atılan önemli adımlardan biri olarak görülüyor. Gelişmeler için NetHaberler SonGazete’yi takip etmeye devam edin. Sağlık hepimizin en değerli varlığı, doğru düzenlemelerle korunmalı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Aile Hekimliğinde Yeni Dönem: İzin ve Devamsızlık Şartları Yeniden Düzenleniyor! 8 Hafta Sınırı Geliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 18:58:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/aile-hekimliginde-yeni-donem-izin-ve-devamsizlik-sartlari-yeniden-duzenleniyor-8-hafta-siniri-geliyor-220029-20260412.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/aile-hekimliginde-yeni-donem-izin-ve-devamsizlik-sartlari-yeniden-duzenleniyor-8-hafta-siniri-geliyor-220029-20260412.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/aile-hekimliginde-yeni-donem-izin-ve-devamsizlik-sartlari-yeniden-duzenleniyor-8-hafta-siniri-geliyor-220029-20260412.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Boşanma Sonrası Çocuk Psikolojisi: Karı Koca Olmasanız Bile İyi Anne Baba Olmak Zorundasınız!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-kari-koca-olmasaniz-bile-iyi-anne-baba-olmak-zorundasiniz-112719.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-kari-koca-olmasaniz-bile-iyi-anne-baba-olmak-zorundasiniz-112719.html</link>
                    <description><![CDATA[İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde; Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey’in çarpıcı açıklamalarıyla aile sistemleri, ebeveyne yabancılaşma sendromu ve çocukların özsaygısı üzerine önemli uyarılar.W]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ailede Üçgenleşme Tehlikesi ve Boşanma Sonrası Ebeveynlik Sorumluluğu Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; karı koca ilişkisi bitse bile anne-baba rolü asla sona ermez. Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey, aile danışmanlığı alanında yıllardır edindiği tecrübelerle bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyuyor. Boşanma kararları alınırken çocukların geleceği göz ardı edilmemeli. Çünkü aileye yeni bir bireyin katılmasıyla oluşan sistemler – ortak ebeveynlik, anne-çocuk ve baba-çocuk alt sistemleri – ömür boyu devam eder ve bunlardan istifa etmek mümkün değildir.39 Aile içinde yaşanan üçgenleşme, yani koalisyonlar, birçok ailenin en büyük tuzağı haline geliyor. Ebeveynler arasındaki çatışmada çocuk üçüncü taraf olarak kullanılır. Bir ebeveyn, diğerine karşı çocuğu yanına çekerek “seninle ben biriz, o yalnız” mesajı verir. Bu durum, çocuğun özsaygısını ciddi şekilde zayıflatır ve uzun vadede duygusal yaralar bırakır. Özellikle çekişmeli boşanma süreçlerinde bu risk katlanarak artar. Çocuğun bir ebeveyne aşırı bağlanması (psikolojik düğümlenme) diğer ebeveyne yabancılaşmayla sonuçlanabilir. Bu da ebeveyne yabancılaşma sendromu olarak bilinen ve çocuk istismarı kabul edilen ağır bir tabloyu doğurur.41 Tuğçe Esra Özbey gibi uzmanlar, bu sendromun genellikle velayeti alan ebeveynin manipülatif tutumlarıyla tetiklendiğini belirtiyor. Çocuk, diğer ebeveyne karşı sebepsiz nefret, öfke veya korku geliştirebiliyor. Bu süreçte çocukların ruh sağlığı büyük darbe alıyor; özgüven kaybı, empati eksikliği, hatta ilerleyen yıllarda ilişki sorunları ortaya çıkabiliyor. Boşanma öncesi çiftlerin bu sorumluluğu bilmesi hayati önem taşıyor. Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey Kimdir? Eğitim ve Tecrübesi Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey, Türkiye derecesiyle girdiği Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2017 yılında onur öğrencisi olarak mezun oldu. Ardından Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Deneysel Psikoloji alanında tezli yüksek lisansını tamamladı ve yeme bozuklukları üzerine önemli bir tez çalışması gerçekleştirdi. İkinci yüksek lisansını ise Bahçeşehir Üniversitesi Aile Danışmanlığı bölümünde yüksek onur derecesiyle bitirdi. Tez konusu, “Kadınlarda Çelişik Duygulu Cinsiyetçiliğin Aile Planlaması, Aile İçi Şiddet, Karar Alma ve Mental İyi Oluş Üzerindeki Etkisi” idi. Özbey, öğrenci yıllarında dezavantajlı çocuklarla dışavurumcu sanat etkinliklerinde yer aldı. Oyun terapisi uygulayıcısı olarak iki ayrı sertifika sahibi. Bunlardan biri Bilginet Akademi üzerinden Uzm. Kl. Psk. Fundem Ece’nin eğitimi, diğeri ise Üsküdar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Çisem Uzun’un Oyun ve Masal Terapisi Eğitimi. Türk Psikologlar Derneği üyesi olan Özbey, MMPI eğitimi sertifikasına da sahip. Yurtdışından John Hopkins, Chicago, Wesleyan, Emory ve Yale üniversitelerinden psikolojik ilk yardım, nörobiyoloji, şizofreni, bağımlılık ve ebeveynlik davranış bilimi gibi konularda sertifikalar aldı. 2025 Aile Yılı kapsamında Türk Kızılayı ile “Kadınları Güçlendirme ve Aile Bilinçlendirme Eğitimi” projesinde gönüllü eğitimler verdi. 2018 yılından beri aktif olarak danışanlarıyla çalışan Özbey, bireysel terapide psikanalitik ve davranışçı ekolleri, çift ve aile danışmanlığında ise sistemik, yapısal ve bilişsel davranışçı yaklaşımları eklektik bir biçimde kullanıyor. Çocuklarda oyun terapisi, ergenlerde bireysel terapiyle aile danışmanlığını birleştiriyor. Acı Çeken İnsan adlı kitabı 2022 yılında Frekans Yayınları’ndan çıktı ve halen tüm kitapçılarda bulunuyor. Bilimsel Psikoloji Merkezi’nin kurucusu olan Özbey, evli ve bir çocuk annesi.0 Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu: Çocuk İstismarı Olarak Görülen Tehlike Ebeveyne yabancılaşma sendromu, özellikle çekişmeli boşanmalarda sıkça karşılaşılan bir durum. Velayeti alan ebeveyn, çocuğu diğer ebeveyne karşı bilinçli veya bilinçsizce soğutuyor. Çocuk, hedef ebeveyne karşı iftira kampanyası, nefret veya temas reddi geliştirebiliyor. Bu, Richard Gardner tarafından 1980’lerde tanımlanan bir sendrom ve birçok uzman tarafından psikolojik çocuk istismarı olarak kabul ediliyor.44 Sendromun belirtileri arasında çocuğun diğer ebeveyni “kötü” olarak görmesi, onunla görüşmeyi reddetmesi ve velayetli ebeveyne aşırı bağımlılık yer alıyor. Bu süreç, çocuğun özsaygısını zedeliyor, benlik algısını bozuyor ve ileride sağlıklı ilişki kurma yetisini etkileyebiliyor. Yabancılaştırılan ebeveyn ise destek sistemini kaybediyor, yalnızlaşıyor. Tuğçe Esra Özbey’in de vurguladığı gibi, bu durum aile sistemindeki değişimlere uyum sağlanamadığında ortaya çıkıyor ve üçgenleşme ile besleniyor. Aile terapisi yaklaşımlarında üçgenleşme, Bowen’ın aile sistemleri teorisinde önemli bir kavram. İki ebeveyn arasındaki gerilim, çocuğu sürece dahil ederek azaltılmaya çalışılıyor. Ancak bu, çocuğun taraf tutmasına ve duygusal yük altında kalmasına yol açıyor. Koalisyonlar oluştuğunda aile işlevselliği bozuluyor, çocuk suçluluk veya kaygı duygularıyla baş başa kalıyor. İyi Anne Baba Olmak İçin Pratik Öneriler ve Aile Danışmanlığı Boşanma sonrası anne baba olarak sorumluluk, çocuğun her iki ebeveynle de sağlıklı bağ kurmasını sağlamaktır. Tuğçe Esra Özbey’in yaklaşımına göre, ortak ebeveynlik alt sistemi korunmalı. Çocuğun yaşına uygun iletişim, tutarlı kurallar ve duygusal destek şart. Oyun terapisi gibi yöntemler, özellikle küçük çocuklarda duyguları ifade etmeyi kolaylaştırıyor. Aile danışmanlığı süreçlerinde sistemik terapi, çatışmaları çözmede etkili oluyor. Ebeveynler, kendi duygusal yaralarını yönetmeli ki çocuklara yansıtmasınlar. Üçgenleşme’den kaçınmak için doğrudan iletişim kurmak, çocuğu aracı yapmamak gerekiyor. Boşanma öncesi ve sonrası profesyonel destek almak, çocukların özsaygısını korumada kritik rol oynuyor. Günümüzde sosyal medyada Tuğçe Esra Özbey’in paylaşımları geniş yankı uyandırıyor. Özellikle “boşanmalar psikologlar yüzünden arttı” gibi açıklamaları tartışma yaratırken, aslında evliliklerde sürdürülebilir iş birliğinin önemini vurguluyor. Aile içi şiddet, cinsiyet rolleri ve mental iyi oluş üzerine çalışmaları, birçok aileyi bilinçlendiriyor. Çocuklar boşanma sürecinde en savunmasız grup. Onların psikolojisi korunmazsa, gelecek nesillerde ilişki sorunları, düşük özsaygı ve hatta bağımlılık eğilimleri artabiliyor. Bu yüzden iyi anne baba olmak, duygusal olgunluk ve sorumluluk gerektiriyor. Tuğçe Esra Özbey gibi uzmanların rehberliğinde birçok aile, bu zor süreci daha sağlıklı atlatabiliyor. Aile sistemlerindeki değişimler, yeni yaşam döngülerini beraberinde getirir. Doğumla başlayan bu döngü, boşanmayla da yeni bir evreye geçer. Ancak anne-baba rolleri değişmez. Ebeveyne yabancılaşma sendromu gibi riskler, farkındalıkla önlenebilir. Üçgenleşme tehlikesine karşı aile terapisi, güçlü bir kalkan oluşturur. Sonuç: Çocukların Geleceği İçin Sorumluluk Boşanma kararları alınırken çocukların hakları ve ruh sağlığı ön planda tutulmalı. Karı koca ilişkisi tükense bile anne baba olarak yol yürümek zorunludur. Tuğçe Esra Özbey’in tecrübeleri, bu konuda ailelere ışık tutuyor. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; aile içi dinamikler, çocuk psikolojisi ve ebeveynlik sorumluluğu her zaman gündemde olmalı. Siz de ailenizde benzer durumlar yaşadınız mı? Üçgenleşme veya yabancılaşma riskiyle karşılaştınız mı? Yorumlarda deneyimlerinizi paylaşın, belki başka ailelere ilham olursunuz. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin #psikoloji #annebaba #çocuklar #tuğçeesraözbey #ebeveyneyabancılaşma #aile danışmanlığı &nbsp; &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Boşanma Sonrası Çocuk Psikolojisi: Karı Koca Olmasanız Bile İyi Anne Baba Olmak Zorundasınız! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 10:45:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-kari-koca-olmasaniz-bile-iyi-anne-baba-olmak-zorundasiniz-134733-20260410.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-kari-koca-olmasaniz-bile-iyi-anne-baba-olmak-zorundasiniz-134733-20260410.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bosanma-sonrasi-cocuk-psikolojisi-kari-koca-olmasaniz-bile-iyi-anne-baba-olmak-zorundasiniz-134733-20260410.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcaklıklar Mevsim Normallerinin Altına Düştü! Meteoroloji’den 42 İle Sarı Kodlu Uyarı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-sicakliklar-mevsim-normallerinin-altina-dustu-meteorolojiden-42-ile-sari-kodlu-uyari-112709.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-sicakliklar-mevsim-normallerinin-altina-dustu-meteorolojiden-42-ile-sari-kodlu-uyari-112709.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye yeniden soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına giriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, zirai don, kuvvetli yağış, kar ve rüzgar nedeniyle 42 il için sarı kodlu uyarı yayımladı. Soğuk hava yeni haftanın başına kadar sürecek. İşte bölge bölge beklenen hava durumu ve dikkat edilmesi gerekenler NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meteoroloji’den 42 İle Kritik Uyarı: Soğuk Hava ve Yağışlar Etkisini Sürdürüyor SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yurt genelinde etkili olacak soğuk hava dalgası nedeniyle 42 il için sarı kodlu uyarı verdi. Hava sıcaklıkları mevsim normallerinin altına düşerken, özellikle gece saatlerinde İç Anadolu ve Ege’de termometreler eksi değerleri gösterecek. Uyarı verilen iller arasında Afyonkarahisar, Ağrı, Ankara, Artvin, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, Kars, Kastamonu, Kırşehir, Kütahya, Mardin, Muş, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Uşak, Van, Yozgat, Bayburt, Kırıkkale, Batman, Şırnak, Ardahan, Karabük ve Kilis yer alıyor. Beklenen Hava Durumu:  Akdeniz ve Ege bölgelerinde gök gürültülü sağanak yağış etkili olacak. Doğu Anadolu’da kış geri dönüyor: Erzurum, Ardahan, Bingöl ve Kars’ta kar yağışı bekleniyor. Doğu Anadolu’nun güneydoğusu (Hakkari, Şırnak, Bitlis, Muş, Van, Elazığ) kuvvetli yağış ve yüksek kesimlerde yer yer kuvvetli kar yağışı görecek. Yağışlar pazar günü de dahil yeni haftaya kadar devam edecek.  Ankara’da Nisan’da Kar Sürprizi: Başkentte yağışlar yarın yer yer karla karışık yağmur şeklinde olacak. Yüksek kesimlerde kar bekleniyor. Sıcaklıklar hissedilir şekilde düşecek. İstanbul ve çevresinde de üç gün boyunca yağışlar sürecek. İzmir’de ise önümüzdeki günlerde parçalı çok bulutlu hava hakim olacak. Zirai Don ve Diğer Riskler Meteoroloji, özellikle tarım bölgelerinde zirai don tehlikesine karşı çiftçileri uyardı. Gece saatlerinde sıcaklıkların sıfırın altına inmesiyle birlikte ürünlerde zarar oluşma riski bulunuyor. Vatandaşların da buzlanma, don ve kuvvetli rüzgara karşı dikkatli olması isteniyor. Doğu bölgelerde çığ tehlikesi de gündemde. Yüksek kesimlere çıkacak olanların resmi uyarıları takip etmesi önem taşıyor. Bu soğuk hava dalgası, bahar aylarında alışılmadık bir “Nisan sürprizi” olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, ani sıcaklık düşüşlerinin özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı olanlar için risk oluşturabileceğini belirtiyor. Öneriler:  Dışarı çıkarken kalın giyinmeye özen gösterin. Tarım yapanlar gece don riskine karşı tedbir alsın. Yolculuk yapacaklar, ani hava değişikliklerini takip etsin. Doğu ve yüksek kesimlerde kar ve çığ uyarısına dikkat edin.  Sizce bu ani soğuk hava dalgası ne kadar sürecek? Bölgenizdeki hava durumu tahminleri tutuyor mu? Yorumlarda yaşadığınız yerdeki hava durumunu ve deneyimlerinizi paylaşın. Belki birçok okuyucuya faydalı bilgiler verirsiniz! www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; Meteoroloji 42 il için sarı kodlu uyarı verdi. Soğuk ve yağışlı hava yeni haftaya kadar etkili olacak. Gelişmeler ve güncel tahminler yakından takip ediliyor. #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sıcaklıklar Mevsim Normallerinin Altına Düştü! Meteoroloji’den 42 İle Sarı Kodlu Uyarı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:06:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sicakliklar-mevsim-normallerinin-altina-dustu-meteorolojiden-42-ile-sari-kodlu-uyari-190705-20260409.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sicakliklar-mevsim-normallerinin-altina-dustu-meteorolojiden-42-ile-sari-kodlu-uyari-190705-20260409.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sicakliklar-mevsim-normallerinin-altina-dustu-meteorolojiden-42-ile-sari-kodlu-uyari-190705-20260409.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ankara’da bir Hayırseverin Aile Bakanlığı’na Bağışladığı Bina Neden Harabe?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-ankarada-bir-hayirseverin-aile-bakanligina-bagisladigi-bina-neden-harabe-112699.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-ankarada-bir-hayirseverin-aile-bakanligina-bagisladigi-bina-neden-harabe-112699.html</link>
                    <description><![CDATA[Ankara’da hayırsever B.E. isimli bir yardımseverin Aile Bakanlığı’na bağışladığı bina harabe halde. ÇOGEM neden çocuklara fayda sağlamıyor? İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gazetemize gelen ihbarla ortaya çıkan olayda;

Ankara’da hayırsever B.E. isimli bir yardımseverin&nbsp;Aile Bakanlığı’na bağışladığı&nbsp;şehrin merkezinde Maltepe’deki&nbsp;bina harabe halde.&nbsp;ÇOGEM&nbsp;neden çocuklara fayda sağlamıyor? İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;

Ankara Behice Eren Binası: Bağışlanan Binanın Trajik Hikayesi

SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre;Ankara’da yaşayan ve artık aramızda olmayan hayırsever&nbsp;B.E.,&nbsp;Aile Bakanlığı&nbsp;kurumuna bir bina bağışlamıştı. Amacı nettir:&nbsp;Çocuklara&nbsp;ve gençlere fayda sağlamak. Ne var ki bugün o bina&nbsp;harabe&nbsp;durumda,&nbsp;tinerci&nbsp;ve&nbsp;şarapçıların uğrak yeri haline gelmiş durumda. Bu durum vicdanları sızlatıyor.&nbsp;Bağış&nbsp;amacına uygun kullanılmıyor,&nbsp;hizmet&nbsp;veremiyor. Peki yetkililer neden bu binayı&nbsp;çocuklara&nbsp;fayda sağlayacak konuma getirmiyor?

ÇOGEM Hizmeti Sokak Çocuklarına Neden Verilmiyor?

B.E.&nbsp;gibi bir hayırseverin emeği boşa mı gidecek? Binanın geçmişi aslında umut dolu. Personel kreşi olarak kullanılırken bağışçı şartına uyulması gerektiği için&nbsp;1996&nbsp;yılında kreş hizmeti sonlandı. Ardından&nbsp;1998&nbsp;Eylül’den&nbsp;2013&nbsp;yılına kadar&nbsp;ÇOGEM&nbsp;(Çocuk ve Gençlik Merkezi) olarak hizmet verdi. Bu dönemde özellikle&nbsp;2008&nbsp;ve&nbsp;2012&nbsp;kışlarında evsiz vatandaşlara barınma sağlandı. Bir yıl kadar da cinsel istismar mağduru kız çocuklarına destek verildi.&nbsp;Gerçekten de sokak çocukları için can simidiydi bu merkez.&nbsp;Sosyal çalışmacılar ve psikologlar eşliğinde eğitim, rehabilitasyon ve koruma hizmetleri sunuluyordu.

ÇOGEM’lerin Kapatılma Süreci ve Binanın Boş Kalma Dramı

ÇOGEM&nbsp;hizmeti&nbsp;2013&nbsp;tarihinde resmen sonlandı. Bir süre boş kalan bina, Gazi Mahallesi’ndeki birime bağlı ofis olarak&nbsp;1-2&nbsp;yıl hizmet verdi. En son sokak çocukları merkezi müdürlüğü olarak kullanıldı. Ancak kısa süre sonra bu hizmet de bitti.&nbsp;Türkiye genelinde bütün&nbsp;ÇOGEM’ler kapatıldı.Politikalar değişti,&nbsp;kurum bakımı modelleri yerine&nbsp;aile odaklı&nbsp;ÇES&nbsp;(Çocuk&nbsp;Evleri Sitesi) gibi yeni yapılara kaydı. Ama bu bina&nbsp;Aile Bakanlığı&nbsp;için unutulmuş gibi duruyor.

Şimdi&nbsp;harabe&nbsp;halde. Duvarlar yıkık, camlar kırık, etrafı çöplerle dolu.&nbsp;Tinerci&nbsp;ve&nbsp;şarapçı&nbsp;gruplar burayı mesken tutmuş. Ankara’nın göbeğinde, bağışlanan bir mülk bu haldeyken&nbsp;çocuklar&nbsp;sokaklarda mı kalacak?&nbsp;B.E. isimli hayırsever&nbsp;hayattayken binayı&nbsp;çocuklara&nbsp;adamıştı. Bugün ise ne kreş ne&nbsp;ÇOGEM&nbsp;ne de sokak çocukları için bir hizmet var. Yetkililer neden harekete geçmiyor? Bütçe mi yetersiz, bakım mı ihmal ediliyor, yoksa bürokrasi mi engel? Bu sorular cevapsız kalıyor.

Bağışların Amacına Uymaması ve Toplumsal Maliyet

Aile Bakanlığı’na yapılan&nbsp;bağışlar aslında büyük bir umut ışığı.&nbsp;B.E.&nbsp;gibi hayırseverler, devlete yük olmadan&nbsp;hizmetüretmek için elini taşın altına koymuş. Ama maalesef bazı&nbsp;bağış&nbsp;binaları atıl kalıyor. NetHaberler.Com’un daha önce gündeme getirdiği Muradiye Kültür Vakfı’nın Keçiören’deki çocuk evleri sitesi de&nbsp;3&nbsp;yıldır işlevsel hale getirilememiş durumda. Vakıf yetkilileri “Kullanmayacaksanız iade edin” demek zorunda kalmış. Benzer sorunlar&nbsp;B.E. isimli yardımseverin bağışladığı&nbsp;binasında da yaşanıyor.

ÇOGEM’ler aktifken ne kadar faydalıydı biliyor musunuz? Sokak çocukları burada hem barınıyor hem eğitim alıyor hem de psikososyal destek görüyordu. Kışın evsizler için sıcak bir sığınak oluyordu. Cinsel istismar mağduru kızlar güvenli ortamda iyileşme şansı buluyordu.&nbsp;Bir bina sadece beton ve demirden ibaret değil; içinde umut, gelecek ve hayatlar var.Bugün&nbsp;harabe&nbsp;olması sadece maddi kayıp değil, toplumsal bir kayıp. Ankara gibi büyük bir şehirde sokak çocukları sorunu devam ederken bu bina neden&nbsp;hizmete açılmıyor?

Aile Bakanlığı Yetkililerine Acil Çağrı: Çocuklar Bekliyor!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı&nbsp;yetkilileri bu binayı&nbsp;çocuklara&nbsp;fayda sağlayacak konuma getirebilir.&nbsp;Mevcut bakım modelleri&nbsp;ile entegre edilebilir, sokak çocukları merkezi olarak yeniden açılabilir ya da bakım ve rehabilitasyon için kullanılabilir.&nbsp;Bağış&nbsp;şartı nettir:&nbsp;hizmet&nbsp;için kullanılacak. Yetkililer harekete geçerse hem&nbsp;B.E. isimli yardımseverin&nbsp;ruhu şad olur hem de&nbsp;çocuklar&nbsp;gerçek&nbsp;hizmetalır.

Düşünün: Bir tarafta&nbsp;tinerci&nbsp;ve&nbsp;şarapçıların mekanı olmuş bir bina, diğer tarafta sokaklarda kalan masum&nbsp;çocuklar. Bu tablo kabul edilemez.&nbsp;Aile Bakanlığı’nın elinde imkanlar varken neden bu&nbsp;harabe&nbsp;devam ediyor? Bakım ve onarım için bütçe ayrılsa, personel görevlendirilse bina kısa sürede eski günlerine dönebilir.&nbsp;ÇOGEM&nbsp;ruhu yeniden canlandırılabilir.

Sokak Çocukları Sorunu ve Çözüm Bekleyen Binanın Önemi

Türkiye’de sokak çocukları sorunu kronik hale gelmiş durumda. Özellikle büyükşehirlerde&nbsp;tiner&nbsp;kullanımı, istismar ve evsizlik artıyor.&nbsp;B.E.’nin&nbsp;binası tam da bu sorunlara çözüm olmak için bağışlanmıştı. Eski raporlara göre merkezde&nbsp;9sosyal çalışmacı ve&nbsp;1&nbsp;psikolog görev yapıyordu. Çocuklara temel ihtiyaçlar karşılanıyor, aileleriyle yeniden birleşme çalışmaları yürütülüyordu. Kış aylarında evsiz vatandaşlara da kapılarını açmıştı.

Şimdi ise bina boş ve bakımsız. Bu durum hem&nbsp;bağışı boşa çıkarıyor hem de&nbsp;hizmet&nbsp;boşluğu yaratıyor.&nbsp;Aile Bakanlığıgenel olarak&nbsp;ÇES&nbsp;gibi modern merkezlerle çalışıyor ama kurumsal binaların atıl kalması ayrı bir sorun. Benzer şekilde başka&nbsp;bağışlarda da aynı şikayetler dile getiriliyor. Hayırseverler cesaretini kaybederse gelecekteki&nbsp;bağışlar da azalır.

Okuyucularımız bu konuda ne düşünüyor?&nbsp;B.E.&nbsp;binasının yeniden&nbsp;hizmete açılması için sizce ne yapılmalı? Bakanlık yetkilileri harekete geçmeli mi? Yorumlarınızı bekliyoruz. Belki sesimiz duyulur ve bu&nbsp;harabe&nbsp;bina&nbsp;çocuklara&nbsp;yuva olur.

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre;&nbsp;Aile Bakanlığı&nbsp;bir an önce bu binayı incelemeli, onarım ve&nbsp;hizmet&nbsp;planı hazırlamalı.&nbsp;B.E.’in hayırseverliği boşa gitmemeli,&nbsp;çocuklar&nbsp;için yaşatılmalı. Toplum olarak takipteyiz; umarız kısa sürede güzel haberler alırız.

#haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ankara’da bir Hayırseverin Aile Bakanlığı’na Bağışladığı Bina Neden Harabe? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:57:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ankarada-bir-hayirseverin-aile-bakanligina-bagisladigi-bina-neden-harabe-155916-20260409.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ankarada-bir-hayirseverin-aile-bakanligina-bagisladigi-bina-neden-harabe-155916-20260409.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/ankarada-bir-hayirseverin-aile-bakanligina-bagisladigi-bina-neden-harabe-155916-20260409.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MHRS Randevu Almak Zorlaştı mı? E-Nabız Entegrasyonu Randevu Sürecini Etkiledi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-mhrs-randevu-almak-zorlasti-mi-e-nabiz-entegrasyonu-randevu-surecini-etkiledi-112635.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-mhrs-randevu-almak-zorlasti-mi-e-nabiz-entegrasyonu-randevu-surecini-etkiledi-112635.html</link>
                    <description><![CDATA[MHRS sistemi e-Nabız ve e-Devlet entegrasyonuyla yenilendi, randevu alma süreci bazı vatandaşlar için daha fazla adım gerektirir hale geldi. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Sağlık Bakanlığı, Şubat 2026’da MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) üzerinde önemli bir güncelleme gerçekleştirdi. Eskiden TC kimlik numarası ve MHRS şifresi ile doğrudan giriş yapılabilen sistem, artık e-Devlet veya e-Nabız üzerinden iki aşamalı doğrulama zorunluluğu getirildi. Bu değişiklik, hesap güvenliğini artırmak amacıyla yapıldı.

MHRS’nin Kolay Kullanım Günleri ve Yeni Dönem Neden Geldi?

Eskiden MHRS, vatandaşların hastane randevularını hızlı ve pratik şekilde almasına olanak tanıyordu. Telefon veya bilgisayar üzerinden birkaç adımda işlem tamamlanabiliyor, 182 çağrı merkezine bile gerek kalmadan randevular yönetilebiliyordu. Özellikle yaşlı vatandaşlar için büyük kolaylık sağlayan bu yapı, yıllarca sorunsuz hizmet verdi.

Şubat 2026 güncellemesiyle sistem, e-Devlet ve e-Nabız entegrasyonuna geçti. Bu adım, kişisel verilerin korunması ve yetkisiz erişimlerin önlenmesi için atıldı. Şikayetvar platformuna göre, 2025 yılında haftalık ortalama 15-35 arasında seyreden şikayet sayısı, Şubat 2026’nın ilk haftasında 245’e yükselerek %545 oranında artış gösterdi. Kullanıcılar, yönlendirme adımlarının uzaması ve ara yüzün alışılmadık gelmesinden bahsediyor.

Özellikle 60 yaş üstü amca ve teyzelerimiz için bu süreç bazen daha fazla dikkat gerektiriyor. Doğrulama kodlarının kendi telefonlarına gelmesi, şifre yönetiminin artması gibi durumlar, dijital destek ihtiyacı doğuruyor. Yine de birçok kişi, çocuklarının veya yakınlarının yardımıyla sistemi kullanmayı başarıyor.

Değişiklik Neden Yapıldı? Güvenlik ve Verimlilik Açısından Ne Getiriyor?

Sağlık Bakanlığı, bu güncellemeyi veri güvenliğini artırmak için gerçekleştirdi. Eski doğrudan giriş yöntemi yerine iki aşamalı doğrulama ile hesaplar daha korunaklı hale getirildi. Benzer şekilde e-Nabız platformu da yenilendi; biyometrik giriş seçenekleri, modüler arayüz ve hızlı erişim özellikleri eklendi. Amaç, kişisel sağlık verilerine güvenli ve etkili ulaşımı sağlamak.

Mayıs 2024’te başlayan onaylı randevu sistemi de bu sürecin bir parçası. Randevudan bir gün önce saat 20.00’ye kadar onay zorunluluğu getirildi. Onaylanmayan randevular otomatik iptal olurken, gitmeyen hastalar aynı branşta 15 gün yeni randevu alamıyor. Bu düzenlemenin temel gerekçesi, yılda 81 milyon randevunun önemli bir kısmının boşa gitmesi ve 23 milyon civarında kişinin randevu alıp gitmemesiydi. Böylece randevu israfı azaltılmak istendi ve kaynaklar daha verimli kullanılmaya başlandı.

Değişiklikler, uzun vadede sağlık hizmetinin daha düzenli akmasını hedefliyor. Geçiş döneminde bazı teknik aksaklıklar ve kullanıcı alışkanlıklarının değişmesi nedeniyle süreç herkes için aynı hızda olmayabiliyor. Ancak zamanla bu adımların sisteme katkı sağlayacağı değerlendiriliyor.

MHRS Randevu İptal Kuralları Nelerdir ve Nasıl Uygulanır?

MHRS randevu iptal kuralları, özellikle onaylı randevu sistemi ile birlikte netleşti. Randevu tarihinden bir gün önce saat 20.00’ye kadar iptal işlemi yapılabiliyor. Bu süre içinde www.mhrs.gov.tr internet sitesi, MHRS mobil uygulama veya ALO 182 çağrı merkezi üzerinden iptal gerçekleştirebilirsiniz. Onay verilen randevular da aynı kanallar aracılığıyla iptal edilebiliyor.

İptal edilen randevular, olası yanlışlıklara karşı sistemde 5 dakika boyunca bekletiliyor. Bu kısa süre içinde “Geri Al” seçeneğiyle randevuyu yeniden aktif hale getirmek mümkün. Üzerinde herhangi bir işlem yapılmayan randevular ise otomatik olarak 20.00’de iptal ediliyor ve kişi tekrar randevu alabiliyor.

Önemli kural: Onayladığı halde randevuya gitmeyen veya iptal etmeyen kişiler, aynı branştan 15 gün boyunca yeni randevu alamayabiliyor. Bu uygulama, randevu israfını önlemek ve boş kalan kapasiteyi diğer hastalara açmak için getirildi. Ancak 65 yaş üstü vatandaşlar ve kanser hastaları bu kısıtlamadan muaf tutuluyor. Randevusuz hizmet alma hakkı da korunuyor.

Randevu iptal ve değişiklik işlemleri tamamen ücretsizdir. MHRS üzerinden randevu almak, iptal etmek veya değiştirmek için herhangi bir ücret talep edilmiyor.

Randevu İptal ve Değişiklik İçin MHRS Üzerinden Gelen “Borcunuz Vardır” Mesajlarına İtibar Etmeyin

MHRS randevu sisteminde iptal, değişiklik veya gidilmeyen randevular nedeniyle “borcunuz vardır”, “randevu iptal cezası”, “129,65 TL ceza” veya benzeri mesajlar alan vatandaşlar son dönemde arttı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ve Sağlık Bakanlığı, bu tür iddiaların asılsız olduğunu açıkça belirtti.

MHRS üzerinden randevu almak, iptal etmek veya değiştirmek tamamen ücretsizdir. Gidilmeyen veya iptal edilen randevular için herhangi bir idari para cezası, borç veya hizmet bedeli uygulaması bulunmamaktadır. Karşılaşılan sahte mesajlar ve uyarılar, dolandırıcılar tarafından hazırlanan kopya siteler, SMS veya bildirimler yoluyla gönderiliyor. Bu mesajlarda genellikle resmi logo ve dil kullanılarak vatandaşlar sahte ödeme sayfalarına yönlendiriliyor.

Sağlık Bakanlığı defalarca uyarı yayınladı:

MHRS randevu işlemleri için www.mhrs.gov.tr ve MHRS mobil uygulama dışında hiçbir yerden ücret istenmez.
“Randevu İptal Cezası Bildirimi” gibi başlıklar taşıyan sayfalar resmi değildir.
Linklere tıklamak, kart bilgisi veya şifre girmek kişisel verilerin çalınmasına yol açabilir.
Google aramalarında çıkan sponsorlu veya farklı adresli sitelere dikkat edin.

Bu sahte mesajlar özellikle randevu iptal ve değişiklik dönemlerinde yoğunlaşıyor. Resmi kanallar dışında gelen her türlü “borç” veya “ceza” uyarısına itibar etmeyin ve işlemlerinizi sadece doğrulanmış MHRS adresleri üzerinden yapın. Bakanlık, bu tür dolandırıcılıklar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da açıkladı.

MHRS Randevu Sistemine Başka Giriş Kolaylıkları Ne Olabilir?

MHRS’ye giriş şu anda başlıca e-Devlet ve e-Nabız üzerinden iki aşamalı doğrulama ile yapılıyor. Bu yöntem güvenlik açısından güçlü olsa da, bazı vatandaşlar için ekstra adım anlamına geliyor. Kullanıcıların yaşadığı zorluklar göz önünde bulundurulduğunda, şu giriş kolaylık önerileri daha pratik bir deneyim sunabilir:

Biyometrik doğrulama genişletilmesi: Parmak izi, yüz tanıma veya sesli doğrulama gibi seçeneklerin MHRS mobil uygulamasına daha yaygın entegrasyonu, şifre ve kod girmeyi azaltabilir. Özellikle akıllı telefon kullananlar için hızlı erişim sağlar.
Aile hekimi üzerinden destek: Aile hekimliklerinde geçici şifre veya yardımcı giriş imkanı sunulması, teknolojiye uzak vatandaşlar için büyük kolaylık olur. Bazı durumlarda aile hekimi randevu oluşturma desteği de devreye girebiliyor.
ALO 182 çağrı merkezinin güçlendirilmesi: Çağrı merkezi kapasitesinin artırılması ve sesli yönlendirmelerin iyileştirilmesiyle, telefonla randevu alma daha hızlı hale gelebilir. Özellikle yaşlılar için operatör desteği faydalı olur.
Mobil imza veya banka entegrasyonu: e-Devlet’teki gibi banka uygulamaları üzerinden hızlı doğrulama seçeneklerinin MHRS’ye eklenmesi, mevcut şifre yönetimini kolaylaştırır.
Basitlik odaklı ara yüz iyileştirmeleri: Giriş sonrası doğrudan randevu arama ekranına yönlendirme, bildirim ayarlarının kolaylaşması ve yaşlı dostu büyük butonlar gibi tasarım değişiklikleri kullanıcı deneyimini olumlu etkiler.

Bu tür kolaylıklar, güvenlikten ödün vermeden erişimi artırabilir. Vatandaşların geri bildirimleri doğrultusunda Sağlık Bakanlığı’nın ilerleyen dönemde bu yönde adımlar atması bekleniyor.

E-Nabız Yenilemesi Neden Yapıldı ve Kullanıcı Deneyimine Ne Katıyor?

E-Nabız’daki güncellemeler de dikkat çekici. Yeni tasarımda reçete görüntüleme, karekod entegrasyonu ve daha hızlı navigasyon gibi yenilikler var. Bu özellikler, sağlık kayıtlarını tek bir yerden yönetmeyi kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bazı kullanıcılar, randevu butonlarının yönlendirmelerle dağılmasından söz etse de, genel olarak sistemin daha modern bir yapıya kavuştuğu görülüyor.

X (Twitter) üzerinde vatandaşlar deneyimlerini paylaşıyor. Birçok kişi “Randevu almak eskisine göre daha fazla adım gerektiriyor” derken, kimisi de “Güvenlik için yapılan değişiklikler anlaşılır, geçişte ufak ayarlamalar yapılabilir” görüşünü belirtiyor. Forumlarda ve şikayet platformlarında da benzer geri bildirimler var: Sistem genel olarak çalışıyor, ancak özellikle yaşlılar ve teknolojiye uzak olanlar için destek ihtiyacı artmış durumda.

Yaşlı Vatandaşlar İçin Yeni Sistem Neden Zor Olabiliyor ve Ne Yapılabilir?

65 yaş üstü vatandaşlarımız, bu yeniliklerden en çok etkilenen grup. Birçoğu artık yakınlarından yardım alıyor. Sağlık Bakanlığı bazı hastanelerde ek önlemler alsa da, temel beklenti erişimin mümkün olduğunca basit tutulması yönünde.

Sistemi daha rahat kullanmak için şu adımlar faydalı olabilir:

e-Devlet’te iki aşamalı doğrulamayı önceden aktif hale getirin.
MHRS mobil uygulamasını güncel tutun ve gerektiğinde tarayıcı üzerinden deneyin.
Yaşlı yakınlarınız için 182’yi alternatif olarak kullanın.
Yaşanan sorunları ilgili platformlara ileterek geri bildirimde bulunun; bu tür yorumlar sistemin iyileştirilmesine katkı sağlar.

Değişikliklerin amacı, sağlık hizmetini daha güvenli ve verimli kılmak. Kullanıcı deneyimini iyileştirmek için zamanla ayarlamalar yapılabilir. Bu süreçte sabır ve karşılıklı anlayış önemli rol oynuyor.

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; MHRS ve e-Nabız gibi sistemler, milyonlarca vatandaşın günlük sağlık erişimini doğrudan etkiliyor. Yenilikler güvenlik ve verimlilik getirirken, geçiş döneminde yaşanan deneyimler de dikkate alınmalı. Özellikle randevu iptal kuralları, randevu iptal ve değişiklik için gelen “borcunuz vardır” gibi sahte mesajlara karşı dikkatli olmak ve giriş kolaylıkları için öneriler önemli görülüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Randevu alma sürecinde yaşadığınız deneyimleri veya önerilerinizi yorumlarda paylaşın. Belki birlikte daha iyi çözümlere katkı sağlayabiliriz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[MHRS Randevu Almak Zorlaştı mı? E-Nabız Entegrasyonu Randevu Sürecini Etkiledi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/mhrs-randevu-almak-zorlasti-mi-e-nabiz-entegrasyonu-randevu-surecini-etkiled-144112-20260405.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/mhrs-randevu-almak-zorlasti-mi-e-nabiz-entegrasyonu-randevu-surecini-etkiled-144112-20260405.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/mhrs-randevu-almak-zorlasti-mi-e-nabiz-entegrasyonu-randevu-surecini-etkiled-144112-20260405.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meclis’te Haftanın İlk Gündemi: Doğum İzni 16 Haftadan 24 Haftaya Çıkıyor! Annelere Müjde, Babalara 10 Gün İzin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-mecliste-haftanin-ilk-gundemi-dogum-izni-16-haftadan-24-haftaya-cikiyor-annelere-mujde-babalara-10-gun-izin-112629.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-mecliste-haftanin-ilk-gundemi-dogum-izni-16-haftadan-24-haftaya-cikiyor-annelere-mujde-babalara-10-gun-izin-112629.html</link>
                    <description><![CDATA[Doğum izni uzatılıyor! Kadın çalışanlara verilen doğum izni 16 haftadan 24 haftaya çıkarılıyor. Halen izinde olan anneler de bu düzenlemeden yararlanabilecek. Sosyal medya düzenlemesiyle birlikte gelen teklif, TBMM Genel Kurulu’nda bu hafta öncelikli gündeme alındı. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’ndan geçtikten sonra 7 Nisan Salı günü TBMM Genel Kurulu’nun ilk sırasına alındı. Siyasi parti grupları ortak irade göstererek teklifin bu hafta yasalaştırılmasını planlıyor. Böylece milyonlarca anne ve ailenin beklediği doğum izni uzatması hızla hayata geçecek. NURAN KIRLAK - AHDE VEFA PLATFORMU BAŞKANI Doğum İzni 24 Haftaya Çıkıyor: Annelere Ek 8 Hafta Destek Teklifle kadın memur ve kadın işçilere verilen ücretli doğum izni süresi önemli ölçüde artırılıyor. Doğumdan önce 8 hafta, doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta analık izni verilecek. Özellikle dikkat çeken nokta: Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte analık izni süresi dolmuş ancak doğum tarihinden itibaren 24 haftalık süre henüz tamamlanmamış olan annelere, talepleri halinde ek 8 hafta ilave izin hakkı tanınacak. Bu geçici madde sayesinde şu anda izinde olan binlerce kadın da yeni düzenlemeden yararlanabilecek. Sağlık durumunun uygun olduğunu raporla belgeleyen anneler, isterlerse doğum öncesi iznin bir kısmını sonraya aktarabilecek. Babalara Doğum İzni 5 Günden 10 Güne Yükseliyor Eşinin doğum yapması halinde işçiye verilen ücretli izin süresi de 5 günden 10 güne çıkarılıyor. Bu değişiklik, babaların yeni doğan bebekle daha fazla vakit geçirmesini ve annelere destek olmasını amaçlıyor. Ayrıca koruyucu aile olan memurlara, çocuğun teslim edildiği tarihten itibaren isteği üzerine 10 gün izin verilecek. Bu düzenleme, koruyucu aile sistemini teşvik ederek çocukların aile ortamında büyümesine katkı sağlayacak. Sosyal Medya ve Çocuk Koruma Düzenlemeleri Teklif sadece doğum izniyle sınırlı değil. 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ sağlayıcılar hizmet sunamayacak. Platformlar, yaş doğrulama dahil gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlü olacak. Oyun platformları da usulüne uygun derecelendirilmeyen oyunları sunamayacak. Bu maddeler, çocukların dijital dünyada daha güvenli bir ortamda bulunmasını hedefliyor. Yoksul Annelere ve Çocuklara Net Harçlık Desteği Yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınlara ve çocuklara, geçici maddi yardım kararı alınmamış olsa bile ilgili kanunda belirtilen orana göre hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık ödenecek. Bu düzenleme, ihtiyaç sahibi ailelere somut bir ekonomik destek sağlayacak. Koruyucu ve Önleyici Aile Destekleri Genişliyor Çocukların kuruluş bakımına alınmaksızın ailesi veya yakını yanında bakımı ve desteklenmesi için koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılacak. İhtiyaç halinde bölgesel şartlar dikkate alınarak sosyal ve ekonomik destek sağlanacak. Bu yaklaşım, çocukların aile ortamından kopmadan büyümesini öncelikli kılıyor. Neden Bu Değişiklikler? Aile ve Çocuk Odaklı Yeni Dönem Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, annelerin bebekleriyle daha kaliteli zaman geçirmesini, emzirme ve bakım süreçlerini rahatlatmayı amaçlıyor. Özellikle çalışan annelerin yaşadığı zorluklar göz önünde bulundurularak atılan bu adım, aile birliğini güçlendirecek ve doğum oranlarına olumlu katkı sağlayabilir. Babalık izninin 10 güne yükseltilmesi ise ebeveynler arasında sorumluluk paylaşımını artıracak. Sosyal medya yaş sınırı ve oyun derecelendirmesiyle çocuklar, dijital risklerden daha iyi korunacak. Uzmanlar, bu düzenlemelerin aile politikalarında önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Özellikle halen izinde olan annelerin de yararlanabilmesi, düzenlemenin kapsayıcılığını artırıyor. TBMM’de Bu Hafta Neler Olacak? 7 Nisan Salı günü başlayacak Genel Kurul görüşmelerinde teklifin kısa sürede yasalaşması bekleniyor. Siyasi partilerin ortak yaklaşımı sayesinde süreç hızlanacak ve düzenleme Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması, babalık izninin 10 güne yükseltilmesi ve sosyal medya düzenlemeleriyle dolu bu kanun teklifi, ailelere ve çocuklara yönelik önemli haklar getiriyor. Meclis’teki bu kritik hafta, milyonlarca ailenin hayatını doğrudan etkileyecek. Siz ne düşünüyorsunuz? Doğum izninin 24 haftaya çıkması anneler için yeterli mi, yoksa daha fazla uzatılmalı mı? Babalık izninin 10 gün olması sizce yeterli mi? Sosyal medya yaş sınırı konusunda görüşleriniz neler? Deneyimlerinizi, önerilerinizi veya merak ettiklerinizi yorumlarda paylaşın, birlikte tartışalım! #doğumizni #24hafta #meclisgündemi #sosyalmedya15yaş #ailepolitikası #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meclis’te Haftanın İlk Gündemi: Doğum İzni 16 Haftadan 24 Haftaya Çıkıyor! Annelere Müjde, Babalara 10 Gün İzin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 07:57:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/mecliste-haftanin-ilk-gundemi-dogum-izni-16-haftadan-24-haftaya-cikiyor-annelere-mujde-babalara-10-gun-izin-105834-20260405.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/mecliste-haftanin-ilk-gundemi-dogum-izni-16-haftadan-24-haftaya-cikiyor-annelere-mujde-babalara-10-gun-izin-105834-20260405.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/mecliste-haftanin-ilk-gundemi-dogum-izni-16-haftadan-24-haftaya-cikiyor-annelere-mujde-babalara-10-gun-izin-105834-20260405.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bu hafta hava durumu: Yeni haftada kış geri dönüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-bu-hafta-hava-durumu-yeni-haftada-kis-geri-donuyor-112627.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-bu-hafta-hava-durumu-yeni-haftada-kis-geri-donuyor-112627.html</link>
                    <description><![CDATA[Bahar havası yerini soğuk ve yağışlı havaya bırakıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni haftada kış geri dönüyor Meteoroloji'nin son tahminlerine göre, çarşamba günü itibarıyla sıcaklıklar sert düşecek; yurdun büyük bölümünde yağışlar etkili olurken, Doğu Anadolu bölgesi için çığ uyarısı yapıldı.  Meteoroloji&nbsp;Genel Müdürlüğü (MGM), tarafından paylaşılan uzun vade hava tahmin raporundan edinilen bilgilere göre,&nbsp;Türkiye&nbsp;genelinde hafta başında mevsim normallerinde seyreden hava sıcaklıkları, çarşamba gününden itibaren azalacak. Pazartesi ve salı günleri, yurdun batı kesimlerinde parçalı bulutlu bir gökyüzü hakim olurken; Akdeniz, İç Anadolu'nun güneyi ve Doğu&nbsp;Anadolu&nbsp;bölgelerinde yerel&nbsp;sağanak&nbsp;ve gök gürültülü sağanak yağışlar görülecek.&nbsp;İstanbul&nbsp;ve&nbsp;İzmir&nbsp;çevresinde sıcaklıklar 17-21 derece bandında seyrederken, Doğu Anadolu’da soğuk hava ve çığ tehlikesi uyarısı devam ediyor. MGM’den yapılan açıklamaya göre, çarşamba günü itibarıyla&nbsp;Balkanlar&nbsp;üzerinden gelen yeni bir soğuk ve yağışlı hava dalgası tüm yurdu etkisi altına alacak. Sıcaklıklar ülke genelinde 4 ila 8 derece arasında azalacak. Yağışlar, çarşamba günü Marmara’dan Doğu Anadolu’ya kadar neredeyse tüm illerde etkisini gösterecek. [Yeni haftada kış geri dönüyor - Resim : 1] İÇ KESİMLERDE "KIŞ" GERİ DÖNÜYOR Soğuma dalgasının en net hissedileceği günler perşembe ve cuma olacak.&nbsp;Ankara'da pazartesi günü 16 derece olan sıcaklığın, perşembe günü gündüz 9, gece ise 0 dereceye kadar düşmesi bekleniyor. Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek kesimlerinde ve bazı illerinde (Erzurum, Kars,&nbsp;Ardahan&nbsp;çevresi) yağışların karla karışık yağmur ve kar şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Batı ve güneyde kıyı kesimlerde kuvvetli sağanak yağışlar etkisini sürdürecek. ÇIĞ&nbsp;TEHLİKESİNE DİKKAT Hafta boyunca Doğu Anadolu'nun sarp ve kar örtüsü bulunan bölgelerinde "Çığ Tehlikesi" uyarısı kırmızı etiketle haritalarda yerini koruyor. Yetkililer, bölgedeki vatandaşları ve sürücüleri olası olumsuzluklara karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Meteoroloji uzmanları, ani sıcaklık değişimlerine bağlı olarak oluşabilecek sağlık sorunları, ulaşımda aksamalar ve&nbsp;zirai don&nbsp;riskine karşı vatandaşların&nbsp;güncel&nbsp;raporları takip etmesini öneriyor ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bu hafta hava durumu: Yeni haftada kış geri dönüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 07:48:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bu-hafta-hava-durumu-yeni-haftada-kis-geri-donuyor-105028-20260405.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bu-hafta-hava-durumu-yeni-haftada-kis-geri-donuyor-105028-20260405.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bu-hafta-hava-durumu-yeni-haftada-kis-geri-donuyor-105028-20260405.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sessizlerin sesi olmayı hatırlatan gün 4 Nisan!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-sessizlerin-sesi-olmayi-hatirlatan-gun-4-nisan-112619.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-sessizlerin-sesi-olmayi-hatirlatan-gun-4-nisan-112619.html</link>
                    <description><![CDATA[Nisan’ın sabahı, şehrin gürültüsünün henüz tam anlamıyla uyanmadığı o ince vakitte, kaldırımların kenarında sessizce kıvrılmış bir canlının gözlerine ilişen ilk ışıkla birlikte, insan olmanın ne demek olduğunu yeniden düşünmeye çağıran derin bir sızı gibi doğar içimize; çünkü 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü, yalnızca bir farkındalık günü değil, aynı zamanda vicdanın susmaması gerektiğini haykıran görünmez bir çağrıdır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 4 Nisan… Sessizlerin sesi olmayı hatırlatan bir gün. Zeynep MERTÇAN | İstanbul Bu çağrı, kimi zaman yağmur altında ıslanmış tüylerin arasından titreyen bir bakışta, kimi zaman soğuk bir gecede bir apartman boşluğuna sığınmaya çalışan ürkek adımlarda, kimi zaman da çöplerin arasında karnını doyurmaya çalışan bir yaşamın onurunda yankılanır; ve bizler, modern hayatın hızına kapılıp giderken, aslında her gün gözlerimizin önünden geçen bu sessiz hikâyelerin ne kadarını gerçekten görüp ne kadarını görmezden geldiğimizi fark etmeden yaşarız. Oysa bir şehrin gerçek medeniyeti, yüksek binalarında, geniş caddelerinde ya da parlak vitrinlerinde değil; en savunmasız canlılarına gösterdiği şefkatte saklıdır ve bu şefkat, çoğu zaman büyük sözlerle değil, küçük ama anlamı derin dokunuşlarla var olur: bir kap suyun kenara bırakılışında, bir parça yemeğin paylaşılmasında, korkuyla yaklaşan bir canlının güvenebileceği bir bakışta… Çünkü hayvanlar, bizden ne fazlasını ister ne de eksisini; onlar yalnızca yaşamayı, korkmadan yürümeyi, acı çekmeden var olmayı isterler ve bu istek, aslında insanın kendi varoluşuyla kurduğu en saf bağlardan biridir; zira bir canlının yaşam hakkına duyulan saygı, insanın kendi insanlığına duyduğu saygının en açık göstergesidir. Belki de en acı olan, onların bize olan güvenini çoğu zaman bizlerin kırmasıdır; çünkü bir zamanlar sevgiyle yaklaştıkları ellerden zarar gören, bir zamanlar sıcak bir yuva hayali kurarken sokağa terk edilen o masum varlıklar, yine de insanı sevmekten vazgeçmezler ve işte tam da bu yüzden, onların affediciliği bizim utancımız, sadakatleri ise bizim sınavımız olur. Bu yüzden 4 Nisan, yalnızca bir hatırlama değil, aynı zamanda bir yüzleşme günüdür; görmezden geldiklerimizle, sustuklarımızla, “ben ne yapabilirim ki” diyerek geri çekildiğimiz anlarla yüzleşme… ve belki de bu yüzleşmenin ardından, çok küçük görünen ama aslında bir hayatı değiştirebilecek kadar büyük adımlar atma günüdür. Çünkü dünya, büyük değişimlerle değil, küçük iyiliklerin birikimiyle dönüşür; ve bir gün, bir sokak köşesinde susuz kalmış bir hayvan için bırakılan su kabı, sadece onun hayatını değil, o an insanlığın kaybolmaya yüz tutmuş tarafını da kurtarır. Unutulmamalıdır ki; bir hayvanın gözlerinde korku yerine güveni görmek, bir şehrin en büyük başarısıdır. Okuduğunuz için teşekkür ederim,&nbsp; Zeynep Merçan ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sessizlerin sesi olmayı hatırlatan gün 4 Nisan! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:08:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sessizlerin-sesi-olmayi-hatirlatan-gun-4-nisan-160928-20260404.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sessizlerin-sesi-olmayi-hatirlatan-gun-4-nisan-160928-20260404.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sessizlerin-sesi-olmayi-hatirlatan-gun-4-nisan-160928-20260404.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şanlıurfa Akçakale Devlet Hastanesi’nde Kavga Kamerada! Acil Serviste Husumetli İki Aile Arasında Büyük Kavga: Camlar Kırıldı, Panik Yaşandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-sanliurfa-akcakale-devlet-hastanesinde-kavga-kamerada-acil-serviste-husumetli-iki-aile-arasinda-buyuk-kavga-camlar-kirildi-panik-yasandi-112610.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-sanliurfa-akcakale-devlet-hastanesinde-kavga-kamerada-acil-serviste-husumetli-iki-aile-arasinda-buyuk-kavga-camlar-kirildi-panik-yasandi-112610.html</link>
                    <description><![CDATA[Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde Akçakale Devlet Hastanesi acil servisinde husumetli iki aile arasında çıkan kavga, cep telefonu kamerasına yansıdı. Sözlü tartışmanın kısa sürede büyüyerek tekme-tokatlı kavgaya dönüşmesi, hastane çalışanları ve hastaları büyük paniğe sürükledi. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; 3 Nisan 2026 Cuma günü Akçakale Devlet Hastanesi acil servisinde meydana gelen olayda, muayene olmak için hastaneye gelen ve aralarında uzun süredir husumet bulunan iki aile arasında başlayan tartışma, hızla kavgaya dönüştü. Taraflar birbirine tekme ve tokatlarla saldırırken, çevredekiler cep telefonuyla anları kayda aldı. Kavga Nasıl Başladı? İddiaya göre, acil serviste tesadüfen karşılaşan iki aile fertleri arasında önce sözlü atışma başladı. Kısa sürede büyüyen tartışma, tekme-tokat ve itiş-kakışa dönüştü. Kavga sırasında acil servisteki camlar ve kapılar kırıldı. O sırada hastanede bulunan diğer hastalar ve sağlık çalışanları büyük panik yaşadı. Özellikle acil serviste tedavi bekleyen hastaların durumu, olayı daha da vahim hale getirdi. Güvenlik Görevlileri ve Hasta Yakınları Müdahale Etti Kavga, hastane görevlileri ve özel güvenlik ekiplerinin araya girmesiyle güçlükle kontrol altına alındı. Hasta yakınları da tarafları ayırmak için müdahale etti. Olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Kavga anları, çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonuyla kaydedilerek sosyal medyada hızla yayıldı. Polis Soruşturma Başlattı Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, olayla ilgili hemen soruşturma başlattı. Kavga sırasında darp edilen kişiler olup olmadığı, maddi hasar ve güvenlik kamerası görüntüleri inceleniyor. Kavgaya karışan şahıslar hakkında “kasten yaralama”, “kamu malına zarar verme” ve “görevli memura direnme” gibi suçlamalarla işlem yapılacağı belirtildi. Hastane Yetkililerinden Açıklama Akçakale Devlet Hastanesi yönetimi, olayın acil serviste meydana gelmesinin üzücü olduğunu belirterek, “Sağlık çalışanlarımız ve hastalarımız büyük korku yaşadı. Bu tür olayların hastane ortamında yaşanması kabul edilemez” dedi. Hastane güvenliğinin artırılması için gerekli tedbirlerin alınacağı ifade edildi. Benzer Olaylar ve Toplumsal Tepki Son dönemde hastanelerde yaşanan kavgalar, özellikle acil servislerde sıkça gündeme geliyor. Uzmanlar, husumetli ailelerin sağlık kurumlarında çatışmaya girmesinin hem sağlık hizmetini aksattığını hem de can güvenliğini tehdit ettiğini vurguluyor. Sosyal medyada “Hastaneler savaş alanı olmamalı”, “Acil servislerde güvenlik artırılmalı” yorumları öne çıkıyor. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; Şanlıurfa Akçakale Devlet Hastanesi acil servisinde yaşanan kavga, cep telefonu kamerasına yansıdı ve büyük tepki çekti. Sizce hastanelerde bu tür olayların önlenmesi için en etkili çözüm nedir? Acil servislerde güvenlik önlemleri sizce yeterli mi? Düşüncelerinizi ve benzer deneyimlerinizi yorumlarda paylaşın, belki bir sonraki haberimizde görüşlerinize yer veririz! #AkçakaleHastaneKavgası #ŞanlıurfaKavga #HastaneKavgası #AcilServisKavga #Sondakika #Haber #Gündem #Güncel #Haberler #SicakHaber #Keşfet #Keşfetteyiz #News #Canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Şanlıurfa Akçakale Devlet Hastanesi’nde Kavga Kamerada! Acil Serviste Husumetli İki Aile Arasında Büyük Kavga: Camlar Kırıldı, Panik Yaşandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 07:00:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sanliurfa-akcakale-devlet-hastanesinde-kavga-kamerada-acil-serviste-husumetli-iki-aile-arasinda-buyuk-kavga-camlar-kirildi-panik-yasandi-100241-20260404.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sanliurfa-akcakale-devlet-hastanesinde-kavga-kamerada-acil-serviste-husumetli-iki-aile-arasinda-buyuk-kavga-camlar-kirildi-panik-yasandi-100241-20260404.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/sanliurfa-akcakale-devlet-hastanesinde-kavga-kamerada-acil-serviste-husumetli-iki-aile-arasinda-buyuk-kavga-camlar-kirildi-panik-yasandi-100241-20260404.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Suça Sürüklenen Çocuklar: Toplumsal Yarayı İyileştirmek Mümkün mü?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-suca-suruklenen-cocuklar-toplumsal-yarayi-iyilestirmek-mumkun-mu-112600.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-suca-suruklenen-cocuklar-toplumsal-yarayi-iyilestirmek-mumkun-mu-112600.html</link>
                    <description><![CDATA[Suça sürüklenen çocuklar meselesi, aile yapısındaki bozulma ve sosyal koşulların çocukları nasıl etkilediğini gözler önüne seren kritik bir toplumsal mesele. Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın görüşleriyle mercek altına alınan bu sorun, sadece bireysel tercih değil, derin yapısal nedenlerin sonucu olarak ele alınıyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. SEYİTHAN Deliduman yazdı! Suça Sürüklenen Çocuklar (SSÇ): Toplumsal Yarayı Ne Kadar İyileştirmek Mümkün? SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; son yıllarda suça sürüklenen çocuklar sayısında dikkat çekici bir yükseliş yaşanıyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2022’de 176 bin 128, 2023’te 177 bin 174 çocuk suça karışırken, bu rakam 2024’te 188 bin 926 ile zirve yapmış, 2025’te ise 186 bin 256 olarak kaydedilmiş. Son 10 yılda yüzde 17,47’lik bir artış söz konusu. Bu çocuklar arasında %85’i erkek, %71’i 15-17 yaş grubunda yer alıyor. En sık karşılaşılan suç tipleri ise yaralama ve hırsızlık olarak öne çıkıyor. Bu rakamlar insanları derinden düşündürüyor: Acaba çocuklar suçun öznesi mi, yoksa suça sürükleyen koşullar mı asıl sorumlusu? Hukukçu Prof. Dr. Seyithan Deliduman, bu tartışmada önemli bir perspektif sunuyor. Ona göre “suça sürüklenen çocuklar” ifadesi teşhis açısından değerli ancak sorunu çözmede yetersiz kalıyor. Çünkü bu yaklaşım, meseleyi birey merkezli ele alarak sosyal, ekonomik ve psikolojik faktörleri arka planda bırakıyor. Suça sürüklenen çocuklar kavramı, çocukların suça yönelmesini bireysel bir tercih gibi gösterse de gerçekte durum çok daha karmaşık. Aile parçalanması, ebeveynler arası çatışmalar, ilgisizlik, denetim eksikliği ve sağlıklı iletişim kurulamaması gibi unsurlar riski artırıyor. Araştırmalar, suça karışan çocukların önemli bir kısmının parçalanmış ailelerden geldiğini veya aile içinde yeterince ilgi ve aidiyet göremediğini ortaya koyuyor. Bu çocuklar, aidiyet arayışında gruplaşmalara yönelip ergenlik döneminde kabul görme ihtiyacıyla olumsuz yollara sapabiliyor. Aile Yapısının Çocuk Suçluluğundaki Rolü Nedir? Aile, çocuğun ilk sosyal ortamı ve kişilik gelişiminin temel taşıdır. Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın da vurguladığı üzere, aile kurumundaki bozulmalar çocukları suça sürükleyen koşulların başında geliyor. Parçalanmış ailelerde ebeveyn denetimi zayıflıyor, iletişim kopuyor ve çocuk ihmal veya travmatik deneyimler yaşıyor. Kalabalık aileler, düşük sosyoekonomik düzey, ebeveynlerde suç öyküsü veya madde bağımlılığı gibi faktörler de riski yükseltiyor. Uzmanlara göre aile içi ilişkiler düzensiz olduğunda çocuk, model alabileceği sağlıklı bir figür bulamıyor. Baba yokluğu özellikle erkek çocuklarda otorite boşluğu yaratırken, anne-baba çatışmaları duygusal güvensizliğe yol açıyor. Bu ortamda büyüyen çocuklar, okulda başarısız oluyor, eğitimden kopuyor ve sokaklarda veya olumsuz akran gruplarında aradığını bulmaya çalışıyor. %51 gibi yüksek bir oranda okulu bırakan çocukların suça karıştığı belirtiliyor. Bu da sorunu daha da derinleştiriyor. Peki, bu koşulları ortadan kaldırmak için ne yapılmalı? Devlet, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları el ele vermeli. Nitelikli eğitim fırsatlarının yaygınlaştırılması, risk altındaki ailelere yönelik sosyal destek mekanizmaları ve aile danışmanlığı hizmetlerinin artırılması kritik önem taşıyor. Ebeveyn eğitim programları ile anne-babalar çocuk yetiştirme konusunda bilinçlendirilmeli. Çocukların sosyal hayata aktif katılımını sağlayacak spor, sanat ve kültür projeleri de gençleri olumlu yönlere kanalize edebilir. Suça Sürükleyen Koşullar ve Toplumsal Sorumluluk Suça sürüklenen çocuklar aslında toplumsal ihmallerin bir yansıması. Yoksulluk, eğitim eşitsizliği, güvensiz mahalle ortamları ve organize suç örgütlerinin çocukları hedef alması gibi etkenler bireysel iradeyi aşan bir gerçeklik yaratıyor. Bazı raporlarda çocukların %60’ına yakınının suç işlediğinin farkında olmadığı bile ifade ediliyor. Bu, bilinçsizlik ve çevresel baskının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Hukuk perspektifinden bakıldığında, çocuk adalet sistemi onarıcı adaleti ön plana çıkarmalı. Cezai yaklaşımlar yerine rehabilitasyon ve topluma kazandırma odaklı politikalar geliştirilmeli. İhtisaslaşmış çocuk evleri sayısı artırılmalı, danışmanlık tedbirleri daha etkin uygulanmalı. Şu anda 51 bin civarında çocuğa danışmanlık tedbiri veriliyor ancak kurumsal kapasite yetersiz kalıyor. Sadece 58 ihtisaslaşmış kuruluşun varlığı, sorunun büyüklüğü karşısında alarm zillerini çalıyor. Prof. Dr. Seyithan Deliduman gibi hukukçular, sorunun kökenine inmenin şart olduğunu belirtiyor. Suça sürüklenen çocuklar yerine onları suçun mağduru olarak görmek, yaklaşımı değiştirir. Bu çocuklar ihmal edilmiş, desteklenmemiş ve doğru yönlendirilmemiş bireylerdir. Onları suçlamak yerine, aile ve toplum olarak sorumluluğu üstlenmek gerekiyor. Merak Uyandıran Gerçek: Çocuklar Neden Bu Yola Düşüyor? Düşünün: Bir çocuk, sevgi dolu bir ailede mi büyüyor yoksa sürekli çatışma ve ihmal içinde mi? Okulda başarılı mı hissediyor yoksa dışlanıyor mu? Mahallesinde güvenli oyun alanları var mı yoksa sokaklar mı onun tek dünyası? Bu sorular, suça sürüklenen çocuklar sorununun derinliğini ortaya koyuyor. Ekonomik baskılar, annenin dışarıda çalışması, babanın uzun saatler çalışması veya işsizliği, ailenin çocuğa zaman ayıramamasına yol açıyor. Sonuçta çocuk, aidiyet arayışıyla olumsuz çevrelerde kendini buluyor. Güncel veriler, 15-17 yaş grubunun en riskli dönem olduğunu gösteriyor. Ergenlikteki kimlik arayışı, akran baskısı ve medya etkisi de tetikleyici rol oynuyor. Özellikle yaralama suçlarının yüksek olması, şiddetin normalleştiğini düşündürüyor. Bu noktada aile eğitimi ve okul temelli müdahaleler hayat kurtarabilir. Çözüm İçin Bütüncül Politikalar Şart Suça sürüklenen çocuklar sorununa kalıcı çözüm, bütüncül yaklaşımla mümkün. Aile yapısını güçlendirmek öncelik olmalı. Riskli ailelere erken müdahale programları devreye sokulmalı. Ebeveynler arasında sağlıklı iletişim eğitimi yaygınlaştırılmalı. Çocuklara yönelik ücretsiz psikolojik destek merkezleri artırılmalı. Devlet politikalarında çocuk hakları merkeze alınmalı. Eğitimden kopmayı önleyici takip sistemleri kurulmalı. Dezavantajlı bölgelerde spor tesisleri, kütüphaneler ve sosyal etkinlik alanları çoğaltılmalı. Sivil toplum da bu süreçte aktif rol üstlenerek farkındalık yaratmalı ve projeler üretmeli. Analiz uzmanı Taner Akkuş'un suça sürüklenen çocuklar ile ilgili başlattığı sürdürülebilir projelerden de ilham alarak; Unutulmamalı ki, her suça sürüklenen çocuk, aslında toplumsal bir yaranın göstergesidir. Bu yarayı tedavi etmek, yarını kurtarmak demek. Aile, eğitim, sosyal destek ve hukuk mekanizmaları birlikte çalıştığında çocuklar suç yerine umutla büyüyebilir. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; suça sürüklenen çocuklar meselesi, Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın da işaret ettiği gibi, koşulları değiştirmeden çözülemez. Aile kurumunu korumak ve güçlendirmek, toplumsal meseleleri ciddiye almak hepimizin görevi. Bu çocuklar geleceğimiz; onlara sahip çıkmak, yarınımızı aydınlatmak anlamına geliyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Suça sürüklenen çocuklar sorununda en büyük etkenin aile olduğunu mu yoksa sosyal ekonomik koşullar mı? Yorumlarda deneyimlerinizi veya önerilerinizi paylaşın, birlikte tartışalım! #suça sürüklenen çocuklar #hukuk #Seyithan Deliduman #makale #röportaj #aile #toplumsal meseleler #haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Suça Sürüklenen Çocuklar: Toplumsal Yarayı İyileştirmek Mümkün mü? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:17:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/suca-suruklenen-cocuklar-toplumsal-yarayi-iyilestirmek-mumkun-mu-182101-20260403.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/suca-suruklenen-cocuklar-toplumsal-yarayi-iyilestirmek-mumkun-mu-182101-20260403.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/suca-suruklenen-cocuklar-toplumsal-yarayi-iyilestirmek-mumkun-mu-182101-20260403.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Annelik İzni 8 Haftadan 16 Haftaya, Babalık İzni 5 Günden 10 Güne Çıkarıldı! TBMM Komisyonunda Kabul Edilen Kanun Teklifi Aile ve Kadın İstihdamını Güçlendiriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-annelik-izni-8-haftadan-16-haftaya-babalik-izni-5-gunden-10-gune-cikarildi-tbmm-komisyonunda-kabul-edilen-kanun-teklifi-aile-ve-kadin-istihdamini-guclendiriyor-112593.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-annelik-izni-8-haftadan-16-haftaya-babalik-izni-5-gunden-10-gune-cikarildi-tbmm-komisyonunda-kabul-edilen-kanun-teklifi-aile-ve-kadin-istihdamini-guclendiriyor-112593.html</link>
                    <description><![CDATA[Annelik izni 8 haftadan 16 haftaya, babalık izni ise 5 günden 10 güne çıkarıldı. TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi, doğum sonrası ücretli izin süresini toplam 24 haftaya (yaklaşık 6 ay) yükseltiyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; 2 Nisan 2026 Perşembe günü TBMM komisyonunda kabul edilen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kadın işçilerin doğum sonrası ücretli annelik iznini 8 haftadan 16 haftaya çıkarıyor. Böylece doğum öncesi 8 hafta ile birlikte toplam 24 hafta ücretli izin hakkı doğuyor. Babalık izni de özel sektörde 5 günden 10 güne yükseltilirken, koruyucu ailelere de 10 gün ücretsiz izin tanınıyor. Düzenleme, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın veri paylaşım yetkisini genişletiyor, konukevlerinde harçlık ödemelerini artırıyor, toplu taşıma işletmecilerine gelir desteği getiriyor ve Çocuk Koruma Kanunu’nda cinsel suçlulara yönelik katı kısıtlamalar getiriyor. Annelik İzni Düzenlemesi: Tarihsel Gelişim ve Yasal Temeller 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. maddesinde uzun yıllardır doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta ücretli annelik izni uygulanıyordu. Çoğul gebeliklerde bu süre 18 haftaya çıkabiliyordu. Yeni teklifle doğum sonrası izin 16 haftaya çıkarılarak toplam süre 24 haftaya (6 ay) ulaşıyor. Sağlık durumu uygun olan anneler, doktor onayıyla doğumdan 2 hafta önce çalışabilecek ve kalan süre doğum sonrasına eklenecek. Bu değişiklik, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda da paralel düzenlemeler getiriyor. Sigortalı kadınlar için geçici iş göremezlik ödeneği süresi de 24 haftaya (çoğul gebelikte 26 haftaya) uyumlu hale getiriliyor. Erken doğum durumunda kullanılmayan süreler otomatik olarak doğum sonrasına aktarılacak. Akademik ve uluslararası perspektiften bakıldığında, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 183 sayılı Sözleşme’si asgari 14 haftalık annelik iznini zorunlu tutuyor ve 18 haftayı tavsiye ediyor. Avrupa Birliği 2019/1158 sayılı Direktifi ise ebeveyn izinlerini güçlendirerek toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefliyor. Türkiye’de yapılan bu uzatma, ILO standartlarının ötesine geçerek AB ortalamasının (yaklaşık 18-20 hafta) üzerine çıkıyor. İsveç ve Norveç gibi ülkelerde annelik izni 40-52 haftaya kadar çıkabiliyor ve babalık izniyle birlikte ebeveyn izni paylaşılıyor. Türkiye’deki yeni düzenleme, bu ülkelerdeki “kullan-at” modeline değil, aile bütünlüğünü koruyan bir yaklaşıma işaret ediyor. Uzmanlar, uzatılan iznin kadın istihdamını olumlu etkileyeceğini ancak tek başına yeterli olmadığını belirtiyor. TÜİK 2025 verilerine göre 0-3 yaş çocuğu olan 25-49 yaş arası kadınların istihdam oranı sadece %26,9 iken erkeklerde %90,9. Annelik izninin 24 haftaya çıkarılması, annelerin iş gücüne dönüşünü kolaylaştırarak bu oranı artırabilir. Ancak kreş ve bakım hizmetlerinin yetersizliği hâlâ en büyük engel olarak görülüyor. Babalık İzni Artışı: Ebeveyn Katılımı ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İş Kanunu’nda yapılan en çarpıcı değişikliklerden biri babalık izninin 5 günden 10 güne çıkarılması. Kamuda zaten 10 gün olan bu hak, özel sektörde de eşitleniyor. Koruyucu aile olan işçilere de çocuğun teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün ücretsiz izin verilecek. Bu düzenleme, babaların çocuk bakımındaki rolünü güçlendirerek toplumsal cinsiyet eşitliğine önemli katkı sağlayacak. ILO verilerine göre dünya genelinde babaların sadece %10’u en az 10 günlük babalık izni kullanabiliyor. Avrupa’da İsveç ve İzlanda gibi ülkelerde babalık izni zorunlu ve tam ücretli uygulanıyor. Türkiye’deki bu artış, AB Direktifi 2019/1158 ile uyumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Akademik çalışmalar (örneğin Huerta ve diğerleri, 2013), babaların erken dönemde çocuk bakımına katılmasıyla annelerin ruh sağlığının iyileştiğini ve aile içi eşitliğin arttığını gösteriyor. Sosyal Hizmetler Kanunu’nda Devrim Niteliğinde Değişiklikler Teklif, Sosyal Hizmetler Kanunu’nda geniş veri paylaşımı yetkisi getiriyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sosyal yardım ve hizmetlerden yararlanan kişi ve hanelerin taşınır-taşınmaz, gelir-gider, varlık ve mali durumlarına ilişkin her türlü veriyi gerçek ve tüzel kişilerden, kamu idarelerinden ve sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait şirketlerden doğrudan talep edebilecek. Veriler elektronik ortamda işlenecek, arşivlenecek ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu şartları sağlandığında imha edilecek. Konukevlerinde kalan geliri olmayan veya yetersiz geliri olan kadınlar ve çocuklarına net harçlık verilecek. Öğrenim gören veya çalışmayan çocuklara da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çocuk bakım kuruluşlarındaki miktar kadar kesintisiz harçlık ödenecek. Bu değişiklikler, koruyucu ve önleyici sosyal hizmet modelini güçlendiriyor. Geçiş Hükümleriyle Mağduriyet Önleniyor Yeni düzenlemeler nedeniyle hak kaybı yaşanmaması için geçiş hükümleri getirildi. İsteğe bağlı sigorta ödemeleriyle ilgili eski talepler düşürülecek. Korunma kararı veya bakım tedbiri olan çocuklar için 5 yıllık süre şartı, yürürlük tarihine göre kademeli olarak 2-4 yıl olarak uygulanacak. Daha önce istihdam hakkından yararlanmamış hak sahipleri, 12 ay içinde başvurarak eski usullere göre istihdam edilebilecek. Çocuk Koruma Kanunu’nda Cinsel Suçlulara Ağır Kısıtlamalar Teklifle Çocuk Koruma Kanunu’na yeni bir hüküm eklendi. Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu ticareti, fuhuş, insan ticareti ve kasten öldürme suçlarından kesinleşmiş mahkumiyeti olanlar, çocukların yoğun bulunduğu yerlerde (okul, kreş, yurt, spor okulu, internet kafe vb.) işletme, çalıştırma veya görev alma yasağı getiriliyor. Bu kişiler ruhsat alamayacak, mevcut ruhsatlar 6 ay içinde devredilmezse iptal edilecek. Çalışanlar 6 ayda bir adli sicil belgesi ibraz etmek zorunda. Aykırılık halinde brüt asgari ücretin 3 katı idari para cezası kesilecek; 1 ay içinde düzeltilmezse 7 katı ceza uygulanacak ve ruhsatlar iptal edilecek. Bu düzenleme, çocuk güvenliğini maksimum seviyeye çıkarıyor. Toplu Taşıma İşletmecilerine Gelir Desteği ve Darülaceze Bağışlarında KDV İstisnası Katma Değer Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılarak Darülaceze’ye yapılacak gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışları KDV’den istisna tutuluyor. Toplu taşıma hizmeti veren belediye ve özel işletmecilere (şehir içi otobüs, deniz ulaşımı vb.) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesinden aylık gelir desteği ödenecek. Destek tutarı, taşıma kapasitesine göre farklılaştırılacak ve ilgili bakanlıklarca yönetmelikle belirlenecek. Uluslararası Karşılaştırmalar ve Akademik Değerlendirme Türkiye’deki bu düzenleme, ILO 183 sayılı Sözleşme ve AB 2019/1158 Direktifi ile büyük uyum gösteriyor. AB’de annelik izni ortalaması 18 haftayı aşarken, İsveç’te 480 günlük ebeveyn izni paylaşılıyor. Akademik literatürde (örneğin Strang ve Broekz, 2017), uzun annelik izninin kadın istihdamını artırdığı ancak bakım altyapısı olmadan ters etki yaratabileceği belirtiliyor. Türkiye’de kadın istihdam oranı %36,8 seviyesinde. Yeni izin süreleri, annelerin iş gücüne dönüşünü kolaylaştırarak nüfus politikasına da katkı sağlayacak. Ancak uzmanlar, kreş sayısının artırılması ve babalık izninin daha uzun tutulması gerektiğini vurguluyor. Beklenen Etkiler ve Toplumsal Yansımalar Bu değişiklikler, aile bütünlüğünü güçlendirecek, kadın istihdamını teşvik edecek ve çocuk korumasını üst seviyeye taşıyacak. SGK ödemeleri artacak, ailelere mali yük azalacak. Ancak işverenler açısından istihdam maliyetleri yükselebilir. Geçiş hükümleri sayesinde mevcut hak sahipleri mağdur olmayacak. www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; annelik izninin 24 haftaya, babalık izninin 10 güne çıkarılması Türkiye’de sosyal devlet anlayışının önemli bir adımı. Sizce bu düzenleme kadın istihdamını ne kadar artırır? Babalık izninin daha da uzatılması sizce gerekli mi? Düşüncelerinizi ve deneyimlerinizi yorumlarda paylaşın, belki bir sonraki haberimizde görüşlerinize yer veririz! #Annelikİzni #Babalıkİzni #Doğumİzni24Hafta #SosyalHizmetlerKanunu #ÇocukKorumaKanunu #TBMMKomisyonu #Sondakika #Haber #Gündem #Güncel #Haberler #SicakHaber #Keşfet #Keşfetteyiz #News #Canliyayin ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Annelik İzni 8 Haftadan 16 Haftaya, Babalık İzni 5 Günden 10 Güne Çıkarıldı! TBMM Komisyonunda Kabul Edilen Kanun Teklifi Aile ve Kadın İstihdamını Güçlendiriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 05:26:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/annelik-izni-8-haftadan-16-haftaya-babalik-izni-5-gunden-10-gune-cikarildi-tbmm-komisyonunda-kabul-edilen-kanun-teklifi-aile-ve-kadin-istihdamini-guclendiriyor-082822-20260403.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/annelik-izni-8-haftadan-16-haftaya-babalik-izni-5-gunden-10-gune-cikarildi-tbmm-komisyonunda-kabul-edilen-kanun-teklifi-aile-ve-kadin-istihdamini-guclendiriyor-082822-20260403.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/annelik-izni-8-haftadan-16-haftaya-babalik-izni-5-gunden-10-gune-cikarildi-tbmm-komisyonunda-kabul-edilen-kanun-teklifi-aile-ve-kadin-istihdamini-guclendiriyor-082822-20260403.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Otizmde Erken Tanı Hayat Kurtarır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-otizmde-erken-tani-hayat-kurtarir-112588.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-otizmde-erken-tani-hayat-kurtarir-112588.html</link>
                    <description><![CDATA[Otizmde Erken Teşhis ve Eğitimle Daha İyi Bir Gelecek Mümkün: Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı ve ilk 6 yıldaki yoğun müdahale, çocuğun geleceğini belirleyen en önemli adımdır. Uzmanlar, aileleri şüphe durumunda hemen uzmana başvurmaya çağırıyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Otizmde Erken Tanı Hayat Kurtarır: 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü

Otizmde Erken Teşhis ve Eğitimle Daha İyi Bir Gelecek Mümkün:Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı ve ilk 6 yıldaki yoğun müdahale, çocuğun geleceğini belirleyen en önemli adımdır. Uzmanlar, aileleri şüphe durumunda hemen uzmana başvurmaya çağırıyor. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;

SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde uzmanlar, otizmin nörogelişimsel bir bozukluk olduğuna dikkat çekerek ailelere net uyarılar yaptı. Uzmanlar, “Beyin gelişiminin en hızlı olduğu ilk 6 yılda yapılan müdahaleler, sürecin seyrini doğrudan etkiler” diyerek erken tanının hayati önemini vurguladı.

Bu özel günde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda ülke genelinde kamu binaları, tarihi yapılar mavi ve kırmızı ışıkla aydınlatılıyor. Seminerler, paneller, farkındalık yürüyüşleri ve söyleşilerle otizmli bireylerin toplumsal hayata katılımı destekleniyor. Nisan ayı boyunca süren etkinlikler, otizmin sadece bir gün değil, sürekli bir farkındalık konusu olduğunu gösteriyor.

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir ve Erken Tanı Neden Hayati Önem Taşıyor?

Otizm spektrum bozukluğu, sosyal iletişimde zorluklar, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla kendini gösteren nörogelişimsel bir farklılıktır. Her bireyde belirtiler farklı şiddette ortaya çıkabilir; bazı çocuklar hafif düzeyde destekle günlük hayata uyum sağlarken, bazıları daha yoğun eğitime ihtiyaç duyar.

Uzmanlar, özellikle 0-6 yaş aralığının beyin gelişimi açısından altın dönem olduğunu belirtiyor. Bu süreçte sinir bağlantıları hızla kurulur ve doğru müdahalelerle güçlendirilebilir. Erken tanı sayesinde sosyal beceriler, iletişim yeteneği ve bağımsız davranışlarda önemli ilerlemeler kaydedilebiliyor.

Güncel araştırmalar ve klinik gözlemler, 3 yaş öncesi başlayan yoğun eğitim programlarının belirtilerin şiddetini azalttığını ve çocuğun akranlarıyla daha uyumlu bir gelişim göstermesine katkı sağladığını ortaya koyuyor. “Bekle ve gör” yaklaşımı terk edilmeli; en küçük şüphede bile Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı uzmanına başvurulmalı.

Uzmanlar, otizmde ilacın değil, yoğun eğitimin temel rol oynadığını hatırlatıyor. Erken müdahale ile birçok çocuk daha bağımsız ve üretken bir yaşam sürebiliyor.

Ailelerin Mutlaka Dikkat Etmesi Gereken Erken Otizm Belirtileri

Çocuğunuzda aşağıdaki işaretlerden biri veya birkaçını fark ederseniz vakit kaybetmeden uzmana danışın:

Göz teması kurmama veya çok sınırlı kurma
İsmi söylendiğinde tepki vermeme
Konuşmada belirgin gecikme veya hiç konuşmama
Akranlarıyla karşılıklı oyun ve sosyal etkileşimde zorluk
El çırpma, sallanma, dönme gibi tekrarlayıcı hareketler
Belirli nesnelere aşırı takıntı ve dar ilgi alanları
Jest-mimik kullanımında yetersizlik
Rutinlere aşırı bağlılık ve küçük değişikliklere aşırı tepki

Bu belirtiler bazen 6-12 ay gibi çok erken dönemde bile görülebilir. 12. ayda işaret etmeme, 16. ayda tek kelime kullanmama, 24. ayda iki kelimelik basit cümle kuramama önemli uyarı işaretleridir.

Uzmanlar “Her çocuk kendi hızında gelişir ama bu bulgular varsa ‘zamanla geçer’ diye düşünmeyin” diyor. Türkiye’de aile hekimleri tarafından yürütülen Otizm Tarama ve Takip Programı sayesinde riskli çocuklar erken dönemde uzmanlara yönlendiriliyor.

Erken Müdahalede En Etkili Yöntemler Nelerdir?

Bilimsel olarak en güçlü kanıtlara sahip yöntem Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım, istenmeyen davranışları azaltırken olumlu davranışları pekiştirmeyi hedefliyor. Haftada 20-40 saat yoğun uygulama ile özellikle erken yaşlarda çarpıcı sonuçlar alınabiliyor.

Bunun yanında dil ve konuşma terapisi, sosyal beceri eğitimi, duyusal entegrasyon terapisi ve aile eğitim programları gibi multidisipliner yaklaşımlar da kullanılıyor. Ailenin sürece aktif katılımı, tedavinin başarısını önemli ölçüde artırıyor.

Türkiye’de Tohum Otizm Vakfı, çeşitli otizm dernekleri ve devlet destekli özel eğitim merkezleri bu alanda yoğun çalışmalar yürütüyor. Erken müdahale programları sayesinde birçok otizmli çocuk kaynaştırma eğitimine uyum sağlayabiliyor ve bağımsız bir yaşam kurabiliyor.

Otizm bir hastalık değil, farklılıktır. Bu farklılığın en iyi şekilde desteklenmesi ise erken tanı ve bilimsel temelli, sürekliliği olan eğitimle mümkün oluyor.

2 Nisan 2026’da Türkiye’de Otizm Farkındalığı İçin Neler Yapılıyor?

Bu yıl da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ülke genelinde geniş kapsamlı bir program hazırladı. Tarihi ve simgesel yapılar mavi ve kırmızı ışıkla aydınlatılacak, seminerler, paneller ve farkındalık yürüyüşleri düzenlenecek.

Valilikler, belediyeler ve okullar özel etkinliklerle ailelere ve topluma ulaşıyor. #OtizmeKırmızıIşıkYak ve #ErkenFarkEt kampanyaları da toplumsal bilinç oluşturmak için sosyal medyada ve sokaklarda yer alıyor.

Uzmanlar, farkındalığın ötesinde eyleme geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Aileler şüphe duyduklarında hemen harekete geçmeli, toplum ise otizmli bireylere daha kapsayıcı ve anlayışlı bir ortam sunmalı.

Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Çocuğunuzda veya çevrenizde otizm belirtisi fark ettiğinizde ilk tepkiniz ne olur? Erken tanı için ne kadar hızlı hareket ederdiniz? Deneyimlerinizi, sorularınızı veya önerilerinizi aşağıda yorumlarda paylaşın. Belki başka bir ailenin yolunu aydınlatırsınız.

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; otizm farkındalığı bir günle sınırlı kalmamalı, yıl boyunca süren bir sorumluluk olmalıdır. Her aile en ufak şüphede vakit kaybetmeden uzmana başvurmalı, toplum ise otizmli bireyleri olduğu gibi kabul eden, destekleyen bir yaklaşımla yanlarında durmalıdır.

Otizmde erken tanı, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, otizm belirtileri, erken müdahale otizm, ABA terapisi, nörogelişimsel bozukluk gibi konularda daha fazla güncel haber ve uzman görüşü için NetHaberler’i takip etmeyi unutmayın.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Otizmde Erken Tanı Hayat Kurtarır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/otizmde-erken-tani-hayat-kurtariyor-2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-203327-20260402.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/otizmde-erken-tani-hayat-kurtariyor-2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-203327-20260402.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/otizmde-erken-tani-hayat-kurtariyor-2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-203327-20260402.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Boşanma Vakaları Neden Arttı? Çocukların Ruhsal Durumu Üzerindeki Etkileri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-bosanma-vakalari-neden-artti-cocuklarin-ruhsal-durumu-uzerindeki-etkileri-112570.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-bosanma-vakalari-neden-artti-cocuklarin-ruhsal-durumu-uzerindeki-etkileri-112570.html</link>
                    <description><![CDATA[Son yıllarda istatistik verilere bakıldığında, aile kurumunu olumsuz yönde etkileyen durumlar kaynaklı aşırı borçlanma vakalarının arttığı gözlemlenmekte olup, bu gelişmelerin çocukların ruhsal durumları üzerinde de derin izler bıraktığı hususunda önemli bilgiler edinilmiştir. Bu önemli ve hassas konuya dair Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı Tuğçe Esra Özbey ile Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş, birlikte yaptıkları ortak basın açıklamasında detaylı değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Boşanmalar Neden Arttı? Çocukların Ruhsal Durumu Üzerindeki Etkileri Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı Tuğçe Esra Özbey’in Açıklamaları: “Boşanma, bir aile danışmanı olarak ele alabileceğim en tatsız konuların başında geliyor diyebilirim. Ancak, boşanmalardaki ürkütücü artışın önüne geçebilmek için bu sorunu tam anlamıyla, pek çok yönüyle tanımlamaya ve anlamaya ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum.”  Boşanmaların artışına baktığımızda, Amerika’da görülen bir artış trendinin Türkiye’de de benzer şekilde ilerlediğini görüyoruz. Bir bilim insanı olan Stephanie Coontz, Amerika’da “Modern Boşanmaların Kökeni” (The Origins of Modern Divorce) isimli makalesinde bu durumu detaylıca incelemiştir. Buna göre, Amerika’da artan boşanma oranlarında iki temel nedene dikkat çekilmektedir: Bunlardan birincisi, 1970’lerde yaygınlaşan feminizm akımının aile terapistlerini etkisi altına almasıyla birlikte, ailede rol paylaşımında eşitlik gerektiğinin vurgulanmasıdır. Boşanmaların ivme kazandığı ikinci etki ise, aşkın evlilikteki öneminin vurgulanması olarak tespit edilmiştir. O dönemde, insanlara evlilik terapistleri evlilikte asıl önemli olan şeyin “duygusal doyum, kendilerini değerli hissetmeleri ve aşk” olduğunu vurgulamaya başladılar. Bunun üzerine, insanlarda ilk anda bir gerginlik gelişti: Evlilik resmi, güçlü temelleri olan, kolay kolay sarsılamayacak kurumsal bir yapıydı. Adam akıllı bir kurumdu. Tuğçe Esra Özbey, “Nasıl olacak da duygulara bel bağlayıp evleneceklerdi? Aşk biterse ne olacaktı? Bu söylemlerin etkisi altında şoke olmuş insanlar şöyle bir öngörü geliştirdiler: ‘Aşk, evliliklerin ölümü olacak.’ Nitekim öyle de oldu. Eşleri kendilerini yeterince değerli hissettirmediği için, artık eskisi gibi sevmediği için, eski heyecan artık kalmadığı için boşanan çiftler gösterdi ki bu modern aşk —ki bence tam aşk da değil, değerlilik ve bencillik— evliliklerin ağır sınavlarını veremediler. Bu dönemden öncesinde, evlilikte pragmatik değerin daha fazla vurgulandığını, yani kadın ve erkeğin birbirleriyle evlilikleri sonucunda sosyal statü elde etmek, yaşamdaki rolleri (illa eşit olmayarak!) paylaşmak, sağlıklı çocuklar dünyaya getirmek ve yetiştirmek, maddi-manevi anlamda birbirlerine destek olmak, cinsel doyum sağlamak gibi daha gerçekçi ve psikolojik faydalara kurulu olduğunu görüyorsunuz,” ifadelerine yer verdi.  Nitekim, boşanmaların artışında, bu gibi söylemlerin yıkıcı etkisi, aslında ilk görünüşteki afyonun uzun süreli etki etmemesinden kaynaklanıyor. Evliliklerde pek çok zaman, ilk baştaki tutkulu sevgi, zamanla yerini şefkatli sevgiye bırakır. Bu durum, eşinden cinsel olarak etkilenmemek olarak algılanmamalı, bu bambaşka bir durumdur. Ancak, pek çok zaman aslında ilk dönemde de aşk zannedilen şey, pek çok karmaşık duygunun birleşimidir. Bu konuda bize yol gösteren bir psikolojik deney vardır: Aşk Köprüsü Deneyi. Bir bilimsel çalışmada, bir kadın araştırmacı erkeklerle bir köprünün üzerinde bir görüşme yapıyor. Bazı katılımcılarla görüşmeyi sallanan bir köprü üzerinde yapıyor, diğer kısmıyla ise sabit bir köprü üzerinde yapıyor. Sallanan köprüde görüşme yaptığı katılımcılar kadından daha fazla etkilenmiş gibi tepkiler veriyorlar. Bu durum, aslında şunu gösteriyor: Duygularımızı pek çok zaman farklı yorumlayabiliyoruz. Aslında “hoşlantı” zannettiğimiz duygu, “heyecan, belirsizlik” ve hatta “kaygı” dahi olabilir. Tuğçe Esra Özbey, boşanmalardaki artıştaki bir diğer nedenin sosyal medya olduğunu belirterek şöyle devam etti: Sosyal medya aracılığıyla pek çok ilişki tavsiyesine maruz kalıyorsunuz, ancak tavsiye veren kişilerin pek çoğu alanlarında yetkinliğe sahip değiller. “Aldatan erkek davranışları” gibi videolar nedeniyle, insanlar artık eşlerinin davranışını da durduk yere kötü anlamlar çıkaracak şekilde yorumlamaya başladılar. Bu durum iletişimde de niyet okuma gibi nedenlerden dolayı ciddi tıkanıklıklara yol açıyor. Aldatma hakkında ne zamandır bu kadar rahat konuşabiliyoruz? Evliliğin en temel kuralı sadakattir. Bu gibi kişilere riskli evliliklerden kişiler pek çok zaman başvurup danışmanlık da alabiliyorlar. “İlişki koçu” unvanını kullanan bir insanın lisans eğitiminin son derece alakasız bir branştan olduğuna rastlamak çok da zor değil. Mesleki tanımların ve sınırların netleştirilmesi bu anlamda çok önemli diye düşünüyorum. Mesleki yetkinlik konusunda da ciddi belirsizlikler var. Bir aile danışmanlığı eğitimine başvuruyorsunuz 450 saat, bir diğeri 40 saat ve her ikisinden eğitim alan da “Aile danışmanı” unvanını kullanıyor. Ben aile danışmanlığı alanında tezli yüksek lisans yaptım ve 2 yıllık eğitim sürecinde yalnızca tezi bile 450 saatte bitirememişimdir. Sektörde kimlerin bu iş konusunda yetkin sayılabileceği konusunda çizgilerin netleştirilmesine ihtiyacımız var. Bu konuda ciddi denetimler yapılmalı. İnsanlar da evliliklerinde, hem evlilik öncesi dönemde hem de evlilik sonrasında destek almak istediklerinde mutlaka yetkinlik ve yeterlilik konusunda hassas olmak durumundalar. Çok acı bir durum olmakla birlikte, yetkinlik ve yeterlilik dahi işin birazcık başlangıcıdır. Eğer eğitim alanında yetkin bir uzman bile, aile konusunda hassasiyete sahip değilse, boşanma tavsiyesi verebiliyor ya da gelen çiftlere boşanmanın da bir yol olabileceğini ima edebiliyor. Üstelik bu tavsiyeyi verdiğinde hesap vereceği hiç kimse yok. Denetimler yanı sıra, etik sınırların netleştirilmesiyle ilgili akademik çalışmalar yürütülmesine çok ihtiyacımız var. Tuğçe Esra Özbey, “Boşanmaların artışında nedenler arasında çiftlerde gerçekçi olmayan beklentiler, ailede rol dağılımının dengeli ve adaletli olmaması, iletişim problemleri, çatışma yönetimi konusunda yetkinliğin olmaması gibi durumlardan bahsedebilirim ama bunlar, aslında çok kolaylıkla çözülebilir durumlar. Bir çift, yetkin birinden danışmanlık aldığında birkaç haftada bu problemler ortadan kalkabilir. Bence boşanmaların asıl kökeninde, maruz kaldığımız bazı söylemlerin zehri ve iyileşmek için başvurulan aile danışmanlığı müdahalelerinde evliliklerin iyice yaralanması, hatta tam da bu alanlardaki müdahalelerin yetkinlik ve yeterlilik temellerine oturmaması, etik sınırlar içinde gerçekleştirilmemesi (ki böyle sınırlar bahsettiğim gibi yok, çizilmedi) solup gitmesi var. Tüm bu süreçte, Amerika’dan ihraç ettiğimiz aile terapilerini kültürümüze uygun bir şekilde uygulanması da kritik önem arz ediyor. Kültürel psikoloji alanında çok değerli akademik çalışmaları olan, mezun olduğum Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmış rahmetli Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, her bilim branşının bir bağlamda doğduğunu, psikolojinin de Batı kültürel bağlamında doğduğunu, ancak ürettiği bilimsel bulguların farklı kültürel bağlamlarda tekrar edildiğinde (replikasyon çalışması) çok farklı sonuçlarla karşılaşabileceğimiz konusunda bizi uyarır. Bu anlamda, kültüre duyarlı aile danışmanlığı hizmetlerine erişimin artması, uzmanlar olarak oradan elde edilen doğruların bizim kültürümüze uyup uymadığı konusunda ciddi anlamda sorgulama sürecinden geçmemiz de kritik önem arz ediyor. Evlilik öncesi dönemde çift eğitimleri de boşanmaların öncesinde çok değerli müdahalelerdir ve yine bu programların yaygınlaştırılmasına yönelik projeler de çok kıymetli diye düşünüyorum,” diyerek sözlerini tamamladı. Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş’un Boşanmalarda Çocuk Psikolojisi Üzerine Açıklamaları: Sosyal hizmetler ve iletişim uzmanı Taner Akkuş, konuya dair yaptığı açıklamada; “Boşanmalarda çocuk psikolojisi, boşanma, günümüz toplumlarında sıkça yaşanılan toplumsal bir olaydır. Boşanmalarda çocuk psikolojisi, çocuğu olan çiftlerde boşanma sadece eşler arasında yaşanan bir süreç olmayıp çocukları etkileme potansiyeli de oldukça yüksek olan birçok değişikliği de beraberinde getirebilecek bir durumdur. Ancak doğru yaklaşım ve tutumlarla illaki çocukları kötü yönde etkilemesi kaçınılmaz olan bir durum değildir,” ifadelerine yer verdi.  Boşanma çocuklara nasıl anlatılmalıdır? Sosyal hizmetler ve iletişim uzmanı Taner Akkuş, “Boşanmalarda çocuk psikolojisi, çocukların bu durumdan en az zararla çıkmalarını sağlamak için ebeveynlerin bilinçli ve birlikte hareket etmeleri gerekmektedir,” dedi. Boşanma öncesinde konu basit bir dille onlara anlatılmalı ve duruma alışmaları sağlanmalıdır. Ebeveynlerinin boşanmasından birçok çocuk kendini sorumlu hissetmektedir. O yüzden sözcüklerimizi kullanırken dikkatli olmak gerekir. Bundan başka korku, üzüntü, gerileme, okul başarısında düşme, ebeveynlerini barıştırma arzusu, yalnızlık, reddetme, uyku sorunları gibi birtakım olumsuz duygular da çocuklarda sıkça rastlanılan sorunlar arasındadır. Ancak bu tepkiler her çocukta olmamaktadır veya aynı şiddette olmamaktadır. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir. Çocuk açısından basitçe düşünülürse, o güne kadar en fazla bağlı olduğu iki kişiye yani anne ve babasına, bundan sonra eşit olarak ulaşamayacak ve dünyası bir anlamda bölünecektir. Boşanma sonrasında çocuk artık sadece tek bir ebeveyniyle, ki genellikle bu ebeveyn anne olmaktadır, aynı evde yaşayacaktır. Akkuş, boşanma sonrasında çocuğun gerek birlikte yaşadığı gerekse evden ayrılan ebeveyniyle görüşme sıklığı, anne ve babanın çocukla ilgili sorumlulukları ve çocukla ilgili işlerin yerine getirilmesi gibi birçok alanda büyük değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hem anne hem de babanın boşanma sonrasında çocuklarıyla ilişkilerini sürdürürken yeni duruma uyum sağlamaları ve çocuklarıyla ilişkilerini yeniden yapılandırmaları gerekmektedir. Boşanan anne-babaların en büyük zorluklarından birisi, kendileri zor bir dönemden geçerken ve yeni bir duruma uyum yapmaya çalışırken çocuklarına daha fazla ilgi göstermek ve tutarlı olmak zorunda kalmalarıdır. Hem anne hem de babanın çocuklarının okuldaki ya da okul dışındaki etkinliklerine sık ve düzenli katılması çok önemlidir. Ayrıca, çocuğun bir ebeveyninin evinden diğerine gittiğinde kendisi için özel bir mekan, oyun arkadaşları gibi uygun koşulları bulması gerekmektedir. “Boşanmalarda çocuk psikolojisi, anne ve babaların boşanma sebepleri ne olursa olsun aralarındaki kişisel öfke, kin ve intikam duygularını diğer ebeveynin çocukla ilişkisini bozmamak açısından geri planda tutmalı ve aralarında sadece bakış açısı farklılığı olduğu, eskisi gibi anlaşamadıkları ve aralarındaki sevginin sona erdiğini ama her ikisinin de ona olan sevgisinin artarak devam ettiğini mutlaka ama mutlaka bildirmek ve diğer aile bireylerinin de çocuğa bu doğrultuda yaklaşmalarını sağlamak en doğru olandır. İlerleyen süreçte çocuğun yaşı ilerledikçe bazı olayları ve durumları anlayabilecek ve objektif bir şekilde anlayabilecek, insan ilişkilerini her yönüyle değerlendirebilecek bir yaşa geldiğinde uygun bir ortamda, uygun bir yöntem ve dille gerekli açıklamalar yapılabilir,” vurgusunda bulundu. Taner Akkuş, boşanmalarda çocuk psikolojisine bakıp bütün bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda, boşanma sürecinde ve sonrasında ebeveynlerin hem doğru yolu izlemek, doğru yaklaşımları geliştirmek, hem de çocuğun duygusal ve/veya davranışsal olarak gösterdiği veya gösterebileceği tepkilere hem yardımcı olmak hem de koruyucu olmak açısından bir uzmanın gözetiminde bu sürecin geçilmesi elbette ki en sağlıklı olanıdır, diyerek sözlerini tamamladı. Her iki uzman da, boşanma olgusunun toplumsal ve bireysel boyutlarını derinlemesine ele alarak, özellikle çocukların korunması, kültüre duyarlı yaklaşımlar ve mesleki yetkinliğin önemine dikkat çekmişlerdir. Bu açıklamalar, aile kurumunun güçlendirilmesi ve gelecek nesillerin ruhsal sağlığının korunması açısından kamuoyuna önemli bir katkı sunmaktadır. büyük zor &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Boşanma Vakaları Neden Arttı? Çocukların Ruhsal Durumu Üzerindeki Etkileri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:41:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bosanma-vakalari-neden-artti-cocuklarin-ruhsal-durumu-uzerindeki-etkileri-174406-20260401.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bosanma-vakalari-neden-artti-cocuklarin-ruhsal-durumu-uzerindeki-etkileri-174406-20260401.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/bosanma-vakalari-neden-artti-cocuklarin-ruhsal-durumu-uzerindeki-etkileri-174406-20260401.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aile Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü AKL Polikliniği’ne Ziyaret]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-aile-bakanligi-istanbul-il-mudurlugu-akl-poliklinigine-ziyaret-112547.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-aile-bakanligi-istanbul-il-mudurlugu-akl-poliklinigine-ziyaret-112547.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul’un Ataşehir ilçesinde faaliyet gösteren AKL Polikliniği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü heyetinin önemli bir ziyaretine ev sahipliği yaptı. Bu buluşmada toplum sağlığı, aile yapısının güçlendirilmesi ve özellikle suça sürüklenen çocuklar konusu detaylıca ele alındı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü, Ataşehir’deki AKL Polikliniği’ni Ziyaret Etti: Toplum Sağlığı ve Suça Sürüklenen Çocuklar Masaya Yatırıldı.&nbsp;İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;

AKL Polikliniği’nde Önemli Ziyaret: Sağlık ve Toplumsal Sorunlara Çözüm Arayışı



SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü heyeti, Ataşehir’de yer alan AKL Polikliniği’ne resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Programda AKL Polikliniği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıl ve deneyimli gazeteci Taner Akkuş da yer aldı. Heyet, klinik yönetiminin misafirperverliğinden dolayı teşekkürlerini iletirken, Mehmet Akıl da bakanlık heyetine teşekkür ederek “AKL’yi şereflendirdikleri” için minnettar olduğunu belirtti.

Ziyaret sırasında toplum sağlığı ön plana çıktı. Katılımcılar, modern sağlık hizmetlerinin birey ve aile üzerindeki olumlu etkilerini tartıştı. Özellikle suça sürüklenen çocuklar konusu büyük önem taşıdı. Uzmanlar, bu çocukların aile ortamından kopuşu, toplumsal entegrasyon sorunları ve uzun vadeli etkilerini ele aldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu alandaki önleyici ve rehabilite edici çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Mehmet Akıl, konuşmasında AKL Polikliniği’nin sadece tıbbi hizmetlerle sınırlı kalmadığını, toplumsal sorumluluk projelerine de katkı sunduğunu ifade etti. Klinik, sağlık alanında saç ekimi, estetik ve diş tedavileri gibi hizmetleriyle biliniyor; ancak bu ziyaretle daha geniş bir vizyon ortaya kondu. Gazeteci Taner Akkuş da medya perspektifinden toplum sağlığı ve çocuk sorunlarına dikkat çekti.



Bu tür ziyaretler, kamu-özel sektör iş birliğinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. İstanbul İl Müdürlüğü yetkilileri, benzer programların artarak devam edeceğini işaret etti. Suça sürüklenen çocuklar meselesi, son yıllarda TÜİK verilerinde de artış gösteren bir toplumsal sorun olarak öne çıkıyor. Bakanlık, bu konuda koruyucu aile modelleri, danışmanlık hizmetleri ve rehabilitasyon programlarını yaygınlaştırmaya çalışıyor.

AKL Polikliniği yönetimi, ziyaretin ardından “Toplum sağlığı için atılan her adım bizleri motive ediyor” mesajı verdi. Program, katılımcıların karşılıklı teşekkürleriyle sona erdi ve gelecekteki ortak projeler için umut vaat etti.

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; böyle anlamlı buluşmalar, sağlık ile sosyal hizmetlerin kesişim noktasında değerli adımlar atılmasını sağlıyor. Sizce de suça sürüklenen çocuklar sorununa kalıcı çözümler için daha fazla iş birliği şart mı? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın, belki birlikte farkındalık yaratabiliriz!

#haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Aile Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü AKL Polikliniği’ne Ziyaret - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 16:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/aile-bakanligi-istanbul-il-mudurlugu-akl-poliklinigine-ziyaret-i-193405-20260330.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/aile-bakanligi-istanbul-il-mudurlugu-akl-poliklinigine-ziyaret-i-193405-20260330.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/aile-bakanligi-istanbul-il-mudurlugu-akl-poliklinigine-ziyaret-i-193405-20260330.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hava durumu: İl il Türkiye havalar nasıl?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.nethaberler.com/haber-hava-durumu-il-il-turkiye-havalar-nasil-112534.html</guid>
                    <link>https://www.nethaberler.com/haber-hava-durumu-il-il-turkiye-havalar-nasil-112534.html</link>
                    <description><![CDATA[29 Mart 2026 (Bugün - Pazar) Türkiye geneli hava durumu:Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne göre yurt genelinde parçalı ve çok bulutlu bir hava hakim. Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu ile Doğu Karadeniz hariç hemen hemen her yerde yağmur ve sağanak yağış bekleniyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Özellikle Ege, Akdeniz kıyıları, Marmara'nın doğusu ve Batı Karadeniz'de yer yer gök gürültülü sağanak ve kuvvetli yağışlar etkili olabilir. Yüksek kesimlerde (Bolu, Kütahya, Afyonkarahisar, Isparta, Kayseri ve Doğu Anadolu yüksekleri) karla karışık yağmur ve kar geçişi görülebilir. Sarı kodlu uyarı verilen iller (kuvvetli sağanak ve fırtına riski nedeniyle): Ankara, Antalya, Bolu, Isparta, Kastamonu, Sakarya, Zonguldak, Bartın, Karabük, Düzce ve bazı kaynaklarda İzmir, Bursa, Manisa, Muğla, Afyonkarahisar, Aydın, Burdur, Denizli, Kütahya, Uşak gibi iller de dahil (toplam 10-12 il civarı). Yağışların yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor, sel ve su baskını riskine dikkat. Büyük şehirler için bugün (29 Mart):  İstanbul: Çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı (öğle saatlerinde yer yer kuvvetli). Sıcaklık 9-12/14°C civarı, serin ve nemli hissedilecek. Ankara: Parçalı/çok bulutlu, aralıklı yağmur/sağanak ihtimali. Sıcaklık 8-11/14°C. İzmir: Çok bulutlu, aralıklı sağanak (yer yer gök gürültülü). Sıcaklık 12-19°C bandı. Antalya: Bulutlu, sağanak yağışlı ihtimali yüksek. Sıcaklık 13-17°C civarı. Diyarbakır: Parçalı bulutlu, yerel sağanak ihtimali. Sıcaklık 8-16°C aralığı.  30 Mart 2026 (Yarın - Pazartesi) tahmini: Yağışlı sistemin etkisi büyük ölçüde devam edecek ancak bazı bölgelerde hafifleyebilir. Güney ve batı kesimlerde sıcaklıklar mevsim normallerinin biraz altında seyrederken, diğer bölgelerde normallere yakın olacak. Yağışlar özellikle batı ve orta kesimlerde yerel olarak devam edebilir, doğuda daha az etkili. Genel olarak parçalı bulutlu ve yer yer yağışlı bir gün bekleniyor. Hafta ortasına doğru sıcaklıklarda hafif artış öngörülüyor. Özetle: Bugün (29 Mart) yağışlı ve serin bir hava var, özellikle batı ve güneybatıda kuvvetli sağanaklara dikkat. Şemsiye, mont ve dikkatli sürüş şart. Yarın (30 Mart) benzer ancak biraz daha az yağışlı geçebilir. Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu hariç ülke genelinde yağış riski yüksek. İstanbul'daysan bugün dışarı çıkacaksan şemsiyeyi unutma, öğleden sonra sağanaklar artabilir. Hangi ildeysen daha detaylı bilgi istersen söyle (örneğin yarınki tahmin veya belirli bir saat aralığı), hemen bakayım!  Güncel resmi bilgi için mgm.gov.tr sitesini veya Meteoroloji uygulamasını kontrol etmeni öneririm, çünkü yerel gelişmeler hızla değişebiliyor. &nbsp; Gerçek Durum (29 Mart 2026 itibarıyla MGM kaynaklarına göre):  Haftalık tahmin (23-29 Mart 2026): Hava sıcaklıklarının güney ve batı kesimlerde mevsim normallerinin altında, diğer yerlerde ise mevsim normalleri civarında seyretmesi bekleniyor. Genel görünüm: Ülke genelinde parçalı ve çok bulutlu hava hakim. Yağışlar (yağmur, sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak) özellikle Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Marmara gibi batı ve orta bölgelerde etkili. Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu hariç birçok yerde yağış var. Yüksek kesimlerde (Bolu, Kütahya, Afyon, Isparta, Kayseri ve Doğu Anadolu yüksekleri) karla karışık yağmur ve kar geçişi mümkün. Sıcaklıklar: Genel olarak mevsim normalleri civarı veya batı/güneyde biraz altında. Haberdeki "mevsim normalleri üzerinde ısınma" ve "soğuklar büyük ölçüde geriledi, ılıman bahar havası" ifadeleri abartılı veya eski bir tarihe (16 Mart civarı) ait görünüyor. Son haftalık tahminlerde batı ve güneyde serinleme vurgusu yapılıyor. Uyarılar: Bazı bölgelerde kuvvetli yağış (sarı kod) riski var, özellikle batı Akdeniz ve kuzeybatı kesimlerde yerel kuvvetli sağanaklara dikkat. Doğu kesimlerde karla karışık yağmur ve yükseklerde kar etkili olabilir.  Öne çıkan büyük şehirler için yaklaşık güncel tahmin (MGM ve diğer kaynaklardan derleme):  İstanbul: Parçalı/çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı. Sıcaklıklar yaklaşık 9-15°C civarı (sabah serin, öğleden sonra hafif yükselme). Poyraz veya güneybatı rüzgarı etkili olabilir, serin hissediliyor. Ankara: Parçalı/çok bulutlu, aralıklı yağmur/sağanak ihtimali. Sıcaklıklar 8-14°C bandında, nispeten ılıman ama yağışlı. İzmir: Parçalı/çok bulutlu, aralıklı sağanak (yer yer kuvvetli). Sıcaklıklar 12-19°C civarı. Antalya: Yağışlı (sağanak) ihtimali yüksek, güney kıyılarda daha ılıman ama nemli. Diyarbakır ve Doğu Anadolu: Yerel sağanak, yükseklerde karla karışık yağmur/kar geçişi. Sıcaklıklar daha düşük olabilir.  Haberin bahsettiği "soğuk hava dalgası geriledi, mevsim normalleri üzerinde ısınma" ve örnek sıcaklıklar (İstanbul 10-15°C, İzmir 12-18°C vb.) kısmen benzer olsa da, genel trend MGM'nin son açıklamalarına göre batı ve güneyde normallerin altında veya civarında seyrediyor. "Tişört havası" veya güçlü bahar ısınması ifadeleri şu an için pek uymuyor — Mart sonu için tipik serin ve yağışlı geçiş havası geçerli. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.nethaberler.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hava durumu: İl il Türkiye havalar nasıl? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 07:38:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hava-durumu-il-il-turkiye-havalar-nasil-104035-20260329.gif" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hava-durumu-il-il-turkiye-havalar-nasil-104035-20260329.gif"/>
                    <enclosure url="https://www.nethaberler.com/images/haber/hava-durumu-il-il-turkiye-havalar-nasil-104035-20260329.gif" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>